5 Kasım 2017 Pazar

Türk ve Avrupa Oluklu Mukavva İstatistikleri (2016)

Fefco 2016 raporu yayınlandığını, Bobst grubunun Linkedin’deki bir paylaşımından gördüm. Yayınlanan raporun linki bu yazının altındadır. Avrupa’ya göre ülkemiz oluklu sektörünü kıyaslamaya çalışacağım.

Önce Fefco
·        2016’da Avrupa’da (biz dahil) 43.948 milyon m2 (yaklaşık 44 milyar m2) veya 22.620 bin ton (22,6 milyon ton) oluklu mukavva satılmış.

·        Bu kadar ambalajı, toplam 401 şirketin 672 fabrikası üretmiş-satmış.

·        Ortalama gramaj 2015’e göre 1 gram azalarak; 515 gr/m2 olmuş.

·        Hiç beklemediğim şekilde özel kesimli kutu satışları, toplam satışın 42,7%’sine gerilemiş. Halbuki önceki yıl 43,1% imiş. Yine şaşırdığım bir husus, levha (yarı mamul) satışlarının 17,3%’den 18,5%’ye artmış olmasıdır.

·        Esmer ve beyaz kraft liner kullanımı artarken, NSSC tüketimi azalmış. Esmer kraft 14,8% oranında, yani 2.824 bin ton kullanılmış .

·        Fefco üyelerinde 78.777 kişi istihdam edildiği açıklanmış. Bunlardan 52.500 kadarı üretimle ilgili çalışıyormuş. Üretimde çalışanlara göre kişi başına 837.000 m2 üretilmiş. Ülkeler arasındaki çalışma süreleri farklılıkları da dikkate alındığında; çalışan başına saatlik üretim 381 m2/adam-saat olmuş. Bu rakam önceki yıl 378 imiş.

·        Metrekare ve ton cinsinden ülke sıralamaları aynı kalıyor. Almanya 5.115 bin tonla en büyük üretici, onu sırasıyla İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere (Birleşik Krallık) ve Türkiye takip ediyor. İngiltere’yi bu sene mutlaka yakalar ve beşinci oluruz.

·        Üretilen oluklu mukavvalar nihai tüketim yerlerine göre tasnif edildiğinde, gıda ambalajları 26,4%, levhacılara yapılan satışlar 14,0%, yaş meyve-sebze kutuları 8,5% ve içecek ambalajlar 7,1% ile en çok satış yapılan sektörlerdir.

·        Avrupa’da en çok B dalga 36,2% ve CB dopel 22,0% satılmaktadır. C dalga 15,6%, E dalga 13,3% ve mikro dalgalar 1,0% seviyesindedir. Genel toplamda 11,9% oranında adı belirtilmemiş dalgaların (A, AB, BE, AC, ABC,…vs) kullanıldığı açıklanmaktadır.

·        4 ve üzerindeki renk basılmış kutu miktarı oransal olarak en çok Norveç’tedir. Sırasıyla Almanya, Polonya ve Avusturya 11,8%, 11,4% ve 9,3% oranlarında 4 ve üzerinde renk basılmış kutular üretmektedir. Renk sayısı ayrımı veren ülkelerde baskısız veya tek renkli kutu miktarı, toplam miktarlarının 50%-73%’üdür. Yani Avrupa’da işlerin yarısından fazlası maksimum tek renklidir.

Şimdi de Ülkemize Bakalım

·        2016’da Türkiye’de 2.022 bin ton veya 3.886 milyon m2 (yaklaşık 3,9 milyar m2) oluklu mukavva ambalaj satılmış.

·        Yalnızca Omüd üyesi 31 şirketin, 49 fabrikasında 55 oluklu hattı çalışmaktadır. Aynı yıl ülkemizde 100 kadar şirketin, 110 fabrikasında kurulu 132 oluklu hattının üretim yaptığını tahmin ediyorum. (Şirket ve fabrika sayıları benim tahminimdir. Zira 2013 sonunda oturup-bütün oluklu hatlarını tek tek saydığımda; 103 şirket, 124 fabrika ve 130 oluklu sonucuna ulaşmıştım. Dolayısıyla 100, 110 ve 132 rakamlarını minimum kabul etmek gerekir.)

·        Ortalama levha ağırlığı, önceki yıla göre 8 gram kadar artışla 520 gr/m2 olarak gerçekleşmiş. (Omüd üyesi olmayanların bilgileri eksik olduğundan, Omüd rakamlarını Türkiye toplamı veya ortalaması kabul ettim.)

·        Ürün cinslerine göre satışlardaki değişim, Fefco’ya paralel seyretmiş. Özel kesimli kutu satışları 2015’e göre 2 puan kadar azalarak 31,3% olmuş. Levha satışları ise 2 puan kadar artışla 21,6% olmuş.

·        Esmer kraft tüketimi 1,6 puan azalarak 316 bin tonu geçmiş ve 18,1% olmuş. Beyaz kraft tüketimi önceki yılla aynı kalmış. NSSC tüketimi 5,9% ile 103 bin tonu geçmiş. 2015’de olmayan SC Fluting adı verilen (tahminimce yüksek mukavemetli fluting olsa gerek) kağıdın tüketimi 17,3% (12 puan sıçrama) yani 301 bin ton olmuştur.

·        Omüd üyelerinde toplam 7.472 kişi çalışıyormuş. Üye olmayanları da dikkate alarak, sektörde toplam 9.640 kişi çalıştığını tahmin ediyorum. Bunun 7.420 kişisinin üretimde çalıştığını hesapladım. Omüd üyelerinin üretimde çalışanlarına göre kişi başına üretim 676 bin m2 olmuş. 2015’de ise 651 bin m2 imiş. Çalışma saatlerine indirgendiğinde 2015’de 319 m2/adam-saat iken 2016’da 330 m2/adam-saata yükselmiş.

·        Oluklu mukavvanın nihai tüketim sektörleri dikkate alındığında, 29,3% ile gıda ambalajları ilk sırada yer alıyor. İkinci en büyük kullanıcı 15,9% ile levhacılardır. Yaş meyve ve sebze kutuları  ise 6,5% ile üçüncüdür. Önceki rapora göre gıda ambalajlarında azalma, diğerlerinde artış söz konusudur.

·        Ülkemizde en çok çift dalga (mikro dopel dahil olmalı) 55,4%, sonra C dalga 20,8% ve B dalga 15,9% satılmaktadır. Kalan 7,9% ise mikro dalgalar ile A ve triplexin toplamıdır.

İstatistikleri Yorumladığımda

·        Ülkemizde bir ölçek sorunu olduğu açıktır. Hat başına, fabrika başına veya şirket başına satış rakamları, Avrupa’nın çok altındadır. Buna karşılık yalnızca Omüd üyelerinin ortalamaları, Avrupa’dan bir tık daha iyidir.

·        Özel kesimli kutu satışlarının azalması, eskiden ful kalıpla kesilen kutuların giderek parsiyel kalıplarla kesilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Levha satışlarının artması ise sipariş lotlarının düşmeye devam ettiği bir dünyada gayet normaldir. Levha işleyen atölyelerin azalmayacağı gayet açıktır.

·        Esmer kraftın da giderek azalmasını beklememek gerekir. Yeni kağıt teknolojileri ne kadar iyi kağıt üretse de kraftın sıfıra inmesi mümkün değildir. Avrupa’da ki 14,8%’lik esmer kraft oranına ülkemiz de yaklaşacaktır.

·        Sektörümüz otomasyonu kullandıkça kişi başına üretim verimliliği artacaktır. Kişi başına saatlik üretimde, ülke olarak oldukça geriyiz. “Küçük olsun benim olsun” kafasıyla kurulan küçük ölçekli fabrikalar maalesef verimliliği düşürmektedir.

·        Avrupa’ya kıyasla bizde daha çok gıda ambalajı üretiliyormuş gibi dursa da, rakamları yanlış topladığımızdandır. (Omüd bu bilgileri alırken, Fefco’ya paralel hareket etse çok faydalı olacaktır. Omüd’ün kuruluş yıllarında set edilen istatistikleri gözden geçirmenin zamanı gelmiştir. Geçmişte faydalı görülüp-toplanan bazı bilgilerin artık kimseye faydası yoktur.) Çiçek ve süs bitkileri gibi bazı ayrımlar Fefco’da yoktur. Yaş meyve ve sebze kutuları Fefco’da 8,5% iken ülkemizde 6,5% civarındadır. Oluklu mukavvaya girmesi gerekirken, halen ambalaja girmeyen yaş meyve-sebzeler bulunmaktadır. Kayıt dışını kayıtlı çalışmaya zorlamak yerine, kanun zoruyla yaş meyve-sebzeyi oluklu mukavvaya koymaya çalışmanın nasıl sonuçlanacağını da çok merak ediyorum.

·        Ülkemizde çift dalgaların çok kullanılması, C’nin B’den fazla olması eski kağıt makinelerimiz ile küçük/iptidai kutu makinelerimiz sayesindedir. Eski kağıt makineleri daha düşük gramaj üretemezken, levhacıların kullandığı eski teknolojili kutu makineleri oluklu mukavvanın canını çıkardığından; nihai müşteriyi daha kalın kutulara zorlamaktadır.

·        Basılan renk konusunda da ülkemizde bilgi toplanmamaktadır. Eğitimsiz ve kötü yönetilen satış ekiplerinin dolduruşuna gelen şirketler, gerekli-gereksiz çok renkli makinelere yatırım yapmaktadır. Ortalama 2,5 renk basan, 6 renkli makineler kaynak israfından başka bir şey değildir.

Fefco 2016 istatistiklerinin linki:

8 Ekim 2017 Pazar

Kirpi Konsepti

Jim Collins’in ‘İyi’den ‘Mükemmel’ Şirkete adlı kitabını tesadüfen gördüm, aldım ve okudum.
Kitapta, borsada işlem gören çok sayıda şirket detaylı şekilde incelendikten sonra sonuçları özetlenmiş. Borsa getirisi ortalamanın ve rakip şirketlerin (yazar bunlara ‘karşılaştırma grubu’ adını veriyor) çok üzerinde olanların nasıl bu sonuçlara ulaşabildikleri analiz edilerek bir büyüme-gelişme dönemi planı hazırlanmış. Sonuçlar ve yorumlar istatistiki olarak verildiğinden gerçekten çok etkileyici bulgular var.

Kitapta beni en çok etkileyen (sanırım pratikte en zor uygulanabilecek olan) ‘Kirpi Konsepti’ başlığını taşıyan kısım oldu. Anlamak için tekrar tekrar  okuduğum bu bölümün özeti şöyledir:
İyiden mükemmele ulaşmak için birbiriyle kesişen üç çemberin kesişim noktasını, basit ve berrak bir konsepte tercüme etmek gerekir. Kilit nokta, hangi konuda en iyisi olmak istediğinizi anlamak değil, hangi konuda dünyanın en iyisi olabileceğinizi (veya tersine olamayacağınız konuları) bulmaktır. Bir şirket için kesişim noktasını bulmak çok zordur. Kitaba göre, mükemmel şirketler ortalama dört yılda kirpi konseptlerini tespit edebiliyorlar. Bireyler üzerinden bir örnekle, kirpi konsepti şöyle açıklanıyor:

Bu işi yapmak için doğmuşum (en iyi), bu işi yapmak suretiyle para alıyorum (motor) ve her sabah işe gitmek için yanıp-tutuşuyorum (tutku) dediğiniz bir işiniz varsa kirpi konseptini bulmuşsunuz demektir. Bu en iyi olma hedefi, en iyi olma stratejisi, en iyi olma planı, en iyi olma niyeti değildir. En iyisi olabileceğiniz şeyi kavramaktır.

Niçin "Kirpi Konsepti" Adını Vermiş?
Yazara göre, kirpi bir tehlike anında elindeki şeyin (av, yiyecek) üzerine kapanıp-top haline geliyor. Tehdit geçtikten sonra da açılıp-yoluna devam ediyor. Dolayısıyla tek bir şeye odaklanmış oluyor ve ondan vazgeçmiyor. Kitap, mükemmel şirketlerin de benzeri bir davranış gösterdiğini açıklıyor.

En İyi Olduğunuz Şey
On yıllarca belli bir alanda faaliyet göstermeniz, yani o alanı esas faaliyet alanı olarak belirlemeniz, o alanın en iyisi olduğunuz anlamına gelmez. Eğer esas faaliyet alanında dünyanın en iyisi değilseniz o alan sizin kirpi konseptinizin temelini oluşturmaz. (Yazar dünyanın en iyisi olmaktan bahsediyor ama bulunulan pazarda rakiplerinizden daha iyi olduğunuz şey olarak anlamak daha doğru olacaktır.) İyiden mükemmele dönüşen şirketler, iyi olduğunuz bir alanda faaliyet göstermenin, sadece “iyi” olmaya yeteceğini anlamışlardır. Mükemmelliğe giden yol, diğer tüm şirketlerden daha iyi olabileceğiniz alanlara odaklanmaktan geçmektedir.

Motorunuzu Döndüren Şey
Çok karlı, çok büyüyen,…vb bir sektörde olmak, gerekmiyor. Çok kötü bir sektörde dahi olsa, mükemmel şirketler; büyümenin, çok karlı olmanın çaresini bulmuşlar. Kendi büyümelerini (yani motoru) ölçmek için kişi başına kar, kontrat başına nakit akışı,…gibi ölçütler geliştirmişler.

En Derin Tutkuyla Bağlı Olduğunuz Şey
Tutkuyu siz yaratamazsınız. İnsanların tutkulu olmasını sağlayamazsınız. Yapılması gereken, insanların tutkusunu canlandıran şeyi keşfetmektir. Bazen bu ürettiğiniz malı/hizmeti zevkle tüketiyor olmak, bazen işinizin sonucu olarak müşterilerin refahının/mutluluğunun arttığını görmek olabilir.

Kirpi Konseptini Keşfetmek
Bazı yöneticilerin katılımı ile bir konsey kurulması, tekrar eden toplantılarda aşağıdaki soruların sorulmasıyla kirpi konseptinin oluşturulması tavsiye ediliyor:
Hangi konuda başarılı olduğumuzu değil, hangi konuda dünyanın en iyisi olabileceğimizi gerçekten anladık mı? Ekonomik ölçütümüz de dahil olmak üzere, şirket ekonomisini yürüten motoru anladık mı? Tutkularımızı canlandıran şeyi anladık mı?

Benim Anladığım İse
Kirpi konsepti, bir tür vizyon veya benzeri bir kavram. Şirketteki kritik yöneticiler, yıllar süren arama toplantıları ile en iyi oldukları, kolayca büyüyebilecekleri, para kazandıkları ve tutkuyla bağlı oldukları bir ortak vizyon oluşturuyorlar.
Süslü laflara, moda yöntemlere odaklanmadan, gemiye (yani şirkete) yeni bir istikamet veriyorlar. Yeni istikamet bazen tuvalet kağıdı işini bırakıp-bebek bezi üretmek, bazen iç piyasa yerine dış piyasada büyümek veya klasik banka iken mortgage bankası olmak şeklinde olabiliyor.
Elbette kirpi konseptini bulunca, hemencecik mükemmel şirket olmuyorsunuz. En iyisi kitabı okuyun. Yapılacak daha çoook iş var.

3 Eylül 2017 Pazar

Yalnızca Levha Satanın Nakit Akışı

Önceki yazımda, yalnızca levha satmak için bir oluklu fabrikası kurulursa; karlı olunacağını yazmıştım. Sonunda nakit akışına da bakmak gerektiğini söyleyerek de bitirmiştim. Bu yazıda kaldığım yerden devamla, aynı şirketin nakit akışını irdelemeye çalışacağım.
İlk yatırımın, bütün makine ve binaların öz kaynakla yapıldığını kabul ederek; üç senaryo üzerinden inceleyeceğim. Kolaylık olması açısından ilk yatırım tutarının 40 milyon TL ve 10 yıl amortisman ayrılacağını kabul ediyorum.

Senaryolar
6 ay vadeli: Hiç işletme sermayesi yok, her ihtiyaç için kredi kullanılacak.
4 ay vadeli: Satış fiyatı aynı kalmak kaydıyla, 6 ay yerine 4 ay vadeli satılacak ve tabi vadeye uygun tahsilat yapılacak.
30 milyon işletme sermayesi: Yine 6 ay vadeli satılacak ama ilk yıl içinde 30 milyon TL işletme sermayesi konulacak.
Aksine bir bilgi yoksa tablolardaki sayılar milyon TL olarak okunmalıdır.

Baz Senaryo
Pek sürdürülebilir görünmemektedir. İlk yılın sonunda 40,4 milyon olan kredi bakiyesi üçüncü yıl 55 milyona dayanmaktadır. Alış vadesi peşin (1 ay) iken 6 ay vadeli satmak işi büyütürken nakit akışını zorlaştırmaktadır. Önceki yazıda verilen gelir tablosunun devamı hemen nakit akışının altındadır.

Satış Vadesini 2 Ay Kısaltmak
İlkine göre daha mantıklı görünmektedir. Ancak uzun vadelerle çalışan levhacılarda uygulanmasında problem olabilir. Ayrıca, işi büyütmek yani miktar artışını hızlıca sağlanmasını engelleyebilir.

İlave İşletme Sermayesi Koymak
En mantıklı görünen senaryodur. 40 milyon ilk yatırım bedelini ödeyen şirket sahibini 30 milyon da işletme sermayesi vermeye ikna etmek biraz zor olsa gerek.

Çıkardığım Sonuçlar
Düşük fiyatla levha satarak, yeni kurulmuş bir fabrika büyütebilir ama sürekliliğini de düşünmek lazımdır.
İşletme sermayesi ve nakit akışı, yeni kurulacak şirkette; en önemli konudur. Bu ikisi sağlanırsa kar sağlanabilir.
Ucuza satıp-çok satmak karlılığı garanti etmez. İşlem hacminin çok olması iyidir ama yukarıda da görüldüğü üzere hem kar sağlamadığı hem de nakit akışını desteklemediği durumlar olabilir.
70 milyon para yatırıp, 3 yılın sonunda ancak 7,7 milyon nakit sağlayan fabrikaya ancak bizim yatırımcımız para bağlar.
Oluklu hattının ultra modern olması, az adamla çalışması, firesinin çok düşük olması,…vb faktörler çok önemlidir ama çıkan malı doğru fiyattan satıp-doğru vadede tahsilat yapmıyorsan; teknolojiyi Çorumluların deyimiyle “heçlemiş” olursun.

20 Ağustos 2017 Pazar

Yalnızca Levha Satanın Maliyet Yapısı


Çalıştığım bütün şirketlerde, satış ekipleri rakibin fiyatlarının düşüklüğünden bahsetmiştir. 2017’de ise hammadde fiyatlarındaki artışlar, satıcıların yakınmasını daha da yükseltmiştir. Ayrıca piyasaya her yeni giren oyuncu, mevcut dengeleri bozar ve bu tür yakınmalara neden olur.
Şimdilerde, düşük gramajlı kağıtlarla levha üretip-satmak bir moda gibi gelişiyor. Oluklu mukavva şirketlerinin yanında, kutu işletmeleri (sheet plant, levhacı) de oluklu hattı kurma gayreti gösteriyor.
Avrupa'da çok güzel örnekler var. Acaba ülkemizde yalnız levha satmakla karlı olunur mu diye biraz kafa yordum. Sonuçları şöyle:
Oluklu Hattı
Arsa ve bina ile yatırım tutarı kadar paranın hazır olduğu varsayımı ile modern, en az adamla çalışacak bir oluklu hattı kurulacaktır. Yeni bir hat kurulacağına göre, yılda en az 150 milyon m2 üretebilecek kapasite seçilmelidir. Makine üreticilerinin verdiği rakamlar genellikle daha yüksek olduğundan, kurulu/çalışan fabrikaların ulaştığı miktarlar dikkate alınmalıdır.
Bu projede, hattın ilk ay 1 milyon m2 üreteceği, sonraki her ay 1 milyon m2 iş artışı ile 12’nci ayda 12 milyon m2/ay hızına ulaşacağı ön görülmüştür. (Rakamları buraya veya Excel tablosuna yazmak çok kolaydır. Uygulamada bir yıl içinde tam kapasiteye ulaşmak mümkün olmayabilir.
Personel
İdeal bir tesis kurulacağına göre en az sayıda personele ihtiyaç duyulmalıdır. Devreye girilirken 11 mavi yakalı ve 9 beyaz yakalı çalışan yeterli olacaktır. İkinci aydan itibaren çoğunlukla satış ekibine olmak üzere her ay birer kişi ekleyerek, yılın sonunda beyaz yakalılar 20 kişiye ulaşacaktır. Buna karşılık mavi yakalılar ilk 4 ay tek vardiya, 5’nci ay 1,25 vardiya ve 6 ila 9’ncu aylar arası 1,5 vardiya istihdam edilecektir. (5-10’ncu aylar arasında fazla mesaili çalışma anlamındadır.) 10’ncu aydan itibaren 2 vardiya şarttır.
İstihdam edilecek kişilerin ortalama ücretleri, mavilerde brüt 2.250 TL/ay iken beyazlarda (satış ve tek yönetici dahil) brüt 3.225 TL’dir. Servis, yemek, iş kıyafeti gibi kalemler ile SGK işveren payı ile gelir vergileri, kabaca brüt ücretin 60%’ıdır. (Yani personel maliyeti ödenen ücretin 1,6 katıdır.)
Enerji
BHS’den Göksun Erman Bey’in (Almanların Omüd’ü VDW’den alınmış veriler bazlı) yaptığı bir sunuma göre oluklu hattının enerji tüketimi cironu 1,5% ila 3,0%’üdür. Buradan yola çıkılarak ilk ay cironun 2,6%’sı ve 12’nci ayda 1,5%’si kadar enerji gideri oluşacaktır. Göksun Bey’deki reel (40% çift ve 60% tek dalga üreten) müşteri rakamları, bu oranları teyit etmektedir.
Nakliye
Bütün satışların ortalama 250 km mesafeye, tırla yapılacağı ve nakliye ücretinin araç başına 1.045 TL olduğu kabul edilmiştir. Hesabı basite indirmek adına tıra B dalgadan 8 ton ve CB dalgadan 7 ton yükleneceği kabul edilmiştir.
Genel Gider
Deneyimlerime göre ofis/bilgisayar, tamir-bakım, temizlik, güvenlik, binek araçları, müşavirlik,…gibi kalemlerden oluşan genel gider, cironun 3% ila 6%’sıdır. Bu çalışmada ilk ay 4,10% ile başlayıp, her ay 0,10% azalıp, 12’nci ayda 3%’e inileceği kabul edilmiştir.
Hammadde Maliyeti
Basite indirgemek için yalnızca B dalga T/S/T (60%) ve CB dalga T/S/T (40%) için piyasadaki kağıt fiyatları ile maliyet hesapları şöyledir.
Hattın yeni olduğu dikkate alınarak, tek dalgada 6 gr/m2 ve çift dalgada 12 gr/m2 nişasta kullanılacağı, firenin ilk yıl için ortalama 7% olduğu varsayılmıştır. (7% iddialı bir rakamdır. Sonraki iki yılda her yıl birer puan azalarak 5%’e inmesi hedeflenmiştir.) B ve C ondüleler için sırasıyla take-up faktörleri 1,3 ve 1,4 alınmıştır.


 
40% ve 60% oranları ile ortalama gramaj 369 gr/m2 iken hammadde maliyeti 0,805 TL/m2’dir.
Satış Fiyatı
Levhacılara göre piyasada satış fiyatı en makul olan oyuncunun listesindeki (yukarıda hammaddesi hesaplanan ürünlerin) satış fiyatı 0,982 TL/m2’dir (60% B ve 40% CB.) İlk ay yani bir milyon m2 için 0,982 olan rakam ilave her milyon m2 için 0,25% indirimle, 12 milyon m2/aya ulaşıldığında 0,955 TL/m2 olacaktır. Tecrübelerime göre, fiyattaki aşağı yönlü gidiş de doğrudur ve mantıklıdır.
Gelir Tablosu
Maliyet kalemleri artmayıp-sabit kalırken, takip eden yıllarda cüzi fiyat düşüşleri maksimum kapasiteye ulaşıldığında oluşan gelir tablosunun özeti şöyle olacaktır. Fiyat yukarıda 0,982 hesaplanmıştır, ancak aydan aya düşüşlerle yıl ortalaması 0,964 TL/m2’dir

Tabloda personel ve genel gider rakamlarının toplamı sabit maliyet olarak yazılmıştır. Hammadde, enerji ve nakliye giderleri ise değişken maliyet olarak görünmektedir.

Yorum
Verdiğim varsayımlar altında (=ideal şartlar altında) az da olsa karlı bir iş olduğundan, yalnızca levha satmak amacıyla böyle bir fabrika kurulur.
Tablonun altına (amortisman, finansman, net kar) da bakmak gerekir. Yeni kurulan işlerde hep bir nakit akışı sıkıntısı görülür. Dolayısıyla nakit akışına bakmadan, işletme sermayesi ihtiyacını hesaplamadan karar vermemek en iyisidir.

6 Ağustos 2017 Pazar

Ofset Kutuda BCT

Hafta içinde bir ofset üreticisi tarafından, BCT’yi etkileyen faktörler üzerinde konuşmak amacıyla ziyaret edildik. Grubumuzun kağıt fabrikasının müşterisi konumundaki misafirler, kendi müşterilerinin BCT hedefi verdiğinden, yakaladıkları BCT’lerin düşüklüğünden ve değişkenliğinden, bu durumda kullandıkları kağıdı suçladıklarından, diğer tedarikçileri ile görüştüklerinden bahsettiler. Benim açımdan oldukça verimli, güzel bir görüşme oldu. Kendilerine ifade ettiğim görüşlerimi, daha sonra aklıma gelen birkaç hususu da ekleyerek aşağıda sunuyorum.
Ofset kutuda ilk aşamada “kağıdın mukavemeti yetersiz mi?” sorusu akla gelse de oraya varıncaya dek pek çok faktör BCT’yi etkilemektedir.

Ortam
Fabrika içindeki rutubet, bulunduğu yerdeki yüksek nem dolaylı olarak BCT’yi düşürebilir. Mevsimin kış olması da gerekmez. Bir fabrikada, bölgede sürekli yüksek nem olduğunu, olukludan çıkarken ECT değerinin normal olduğunu, birkaç saatin sonunda oluklu mukavvanın ortamdaki nemi emdiğini gördük. Fabrika içi ile dışının arasındaki rutubet farkını ölçmek, ortaya koymak ve iyileştirmek gerekir.

Ondüle Makinesi
Ofset sektöründe genellikle yerli ve dar ebat ondüle makineleri kullanılmaktadır. Bu makinelerin ne kadar yeterli olduğu iyice analiz edilmelidir.
Ondüle, nişasta, sıyırma ve pres valslerinin birbirlerine paralel olması gerekir.
Sürülen nişasta miktarı ve düzenliliği (ondüle tepelerine sürülüyor olması) önemlidir. Bunun için tentürdiyot testi yapılabilir.
Pres vals kendi başına BCT’yi düşürüyor olabilir. Çalışma genişliği 150 cm iken 75 ile 130 cm arasında bobinler çalışıyorsa hem ondüle valsleri hem de pres vals dengesiz aşınır. Geniş ebat çalışırken kenarlar Pres vals tarafından kesilmeye yakın basıldığından mukavemet düşer.
Ondüle valslerinin BCT ‘ye uygun seçilmesi önemlidir. Yerli vals üreticisinin ürettiği valsi ne derece bildiği de soru işaretidir.
Tek yüzlü köprüye çıkarken eziliyor, ondüle tepeleri yatıyor olabilir.

Laminasyon
Kullanılan yapıştırıcı sürme miktarının yanında kalitesi de önemlidir. En çok tercih edilen dekstrin yerine nişasta esaslı yapıştırıcıları da değerlendirmek gerekir.
Laminasyon sırasında ondülelerin yatmadığına ve yapıştırıcının doğru noktalara sürüldüğüne bakmak gerekir.

Kesim Makinesi
Düz kalıpla kesimlerde uygulanan kesme basıncı bazen gereğinden yüksek olabilir. Temiz bir kesim elde edilir ama bir süre sonra bıçaklar körelir. Körelen bıçakların düzgün kesmesi için parça bıçaklar eklenir. Bu sefer bazı izlerin hafif kaldığı görülüp, bazı yerlere bantlar/lastikler eklenir. Yani kalıp orijinalliğinden iyice uzaklaşır. Kutu bir şekilde kesilmiş olduğunda, iç yüzeyde BCT’yi düşürecek izler ve ezikler de oluşmuştur.

Karton
Dış yüzde kullanılan kartonun ne derece mukavim olduğu ihmal edilmemelidir. Ayrıca kartonun su emme değeri hem mürekkep tüketimi hem de laminasyon tutkalı açısından incelenmelidir.

Tek Yüzlü
Üretilen tek yüzlünün kalitesini ölçmek için, boşta kalan tarafını bantlayarak ECT testi yapılması düşünülebilir.

Ve Kağıt
Yukarıdaki konuları sağlama aldıktan sonra, kağıdın mukavemetine bakmakta yarar var.

ECT Standardı
BCT’ye ulaşmakta en önemli testlerden biri ECT’dir. Belli kağıtlar için bir ECT standardı yoktur. Her fabrika kendi standardını oluşturmalıdır. Aynı kağıtlar (ve karton) ile farklı tesislerde üretilen mukavvaların ECT değerlerini kıyaslayarak bazı yorumlarda bulunulabilir.
Karton cins ve tedarikçisi değişmeden, A tedarikçisinden gelen kağıtlar ile üretilmiş mukavvanın ECT veya BCT değeri ile bütün makine şartları aynı B tedarikçisinin kağıtlarını kıyaslamak doğru olacaktır.

Sonuç
Ofset müşterilerinin de BCT talep ettiğini duymak hoşuma gitti. Baskı konusu hep en önde gelen bu sektörde mukavemetin konuşuluyor olması, yakın gelecekte gramajların (kağıt ve kartonda) düşeceğinin işaretidir.
Yazılan bütün maddeler tamamen çalışanların eğitimi ve üretim yönetimi ile ilgilidir. Makine şartlarını kontrol altında tutmadan, kağıt gramajını arttırarak BCT bir yere kadar çözülür ama maliyet de artmış olur.
Konuyla ilgili çalışacaklara şimdi den kolaylıklar diliyorum.

30 Temmuz 2017 Pazar

Hurda Esaslı Kağıt Fiyatları Üzerine

2016’nın sonlarından itibaren başlayan kağıt fiyatı artışları devam ediyor. Çin’deki hava kirliliği, kağıt fabrikalarının kapanması, ülkemizin Çin’e kağıt ihraç etmesi, şeklinde başlayan rüzgar yaz ayları ile birlikte durulacak derken sürüp gidiyor.
Gelen bilgiler, şimdilerde Çinlilerin yüksek kaliteli hurda kağıda taleplerini arttırdığı yönündedir. Bu ise ithalat yaptıkları yerlerde (mesela Avrupa) hurda fiyatını tetiklemektedir. Pazarda kalan düşük kaliteli hurda, kağıt fabrikasının üretim maliyetini arttırdığından, kağıt fiyatının artmasına yol açmaktadır.
Ayrıca AB ve ABD’de işlerin iyi olması kağıt talebini arttırmaktadır. (Bir parantez açarak, vurgulamak gereğini duyuyorum: Batı ülkelerindeki yarım puan civarındaki GSMH büyümesi ambalaja dolayısıyla kağıda olan talebi anormal canlandırırken; ülkemizin ilk çeyrekte 5% büyümesi satılan toplam oluklu mukavva miktarını arttırmak bir yana geçen seneye göre azalmıştır.)
Ülkemizde ise oluklu mukavva kağıdı ihracatı geçen yıla göre artmaya devam etmektedir. Yani içeride satılmayan kağıt dışarı gitmektedir. İlk 5 ayın verilerine göre, yılın ilk 3 ayında ihracat geçen yıla göre sıçrama yapmış, Mayıs’ta 17 bin tona kadar düşmüştür.







Pazarın düşük gramajlı kağıda yönelmesinden dolayı eski kağıt makineleri alçıpan kağıdı, miğfer boru kağıdı,… gibi farklı ürünlere dönmeye çalışmaktadır. Netice itibarıyla iç piyasaya sunulan oluklu mukavva kağıdı geçen yılkine kıyasla daha az kalmaktadır.

Hurda Kağıt Miktarı Azalıyor Gibidir
Öte yandan hurda kağıt toplama miktarında belirgin bir azalma gözlenmektedir. Aşağıdaki grafik İzmir içindeki 6 AVM, süpermarket ve zincir ana deposundan çıkan atık ambalaj miktarını göstermektedir.
Toplanabilen atık miktarı Haziran 2015’de ciddi şekilde düşmüş ve tekrar aynı seviyelere gelememiştir. 2016 çok dalgalıdır ve darbe girişimi hurda miktarını da azaltmıştır. 2017’de ortalama miktar 2016’dan iyidir. Bu yılın en iyi zamanı Mart iken, Nisan-Haziran döneminde  miktar azalmaya devam etmektedir.  
Özetle, son aylarda her ay bir öncekinden daha az hurda çıkmıştır. Miktar azlığı hurda fiyatını yükseltmektedir.

Kağıt ve Hurda Kağıt Fiyat Artışları
Kağıt fabrikasının en önemli girdisi de hurda kağıt olduğundan maliyetler artmaktadır. Aşağıdaki grafik, kağıt fiyatı ile hurda fiyatındaki artışların son 2,5 yılda nasıl değiştiğini göstermektedir. Grafik, hurda ve kağıdın 2015 yılı Ocak ayındaki fiyatlarını 100 kabul edilerek, sonraki aylarda ne kadar değiştiğini görmek üzere hazırlanmıştır. Şubat 2015’de Ocak’a göre kağıt fiyatı fazla değişmeden kalmışken hurda fiyatı 5% kadar düşmüştür. Hurda fiyatındaki düşme, Haziran 2015’de dip yapmıştır.
Turuncu renkli hurda fiyat artışı grafiğinin 2017 başına kadar belirgin özelliği, kağıt fiyatından daha az artmasıdır. (Şubat 2016 istisnadır.) Ancak 2017’de eğri karakteristiğini değiştirmiş ve kağıt fiyatından daha fazla artmaya başlamıştır.
Kağıt fiyatı çok ciddi artış göstermesine rağmen, hurda fiyat artışını yenebilmiş değildir. Kağıt fabrikasının, hurdadaki artışı fiyatlarına yansıtmasına rağmen bu sene 2015 ve 2016’daki kadar başarılı olmadığı söylenebilir.

Diğer Endeksler Ne Söylüyor?
Omüd’ün yayınladığı ve TÜİK’in hazırladığı “kağıt hamuru, kağıt-mukavva” endeksindeki yıllık (Temmuz / 2016 – Haziran / 2017) artış 49%’dur. Yukarıdaki grafiğe göre, aynı dönemdeki kağıt fiyatı artışı 50% ve hurda kağıt fiyatı artışı 63%’dür. Yine aynı dönemdeki ülkemizin en büyük kağıt üreticisinin fiyat listelerindeki artış 71%’dir. Açıkladığım yüzdelerden ben, Tüik hesabının biraz eksik kaldığını, hurdadaki artışı pek dikkate almadığını anlıyorum.
Oluklu fabrikaları, hammadde fiyat artışlarını müşteriye izah etmekte zorlanmıştır. Tüik’in yayınladığı endeks yetersiz oluşturulduğundan, dolaylı olarak oluklu fabrikalarının aleyhine çalışmıştır.

Beklentiler
Kağıttaki hareketi zamanında idrak edemeyen bazı fabrikaların hammadde stokları zamansız erimiş ve maliyetleri anormal derecede yükselmiştir. Bugünlerde eksilen stokları şişirmek amacıyla fazladan kağıt talebinin oluşmuş olması mümkündür. Ayrıca oluklu mukavva sektöründe işlerin Eylül ile çok artacağı beklentisi dile getirilmektedir. Beklentiler dahi kendi başına kağıt talebi yaratıyor olabilir. Ambalaj üreticilerinin böyle durumlarda nasıl etkilendiği konusunda, kağıt fiyatları nasıl oluşuyor başlıklı yazıma bakılabilir.

Esas Problem
Ancak esas konu kağıt değil, hurda kağıttır. Hurda kağıdın çöpe gitmeden kaynağında yani evde ayrıştırılması, atık şirketinin hurda kağıdı ücretsiz alması, her türlü toplamanın (sokaklar dahil) teşvik edilmesi, belediyelerin atık toplama anlaşmalarına sadık kalması ve geri dönüşüm şirketini yolunacak kaz gibi görmesi, hurda ticaretinin yönetmeliklerle engellenmesi,…gibi temel konular düzeltilmeden hurda kağıt miktarı ciddi boyutta artmaz. Talebi çok, miktarı yetersiz olan şeyin fiyatı artar. Kağıttaki sıkışıklık ne zaman biter konusunda ise hurda, kağıt ve oluklu mukavva sektörleri miktar dengeleri üzerine başlıklı yazımın okunmasını öneriyorum.

28 Mayıs 2017 Pazar

Ambalaj Sektöründe Endüstri 4.0

Bu yazı,  International Paper Board Industry dergisinin Şubat 2017 sayısı, sayfa 40’daki “The Internet Of Things” başlıklı yazıdan özetlenerek tercüme edilmiştir. Endüstri 4.0'ın ambalaj fabrikasının içinde yaratacağı değişimlerden daha ziyade, ürettiğimiz ambalajlarda hangi değişiklikler olacağı anlatılmaktadır.

Geçen birkaç senedir, Nesnelerin İnterneti (IoT, Internet of Things) veya Almanların deyimiyle Endüstri 4.0 (Industry 4.0) dünya çapında kaçınılamayacak bir realite olmuş durumdadır. Hangi konferans katılsanız, hangi fuarı gezseniz; hızla büyüyen önemli bir husus olduğundan ajandada veya programda  bu konu yer alıyor.

Verilen öneme rağmen şaşırtıcı derece az sayıda insan, ne olduğunu ve dünyanın nasıl değişeceğini anlıyor. Diğer sanayi kollarına kıyasla, kağıt esaslı ambalaj sektörü oldukça dramatik dezavantaja sahip görünüyor. Bu olumsuzluğa neden olan ise konunun uzmanlarına göre; NFC etiketleri, sensör teknolojisi, ilgili yazılımlar ve bunların uygulamalarındaki gelişme derecesi ile  bunların hepsinin sektörümüzdeki durumu arasındaki farkın çok büyük olmasıdır. Bilindiği kadarıyla  kağıt, karton veya oluklu mukavva üreticilerinin ifade edilen teknolojileri sağlayan şirketler ile hemen hiçbir ilişkisi yoktur.

Ne Anlama Geliyor?
Konuya yakın olmayan okuyucular için IoT (veya Endüstri 4.0), bir cihazın, internet ile bulut bazlı veri stoklama sağlayıcısı kanalı ile bilgi paylaşmasıdır. Uygulamanın amacı araya insanın girip müdahalede bulunmamasıdır.

Açıklama bazılarına korkutucu bazılarına ise heyecan verici gelebilir. Bu türlü değişimlere herkes farklı tepki verir. Yeni teknolojiyi, yaş, eğitim ve mesleğimize göre anlamakta zorlanabilir, amacı sorgulayabilir veya çekici bir iş fırsatı bulabiliriz.

25 yıldır halkın kullanımında olan internet ile 10 yıldır hayatımızda olan akıllı telefonlar, dünya genelinde insanların iletişimini oldukça etkileyip-geliştirdi. Değişimin hızı bazılarına ağır gelirken, diğerlerini heyecanlandırdı. Çoğunlukla, bu değişimleri ve topluma getirdiklerini yeni standartlar olarak kabul ettik. Bazıları yeni teknolojileri güvenilmez bulup-denemek istemese de iş yerleri, ticari organizasyonlar ve devlet kurumları şartların zorlaması ile değişime ayak uydurdular. Yani uyum, başlangıçta seçimli olsa da artık zaruri oldu.

Örneğin İsveç’te, otobüs bileti alırken, restoran ve mağazalarda ödeme yaparken, cep telefonu uygulamaları zorunludur. Alınan ürünleri kendi kendine okutulan kasalar, başında kasiyer olanlardan daha yaygın hale geldi. Anlaşılacağı üzere, biz istesek de kabul etmesek de dünya değişiyor.

Yeni teknolojiler ve getirdikleri değişimlerin, toplum içindeki günlük rutinlerimize etkisini açıklayan genel teori şöyledir:

·        Siz doğmadan önce keşfedilmiş her yeni teknolojiyi, yaşamınızı kolaylaştıran, bir standart olarak kabul edersiniz.

·        Siz 30 yaşınıza varmadan keşfedilen yeni teknolojiyi çoğunlukla heyecan verici olarak alırsınız. Bu yaş grubu, yeni teknolojinin kabul edilmesini veya ret edilmesini sağlar.

·        30 ila 50 yaş grubundaki iş insanları, genel olarak yeni teknolojiyi şüphe ile inceleyerek kabul eder, iş fırsatı yaratır mı, kar arttırır mı diye bakar. Yeni teknolojinin yüksek seviyede kabul görmesini sağlamak adına, pazarda gerekli düzenlemelerin yapılmasına yol açan, ikinci kabul ediciler bunlardır.

·        50’den daha yaşlı olanların çoğunluğu yeni teknolojiden, anlayamayacaklarından korktukları veya hayatlarına getireceği değişikliklere uyamayacaklarını düşündüklerinden; uzak dururlar.

Değişim Devam Ediyor
Nesnelerin İnterneti, akıllı telefon ve internete gösterilen reaksiyon veya kabulün benzerini çeşitli demografik gruplardan görecek ama toplumda daha hızlı, daha ezici, daha büyük değişimlere neden olacaktır.

Daha geçenlerde, “Amazon Go” kasiyersiz çalışan ilk mağazasını açtı. Haberi kaçırmış olabilirsiniz. Tüketici, dükkan içinde yürüyor, tercih ettiği ürünleri alıyor, alırken akıllı telefonuna kaydediyor, telefonuna yüklü bir uygulama ile ödemesini yapıyor. Ödeme kapıdan çıkarken otomatik gerçekleşiyor. Ödeme kuyruğu, ödeme cihazı, para, kredi kartı makinesi yok. Yalnızca istediğinizi alıp çıkıyorsunuz. Amazon Go birkaç yıl içinde benzeri 2.000 dükkan açacağını açıkladı.

Bu Sistem Nasıl Çalışıyor?
·        Mağazadaki bütün ürünlerin ID’lerinin (individual identity, bireysel kimlik) olması ilk adım. Ürünün durumu (yani yeri) değiştiğinde sensörler, ID’yi otomatik olarak okuyarak anlıyor. Bu teknoloji RFID (Radio Frequency Identification, radyo dalgaları ile objelerin kimlik numaralarını iletme) ve NFC (Near Field Communication, yakın mesafeden iletişim) özelliklerine haizdir. Bunlar (NFC’ler) programlanabilen mikro çiplerdir ve etki alanına giren enerji kaynakları ile haberleşebilirler. En kolay anlaşılabilir örnek, mağazalardaki çalınmaya karşı yapılan etiketlerdir. Bu teknoloji, hep statik duran ve programlanma hafızası olmayan barkodlarla karıştırılmamalıdır.

·        Mağazadaki her ürünün bir mikro çipi olmalı, rafa konulurken mağaza sensörleri tarafından algılanmalı ve alış veriş sırasında tüketicinin cihazı (yani telefonu) tarafından okutularak (barkod değil mikro çip) sepete konmalıdır.

·        Alış veriş anında, müşteri bir ürünü akıllı telefonuna yakın tuttuğunda iki seçenek ekrana gelecek. İlk alternatif olan satın almayı seçerseniz, telefonunuz ürünün NFC etiketini “satıldı” şeklinde etkileyecek, raftaki miktar azalacak, ürün fiyatı hesabınıza eklenecektir. Telefonunuzun ekranındaki diğer seçenek olan daha fazla bilgiyi seçerseniz, elinizdeki ürünün web sayfasına ulaşacaksınız. Sepete attığınız ürünü almaktan vaz geçerseniz, telefonunuz size vazgeç alternatifi de sunmuş olacaktır. Bu durumda, ürünü yerine koyduğunuzda NFC etiketi ürünü raftaki miktara ekleyecektir.

·        Alış veriş listeniz varsa ve önceden ürünleri (marka, model) belirlediyseniz, mağaza içinde ürünün nerede olduğunu kolayca bulabileceğiniz gibi, mağazaya ulaştığınızda almanız için önceden hazır olmalarını da sağlayabilirsiniz.

·        Dükkan kapısından çıktığınızda, aldıklarınız kaydedilecek ve önceden tanımladığınız kredi kartından çekilecektir. Fatura eposta adresinize gelecektir. Aldıklarınız arasında telefonunuza okutulmamış bir ürün varsa, çıkış kapısındaki mağaza sensörleri ürünün NFC etiketinden durumu anlayacak ve sizi bilgilendirecektir.

Bütün bu işler olurken, geri planda başka aksiyonların olması da mümkündür:
·        Mağazadaki stok kontrol yazılımı, anlık durumu bileceğinden, rafı dolduracak sipariş açabilir.

·        Buzdolabınız içindeki ürünlerin listesini güncelleyebilir ve web tabanlı kişisel bilgi sisteminize koyabilir. Eksikleri tamamlamak üzere bir teslimat servisi ile anlaşmanız da mümkün olabilir.

·        Kutular açıldıklarında, içlerinde kaç tane ürün kaldığını uzaktan anlama imkanınız olabilir.

·        Lojistik geçmişi ve sıcaklık gibi depolama koşulları izlenebilir.

·        Son kullanım tarihi kayıt edilebilir ve evinizdeki günü geçmiş ürünleri bilirsiniz.

Bilim-Kurgu Gibi Mi?
Biraz bilim-kurgu gibi gelse de yakın gelecekteki, alış verişimiz böyle olacak. Tahminlerden şüphe ediyorsanız, büyük gıda şirketleri ile süpermarket zincirlerinin, böyle teknolojileri mağazalara koyma motivasyonlarını dikkate almalısınız.

·        Süpermarketler her gün çok sayıda ürünü, tarihleri geçtiği veya kampanyaları bittiği için imha ediyor. Tüketici davranışlarının (yani satın alma davranışlarının) sürekli izlenmesi, gerçek zamanlı stok miktarları ile ilgili yazılım tarafından karşılaştırılması/analiz edilmesi; süpermarketlere stoklarını azaltma ve çok büyük meblağları tasarruf etme imkanı verir.

·        Tüketicilerden çok azı, yeni model daha hızlı çıkış sağlayacağı için eskisi gibi kasiyere ödemeyi tercih eder. Ürünlerin raftan alınması, sepete konulması, ödeme noktasında banda yerleştirilmesi, ödeme yapılması ve kasadan geçmiş ürünlerin torbaya doldurulması işlerinin yerine artık yalnızca telefona dokundurmak yeterli olacak. Hesap özetinizi anlık olarak, alışveriş sırasında görebileceksiniz.

·        Ödeme işleminde maliyet düşürme ihtiyacı, aradaki kasiyeri ortadan kaldıracaktır.

·        Müşterinin alışkanlıkları kaydedileceğinden, satıcı, toptancı, tedarik zinciri ve üretici arasında müşteriye özel anlık çözümler geliştirilecektir. Alternatif ürün tavsiyeleri ve promosyonlar, siz alışveriş yaparken telefonunuzda görünecektir.

·        Dünya nüfusunun 50%’den fazlasının yaşadığı kalabalık şehirlerdeki alışveriş imkanları, buradaki hayat tarzına hemen uyacaktır. Bazı teslimat/buzdolabını doldurma işleri, katma değeri yüksek yeni iş fırsatları olarak görünecektir.

·        NFC etiketleri, sağlık harcamalarındaki israfı, reçeteye yazılan kullanılması gereken miktar ile satın alınan arasındaki farkı sıfırlayacaktır. Bu konu, hayat kurtarma amacıyla ilaç bulundurma ile ilgili değildir. NFC etiketlerini ambalaja uygulamada öne çıkan şirketlerden biri Norveç’te kurulu “Thin Film Electronics ASA”dır. Kanada’lı “Jones Packaging Inc”, “Thinfilm’s Open Sense” adını verdiği NFC etiketlerini 15.000 adet/saat hızla, ilaç ambalajlarına eklemektedir.

Ya Büyükler
Apple, Cisco, Wal-Mart, Microsoft, Intel, Siemens, SAP, Samsung, GE,… vb gibi önde gelen teknooji şirketleri IoT esaslı teknoloji geliştirmek üzere 200 milyar USD’den fazla para yatırmış durumdadır.

Bu teknolojinin, gelecek beş yılda yatırılan paranın sekiz katından fazla geliri; internet ve akıllı telefonlar yardımıyla kazanacağı tahmin edilmektedir.

Bütün bunlar, dünyadaki bütün ambalaj şirketlerinin Endüstri 4.0 bazlı teknolojileri anlamak zorunluluğunu, konunun ihmal edilmeyecek derecede önemli olduğunu belirler.

Bu makale günlük ürünlere, komoditeye odaklanmış olsa da, yakın gelecekte üretilen, ambalajlanan, kullanılan, sevk edilen ve tüketilen her türlü mal konudan etkilenecektir.

Ambalaj sektörünün, konuya dahil olma noktası tam burasıdır. Ambalajlarına NFC etiketleri ve RFID’ler eklenmesi gereken ürünlerden en önemlileri kuşkusuz gıdalar olacaktır. Ajandasında bu konu bulunan çok sayıda uluslar arası gıda üretim şirketi bulunmaktadır. Bunun karşısında ambalaj üreticileri ise hızla artacak talebe cevap vermeye hazır olmalıdır. Tedarik zinciri içinde ambalajın (ambalaj şirketlerinin), pasif durumdan aktife geçerek muazzam para kazanma imkanı bulunmaktadır.

Aşılması Gereken Engeller
·        Mikroçipleri ve ilgili uygulamaları geliştiren elektronik teknoloji şirketleri, ambalaj sektörü hakkında bilgi sahibi değildir. Toptancı ve gıda üreticilerinin ortaya koyduğu ihtiyaçları anlamışlardır ama bobin enini esas alan (yani kombine yapılan) ambalaj üretim yöntemlerini ve NFC etiketlerini prosesin neresinde uygulayacaklarını bilmezler.

·        Ambalaj üreticilerinin NFC etiketlerini ambalaj çözümlerine uygulamak için gereli teknoloji bilgileri çok yetersizdir. Bu nedenle, etiketleri ekleme prosesi manuel (el ile) olarak düşünülmektedir. Bu ise sanki bir pazara giriş engeli oluşturarak, maliyetleri arttırmaktadır.

·        Üretim makineleri üretenler ise gıda markaları, süpermarketler ve ambalaj üreticileri ile konuşmayı unutmuş gibidir. Ambalaj sektöründe önde gelen makine üreticilerinin büyük çoğunluğu, NFC etiket otomasyonlarına kayda değer yatırım yapmamıştır. Yüksek yatırım maliyetlerinden dolayı bu şirketler kendi fikirlerini geliştirmek yerine, müşterilerinin NFC uygulama ihtiyaçlarının kesinleşmesini beklemek arzusundadır.

·        NFC etiketlerinin, hurda kağıtların toplanması ve geri kazanılmasındaki yeri mutlaka dikkate alınmalıdır.

·        Bu konuya nitelikli katılımı sağlayabilecek elektronik ve yazılım uzmanlarının eksikliği, kağıt esaslı ambalaj sektöründe açıkça hissediliyor. Ortaya çıkacak talebi karşılamak üzere eğitim ve yetiştirme şart görünmektedir.

Ambalaj sanayisindeki bu önemli değişim hususunda, paydaşların çok az diyaloğu olduğuna göre; tarafları bir araya getirmek gereklidir.

Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, iş sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerden ancak 77%’si ne olduğunu ve IoT’un sektörlerini nasıl değiştireceğini anlıyor ve kabul ediyor. Çalışanların ise yalnızca 17%’si (IoT’la) iş yerlerinin nasıl değişeceğini anlıyor ve kabul ediyor. Görüldüğü üzere, üretim teknolojisi ile tedarik zincirindeki geçişe karar verecekler ile yapacaklar arasında korkunç bir anlayış farkı bulunmaktadır.

Birbirlerinin çıktılarını çok etkilediklerinden, bir şekilde karşılıklı bağımlı olan kağıt esaslı ambalaj sektöründeki paydaşlar ve IoT; maliyet düşüren, pratik ve sürdürülebilir çözümler için hemen birlikte çalışmaya başlamalıdır.

Bu durumda yarış, en iyi uygulama, en iyi iş çözümü, çevreye en az zarar veren, en akıllı teknolojiyi; farklı zaman, farklı mekan ve farklı araçları süren ehil olmayan şoförlere sunulması şeklinde olacaktır. Oluşacak karışıklığı dert etmeyin, zaten sunulan bütün teknolojilerde olduğu gibi bir kaotik yarış ve bilgi/anlayış eksiğini göreceğiz.

Ambalaj sektörlerinin liderleri ile onların şirketleri, kaçınılmaz değişikliklerin standartlaştırılmış prosesler halinde yapılmasını; kabul edilebilir karlılık seviyesinin korunmasını garanti etmek üzere inisiyatif almalıdır. Bu arada teknoloji devlerine, ambalaj tedarik zincirinin bütününe ilişkin ne düşündüklerini ve bunun sektöre ne fayda sağlayacağını sormak gerekir.

Kağıt esaslı ambalaj sektörü izlenebilir akıllı ambalaj çözümlerinden nasıl katma değer yaratıp-para kazanacağını öğrenmek zorundadır. Ambalaj üreticileri, talep edilen çözümleri kullanmak yerine, onları yöneten olmak gibi bir şansa sahiptir. Dünyada ilk kutu basıldıktan yaklaşık 100 yıl sonra, NFC etiketleri ambalaja en yüksek katma değer sağlama imkanı veriyor. Müşteriye ise (üretici gibi) ambalajı geçtiği bütün adımlarda izleme imkanı tanıyor. Bu karşılıklı fayda, henüz hiçbir mecrada dikkate alınmıyor. Karşılıklı diyalog ile konuya ilişkin standartların oluşturulması ve sürdürülmesinden de avantaj sağlanabilir.