22 Nisan 2013 Pazartesi

Büyüme Stratejileri

Bir taraftan yabancıların ambalaj sektörüne girmesi, diğer taraftan yerli yatırımcıların küçük çaplı girişimleri süreken; “büyümenin teorisi var mıdır” diye düşündüm. Türkçe olarak bulduğum kaynaklar, genellikle Kobiler için yazılmış idi. Aşağıdaki linkteki çalışma, Türkçe olanlar içinde belki en faydalısı ama; “bana danışın” havasında yazılmış.
Literatüre göre, temelde 4 tip büyüme stratejisi vardır. 
Bu stratejiler:
1)Yeni ürün ile Yeni pazarlara girme
2)Mevcut ürünü yeni pazarlarda satma
3)Mevcut Pazar için yeni ürünler geliştirme
4)Mevcut ürünü, mevcut pazarda daha çok satma

adresinden aldım.
Yukarıdaki şekle göre, şirketler:
#1: Mevcut ürünleri ile mevcut pazarlarına odaklanmalı ve daha çok satmaya çalışmalıdır. Maliyeti en düşük olan stratejidir, ancak öldürücü fiyat  rekabeti getirmektedir. "Esas işinde kal ve büyümeye çalış."
Güçlü sermaye yapısı ve düşük maliyet, bu stratejinin olmazsa olmazlarıdır. Eski yıllarda (yüksek enflasyon dönemlerinde) çok uygulanan bu strateji; günümüzde bir kağıt üreticisi tarafından layıkı ile tatbik edilmektedir. Ayrıca, satılmak istenen şirketin büyütülmüş gösterilmesi için de bir ilaçtır.

#2: Mevcut ürünleri, farklı pazarlarda satmayı tavsiye eden bu strateji; Mavi Okyanus stratejisi gibidir. Oluklu mukavva ambalaja çok farklı pazarlar bulmak neredeyse imkansız gibidir. Ve kullanım alanları sınırlıdır. Oyuncak, dekor, tabut,...gibi.

#3: Mevcut Pazar için yeni ürünler geliştirilmesini tavsiye eden bu stratejiyi hemen herkes uygulamaktadır. Esasen iki kademeli ürün geliştirme söz konusudur:
1)Teknolojide büyük bir değişiklik olmadan, daha kolay kullanılan, daha çevreci, daha ucuz, başka ambalajları (ahşap sandık gibi) devre dışı bırakan ürünler geliştirmek. Bu şekilde geliştirilmiş bir ambalajı, (müşterinin çanak tutması ve/ya etik dışı davranarak) ufak tefek farklar ile geliştirmiş gibi yapmak.
Ambalajı hacim haline getirip-teslim etmek, kutu ile birlikte palet vs teslim etmek bu kapsamda sayılabilir.
Bu kademe çok sınırlı ölçüde yeni iş yaratmaktadır.
2)Yeni teknoloji ile aynı ürünü, daha renkli, daha hatasız, daha hızlı, daha hafif ve daha ucuz üretmek. Ofsete yakın baskı ile ofset pazarından iş almak, düşük gramajlı kağıtla aynı mukavemeti tutturmak, gibi örnekler sayılabilir.
Esas yeni iş yaratma kabiliyeti, yeni teknolojiye dayanmaktadır. Dubai Packaging adlı şirketin, Pazar payını arttırmak için ne düşündüğü, şu linkten okunabilir: http://www.isnare.com/?aid=1813870&ca=Business

#4: Yeni ürünler ile yeni pazarlara girme stratejisi, yeni maceraları teşvik etmektedir.

Yukarıda sayılmayan diğer bir strateji ise satın alma veya birleşmeler yolu ile büyümedir. Ülkemize gelen yabancılar, bu stratejiyi uygulamaktadır. Avrupa'da azalan pazar payını (veya tüketimi) daha çok büyüme ihtimali olan bir pazarda yatırımla iyileştirmektedirler.

Yabancılar, #4'de oldukça başarılı sonuçlar da almaktadır. Kağıt üretirken, hurda kağıt toplama, oluklu mukavva, preprint, miğfer boru/köşebent ve ofset üretimi yapma neredeyse standarttır. Bazı şirketler ise plastik torba (bag in box için) ve plastik oluklu gibi kağıtla ilgisi olmayan sektörlere de girmektedirler.

Ülkemizde hangi strateji daha iyidir? Sorusuna, ben #4 diyorum. Oluklu mukavva pazarında gelişim yavaşladığına göre (ülkemiz büyümesi 4%'den az olduğu için), yeni oluklu yatırımları; karlılıkları azaltma (belki de zarar edilmesi) etkisi yaratacaktır.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Mavi Okyanus – Kırmızı Okyanus

Kısaca “Blue Ocean Strategy” olarak adlandırılan, strateji geliştirme kitabı 2005’de W. Chan Kim ve Renee Mauborgne tarafından yazılmış, olduğunu bilmiyor idim. 9 Nisan 2013 günü EBSO’da ki bir toplantıda Sayın Ruhi MOLAY’ın sunumundan, “Mavi Okyanus  Kırmızı Okyanus” kavramlarını öğrendim. Ruhi bey, sunumunda, ambalaj sektörünün içinde bulunduğu yıpratıcı rekabet ortamından kurtulması için mavi okyanus stratejisine geçmesi gerektiğini anlattı. İlk anda kavrayamadım ve araştırdım:
Yazarlar, 1880 ila 2000 yılları arasında başarılı olmuş, 150 şirketi rakipleri ile birlikte analiz ederek bu kitabı hazırlamışlar. İncelenen sektörler arasında; sinema, hotel, hava yolu, perakende gibi nihai tüketicilere hitap eden sektörlerin yanında, enerji, inşaat, otomotiv, basın-yayın gibi sektörler de bulunmaktadır. Bulgularını, 1997’den itibaren değişen isimlerle bildiriler haline getiren yazarlar, 2005’de kitap halinde yayınlamışlardır. Kitap hakkında bir değerlendirme ve eleştiriler  şu linktedir:  http://en.wikipedia.org/wiki/Blue_Ocean_Strategy 
Mavi okyanus stratejisinin geniş bir sunumu ise  http://www.slideshare.net/ymike27/blue-ocean-strategy-3626410
Adresinden bakılabilir.
Kırmızı okyanus, mevcut pazarda düşük maliyet ve ürün farklılaşması  üzerine kurulu bir stratejidir. Şirket, müşteriye sağladığı faydaya göre ürün/hizmetini satmaya çalışır. Amaç mevcut pazardan daha çok pay almaktır. Rekabet çok fazladır.
Mavi okyanus ise, mevcut pazarın sınırlarının genişletilmesi, genişleyen alanda çalışılarak; rekabetten kurtulmayı hedeflemektedir.  Düşük maliyet ve şirketin (işleyişinin) farklılaşması üzerine kurulu bir stratejidir.
Pazarı genişletmek kavramını iyi anlamak için, yukarıdaki linkin 11’nci sayfasına bakmak gerekebilir. O sayfada “yellow tail” markalı bir şarap örnek olarak verilmektedir.
Kırmızı şarap pazarı, kavuniçi renkli tüm şarap pazarının içinde iken; bir aşama daha geniş Pazar bira, kokteyl gibi az alkollü içeceklerdir. Pazarın daha da büyük hali ise su içenleri tanımlamaktadır. Mavi Okyanus stratejisini uygulamak; normalde su içenlere bile satılabilecek şarap üretmek demektir. Bu örnekte, önceden karmaşık etiketi olan ve farklı üzüm karmalarından olan şarap markası; basit etiketli, tek tip (tek kırmızı şarap), kolay içimli, yaş-yıl farkı olmayan bir markaya dönüşmüş.
Mavi Okyanus stratejisi lütfen bu kadar kolay zannedilmesin. Yazarların belirlediği adımlar/algoritmalar ile yukarıdaki resme ulaşılabilmektedir. Yazarlar inceledikleri şirketleri dikkate alarak, adımları/algoritmaları hazırlamışlar (verilen örnekler, biz "mavi okyanus stratejisi uygulayalım" diyerek yola çıkmamıştır.)
İnternette yerli ve yabancı çok sayıda sunum bulunmaktadır. Bunlardan ikisi:
dir.
Ben Mavi Okyanus stratejisinin ne olduğundan nasıl uygulanacağından  ziyade, ambalaj sektöründe mevcut düşüncelerimizi ne şekilde değiştirebileceği ile ilgiliyim. Mevcut durumda, sektörümüzde tabir yerinde ise “alış veriş sepetini büyütmek” şeklinde ifade edilebilen stratejiler uygulanmaktadır. Mevcut müşteriye ambalajın yanında palet, dolum işçiliği, kutu kurma,...gibi ilave ürünler ve hizmetler satılmaktadır. Aynı Kırmızı Okyanusta tanımlandığı gibi, rakipten daha çok pay kapmaya çalışılmaktadır. Halen hiç ambalaj kullanmayanları ambalaja döndürmek yerine; tahta kasa kullananı oluklu mukavvaya döndürmek gibi işler yapılmaktadır.
Mavi Okyanusun Pazar sınırlarını genişletmek düşüncesinden yola çıktığımızda, “ambalaj” yerine esas ürüne mesela oluklu mukavvaya veya kese kağıdı yerine kağıda odaklanmak gerekmektedir. Yani şimdi uygulamakta olduğumuz, “yanında bir şeyler daha satalım” yerine daha çok oluklu mukavvayı nasıl satarıza gitmek gerecektir.
Oluklu mukavvayı, ambalaj amacıyla kullanmayan kim olabilir diye düşündüğümde; oyuncak, masa-sandalye, maket, sinema/tiyatro dekoru, otomobil tavanı gibi sayılı kullanım alanı aklıma geliyor. Bir de yıllarca hayal edilen, tabut gibi alanlar olabilir. Oluklu mukavvanın kullanılabilecek alanları sanki biraz kısıtlı gibi. Bunun nedeni ise, oluklu mukavva aslında, orijinal bir ürün değil; kağıdın form verilmiş hali olmasıdır. Dolayısı ile kağıdın, nihai kullanım alanı oluklu mukavvadan daha fazla olacaktır.
Toparlar isem, kağıt, plastik, ahşap, metal gibi orijinal maddelerin, nihai tüketim alanı daha fazla olabilir. Bu maddeler için, Mavi Okyanus uygulanmalıdır. Oluklu mukavva ambalaj, teneke kutu, plastik kasa gibi ürünler ise orijinal maddenin şekil değiştirmiş halidir. Özellikle oluklu mukavvada mevcut stratejinin uygulanmaya devam edilmesi yerinde olacaktır. Farklı bir şey bilen, düşünen varsa lütfen bana da bildirsin.

2 Nisan 2013 Salı

Pazar Liderlerinin Öğretileri

Discipline of the Market Leaders kitabı, Türkçeye, “Pazar Liderlerinin Öğretileri” http://www.idefix.com/kitap/pazar-liderlerinin-ogretileri-michael-treacy/tanim.asp?sid=VEEKEZLNSL8L9VXE8Q5D
adıyla çevrilmiş. Kitabın yazarları (Micheal Treacy ve Fred Wiersema) kendi sektörlerinde lider olarak bilinen şirketleri incelemiş ve hangi konularda yoğunlaştıklarını tespit etmişlerdir. Kitabı, sanırım 2002’de okudum ama aşağıdaki düşüncelere ulaşmamış idim.
 Bir kaç hafta önce, Melih Arat’ın çeşitli iş kitaplarını özetlediği çalışması “Yönetimin Geleceği” kitabı elime geçti.  http://www.idefix.com/kitap/yonetimin-gelecegi-melih-arat/tanim.asp?sid=FH7SKB79BG6GBXQUZ5PI
“Pazar Liderinin Öğretileri” kitabının özetini Melih Arat’tan okuyarak; ambalaj sektörü için yorumladım.
Yazarlar, şirketlerin üç konuda çok iyi olduğunu tespit etmişler:
·         Ürün geliştirmede lider olanlar
·         Operasyonda çok verimli olanlar
·         Müşteriye çok hakim olanlar

Ürün geliştirme konusunda iyi olanlar, müşteriden talep gelmese bile hep daha hızlı, daha fonksiyonel ve daha kullanışlı ürünleri piyasaya sunarak liderliği yakalamışlar. Intel, bu gruba örnek olarak verilmiş. Kitabın yazıldığı 1996 yılında, Intel’in geliştirdiği işlemcilerin hızının, yazılımın beklediği hızdan yüksek olduğu anlatılmaktadır. Son bir kaç yıl içinde çıkan el bilgisayarları, tabletler, telefonlarda ürün geliştirmede lider olan şirketlerin günümüzdeki örnekleridir.

Operasyonda çok verimli olan şirketler ise, bütün müşterilere tek tip ama rakiplerine göre belirgin farklılık taşıyan ürün ve hizmetleri sunmaktadırlar. Bu grup için, Fedex örnek olarak verilmiş. Fedex’in operasyon anlayışı vurgulanarak hergün milyonlarca paketi alıp-çeşitli yollarla 24 saat sonra alıcısına teslim etmesi anlatılmış.

Müşterisine çok hakim olan şirketlere ise Home Depot örnek olarak verilmiş, basit bir el aleti aldığınızda bile reyon görevlisinin, bilgisayar satan bir başka şirketin satıcısından daha özenli davrandığı anlatılmıştır. Bu gruptaki şirketler, yalnızca belirli müşteriler için yalnızca onların talep ettiği ürünleri üretmektedir. Otomotiv yan sanayii (montaj bandına malzeme/parça besleyenler) bu duruma en iyi örnektir.

Kitaba göre, şirketlerin aynı anda hem ürün geliştirmede hem operasyonda hem de müşteriye yakınlıkta çok iyi olması imkansızdır. Bunlardan birinde çok iyi, diğer ikisinde ortalama değerde olanlar lider şirket hüviyetine bürünmektedir.

Bu kitap ile ambalaj sektörü (özellikle oluklu mukavva) açısından baktığımda,  ben şu kanaatlere ulaştım:

Ürün geliştirme
Nihai tüketiciye ulaşan bir ürün üretilmediğinden, nihai tüketicinin beğenip-satın alacağı bir ürün ortaya çıkması imkansızdır. Ürün geliştirerek, pazarda lider olmak mümkün görünmemektedir.
Küçük farklılıklar ile taklit edilebilmesi, patent alınamayıp ancak tasarım tescil alınabilmesi gibi nedenlerden dolayı; ürün/servis geliştirmeye çok zaman ve para harcamamak gerekir.

Ancak ürün geliştirmenin sıfır olması da mümkün görünmüyor. Ürün geliştirme, belirli/güvenilir müşterilere yönelik olmalı. Maalesef müşterilerin önemli bir kısmı, ambalaj sektörüne  “köle” muamelesi yapmaktadır. Bırakın geliştirmeyi, numunesini yaptırdığı ürünü bile, bir kaç kuruş ucuz diye, gidip başkasından alacak kadar güvenilmez olanları mevcuttur.

Müşteriye hakimiyet, onunla içli dışlı olma
Müşteriye çok hakim olma alternatifi, ülkemizdeki ambalajı maliyet olarak gören zihniyet nedeniyle  geçerli değildir.

Çok önemli bir beyaz eşya üreticisi, tamamen kendi üretim programına göre organize olunmasını beklerken; ihale sırasında fiyata odaklanmaktadır.  Müşteriler büyüdükçe,  kuruşlar mertebesinde tedarikçisini değiştirme eğilimine girmektedir. Müşteriye hakimiyet belki alım miktarı az olan veya ürettiği ürünün maliyeti içinde ambalajın payı az olan müşterilerde mümkün olabilir.

Ambalaj satıcılarının, kendi yöneticilerine;  müşteriye hakim olduğunu anlatmasını 1984’den beri duyarım. Önceleri inanırdım, artık kesinlikle doğru olmadığını biliyorum. 1990’larda var olsa bile, internet dönemi ile, müşterinin yönlendirilmesinin sonuna gelindi.

Operasyonel mükemmellik
Kitaba göre, ambalaj sektörünün gidebileceği tek alan kalıyor, o da, operasyonel mükemmellik/verimliliktir. Ambalajda operasyon denildiğinde, siparişin alınmasından, faturanın tahsilatına dek olan süreci anlamak herhalde doğru olsa gerek.

Bu sürecin kısaltılması, maliyetinin düşürülmesi, hızının arttırılması,...gibi konulara ağırlık vererek; operasyonel mükemmelliğe ulaşılabilir. Yani daha modern (yüksek yatırım maliyeti), daha iyi bakılmış makineler (yüksek işletme gideri), daha az insan (daha çok robot), daha çok yazılım (daha çok bilgisayar kararı), daha iyi müşterilere (en zoru bu) yönelik üretim yapılmalı.

Önceleri, Avrupalıların otomasyon konusunu abarttıklarını (zira bizde işçilik çok daha ucuz idi) düşünürdüm. Ancak zaman boyutu devreye giripde, üstüne işçilik pahalılaşınca; operasyonel mükemmellik daha da önem kazanıyor.

DS Smith’in CEO’su Miles Roberts, aşağıdaki linkte okunabilecek bir röportajında, http://www.risiinfo.com/techchannels/papermaking/Miles-European-CEO-of-the-year.html
önceden çalıştığı temizlik malzemesi/kişisel bakım sektöründe (hedefin 1 milyonda 1 iken) 500 bin üründen ancak 1 hatalı çıkarken; oluklu mukavvada her 300-500 kutudan 1 hatalı (iade, şikayet, fbozuk/fire) çıktığından yakınmaktadır. Sektör dışından gelen biri olarak; kağıt ve mukavva endüstrisinin, diğer endüstrilerin 50 yıl önceki haline benzediğini ifade etmektedir.

Operasyon denilince bir de standartlar ayağı var. Mutlaka bazı standartlara sahip olunmalı, ancak standarta sahip olmanın maliyeti ile getireceği kazanç iyi etüd edilmelidir. BRC zorunlu derken, marketlerden geri topladığı kutuları temizlermiş gibi yapıp-tekrar kullanan çerezci unutulmamalıdır.

Sonuç olarak, modern binaların içinde, iyi yerleşmiş, bilgiyi bilgisayar ortamında toplayan/dağıtan, az insanla çalışan fabrikalar gerekiyor. Fabrikanın daha kuruluşunda, az insan sayısı ve alınacak standartlara uygun tasarlanması faydalı olacaktır. Açıkta kalan tek konu, satış. Bu kadar pahalı yatırımlarla ürettiğimiz “koli”yi (muhtemelen maliyeti de çok yüksek olacaktır) doğru fiyattan kime satabileceğiz? Bilen varsa lütfen bana da söylesin.

23 Mart 2013 Cumartesi

OLUKLU MUKAVVA AMBALAJ SEKTÖRÜNDE TRENDLER

2012  yılı  kasım  ayında  gerçekleştirilen,  International  Containerboard  Conference’de            BOBST ( www.bobst.com )  oluklu mukavvadaki  mevcut  global trendleri  

Raf ambalajı talebinde artış:
-Birlikte kullanılan veya birbirini tamamlayan ürünler aynı paket içinde sunuluyor.
-Hurda esaslı  kağıtların tüketimi tercih ediliyor.
-Kullanım kolaylığı sağlayan ve çevre konusunda duyarlı ambalajlar öne çıkıyor.
Perakende zincirlerinin gelişimi ve raf ambalajının nasıl olması gerektiği hususunda, aşağıdaki linkten daha çok bilgi alınabilir:
)

Yüksek nitelikli makinelere olan talep artışı:
-Eski iki makine yerine bir yeni makine. Çalışan sayısından ve daha az kapalı alan kullanımı için bir zorunluluk.
-RapidSet makineler. Çalışma sırasında ayar yapma  ve daha hızlı çalışmaya imkan sağlıyor.
-Otomasyon. Daha az personelle çalışmak için, prefeeder, paletizer, breaker kullanımında artış.
-Daha becerikli makineler. Çok farklı ebatları çalışabilen makinelerin yanında, tek geçişte yüksek grafik basabilen makineler.
-Sıfır hatalı ambalaj üretimi. Hatalı kutunun stacker tarafından ayrılması, tutkala yönelik sürme kontrolleri ve katlama kusurlarının otomatik denetimi; hali hazırda mümkündür. Ayrıca  daha önceki çalışmaya göre baskı alanını ve rengi kontrol eden sistemlerin yanında; baskıdaki registeri kontrol edip-uygun olmayan levhayı dışarı atan ve ve printeri otomatik ayarlayan makineler de kullanımdadır.
Bobst gelecekte makinelerin şöyle olacağını öngörmektedir:
-Prosese daha hakim. Gelen işin levhalarını takip edebilme.
-Otomatik iş değişimi. Kullanılacak kalıp/klişe RFID ile takip edilecek.
-ERP’yle bağlı.
-Aynı makinede hem flexo hem de dijital baskı yapma mümkün olacaktır.
Bu özellikleri sayesinde, geleceğin makineleri;  sürekli kalite kontrolü yapan, kullanımı kolay olan ve çevreye en az zarar veren teknolojilere haiz olacaktır. Bobst, geleceğin makinelerinin; ebat, kalınlık, kamburluk ve rutubeti de kontrol edeceğini öngörmektedir.

Dijital baskının gelişimi:
Dijital baskı tekniği, önceki döneme göre artan  oranlarda kullanılmaktadır.
Baskı konusunda, Bobst’a ilaveten Dupont, Industry Executive Panel FPPA Conference’te                       ( http://www.slideworld.com/slideshow.aspx/Industry-Executive-Panel-FPPA-Conference-ppt-804089 )
-Dijital baskı geçiş hızlanacak.
-Kuzey Amerika’daki yüksek kaliteli baskıya yönelme, dünyaya yayılacak.
-Düşük gramajlı kağıtların kullanımı baskı zorluğunu arttıracak.
-Daha hafif asetat (klişe monte edilmiş halde) zorunlu olacak.
Demektedir.
Dijital baskıya geçişi hızlandırmak için, daha hafif ondüle kağıdı kullanımını sağlayacak yeni teknoloji anons edeceğinden  bahsetmektedir.

Özetlemek gerekirse:
-Daha çok raf ambalajı üretmeye hazır olamlıyız.
-Makinelerimiz daha akıllı/yetenekli, daha hızlı (ve daha pahalı) olacak. Ve hatta kendi kendine kalite kontrolü yaparak; gerekli aksiyonları alacak.
-Çalışan sayımız azalacak. Robotlar görmeye alışacağız.
-Dijital baskıyı kullanmak zorunda kalacağız.

16 Mart 2013 Cumartesi

Çok farklı bir atölye, PACKNERS

Omüd’ün ilk genel sekreteri, rahmetli Sadun İllez ile sohbetlerimizde, bana parası olsa, oluklu değil levha işleyen atölye kuracağını söylerdi. Atölyenin, ülkemizdeki örneklerden hiç birine benzemeyeceğini, çevre düzenlemesinden-konveyör hatlarına dek özel olacağını anlatır idi. Aşağıda, tanıtmaya çalıştığımı, Packners tam Sadun beyin hayali idi. Ancak sahipleri, yalnız atölyeyi kurmakla kalmamışlar,  bir vizyon ortaya koymuşlar.

İlk lokasyonları Hollanda’da olan Bannink Packaging, “madem ki yarı mamulü Prowell’den alıyoruz (http://www.progroup.ag/en/prowell),  öyleyse yakınında olalım” şeklinde düşünerek; Prowell’in Shüttorf fabrikasının hemen yanında Packners adı ile yatırım yapmışlar. O kadar yakınına gitmişler ki, (aşağıdaki linkteki son resimde görüldüğü gibi) levhalar iki fabrika arasındaki köprüden taşınıyor.


30 kişinin çalıştığı fabrikada biri rotary kesim olmak üzere toplamda yalnızca 3 kutu makinesi var. Ve kapasitelerinin yıllık  120 milyon m2 olduğu ifade ediliyor.  Fabrika alanı, ülkemizdeki ortalama bir oluklu fabrikasından daha geniş ve 15.000 m2 kapalı alanları mevcut. Rakiplerinden farklı olarak, 15.000 palet kapasiteli yüksek raflı stoklama sistemi ile full konveyör sistemlerine sahipler. Anladığım kadarı ile otomasyon öyle ileri boyutta ki, makinelere besleme yapan transfer arabaları otomatik (yani insansız) çalışıyor.

Yarıçapı 300 km olan bir dairenin içindeki, büyük miktarlar da kullanımı olan müşterilere hizmet veren Packners, öğleden önce verilen siparişleri 48 saat içinde teslim ettiğini söylüyor.

Doğrudan bir web sayfasını bulamadığım Packners hakkında daha fazla bilgi yukarıdaki linkten öğrenilebilinir.

Ortalama bir atölyeye göre Packners’in farklılıkları şu şekilde özetlenebilir:
  • Yüksek verimlilik. Kapasitenin yarısını kullanıyorlar diye kabul edersek; kişi başına 2 milyon m2/yıl (=1000 ton/yıl)  üretim demektir. Fefco’ya göre Avrupa’da en verimli üretim İtalya’dadır ve 1,1 milyon m2’dir.
  • Maksimum otomasyon. Akıllı arabalar ve bilgisayarın etkili kullanımı. Konveyör sistemlerini Dücker’den almışlar ki, en pahalı  konveyör üreticilerinden biridir.
  • Odaklanma. Yalnızca büyük miktarlarda alım yapan müşterilere, 300 km mesafeye dek odaklanma.
  • Levha tedarikçisine komşu olma. Müşterilere çok yakın olamadığıma göre, oluklu fabrikasına yakın olayım anlayışı. 30 bin ton kadar levha alan bir atölye, bizde olsa çoktan oluklu kurmuş ve batmış olurdu.
  • 15.000 paletlik raflı stok alanı. Nispeten az veya çok  adetli siparişleri, birleştirerek üretme imkanı, verimlilik demektir. Ayrıca servis garantisi demektir.

9 Mart 2013 Cumartesi

Ambalaj sektörünü etkileyen trendler ve gelişmeler

WPO’nun ( www.worldpackaging.org  ) iki ayrı raporunda ambalaj sektörünü etkileyeceği düşünülen trendlerden bahsedilmektedir.  Aşağıdaki adreste bulunan çalışmayı özetleyerek sunuyorum.

Uzun zaman diliminde, ambalaj tasarımı, malzemesi, tarzları ve fonksiyonları, evrim geçirdi ve gelişti. Yeni gelişen  konularından ikisi, aktif ve akıllı ambalajlar daha çok gelişecek. Ahşap fıçı, aktif ambalaja iyi bir örnektir. Ahşap fıçı, içindeki şarabın yaşlanması sırasında, kalıcı ve faydalı etkide bulunur. Öte yandan günümüzde, ahşap fıçı,  ambalaj konsepti olarak olgunluk dönemine girmiş ve azalmaya başlamıştır.  Daha ucuz ve kolay yeni alternatifler, yerini almaya başlamıştır.

Artık Pazar, ambalajdaki gelişimiz, sürdürülebilir toplum yapısına destek olmasını bekliyor. Ambalaj şu üç  sürdürülebilir boyutta da iyi olmalıdır: İnsan (sosyal), kazanç (ekonomi) ve dünya (çevre). İyi bir ambalaj;  uygun maliyetli, içindeki ürünü sattıracak değerde,  alıcıyla iletişim halinde (bilgi verme, ele alınabilme, vb),  doğal kaynaklarla uyumlu (geri kazanılabilir) ve içindekini  bozulmadan koruyabilmelidir.

Ambalaj sektörünün sağlığı, dünya ekonomisinden çok etkilenmektedir. Petrole kaynaklı hammaddeleri kullanan üreticiler,  hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ve arz-talep dengesi ile de baş etmek durumundadır.  Düşük enflasyon ile yükselen hammadde fiyatları, üreticileri  zora sokmaktadır.  Aynı anda, konsolidasyonlar ile büyüyen zincir marketler ve markaların, ambalaj fiyatı üzerinde baskısı devam etmektedir.  İlaveten, merkezi alıma gidiş, ambalaj karını düşürmektedir.

Faktörler ve trendler
Ambalaj talebinin gelişimi, yıldan-yıla veya uzun dönemde kendini gösteren,  çok sayıda faktör tarafından etkilenir.  Ekonomi,  pazarın genişliği ve büyümesi üzerinde merkezi bir rol oynarken;  başka bazı faktörler  bir taraftan ambalaj talebini doğrudan veya dolaylı etkilerken, ekonominin performansını da çeşitli oranlarda etkilerler:
-Nüfusun yaşlanması
-Küçük boyutlu ev eşyalarına gidiş
-Tüketicilerin artan kullanıma uygunluk (kolaylık) beklentileri
-Sağlık konularında artan bilinç
-Koşturmaca içinde yaşama tarzının artışı ile zaman fakiri tüketiciler
-Artan rekabet ortamında, markaların farklılaşma çabaları
-Ambalaj malzemelerinde yeni gelişmeler
-Ailelerin birlikte yeme alışkanlığından vazgeçmeleri ve daha küçük paketlere gidiş
-Çevre konularında artan bilinç ve geri kazanmada yeni kurallara uyum
-İklimin değişmesi ve karbon ayak izi
-Zincir marketlerin konsolidasyonu ve globalleşmesi
-Elektronik ticaret

Ekonomik trendler
Ekonomi, kendi başına, ambalaj tüketimini maksimum seviyede etkiler. Ekonomi kötü ise dökme ambalajlar (bulk packaging) ve ambalajsız taşımalar artar. Ekonominin kötülüğü, dolaylı olarak, ambalaj malzemesi ar-ge yatırımlarını azaltır.

Demografik trendler
Birleşmiş Milletlerin tahminlerine göre, 1975’de 4,1 milyar olan dünya nüfusu, şimdilerde 6,5 milyar iken,  2050’de 9,1 milyara çıkacaktır.  Afrika’nın nüfusu 2050’de 2 milyara yani şimdinin 2 katına çıkacakken, Asya üçte bir artarak 5,2 milyara ulaşacaktır. Avrupa nüfusu  12% azalarak 650 milyona gerilerken, gelişmiş ülkelerin toplam nüfusu aynı kalacaktır.
1,4 milyar ile dünyanın en kalabalık nüfusu Çin’dedir. Hindistan nüfusu 1,1 milyar  ve ABD nüfusu 300 milyon civarındadır. 2050’ye gelindiğinde, Çin 1,4 milyara çıkacak ve  Hindistan 1,6 milyar nüfus ile dünyanın en kalabalık ülkesi olacaktır.

Yaşlanan nüfus
Büyüyen ve yaşlanan nüfus, devletlerin çözüm bulmak zorunda olacakları en önemli meseledir.  Şimdi genç olanlar (büyüyen ekonomi ortamında, daha  çok  harcamaya alıştıklarından) emekli oldukların da; daha yüksek emekli aylığı, daha iyi sağlık hizmeti ve daha iyi sosyal şartlar bekleyeceklerdir.  Yaşlanan nüfus, iki koşuldan oluşmaktadır: Azalan doğurganlık oranı ve uzayan insan ömrü. 1950’de dünya nüfusunun ancak 8%’i 60 yaşın üzerinde iken, 2050’de 60 yaşın üzerindekiler 22%’ye çıkacaktır.

Yaşam tarzları
Yaşam tarzlarındaki trendler, tüketicilerin satın alma kararlarını etkilemektedir. Çoğunlukla bu değişimler, ambalaj sektörünü olumlu etkilemekte, innovasyonu  teşvik etmekte ve  (dondurulmuş gıda reyonlarında olduğu gibi) bir ambalaj genişlemesi yaratmaktadır. Tüketicilerin artan zaman fakirlikleri,  ambalajlı gıdalarda yeni çözümleri zorlamaktadır. Gıda kalitesi beklentileri ile sağlık konularındaki duyarlılıklar; ambalaj tedarikçisi, dolumu yapan ve marketler açısından yeni şartlar yaratacaktır.

Daha küçük boyutlu ev eşyaları ve daha küçük ebatlı ambalajlar
Sosyal değişimler, dolaylı olarak ambalaj dizaynını da etkiliyor. Artan çocuksuz aile ve yalnız yaşayan bekarlar nedeniyle, ev eşyalarının boyutları küçülüyor. Bunun neticesinde, daha küçük ambalaj ölçüleri oluşuyor. Bu trend, daha çok kadının iş hayatına girmesiyle güçleniyor. Çalışma saatleri esnekleştikçe, ailenin birlikte yeme imkanı azalıyor.

Tüketilmeye hazır gıdalar
Gıda ambalajlarının gelişmesi ve ambalajlı gıda tüketiminin artması en  önemli  ilerlemelerdir.  Önceden  hazır yemeklere (pre-prepared meal) rağbet etmeyen, zengin tüketiciler de bu ürünleri almaya başlamıştır.

Sağlık konuları
Tüketicilerin sağlık bilinci, ambalajlı ürün satışını arttırmaktadır. Özellikle:
-Şişelenmiş su, meyve suyu, süt vb
-Ambalajlanış yaş meyve-sebzeler

Koşturmaca yaşam tarzı
Uzun çalışma süreleri, işe gidiş-geliş sürelerinin artmaya devam etmesi ve boş zamanları değerlendirme-hobi aktivitelerinin çokluğu; tüketicileri zaman fakiri yapmaktadır. Bütün bunlar; gün içinde atıştırarak geçiştirme, dışarıda yemede artış ve evde yemek hazırlamak yerine ambalajlanmış gıdayı tercih etmeyi getirmektedir.

Marka konuları
Marka bilinirliği ve farklılaşma
Çoğu tüketim malı, satış noktalarında dikkat çeken ambalajı sayesinde farklılaşmaya çalışmaktadır. Öte yandan, ambalaj tüketim malları için en önemli maliyet kalemidir. Örneğin kolanın toplam ambalaj (etiket, şişe, palet, vs) maliyeti, toplam maliyetinin 48%’idir.
Uluslar arası markalar güçlenmeye devam ediyor. Birkaç büyük marka tarafından paylaşılan pazarlarda, yeni bir markanın pazara girişi ancak mevcutlardan birine benzeyen ambalajı ile mümkündür.

Perakende trendleri
Gelişmekte olan ülkelerde süper ve hiper market sayısı hızla artmaya devam ederek; ürünlerin tek tek ambalajlanmamış olduğu Pazar yerlerinden pay almaktadırlar. Perakendenin gelişimi; konsolidasyonlar, teknoloji, servis, kalite, güvenlik ve  hayat tarzı,…gibi faktörler tarafından şekillendirilecektir.
Günümüzde, online satın almalarda teslim edilen ürünler, genel olarak “fazla paketlenmiş” (overpacked) tir. İstikbalde, bu sektörün ihtiyacı olan ambalajların geliştirilmesi şart olacaktır.

Yeni ambalaj malzemeleri
Yüksek bariyerli filmler, aktif ambalaj, akıllı ambalaj, nanoteknoloji ve dijital baskı; en önemli ambalaj gelişme alanlarıdır. Bu alanlar hem daha mukavim ambalaj üretimine, hem raf ömrünün uzamasına, hem de ambalaj ile içindekilerin  durumunun  tedarik zinciri tarafından bilinmesine yardım edecektir.

İklim değişimi ve çevre konuları
Artan çevre bilinci, hükümetleri, ambalaj atıkları ile geri dönüşüm hususlarında adım atmaya zorlamıştır. Avrupa Komisyonu, geri dönüşüm hedefleri koyup-hükümetlerden ambalaj atıklarını azaltmalarını istemiştir. Atıkların gömülmesini, bazı devletler yasaklamış veya yüksek vergiye bağlamıştır.
İklim değişimi ve çevre konuları etkisiyle  market zincirler ile büyük markalar, tedarikçilerine baskı yapmakta ve karbon ayak izi ve sürdürülebilir uygulamalar hususlarında ilerleme istemektedirler.

İncelme ve hafifleme
Çevre konuları ile sürekli maliyet azaltma baskıları, metal, cam, plastik ve kağıt/karton ambalajlarda düşük gramaj kullanımını getirmiştir.
Oluklu mukavvadaki, düşük gramajlı kağıt kullanımı artarak devam edecektir.

NOT: Özetlediğim bu çalışma 2008’de yapılmış ve konuyu derinlemesine incelemiştir. Daha yakın zamana ilişki bir diğer çalışma ise aşağıdaki adresten okunabilir.

28 Şubat 2013 Perşembe

Katlama Yapıştırma Makineleri üzerine

 International Paper Board Industry dergisinin,  2012 nisan sayısının, 74’ncü sayfasında  (http://www.thepackagingportal.com/Portal/Viewer.aspx?baseUrl=/mags/ipbi/1204/&issueId=163&issueName=1204&searchTerm=&pageNumber=1&issueTitle=International Paper Board Industry - April 2012 )
katlama yapıştırma makineleri kıyaslanırken (veya alım kriteri olarak) şu özelliklere bakılması tavsiye edilmektedir:
1)Ayar kolaylığı: Ayar, en az sayıda alet-edavat yapılmalıdır. Makinenin bütün parçalarına ulaşabilme, şaftların arasında yeterli boşluk olması ve gerektiğinde bu boşluklara özel aparatların bağlanabilmesi gerekir. Ayrıca kullanılmayan aparatın, makineden sökülmesi şart olmamalı ve kullanılmaz halde makine üzerinde kalması tercih edilmektedir.
2)Yapıştırıcı tankının kapasitesi: İlave yapıştırma kafaları konulması durumunda, tank kapasitesi yeterli olmalıdır.
3)Besleme ünitesi: Yalnızca kulak yapışan kutu modelleri dışındaki kutu şekillerinin doğru şekilde beslenmesine müsait olmalıdır.
4)Makine hızı:  Makinenin metre hızı, katlama ve tutkallama bölümlerinde kaç kutu olacağını belirler. Hız, kutuların düzgün paketler halinde kurutma ünitesine girmesini temin etmelidir. Yine aynı şekilde kurutma çıkışında, paketi alma ile yeni paketi çıkışı arasında yeterli boşluk bulunmalıdır.

Ben bunlara  üç  faktör daha eklemek gerektiğini düşünüyorum:
5)Yapıştırılacak kutu tipleri: Makineden ne kadar çok çeşitli kutuyu yapıştırmasını beklerseniz; fiyatı o kadar artar ve model dönüşleri uzar. Yalnızca 3 noktalı yapıştırma yapacakken; elimizde bulunsun diye  4 veya 6 noktalı makine almamak gerekir. Benzer şekilde, elinizde 160 cm genişliğinde özel kesim makinesi varken; bundan daha geniş mesela 240 cm yapıştırma makinesi almak hatalıdır.
6)Ayar süresi:  Gerçek durumda  üretilecek spesifik kutu tip ve ölçüleri esas alınarak makine seçilirse, ayar süresi kısalır.
7)Sipariş büyüklükleri:  Az sayıdaki siparişler için çok modern makine almak hatalıdır. Modern ve hızlı makineler ancak büyük siparişler ile iyi sonuçlar üretecektir. Kısa siparişler çalışılacaksa, makinenin hızından ziyade ayar süresinin kısalığı esas alınmalıdır.

Bu açılardan baktığımda, ülkemizdeki çok sayıda katlama yapıştırma makinesinin yanlış değerlendirmeler sonucu alındığını düşünüyorum. Bu  kanaate, Avrupa’nın tersine çok sayıda katlama yapıştırma yapan fasoncu olmasından dolayı varıyorum.  Büyük ambalaj üreticileri, önce modern-hızlı yapıştırma makinesi yatırımı yapıyorlar, sonra ayar sürelerinin uzunluğu ve sipariş sayılarının azlığı nedenleri ile yapıştırma işlerini fasona kaydırıyorlar.

Az sayıdaki siparişler için benim bildiğim iki çözüm var. Başka çözümleri bilen okuyucuların, bana da bildirmesini rica ediyorum.
Bunlardan ilki, (eski adı Andrew & Suter ) şimdi BCS British Converting Solutions Ltd’in  MultiNOVA2 adlı makinesidir.
(http://www.thepackagingportal.com/Portal/Viewer.aspx?baseUrl=/mags/ipbi/1302/&issueId=218&issueName=1302&searchTerm=&pageNumber=1&issueTitle=International Paper Board Industry - February 2013) (veya International Paper Board Industry dergisinin,  2013 şubat  sayısının, 32’nci  sayfasında )
Makinenin videosu,  http://www.andrewsuter.co.uk/multinova_video.html  adresinden izlenebilir. Ve spesifikasyonlarına    http://www.autobox.co.uk/pdfs/multinova_pdf.pdf  adresinden ulaşılabilinir.  Bu makine yalnızca dip kilit ve kulak yapıştırmalar için uygun. Ülkemizdeki seramik ve gıda ambalajlarının büyük çoğunluğuna hizmet verebilecek durumda. Öte yandan Andrew & Suter’in geçmişte sattığı, “MultiNOVA gluer” adlı makinenin videosu aşağıdaki linkten izlenebilir.
Bu makinede ilginç olan husus ise, “pre-folding” ünitesidir. Dört nokta yapışacak ambalajları önce öndeki  kulakları katlanmakta, diğerleri ise MultiNOVA tarafından katlanmaktadır.  Corrugated 1998 Paris fuarında Andrew & Suter’i ilk gördüğümde, makinenin önünde kurutma ünitesi yok idi.
Lamina’nın MultiNOVA2’ye benzer makinesinin adı ise “Crash Lock Gluer”dir ve
adresinden detaylarına bakılabilir.  Lamina, bu makine için elle yapıştırmadan otomatik yapıştırmaya geçiş için düşük yatırımlı iyi bir adım diyor.
Azalmaya devam eden sipariş sayıları için yukarıdaki makineler iyi çözümler olarak görünüyor.

Büyük siparişler için ülkemizde iki tane üretici biliyorum. En önemlisi kuşkusuz Duran Makina’dır. (http://duranmakina.com/tr/homepage.html )
Çok değişik kutu modellerini dahi yapıştıran makineleri bulunan Duran Makina, ihtiyaca özel makineler de yapmaktadır.  Son yenilikleri, en başta verdiğim linkten okunabilir. İhtiyaca göre makine hususu,  çok önemlidir. Makinecinin hem geliştirme kabiliyeti&birikimi&tecrübesi hem de  esnek olması  gerekir. Ucuz  makine üretenlerde   bu nitelik yoktur. Raf ambalajlarında ürün geliştirme, yapıştırma makinesinin “yapabilecekleri”  ile sınırlıdır.

Uzak doğu makinelerin, yerli muadillerini ise Demirağ Makina üretmektedir.
Çin’den, Tayvan’dan makine almayı düşünenler için iyi bir alternatif olabilir.

Toparlamak gerekirse, yüksek tirajlı siparişler için iyi makine olsun deniyorsa, Duran’ı, ucuz olsun deniyorsa Demirağ’ı  tavsiye ediyorum.  Tiraj yok ise,  MultiNova gluer veya Crash Lock Gluer gibi bir makine iyidir.