16 Nisan 2023 Pazar

Oluklu Mukavva Talebi (2023)

Kaynaklardaki yazıyı okuduğumda ülkemizin bu seneki oluklu mukavva talebini tekrar düşündüm. Önce yazıyı özetleyeyim:
5 Nisan’da yayınlanan yazıya göre, ABD’deki orta büyüklükteki (onların ölçeğine göre 85m USD ciro anlamına geliyormuş) 32 şirketten yöneticilerle anket yapılmış işlerin nasıl olacağı sorulmuş.
  • Katılımcıların üçte biri, geçen yılın aynı dönemine göre bu sene ilk çeyrekte işlerinin (miktar olarak) ortalama %3 arttığını söylerken; diğer üçte bir ortalama azalmanın %4 ve son üçte bir ise ortalama %12 azalma olduğunu söylemiş.
  • Katılımcıların %53’ü ilk çeyrek boyunca hiçbir canlanma işareti görmediğini söylerken; %28’i işler (yani miktar) daha da kötüleşti demiş.
  • Mart sonundaki iş yüklerine göre katılımcıların Nisan beklentileri ise %47’si iş miktarı aynı kalır, %28 iyileşir ve %25 işler daha da kötüye gider (yani oluklu mukavva satış miktar azalır) demiş.
  • Nisan 2023 ile Nisan 2019 kıyaslaması: Ankete cevap verenlerin %36’sı bu sene Nisan’ın 2019 Nisan’ından %1-5 daha iyi olmasını beklerken, diğer %36’sı iki Nisan’ın aynı üretim/satış miktarıyla geçeceği ve son %28’lik dilim ise bu sene Nisan’ın 2019 Nisan’ından %1-5 daha kötü olmasını bekliyormuş.
  • Aynı doğrultuda “Nisan’da böyleyse yıl sonu ne olur” diye sorulduğunda: Katılanların %44’ü 2023, 2019’a kıyasla %1-5 daha fazla oluklu mukavva üretiriz/satarız, %25 2019 ve 2023 miktarları aynı olur ve kalan %36 bu sene 2019’dan %1-5 daha az olur demiş.
Yazar anket sonuçlarını makro verilerle birlikte yorumlayarak;
  • Bireylerin tasarruf miktarında olağan dışı düşüş
  • Rekor seviyede yüksek borçlanma
  • Yüksek kredi kartı borçları
  • Kredi kartı ve otomobil borçlarında yükselen temerrüde düşme miktarının yanında

Üstteki Amerikalıların reel haftalık kazançlarının grafiğini de vererek; “daha ne olsun elbette kutu talebi azalacak” demeye getiriyor. (Anladığım kadarıyla grafik, ortalama ücretten o andan itibaren son dönemin enflasyonunu indirerek hazırlanmış. Ücret dolar bazında bir miktar artsa bile enflasyon artışı nedeniyle reel ücret yani harcanabilir gelir azalmış oluyor.)

Reel ücretlerde yükselmenin görüldüğü Nisan 2020 sanırım, ABD’nin vatandaşlarına “evde oturun, hastalanmayın, dışarı çıkmayın” diyerek para vermeye başladığı dönemdir. O dönemde insanlar çalışmadıkları halde hesaplarına yatan yardımlarla e-ticareti patlatmış idi. Bir yıl sonra yardımlar kesildiğinde veya azaltıldığında enflasyon görünmeye başlamış ve reel ücretler pandemi öncesine göre azalmıştır. Grafiğin sonunda yani Şubat 2023’de reel ücret 2019 sonuna göre %2 azalmış durumdadır. Kart ve araba borçları ile azalan tasarruflar (bankadaki paralar borç ödemeye gitmiş) bireyler tüketimi kısıyor. Tüketim düştüğü için de kutu satışları geriliyor.

Bizdeki Durum
Amerika’da %8 enflasyonla durum böyleyse bizde nasıldır derseniz, oluklu mukavva satışları çok daha kötüdür. Omüd’ün 2021 yılı raporu ile 2022 verilerine göre geçen yılların oluklu mukavva satış miktarları şöyledir:
2021 yılı oluklu mukavva satışlarının 2.882 bin ton (2,9 milyon ton) ulaştığı tarihsel olarak en iyi yıl olmuş. 2022 ise %11,7 küçülmeyle 2.544 bin ton satış miktarıyla kapanmış.

Pandemi anormal bir alım telaşı, “ya mal bulunmazsa” endişesi yaratmış ve oluklu mukavva talebini maksimize etmiş. Geçen yılın ikinci yarısından itibaren, aynı ABD’deki nedenle (reel ücretlerin enflasyon tarafından öğütülmesiyle) bizde de talep durdu. İnsanların harcanabilir geliri azaldı. Mevcut %50 seviyesindeki enflasyonla oluklu talebinin tekrar 2021 seviyesine gelmesi için 3-4 yıl gerekecek.

İyimser Tahminim

  • Tahminimce 2023’de küçülme devam edecek ve yıllık satış miktarı 2,4 milyon tona inecektir. 2023 ve 2024’de devreye girecek yeni oluklu fabrikaları, arz-talep dengesizliğini daha da bozacaktır. Her başvuruna oluklu teşviki veren Ankara’daki hesap bilmeyen bürokratlara duyurulur.
  • Sektörün 2015’den 2022 sonuna ortalama yıllık büyümesi %3,2’dir, bu bakımdan ortalama her yıl %5 büyümesi oldukça iyi bir performans olacaktır.

Kaynaklar

Cardboard box demand to remain low in 2023 - FreightWaves

19 Mart 2023 Pazar

Jeo-Politik Trendler

8 Mart 2023 günü Risi’de ( www.risiinfo.com ) aşağıda adları verilen yazılarda önümüzdeki yıllarda iş hayatımızı etkileyecek trendlere yer verilmiştir. Yazıları özetleyerek ve yer yer görüşlerimi ekleyerek yorumladım. Jeo-politik trendleri önemli bulduğum ve işimizi etkileyeceğine inandığım için paylaşayım istedim.

Güç savaşları ve yerelleşmeye dönüş
Ülkeler globalleşmenin getirdiği verimlilikten uzaklaşıp-ulusal güvenliği esas alacaklar. Bunun bir sonucu olarak, yatırımların önüne bariyerler konulacaktır. Şirketler açısından ise daha detaylı/derin planlama ve stokların artışı söz konusu olacaktır.
Çin’in kırktan fazla ülkenin en büyük teknoloji ve ilgili ürünlerin sağlayıcısı olması güç savaşlarını etkileyecektir.

Tayvan
Çin bir-iki yıl içinde Tayvan’la savaşmayı göze almayacak ama önümüzdeki iki seçim Çin-Tayvan gerilimini yani savaşı belirleyecektir. Seçimlerden biri Tayvan’da diğer ABD’deki başkanlık seçimidir.

Rusya’nı Ukrayna’yı işgali
Rusya’nın tansiyonu arttırması bekleniyor. Ülkenin batısındaki NATO sınırına yakın yerlere Rusya’nın yeni bir saldırısı, Çin’in açıkça Rusya’yı desteklemesinin yanında; Rusya yönetiminde değişiklik olması gibi konular hem ilgili coğrafyayı hem de daha geniş alanı etkiler yaratacaktır.

Siber saldırılar
Şirketler siber saldırılara karşı daha çok önlem almak durumda kalacaktır. Finansal motivasyonla yapılıyor gibi düşünülse de jeo-politik gelişmeler de siber saldırıları arttırmaktadır.
Burada gizliden ABD seçimlerinde bahsi geçen Rus siber saldırganlara gönderme yapılıyor. Ayrıca 2021’de West Rock’un (ABD’de ikinci yada üçüncü büyük oluklu mukavva ve kağıt üreticisi) maruz kaldığı siber saldırıyı da unutmamak lazım.

Sıfır karbon salınımı
Avrupa’ya gaz akışının kesilmesi kısa vadede sıfır karbon hedefini engeller gibi görünse de hem ABD hem de Avrupa Birliği bu konuya daha çok önem vermektedir. Bu günlerde nükleer enerji üretimine dönüş olsa da bir süre sonra güneş ve rüzgar enerjisi öne çıkacaktır.
Ülkeler ve şirketler giderek daha sıkı karbon salınımı azaltma hedefleri koymak ve kamuoyuna açıklamak zorunda olacaklardır.

Ortak kapitalizmi
“Stakeholder capitalism” benim için de yeni bir kavram.
Covid-19 süreci dünyaya para kazanmanın tek amaç olmadığını, hayatta kalmanın ve sürdürebilir olmanın önemini gösterdi. ESG (Environmental, Social and Corporate Governance) gibi anlayışlar giderek ABD’de daha önem kazanıyor. Şirketler mevcut alışkanlıklarını, para kazanmanın tek amaç olduğu ortak kapitalizmi aleyhine değiştirmek ve efor sarfetme yoluna koyulma zorunda kalacaklar.
İlk yazıda doğrudan sürdürebilirlik vurgusu yok ama ikinci önümüzdeki en önemli konunun sürdürebilirlik ve gezegeni korumak olduğunu ülkelerin ve şirketleri dürüstçe, açıklıkla ve birlikte çalışmaları gerektiği vurgulanıyor.
Kahverengi kağıt ve oluklu mukavva sektörüne sürdürebilirlik konusunda ambalaj süreci ve gıdaların atık olmamasında görev düşüyor. (Ambalaj sürecini, tasarım, üretim, dolum, taşıma/depolama, müşteriye ulaşma ve boşaltma şeklinde anlıyorum. Sonrasında geri kazanalım mı yoksa tekrar mı kullanalım kararı verilecek.)

Uzaktan çalışma
Pandemi sırasında ABD’de uzaktan çalışma %40’lara kadar çıktıktan sonra bugünlerde %25’lere oturmuş. Araştırmalar Avrupa’da uzaktan çalışmanın %5 kadar arttığını gösteriyormuş. Şirketler ve yöneticiler uzaktan çalışmayı yönetecek yetkinlikler kazanmak durumundalar. Zira uzaktan çalışma her gün artmaya devam edecek.
Uzaktan çalışma maliyet düşürmek için bir realite ama yönetilmesi oldukça zor bir durum. Maliyet düşürmek için uzaktan çalışma tercih edilecek ama uzaktaki çalışanların verimliliklerini arttırmak ve (bir yerde) onları kontrol etmek amacıyla yatırımlar yapılacak, yani daha çok para harcanacak.
İkinci yazıda konuşmacılardan biri: “No one wants to work nights or weekends” diyor. İnsanların geliri yüksekse bu durum anlaşılabilir ama bizim gibi yüksek enflasyonunu gelirleri erittiği yerlerde uzaktan çalışmak bir zaruret oluyor, çünkü yakınlarda çalışan yok.
Öte yandan yeni nesiller part time çalışma, kendi başına çalışma, ne üretiyorsa internette satma gibi şeylere daha açıklar. Mesaiye daha geç başlayıp-istediği tempoda çalışmayı tercih ediyorlar. Her halde 8 ila 10 yıllık dönemde ofislerde çok az belki de hiç çalışan kalmayacak, fabrikalarda ise az sayıda mavi yakalı.

Akıllı fabrikalar
Covid-19’dan sonra ortaya çıkan “çalışan bulamama” sorununa bir çare gibi görünen, maliyet düşüren akıllı üretim/fabrika bir trend ama zengin ile fakir ülkeler arasındaki gelir farklılığını arttıracak. Daha ucuza ve daha az çalışanla üretim yapmak için çok para yatırılacak.
Ucuz para döneminin kapandığı şu dönemde, maalesef büyük yatırımları zengin batılı ülkeler/şirketler yapabilecek; diğerleri daha emek yoğun işlerle yetinecektir.

Risk yönetimi
Yukarıdaki maddenin bir devamı olarak şirketler sahip oldukları riskleri analiz etmek için AI (artificial intellicence), big data gibi uygulamalar daha çok önem verecektir.


Özetlenen Risi Yazıları:

Fastmarkets RISI European conference: geopolitical trends set to shape business environment in coming years

Lessons of the last few years hashed out during CEO panel discussion at Fastmarkets RISI’s 2023 European conference

26 Şubat 2023 Pazar

26 Şubat 2023 İtibarıyla Atık Kağıt, Kahverengi Kağıt ve Oluklu Mukavva Piyasaları

(Aşağıdaki yazıda kağıt veya kahverengi kağıt, oluklu mukavva kağıdı; hurda veya atık kağıt oluklu mukavva kağıdı üretimine uygun olan hurda ve ambalaj oluklu mukavva kutu anlamındadır.)
Bu sene iyi başlamadı, inşallah yılın kalanı iyi olur. 6 Şubat deprem faciasından önce durum şöyle idi.


Depremden Önce
  • Avrupa’daki yüksek enflasyon (%7-8) insanların harcanabilir gelirini düşürdü, harcama ve dolayısıyla ambalaj tüketimi azaldı. Avrupa’nın toplam kağıt üretimi (her türlü kağıt ve karton) de azaldı.
  • Artan virjin kağıt kapasiteleri devreye girdi ve oluklu fabrikalarında (normalin tersine) bazı hurda esaslı kağıtları düşük gramajlı Virjinlerle değiştirme eğilimi başladı.
  • Devreye geçen yılın ikinci yarısında giren Avrupalı hurda esaslı kağıt fabrikaları, pazarda yer edinmeye çalışıyor. Avrupa’da fiyat kırmasalar dahi ülkemize ve Çin’e çok düşük fiyatlarla mal satıyor, yani damping. Azalan navlun fiyatları ile ülkemizdeki kurun olması gereken seviyesinde olmaması damping yapanlara destek oluyor.
  • Avrupa, Rus gazına bağımlılığı aşmış görünüyor. Hiçbir kesintiye gitmeden, ekonominin de yavaşlamasıyla kışı sorunsuz bitirecekler.
  • ABD’de işler Avrupa’ya kıyasla nispeten daha iyi. Amerikan Kraft Lineri daha rahat bulunuyor ve ABD bu malın ihracatını arttırdı. Pandemi döneminde Çin’e verilen kraft miktarı özellikle azaltılmış idi, şimdi arttırıyor.
  • Krafttaki bir rahatlık da Rusya’dan geliyor. Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’ya ihraç edilemeyen kağıtlar Çin ve Türkiye başta olmak üzere sınırlı sayıda ülkeye yönlendirildi. Ruslar, ülkemizdeki kraft liner üretimini tabir yerinde ise bitirdi. Zira hesap-kitapları yok, satmak için fiyatın dibine vuruyorlar.
  • Krafttaki rahatlamayı arttıran son faktör ise Brezilya’da 2021 sonlarında devreye giren kraft makinesinden geliyor. Geçen yılın sonlarından itibaren ülkemize verilen kraft teklifleri arttı.
  • Avrupa’ya az miktardaki oluklu mukavva kutu ihracatımız neredeyse durdu. En çok ihraç edilen pizza kutusunda İtalyanların fiyatları daha ucuz, çünkü enerji maliyetleri bizden ucuz. Ayrıca Avrupa’daki talep az ve en önemlisi ve yine baskılanan kur, ihracatın önündeki en önemli engel.
  • Yükselen asgari ücretin, tüketimi arttırdığı ve ambalaj talebine dönüştüğü henüz görülmedi.

Depremden Sonra
  • Ülkemizde iki kağıt fabrikası birkaç ay çalışamayacak. Bu durum toplam kahverengi kağıt üretiminden ayda %20 kapasite kesintisi anlamına geliyor. Arz-talep kanununa göre arz kısılmış olacak. Normalde duran fabrikalardan kahverengi kağıt alımı yapan oluklu fabrikaları başka kağıt fabrikalarından veya yabancı kağıt fabrikalarına yönelecek ve (depremden etkilenmeyenler için) kağıt talebi normalin üstünde artmış gibi olacak. Yani arz-talep kanununa göre daha büyük bir talep oluşmuş olacak.
  • Atık kağıt toplayıp, duran fabrikalara satan hurda kağıt sektöründe işler bozulmuş olacak. Hurda kağıt bollaşacak ve fiyatı baskı altında olacaktır. Pek çok iş kolunda olduğu gibi deprem bölgesindeki hurda toplama işleri de duracaktır.
  • Avrupa’nın hurda kağıdındaki elyaf zenginliği (virjin kullanımı artmış olacağından) daha yüksek olacak hem bu nedenle hem de normalde ülkemizde toplanan hurda yetersiz olduğundan hurda kağıt ithalatı hız kesmeden sürecektir.
  • Çin’deki yavaşlamadan dolayı Ruslar ister istemez Türkiye pazarına daha çok mal satmaya çalışacaktır. Amerikalıların karşı hamle olarak, kraft fiyatını bir kademe daha düşürmesi olasıdır.
  • Kısa vadede kurların yükselme ihtimali (en azından seçime kadar) görülmediğinden, ithal kağıt cenneti olmaya devam edeceğiz.
  • Deprem bölgesindeki tarım dahil her türlü üretim genel olarak yara aldığından bölgesel olarak ambalaj talebi düşmüş olacaktır. Buna karşılık diğer bölgelerde, depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ürün ve hizmetlerin artması olasıdır.

Resmi Değiştirebilecek Faktörler
  • En önemli faktör baskı altındaki kurlardır. Kurların kendi başına hareketli olması, hurda kağıt ve bobin ithalatını azaltacak; dolayısıyla oluklu mukavva ihracatını arttıracaktır.
  • Seçim tarihinin belli olması, hükümetin kamu harcamalarını arttırması da ilave ambalaj talebi yaratacaktır. Ramazan ayında da tüketimin artması beklenir ama deprem nedeniyle bu sene önceki yıllarda olduğu kadar artmayabilir.

Sonuç
  • Şu an için piyasayı bozan Avrupalılar. Kendi ülkesinde/bölgesinde fiyatı düşmeyip-bütün fazla kağıt kapasitesini kurların baskı altında veya sabit olduğu bize ve Çin’e satıyor. Türkiye’deki kağıt üreticisinin, artan maliyetlerin altında ezilmesini ve zarar etmesini sağlıyor.
  • Çin’e Avrupa’dan kağıt satışının artmasının bir nedeni de ülkenin kağıt-karton ithalatındaki gümrük vergisini kaldırmış olmasıdır. Gelinen noktada gümrük vergisi olmaması, içerdeki kağıt sanayiine zarar vereceğinden önümüzdeki günlerde verginin geri gelmesi mümkündür.
  • Olması gerekenden düşük durumda kalan kağıt fiyatları hem atık kağıt hem de oluklu mukavva fiyatlarını baskı altında tutuyor. Baskı altındaki fiyat seviyesi, ambalaj tarafında ticari ahlakı bozuyor. Yeterince kutu talebi olmadığı için, oluklu fabrikaları Avrupa’dan ucuza aldıkları kağıtla levha üretimine yöneliyor. Levhayı, kağıt maliyetine kutu işletmelerine satıyor. Kutu işletmeleri, çok ucuza aldıkları levha ile oluklu fabrikalarının altına girip-iş alabiliyor. Normalde oluklu fabrikasında ambalaj alan müşteriler, kutu işletmelerinden alıma yöneliyor.

1 Ocak 2023 Pazar

İşe Alımda Nelere Dikkat Ediyorsunuz?

22 Aralık 2022 günü aşağıda afişi verilen etkinliğe katıldım. Afrika Günü etkinliği, Dokuz Eylül Üniversitesi, İşletme Fakültesi’nde Özge ÖZGEN Hanım’ın önderliğinde çok iyi organize edilmişti. Bir şirket adına gelen benim gibi kişilere yardımcı olmak üzere bir öğrenci tayin edilmişti. Benim için görevlendirilen Damla ŞAHİN’de gerçekten yardımcı oldu ve görüşmek istediğim ülkelerden gelen öğrencileri buldu, neticede ilk defa katıldığım bu tarz etkinlikten çok faydalandım. Hem Özge Hanım’a hem de Damla’ya teşekkür ediyorum.


Orada görüştüğüm Türk öğrenciler bana en çok staj imkanı ile işe alımda neler dikkat ediyorsunuz şeklinde sorular sordu. Gençlere ayak üstü bir şeyler söyledim, sonra bunları yazılı hale getirmem gerektiğine inanarak; bu yazıyı hazırladım.

Burada yer verdiğim düşünceleri, bir İK yöneticisinin yazmadığını (onlar mutlaka daha iyisini yazar) unutmamak gerekir.  Kağıt esaslı ambalaj sektöründe sipariş üzerine (önce siparişi alıp-sonra üreten ve teslim eden) çalışan bir grup olduğumuzdan aşağıdaki düşüncelerim; benzeri sektör/iş yapısındaki şirketlerde daha çok aktif satış ve/ya ihracat bölümünde başvuracaklara uygundur.


Torpil Konusu

Referansla bir işe başvurmak çoğunlukla abartılır. Size referans veren kişi nedeniyle (sizden daha iyi adaylar varken) işe kabul edildiyseniz, zaten orada fazla şansınız yoktur. Şirket sizden, gerçek anlamda yeteneklerinizden istifade etmek niyetinde değildir. Sıradan bir ofis elemanı olarak görülüyorsunuzdur. Grubumuzda tanıdık vasıtasıyla gelenlere olumsuz yaklaşıyoruz.


Asgari Nitelikler

İyi bir üniversite mezunu olmalı: Ülkemizin en pahalı veya en yüksek puanlı üniversitesinden mezun olunmasını elbette beklemiyoruz ama ne idüğü belli olmayan, liseden bozma tabela üniversitesinden olmaz.

İşin gerektirdiği kadar lisan bilmeli: İç piyasa satışta lisan önemli değil, buna karşılık ihracatta ise bakılacak ülkede veya hedeflenen pazarda geçerli dilin akıcı konuşulmasının (yazma yetkinliği de) yanında ikinci bir dil şarttır.

Sürücü belgesi: Aktif satış/ihracat için yeterli sürüş deneyimi ve ehliyet gerekiyor.

Ofis yazılımları: Excel başta, sunum yetkinliği önemli.


Görüşürken Bakılanlar

CV’de tutarlılık: Konuşurken söylenen, CV’de yazılanla uyumlu mu? Abartılı, doğru olmayan ifadeler olmamalı.

Tarih tutarsızlığı en çok görülen hatadır. Konuşurken CV’de yazılan tarihlerin arasındaki boşluklar, varsa doğru olmayan ifadeler hemen sırıtır.

“X markette satış deneyimim var” diye yazan bir aday orada rafa ürün dizmişse veya kasiyerlik yapmışsa yanıltıcı bilgi vermiş olur. Bunun yerine harçlığımı çıkarmak için kasiyerlik yaptım dese bana göre daha caziptir.

Güven verme: Aday güven veriyor mu? Kaçamak cevaplar mı veriyor?

Eski bir çalışanın çocuğu görüşmeye alındığında başvurduğu satış işinden ziyade İK konusunda çalışmak istediği kanaati oluştu ve elendi.

Satış potansiyeli: Bazı insanlar satış işine uygun değildir. Kağıt üzerinde nitelikler tutsa da sahada başarı şansı olmaz.

Öğrenme isteği, merak: Satış deneyimi olsa bile, ürüne ilişkin teknik detayları öğrenme isteği olmalı. Satış, yalnızca geniş bir network ile yapılabilecek iş değildir. Sattığınız ürünü/hizmeti yeterince tanımıyor, nasıl üretildiği hakkında fikriniz yoksa; telefonunuzda binlerce numaranın, sosyal ağlardaki bağlantılarınızın size faydası sınırlıdır.

Seyahat edebilme: Satış/ihracat yoğun seyahat yapılmasını gerektirir. Konfor alanında çıkma, yol yapma ve yolda rastladığı normalden daha düşük kaliteli yeme-içmeye açık mı?

Seyahat, uyku saatlerinizde, yeme-içme kalitenizde, günlük rutininizde değişiklik demektir.

Hesap yapma yetkinliği, analitik olma: Üç bilinmeyenli denklem çözmesi beklenmez ama en azından temel ölçü birimlerinin (m/cm/mm, m2/cm2, ton/kg/gram…) aralarındaki ilişkiyi bilmeli.

“Satış fiyatı 1,2 TL/m2 ise 30*80 cm bir ürünü kaça satmalısın?” sorusuna çok az kişi doğru cevap veriyor.

Zor insanlarla çalışabilme: Takım arkadaşı da müşteri de zor biri olabilir. Özellikle başlangıçta onunla çalışabilmeyi başarmak lazımdır. Konuya ilişkin adayın örnek vermesi beklenir.

İş takibi: Kurum içinde bir başkasından istediği işin yapılıp-yapılmadığını takip etmek, işin peşini bırakmamak çok gereklidir.

“Mail attım” dönüş olmadı, belki durumu sizin açınızdan kurtarabilir ama iş tamamlanmadığından satış kaybı anlamına gelir.

Pozitif bakış açısı: Bir yakınım var, girdiği işlerde yöneticisi ve/ya çalışma arkadaşı ve/ya karşı bölüm ona karşıymış gibi düşünüyor. Bu nedenle sık sık iş değiştiriyor. Ona sorarsanız, kendisi haklı ama bence durum şöyle. Okulu uzattıkça uzattı ve stajların hakkını vermedi. Öğrenciliği bir meslekmiş gibi kabul ederken, okul bitince hayata hiç hazırlık yapmadığını gördü ama inkar ediyor. Şimdilerde artık yurt dışına gitmeyi düşünüyor ama lisan bilmiyor.


Sonuç

Pratikte mutlaka çok sayıda yetkinlik inceleniyordur, yukarıdakiler benim ilk aşamada aklıma gelenlerdir.

İş ilanında tam açıklanmamış olabilir, aranılan pozisyonun bir tanımı vardır. Bu tanımla, adayın ne kadar uyumlu olduğu anlaşılmaya çalışılır.

Bazen görüşme çok iyi geçmesine rağmen, bir başkası tercih edilir. İşte bu durum üst paragrafta açıklanan konuyla ilgilidir.

13 Kasım 2022 Pazar

Webinardan Sonra

11 Kasım 2022 gün aşağıda linkini verdiğim “Zer ile İşinizin Yarınları / Ambalaj Sektörü” başlıklı yayına katıldım. (1) Yayın öncesi bildirilen konuşma konuları,
Şeklinde idi. Verilen konulara göre hazırlık yaptım ama moderatörün konu dışına çıkılmasına engel olmaması, sponsor güzellemelerine çokça yer verilmesi nedeniyle biraz eksik bir yayın oldu. Bu düşüncelerden hareketle, yayın sırasında tam anlamıyla dile getiremediğim düşüncelerimi ifade etmek amacıyla bu yazıyı hazırlıyorum.

Öncelikle Gündemde Olmayan Ancak Sorulan Konular
Resesyon Etkisi
Yalnızca resesyona bağlamak doğru olmaz. Yüksek enflasyon, insanların harcanabilir gelirinin azalması, açılmalardan sonra e-ticaretin küçülmesi, ihracat pazarlarında benzeri nedenlerle daralmalardan dolayı kahverengi kağıt ve oluklu mukavva sektörlerinde üretim ve satış miktarları düşüyor.
OMÜD verilerine göre oluklu mukavva satışları ilk 9 ayda, geçen yılın aynı dönemine göre %8,5 azalışla 1,92 milyon tona gerilemiştir.
SKSV verilerine göre aynı dönem içerdeki oluklu mukavva kağıt kullanımı (ithalat ve ihracat rakamlarıyla birlikte) %1 artışla 2,17 milyon tona çıkmış ama sektörün üçüncü çeyrek üretim rakamında geçen yılın aynı dönemine göre %4,1’lik küçülme söz konusudur.

Hammadde Sıkıntısı
Pandemi döneminde yaşanan hammadde tedarik sorunları artık yok. Her türlü ambalaj hammaddesi kolaylıkla bulunuyor. Tersine acilen karar verilen yatırımlar devreye girmeye başladı ve kahverengi kağıtta da oluklu mukavvada da bir bolluk dönemindeyiz.

Ambalajlar Arası Geçiş
Ambalaj maliyetlerinde artış olduğunda, tekrar kullanılabilen ambalajlar daha çok tercih edilir. Bu dönemde de oluklu mukavva yerine plastik kasa veya plastik oluklu kutu tercih eden ürün grupları var.
Ambalaj alıcıları tek kullanımlık ambalaj ile tekrar kullanma arasında bir denge kurmaya, toplam ambalaj maliyetini optimize etmeye çalışıyor.


Son Dönemde Öne Çıkan Zorluklar
Enerji
Enerji maliyetlerindeki artış kahverengi kağıt, dolayısıyla oluklu mukavva sektörü için en önemli konudur. Aşağıdaki grafiği AGED’in 24 Ekim 2022 tarihli bülteninden aldım. (2)
Grafiğe göre bu yılın ikinci çeyreğinde Avrupa’da esmer liner maliyeti (= cash cost = hammadde, kimyasal, enerji, işçilik ve elek/keçe gibi işletme malzemesi) 480 USD/ton ve enerji bunun %25’i imiş. Benim bildiğim kadarıyla aynı dönem ülkemizdeki esmer linerin maliyetindeki enerji %30’lar seviyesindeydi. 2021 sonlarında enerji ağırlığı %20’den az iken ekim itibarıyla aynı ürünün maliyetindeki enerji ağırlığı %40’ı aşmıştır.

Düşen Talep
  • Enflasyon hem içerde hem de ihracat pazarlarında bireylerin harcanabilir gelirini aşağı çekiyor. Eskiye göre daha az harcama yapmalarına engel oluyor. Böylece ülkemizin ambalaj ihracatı düşüyor.
  • Öte yandan Avrupa’da başlayan resesyon, en azından sanayi şirketlerinin daha az ambalaj talep etmesine yol açıyor.
  • Pandemiden sonra insanlar eski tüketim alışkanlıklarına geri döndü. E-ticaretin yarattığı harika talep ortadan kalktı.
  • Ve son olarak devreye giren yeni tesisler içerde ve dışarda hem kahverengi kağıt hem de oluklu mukavva bolluğu yarattı. Ekimdeki Avrasya Ambalaj fuarında görüldüğü üzere Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelerden dahi Türkiye’ye kağıt satmaya gelenler oldu.
Gelecek Dönemdeki Tehdit Unsurları
Hurda

  • “Geri Dönüşüm Ekonomisi” dergisinin 20’nci sayısının ön yazısında (3) belirtildiği gibi Avrupa, atık kağıt, metal ve plastiklerin Avrupa dışına çıkmasına engel olmak üzere; bu yılın sonunda “atık nakliye yönetmeliğinde” revizyona gidecektir. Avrupa revizyon marifetiyle atık malzemelerin çıkmaması, çıkıyorsa Avrupa içinde yeni ürüne dönüşmesini arzu etmektedir. Revizyon gerçekleştiğinde (tahminen bir yıl sürecektir) ülkemizin Avrupa’dan atık kağıt ithalatı zorlaşacaktır.
  • 2020’de 1,5 milyon tondan fazla hurda kağıt (üçte biri oluklu hurdası, OCC) ithal eden Türkiye’nin hurda kağıt ithalatı 2021’de %22 azalışla 1,2 milyon tona düşmüştür. Yakın zamanda yaptığım bir hesaba göre ülkemizde üretilen oluklu mukavva kutuların %78’i geri toplanmakta ve kağıt üretimine gitmektedir. %78 oldukça iyi bir orandır ve tamamı toplanmayacağına göre ülkemizin hurda kağıt ithalatı sürecektir.
  • Devreye yeni girecek kağıt fabrikalarının pratikte hurda kağıt sıkıntısı yaratacağı kesindir. En büyük hurda kağıt ihracatçısı ABD’dir ve oradaki kahverengi kağıt yatırımlarından sonra ihraç edilecek yeterli hurda kalacağından şüpheliyim. Tahminen 2024’den itibaren hurda kağıt, kahverengi kağıt üretimini belirleyen esas faktör olacaktır.
Değişen Kurallar
Avrupa’da Yeşil Mutabakat, sınırda karbon vergisi derken yukarıdaki hurda taşıma regülasyonu benzeri başka yeni kurallar da devreye giriyor. (4) numaralı linkteki regülasyondan sürdürebilirlik danışmanımız sayesinde haberim oldu. Giderek Avrupa’ya mal satmak daha zor hale geliyor ve gelecek. Avrupa kendi sanayisini rekabetten korumaya çalışıyor, yeni nesil gümrük duvarlarını yeni kurallar vasıtasıyla örüyor.
Ülke olarak bunları takip etmek ve önlem almak durumundayız, şirketlerin tek tek takip etmesi ve önlem geliştirmesi mümkün değildir.

Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?
  • Webinarda da dile getirildiği gibi ambalaj sektörü büyümeye devam edecek. 2021 sonu itibarıyla kişi başına kağıt esaslı ambalaj tüketimi 61 kg (oluklu mukavva, sargılık kağıtlar, karton ambalaj dahil) ve yalnızca oluklu mukavva tüketimi 33 kg/kişidir. Bu rakamların artması, Türkiye’nin kalkınmasıyla/zenginleşmesiyle mümkündür. Mevcut büyüme modeli, ülkemizin kalkınmasına yeterince destek vermiyor.
  • Ürünün toplam maliyeti içindeki ambalaj maliyeti (esnek ambalajı, karton/oluklu kutusu, palet ve şiringi dahil) ürüne göre %0,5 ila %4 arasındadır. (Oranlar, Omüd’ün 2012 yılında IBS Research&Consultancy’e yaptırdığı çalışmadan alınmıştır.) Mevcut trend, hem hijyen hem de büyük ailelerden küçük ailelere dönüş, enflasyon, hayat pahalılığı gibi nedenlerle ambalajlar küçülmeye devam edecektir.
  • Depozito sistemi, tekrar kullanılan ambalaj çözümleri de artacağından bilinçli tüketiciler tekrar kullanılan ambalajları tercih edecektir. Bu türlü sistemler ambalaj tüketimini azaltmaya çalışacaktır.
  • Ambalaj esasen, tüketiciye ürünün teslimatını sağlayan bir unsurdur. Benzin istasyonundaki kutudan teslim alma gibi kombine çözümler arttıkça, olukludan kartona/zarfa/çantaya kaymalar olacaktır.
İşin Sürdürebilirliği
  • Mevcut durumda en büyük ihracat pazarımız Avrupa olduğuna göre, uygulamadaki kurallarımızı oraya uydurmak gerek. Sürdürebilirlik kavramı, biraz moda gibi görülüp-“mış” gibi yapılıyor. Oysa müşteri konuyu ciddiye alıyor ve bütün sitemlerini düzeltiyor. Sürdürebilirlik, kısa dönemde şirketlere maliyet getirse de uzun dönemde var olabilmemiz için sürdürebilirlik konusuna çok önem vermeliyiz.
  • Ambalaj atıklarının ayrıştırmasını hanelerden başlatmak gerek. Evde çöp ile hammadde olabilecek atıkları birbirinden ayırdığımızda ülkemiz kazanacaktır.
  • Kısa dönemde özellikle kahverengi kağıt sektörünün enerji desteğine ihtiyacı vardır.
  • Yeni hazırlanacak regülasyonlarda ilgili tarafların görüş, öneri ve katkılarını almak gerekir. Mevzuatı Ankara’da sınırlı sayıda uzman hazırladığında bazen uygulanamaz hükümler içerebiliyor. Sağ olsun devletimiz sonra geri adım atıp-düzeltiyor ama zaman ve enerji kaybı oluyor.
  • Kayıt dışı çalıştırma, çocuk işçi, sigortasız/eksik ücretle çalıştırma gibi hususlar maalesef bazı şehir ve bölgelerde var. Daha dün haberlerde bir çocuğun iş yerinde öldüğünü duyduk. Bu konulardaki zafiyeti, Almanlar dahi biliyor olmalı ki dördüncü maddedeki kuralları yazmışlar.
  • Ülke bazında planlama gerekiyor. Mevcut 22 kahverengi kağıt fabrikasının 3,6 milyon ton kapasitesi var. 2-3 yıl içinde devreye girecek 10 makinenin kapasitesi de o kadar. Bu kadar kağıdın üretilmesi de satılması da sorun oluşturacak. Keşke bir devlet planlama teşkilatı olsaydı ve fazlalık yatırımları başka alanlara yöneltseydi.

Kaynaklar, Atıf Yapılan Yerler

(1) Zer ile İşinizin Yarınları / Ambalaj Sektörü adlı internet yayınının linki:
Zer ile İşinizin Yarınları | Ambalaj Sektörü - YouTube
(2) AGED Kağıt Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği, www.aged.org.tr
(3) AGED’in yayınladığı bir dergidir.
(4) https://www.roedl.com.tr/tr/tema/yazilar/alman-tedarik-zinciri-yasasi-uyarinca-turk-sirketlerinin-almasi-gereken-onlemler

22 Ekim 2022 Cumartesi

Yatırım Yapma Kararı

12 Ekim 2022 günü başlayan Avrasya Ambalaj Fuarı sırasında, önceden Oluklu Mukavva Ambalaj Sektörüne Giriş kitabımı alan bir meslektaşımız; yatırım yapma/yapmama üzerine bir soru sordu. Kendisine gelir tablosundan yola çıkarak bir şeyler söyledim. Sonra düşündüğümde, eksik ifadelerim olduğuna kanaat getirerek; bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Gelir Tablosuna Göre
Gelir tablosuna bakarak, yatırım kararı verilecekse; VÖK+Amortisman+Kıdem (18+15+11) kadar kullanılabilir fon olduğu görülür. Bu rakam kadar meblağ yatırıma yönlendirilebilir.
Fuar sırasında söylemeyi atladığım husus ise gelir tablosunun kullanım esaslı olmasıdır. O dönem o ay veya yıl, kesilen faturadan başlayarak; ne zaman depoya girdiği belli olmayan malzemelerin kullanıldığı varsayılır yani paranın geliş ve çıkış tarihi/dönemi belli değildir.

Nakit Akışına Göre
Çok kaba anlatımla, nakit akışı şirkete girecek ve çıkacak paraların vadesine göre hazırlanan bir tablodur. Kaynaklardaki ilk linkte (1), nakit akışının önemini anlatan güzel bir yazı bulunuyor.
Genellikle aylık hazırlanır ama istenirse haftalık ve hatta günlükte hazırlanabilir. Bu ay yapılan satışın ödemesi, 2 ay sonra alınacaksa alınacağı aya yazılmalıdır. Benzer şekilde bu ay alınan hammaddenin ödemesi bir ay sonra yapılacaksa, bir ay sonraya yazılmalıdır.
Ülkemizde vadeli çek kullanımı yaygın olduğundan, nakit akış tablosunu yaparken kafa karıştırır. Tahsil edilen çekler, tedarikçilere verilebiliyorsa üzerindeki ödeme tarihine bakmadan nakitmiş gibi yazmak gerekir. Eğer alınan çekler, tedarikçiye verilmiyor ve tarihinde nakde dönüyorsa bu zaman çekin üzerindeki vadeye göre nakit akış tablosuna konulması gerekir.
Basit bir nakit akış tablosu yukarıdaki gibidir. Varsa başka giriş ve çıkış kalemleri mesela banka masrafları, dönem sonu taksit ve faizleri,… tabloya eklenmelidir. Yatırım kararı açısından bakıldığında belli bir dönem sonunda oluşan nakit fazlalığı, yatırıma yönlendirilebilecek para anlamındadır. Bahse konu dönem, aylık veya üç aylık olabilir. Yatırım ödemesi konulduğunda nakit akışı sürdürülebilir durumda ise yatırım yapmak mantıklı olur. Bazen nakit akışı sürdürülebilir olmasa da banka kredisi veya zamanından önce tahsilat bekleniyorsa yatırım yapılabilir.
Çoğu orta ölçekli işletme nakit akışı tablosu yapmaz. Ancak dünya genelinde sıkılaşan finansal koşullar, azalan işler nedeniyle müşterilerin daha az ve geç ödemesi bu tabloyu zorunlu kılmaktadır.

Yabancılara Göre
Şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım yöntem, yerli iş insanlarına uymaktadır. Yabancılar ise yatırım yapıp-yapmamaya daha bilimsel hesaplamalarla yaklaşmaktadır. Benim bildiğim en çok kullanılan yaklaşım şöyledir:
ROI (return on investment)
Bu yatırımdan elde edilecek net karın, yatırım maliyetine (makine fiyatı, montaj, işletmeye alma giderleri vb dahil) bölünmesiyle hesap edilir ve yatırımın kaç yılda kendini ödediğine bakılır. (2) Gelecek aylarda/yıllarda yatırımın sağlayacağı faydaların (fire azalması, kar artışı) bugünkü değere indirgenmesi gereklidir.

Yorum
Yazıyı gereksiz yere uzatmamak için yabancıların nasıl hesapladığının detayına girmiyorum. Özetle yabancı, ne kadar para yatırıyorum, kaç zamanda yatırdığım paranın karşılığını alıyorum diye bakar. Sermayesi zayıf yerli şirketler ise daha çok yatırım kredisini ödeyip-ödeyemeyeceği ile ilgilenir.

8 Ekim 2022 Cumartesi

Taş Kâğıt Geri Dönüşüm Sorunları Yaratacak

Çeşitli kaynaklarda (bana göre çoğu reklam amaçlı) yapılan haber ve paylaşımlarda taş kâğıt üretimine girileceği, ormanların kurtulacağı, memleketin taşının kâğıt olacağı, anlatılıyor. Haberlerde bahsedilen Özbekistan’daki tesisi geçen yıl gezmiştim. Bildiğimden farklı bir şey var mı diye Google’a baktım. İncelediğim sitelerin bir kısmı (Google sayfalar dolusu kaynak listeliyor) kaynaklar bölümünde bulunuyor.

Taş Kâğıt Nedir?
Biyo-plastik kâğıt, mineral kâğıt veya zengin mineral kâğıt olarak da adlandırılan taş kâğıt ürünleri, yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) tabakası ile bağlanmış kalsiyum karbonattan üretilen güçlü ve dayanıklı kâğıt benzeri malzemelerdir. Selüloz bazlı kağıtla aynı uygulamaların çoğunda kullanılırlar.


Özellikleri
Taş kâğıdın yoğunluk aralığı 1.0-1.6g/cm3 olup, bu normal kâğıda eşit veya biraz daha yüksektir ve bir şekilde haşlanmış yumurtanın dış zarına benzer bir dokuya sahiptir.
Selüloz liflerinden yapılmadığı için taş kâğıdı, çoğu geleneksel üründen daha pürüzsüz bir yüzeye sahip olabilir ve ek kaplama veya laminasyon ihtiyacını ortadan kaldırır. Kalsiyum karbonat taş ocaklarından çıkarılır veya kireçtaşından çökeltilir. Taş kâğıt üretiminde asit, ağartıcı veya optik parlatıcı kullanılmaz. Yeni taş kâğıda geri dönüştürülebilir, ancak yalnızca özel kentsel tesislerde ayrı olarak geri dönüştürülebilirse (yani mevcut kullanılmış kağıtlardan ayrı toplanmalı ve geri dönüştürülmeli.) Taş kâğıt ürünleri, mürekkep püskürtmeli veya katı mürekkepli yazıcılarla (örneğin ofset, tipo, gravür, fleksografik) uyumludur, ancak çok yüksek sıcaklıktaki lazer yazıcılara iyi yanıt vermez.


Sürdürülebilirlik
Avrupa'da kitap basımı gibi uygulamalar için taş kâğıt ve geleneksel kâğıt arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Taş kâğıt, Avrupa'da kaplamalı ve kaplamasız grafik baskı işlerinin yerini alırsa, mevcut Avrupa tüketimine kıyasla (%100 selüloz esaslı kâğıda göre) CO₂ emisyonlarını %25 ila %62, su tüketimini %89 ila %99,2 ve ağaç kullanımını %100 azaltabilir. Taş kâğıdın geri dönüştürülmüş kâğıda göre çevresel faydaları çok daha az önemlidir.


Yukarıdaki üç paragrafı ilk sıradaki Wikipedia’dan tercüme ettim. Anladığım kadarıyla, taş kâğıt esasen ve yalnızca defter, kitap, dergi gibi işlerde kullanılabilir. Ambalaj olarak yalnızca alışveriş torbası olabileceğinden bahseden kaynaklar var ama üretene rastlamadım.


Bana göre en büyük sorun: Geri dönüştürememe
İkinci paragrafta yazdığı gibi, taş kâğıdın geri dönüştürülmesi için diğer kağıtlardan ayrı toplanması (selüloz esaslı olanlarla karışmaması) gereklidir. Ülkemiz dahil pek çok batı ülkesinde de halen içi plastik kaplı kâğıt bardaklar da tetrapak tabir edilen 2-3 katlı kompozit içecek ambalajları da ayrı şekilde toplanmadığından; taş kâğıt hurda esaslı kâğıt üreticilerinin başına bir bela olmaya adaydır.
Okunmuş dergi/kitap gibi kağıtlar, hijyenik kâğıt üreten, ofsete yönelik karton üreten veya yumurta viyolü üreten fabrikaların tercih ettiği malzemelerdir. Bu fabrikalar, alacakları hammaddenin içinde taş kâğıt olduğunu bilmeyeceklerinden; makine ve ekipmanlarında büyük hasarlar görebilecektir.
Toplama ayırma tesisleri, taş kâğıt getiren kaynaklardan alım yapmayacak; taş kâğıt esaslı malzemeler toplanmayacak ve çöpe gidecektir. Yani çıkan çöp miktarı artarken, istenmeyen malzemenin yanında bir kısım faydalı elyaf da çöpe gidecektir.


Ekonomisine dikkat
Kaynaklarda vermiyorum ama biri Adana’da diğer Karadeniz Bölgesi’ndeki kalkınma ajanslarınca hazırlanmış taş kâğıt yatırım fizibilitelerine rastladım. Gördüğüm raporların içlerinde bir şey yoktu, kulaktan dolma saçmalıklar yazılmıştı. Ayrıca verilen üretim, kapasite, satış rakamları tam anlamıyla uçmuştu. Raporlardan birinde, taş kâğıdın oluklu mukavva kutu ve levha üretiminde de kullanılacağı gibi mesnetsiz ifadeler vardı.
Biz çok zengin bir ülke değiliz. Kaynaklarımızın saçma projelerde israf olmamasına dikkat etmeliyiz. Yatırım projelerini hazırlayan uzmanlardan, teşvik edilecek projelerin seçimine kadar itinalı davranmak gereklidir.


Sonuç
Bana göre taş kâğıt, devlet teşviki/desteği alıp-basına demeç/fotoğraf vermek için güzel bir numaradır. Ülkemize katkısı olacağına inanmıyorum. Dahası selüloz esaslı kağıtların toplanması ve geri dönüşümünü baltalayacaktır.


Kaynaklar
https://en.wikipedia.org/wiki/Stone_paper
https://www.karststonepaper.com/bookmark/stone-paper-101/
https://stone-paper.nl/recycling
https://www.rockpapersz.com/page/recycle-ways-of-stone-paper

Taş Kâğıda Benim Gibi Endişe ile Bakan Yazılar
https://www.popularmechanics.com/science/environment/a29995514/stone-paper-environmental-impact/