22 Eylül 2024 Pazar

Eylül Ortasında Atık Kâğıt Piyasaları

Birbirine yakın tarihlerde çıkan aşağıdaki yazılardan yurt dışı hurda piyasalarını anlamaya çalıştım.

Beklentiler
Global OCC (old corrugated containers, oluklu mukavva hurdası) arz-talebi giderek sıkışacak. Kuzey Amerika’da devreye giren oluklu mukavva kâğıdı fabrikalarını talebi artmaya devam ederken, Asya’da kurulu fabrikaların da hurda talebi azalarak sürüyormuş.
Buna karşılık hurda kâğıt ihracatçılarının uzak bölgeler yerine komşularına/yakın bölgelere satma eğilimi belirgin hale geliyor. Kaynaklarda yer verdiğim yazılara göre 2025’in sonu ile 2026’da hurda fiyatlarının yükselmesi beklenmeliymiş.

Denge Nasıl Sağlandı?
Çin ekonomisindeki yavaşlama kâğıt talebini düşürdüğünden, kâğıt makinelerini durmaya zorladığından bu sene hurda arz-talep dengesi ile fiyatında önemli bir değişiklik olmazmış. Çin’de son açıklanan ağustos perakende satış verisi bu durumu teyit ediyormuş.
Kuzey Amerika’da hurdanın yetmesine kapanan kâğıt fabrikaları destek vermiş gibi olmuş. Ayrıca yeni makineler eskiye göre daha çok karışık hurda kullanabilir olduğundan, hurda kâğıt talebi OCC’den karışık kâğıda değişmiş.

Yapay Zeka
Atık toplama ayırma tesislerinde yapay zeka teknolojileri kullanmaya başlanmış. Önceden hava üflemeli ayırma ekipmanları kullanılırken şimdi yapay zeka oyuna dahil olmuş. Optik okuyuculu yapay zeka, konveyördeki hurdayı boyut, renk, şekil bakımından daha iyi analiz edip-ayırabiliyormuş. Bu sayede toplama ayırma tesisinden daha az karışık hurda çıkar olmuş.

ABD Daha Az Hurda Satacak
2023’e kıyasla 2024 ilk yarısında Amerikan kâğıt fabrikaları %6,8 artışla 1 milyon ton daha fazla hurda kullanmışlar. Devreye giren beş yeni kâğıt makinesi 2,4 milyon ton/yıl hurda kullanacakmış.
ABD 2018’de toplanan hurda kâğıdın %40’ın ihraç ederken, bu yıl ihracat miktarı %30 azalmış. Geçen yılın ilk yarısına göre bu yılın ilk yarısında OCC ihracatında azalma %4,6 olmuş. Bir şekilde dengenin sağlanmış olmasına, 2022’den-2023’e kutu satışlarının azalması, fabrikaların bobin stoklarını azaltması ve bu yıl tüketim malları ithalatının artmış olması yardım etmiş.

Yeni Kurallar
Hurda ihracatçısı konumunda olan diğer ülkeler (Japonya ve Avrupa Birliği) gelecek yıllarda ihracata daha az miktar verecekleri tahmin ediliyormuş. Avrupa’daki EUDR (Europen Union Deforestation Regulation) gibi yeni kurallar ülkeleri kendi hurdalarını kullanmaya itecekmiş.

Bu Sırada Avrupa
Hazirandan bu yana hurda fiyatı düşmüş. Hem Asya ihracatın zorluğu (zira Asya’da Çin nedeniyle kâğıt fabrikaları duruyor) hem de Avrupa’da yeni başlayan/başlayacak olan fabrikalar stokları şişirdiğinden alımı kesmiş. Halbuki mart-mayıs döneminde hava başkaymış. Toplamanın zayıf olması ile Almanların artan talebi hurda fiyatlarını arttırmış.
Avrupalı ihracatçılar açısında talebin şu sıralar düşük olmasına rağmen Amerikan dolarıyla Asya’ya hurda ihracatı yapmak oldukça karlıymış (€/$ paritesi.)

Yeni Kâğıt Kapasiteleri
Ekonomiler sıkıntılı olduğundan özellikle Almanya’da oluklu mukavva kâğıdı talebinin 2025’de canlı olmaması bekleniyormuş. Yeni kâğıt makinelerinin OCC talebi ve fiyatını orta vadede etkilemesi bekleniyormuş. 
(1 nolu kaynaktan alınan grafik 6 aylık dönemlerde hurda fiyatının gelişimini gösteriyor. Grafiğin bittiği yer 10 Eylül 2024 gibidir.)

Planlanmış yeni makinelerin başlamalarının gecikmesi de bu konuda rol oynuyormuş. Bu yılın ilk çeyreğinde başlaması gerekirken ancak geçen hafta üretime başlayan Model grubunun 650 bin tonluk Eilenburg fabrikası ancak bu çeyrekte hammadde stoku biriktirecekmiş.

Bu arada 2024’de başlaması planlanmış diğer makinelerin başlangıçları 2025’e ertelenmiş. Bunlardan biri olan, Norske Skog’un 550 bin tonluk Golbey (Fransa) fabrikasının üretime girmesi gelecek yılın ilk çeyreğine ertelenmiş. Duyurudan hareketle daha da gecikeceği tahmin edilebilirmiş.

"yeni kâğıt makineleriyle OCC talebi ve fiyatı fırlayacak ama aynı anda kâğıt talebi düşük olacak. 2025 hakikatten zor bir yıl olacak.”

Bu senenin ilk ayında Heinzel 550 bin tonluk Laarkirchen (Avusturya) makinesinin 2025’de devreye gireceğini duyurmuş ama halen kesinleşen bir tarih yokmuş. Bu ikisinin toplamı 1,1 milyon ton ediyor ve 2025’de başlayacaklarmış. Mondi’nin Duino (İtalya), DS Smith’in Porcari (İtalya) ve Eren’in Shotton (İngiltere) fabrikalarının toplam kapasitesi 1,37 milyon ton ve başlangıç tarihleri henüz belli değilmiş. Uzmanlara göre “yeni kâğıt makineleriyle OCC talebi ve fiyatı fırlayacak ama aynı anda kâğıt talebi düşük olacak. 2025 hakikatten zor bir yıl olacak.”


Kaynaklar
(1) www.risiinfo.com'da 12/09/2024'de yayınlanan "OCC prices drop over Q3, exports remain difficult" başlıklı yazı
(2) www.risiinfo.com'da 13/09/2024'de yayınlanan "NA OCC supply/demand balance to be 'very tight' from ongoing Asia demand, less options, analyst says" başlıklı yazı


13 Temmuz 2024 Cumartesi

Sürdürülebilirlik İçin Plastikten Kağıda Geçmek Gerek

Kaynakların ilk sırasında linkten indirilebilecek olan e-kitap sürdürebilirlik amacıyla plastiğe karşı konulan kuralları ve bu konudaki gayretleri özetlemiş:

“Plastik kullanımını azaltma, yenilenebilir veya yeniden kullanılabilir alternatiflere geçmeyi tetikleyen esas faktör son yıllarda artarak yapılan yasal düzenlemelerdir. Bunların önemli bir kısmı tek kullanımlık plastiklerin (içecek pipetleri, kahve kaşıkları, plastik şişe/tabak/bardaklar, kaplar ve alışveriş torbaları) kullanımının azaltılmasına yönelik hedefler konulmasıdır. T
ek kullanımlık plastiklerin azaltılmasıyla plastik kirliliğinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Polietilen alışveriş torbalarının yasaklanmasıyla başlanılan yolda pek çok tek kullanımlık plastiğin yasaklanmasına gidilmiştir. 
Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (UK) bu konuda öncülük etmiştir. UK’de tek kullanımlık plastiklerin nihai tüketicilere satışı yasaklanırken, AB geri dönüşümden elde edilmemiş plastik ambalaja 0,8 €/kg vergi getirmiştir. 
Çin, 2020’den itibaren bazı tek kullanımlık plastik ürünleri yasaklamıştır. ABD’de ise halen 23 eyalette plastik torbalar ile bazı şehirlerde plastik pipetler yasaklanmıştır.
Plastik atıklar ve çevre kirliliğinin artması tüketicilerin bilincini arttırmıştır. Perakende zincirleri ve global markalar bu konulara duyarsız kalmamış ve kendilerine plastik kullanımını azaltma hedefleri koymuştur.” (1)

Sosyal medyanın markalar üzerindeki etkisi tartışılmaz. Kaynaklardaki ikinci linkte turşu kutularının, sosyal medyadan gelen eleştirilere bağlı olarak nasıl soldaki modelden sağdakine dönüştürüldüğü anlatılıyor. (2)

 

Yazıya göre pandemi döneminde hem sosyal medya kullanımı hem de internetten alışveriş pik yapmış. Tüketiciler satın aldıkları ürünün kendisinde veya gelen ambalajda bir sorun varsa bunu daha kolay dile getirmişler. 
Esasen sosyal medyadan ses verme 2006’ya kadar uzanıyormuş. Online alışverişten gelen paketin içindeki boşluklar veya fazladan ambalaj malzemesini gösteren kutudan çıkarma (Instagram’daki #unboxing) videolarının sayısı 6 milyon imiş.

Unboxing eleştirilerini dikkate alan Amazon, toplam gönderilerinin %11’ni doğrudan orijinal ambalajında göndermeye başlamış. (3) Tedarikçiden gelen ambalajları teste tabi tuttuklarında ancak %80’inin hiçbir şey yapmadan gönderilebileceğini görmüşler.

Bu ayın başında yayınlanan “Which Major Companies Are Switching to Paper Alternatives?” başlıklı yazı (4) ise kağıt esaslı ambalaja geçiş yapan global şirketlerden örnekler veriyor:

Amazon balonlu naylon dolgu malzemesi yerine geri dönüştürülmüş kağıt dolgu malzemesine geçmiş. Kuzey Amerika’daki gönderilerinin %95’inde balonlu naylon benzeri dolgu maddelerinden kurtulmuş.

Pladis plastik olan kraker kutularını oluklu mukavvaya döndürerek yılda 373 ton karbondioksit salınımını azaltmış. Bu yazıyı uzatmamak için gösterilen örnekleri tek tek vermiyorum. Ambalaj ve inovasyon kelimeleri bir araya gelince kağıt esaslı ambalaj bir zorunluluk haline geliyor.

Kağıt esaslı ambalaj çözümüne geçmek, mevcut plastik veya başka malzemenin kullanıldığı ambalajınıza göre daha pahalı olacaktır. Eğer sürdürebilirliği ciddiye alıyorsanız, para harcamalısınız.

Kaynaklar:
(1)https://www.resourcewise.com/resources/ebooks/plastic-replacements-driving-sustainability-trends
https://www.packagingdive.com/news/social-listening-packaging-consumer-feedback-grillos-pickles/720484/?utm_source=Sailthru&utm_medium=email&utm_campaign=Issue:%202024-07-08%20Packaging%20Dive%20%5Bissue:63677%5D&utm_term=Packaging%20Dive
(2)https://www.packagingdive.com/news/social-listening-packaging-consumer-feedback-grillos-pickles/720484/?utm_source=Sailthru&utm_medium=email&utm_campaign=Issue:%202024-07-08%20Packaging%20Dive%20%5Bissue:63677%5D&utm_term=Packaging%20Dive
(3)https://www.cnbc.com/2024/04/01/amazons-long-journey-to-get-rid-of-its-signature-brown-boxes.html
(4)https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/which-major-companies-are-switching-to-paper-alternatives?utm_campaign=Weekly%20ResourceWise%20Blog%20Subscription&utm_medium=email&_hsenc=p2ANqtz-8Sto56_Bo1Zh5-vYJV_mlluroFlrL_CQ87QIEStbarBDMEo4Xe5JyRyviuMXsQ7TNwMttP7DKKRqfFSMlFfaduJMABtc8viyLJN0tymtDM12m72dw&_hsmi=314538659&utm_content=314538659&utm_source=hs_email

Ambalajda Sürdürülebilirlik

Çeşitli ambalaj malzemesi üreticileri, tüketim maddesi markaları ve hatta lojistik işi yapanlar “en doğru çözüm bizde” derken acaba ne derece doğru söylüyorlar. Ne yaparsak, nasıl bir ambalaj kullanırsak acaba sürdürülebilir ambalaja geçiş yaparız? Hangi malzeme daha sürdürülebilir? Sürdürülebilir ambalaj çözümlerinde bir kafa karışıklığı varsa yardımcı olmak amacıyla düşüncelerimi yazdım.

Ambalajda sürdürülebilirlik nedir?

Dünya için iyi olan daha sürdürülebilir demektir. Kullanıldıktan sonra geri kazanılan (geri kazanma alışkanlığı yerleşmiş) ambalajlar, toplanmayana veya geri dönüşüme gönderilmeyene göre daha iyidir. Aşağı yukarı aynı malzemeden yapılmış olsa da 0,5 litrelik pet su şişeleri toplanırken 0,2 litrelik bardak boyutlu su plastikleri ayrı toplanmadığı için geri dönüşüme gitmemektedir.

Ambalajın kendisi üretilirken, alıcısına boş halde taşınırken, kullanılırken, raf ömrü bitip-geri toplarken ve sonrasında geri dönüştürülürken daha az karbon salınımına neden olan, daha az su tüketilmesine yardım eden ambalaj diğerlerine göre daha sürdürülebilir demektir.


Ambalajda sürdürülebilirlik kriterleri:

Yeni malzeme yerine geri kazanılmış malzeme
Recycled malzemeden üretilmiş ambalajı kullanmak çevreye/dünyaya daha faydalıdır. Oluklu mukavva ambalajı üretiminde kraft liner yerine test liner kullanmak iyidir. Benzer şekilde ahşap sandık yerine kalın oluklu mukavva (triple wall) kutu daha sürdürülebilirdir. Triplex kutunun yeterli gelmediği durumlarda petek panel kutular, ahşap sandığa kıyasla iyi bir çözümdür.
 




Ormandan elde edilen selüloza alternatif olarak daha ucuz, daha hızlı ve daha zahmetsiz olması için başka selüloz kaynakları geliştirilmeye çalışılmaktadır.
 
Tekrar kullanılabilen/doldurulabilen ambalaj
İlk alım maliyeti yüksek olsa da tekrar kullanılabilen ambalajlar, tek seferlik kullanılanlara göre daha sürdürülebilir kabul edilir.

Nakliye maliyetlerini azaltma
Boş ambalajın daha hafif olması veya nakliye sırasında daha az yer kaplaması veya normaline göre daha ince malzemeden üretilmesi veya boş halde iç-içe geçerek sevk edilebilmesi,…prensip olarak nakliye giderlerini azaltabilir ve sürdürülebilirlik bakımından tercih edilir.

Sürdürülebilir palet
Kâğıt esaslı paletler, doğrudan ahşaptan yapılanlara göre daha sürdürülebilir kabul edilir. Ancak kâğıt esaslı paletin her durumda (açık hava, yağış altı) kullanılması mümkün değildir. Hangi malzemenin amaca uygun olduğuna olay bazında bakmak gerekir.


Paletin sarılması, şirink
Bitmiş paleti sarmakta kullanılan şirink ve naylonların yerine kâğıt esaslı malzemeler tercih edilmelidir. Esasen sargılık olarak kullanılan şirink ve naylonlar kullanıldıktan sonra geri toplanıyor ve geri dönüşüme gönderiliyorsa mesele yoktur.

Balonlu naylon
Plastiğe göre kağıt esaslı ambalaj malzemeleri kullanıldıktan sonra daha kolay ve daha çok toplandığından balonlu naylon yerine balonlu kağıtları kullanmak daha sürdürülebilirdir.
 

Ambalajın boşluğu
Hem iç ambalajın (deterjan, sakız/atıştırmalık, ilaç vs kutuları) hem de dış ambalajın (nakliye veya depolama amaçlı) boşlukları daha fazla depolama hacmine ihtiyaç gösterdiği, daha fazla taşımaya neden olduğu ve karbon emisyonunu arttırdığı için eleştirilmektedir. 

Batıda ambalaj boşluğunu minimize etmek için yeni düzenlemeler yapılmaktadır.
Raf ambalajlarında ise büyük ambalaj sanki içinde daha fazla ürün varmış algısı yaratıyor ve market rafında ilgili markayı öne çıkarıyor ama sürdürülebilirlik açısından olumsuzdur.

Fazla ambalajlama
Bazen alternatif ambalaj maddeleri yeterince bilinmediği, tasarımcının yetersizliği veya işin yapılışına hakim olunmadığı gibi nedenlerle fazla ambalajlama (overpackaging) yapılmaktadır. Ambalajın yetersizliği de fazlalığı da sürdürülebilir değildir.


Geri dönüşüm kolaylığı
Sürdürülebilirlik açısından bir hususta kullanımdan sonra ambalajın toplanması, parçalarına kolayca ayrılması (kâğıt ve kâğıt dışı malzeme olarak) ve her malzeme cinsinin kendi geri dönüşüm prosesine gönderilmesi gereklidir.

Plastikle lamine edilmiş kâğıtlardan üretilen veya esası kâğıt olmakla üzerine suyla çözünemeyen (yani geri dönüşüm prosesini engelleyen) malzemeyle kaplanmış ambalajlardan tekrar kâğıt üretimi çok sıkıntılıdır. Burada adını yazmamak için plastik-kâğıt-alüminyum kombinasyonundan üretilen içecek/süt ambalajları, diğer kâğıt esaslı ambalajlardan ayrı toplanmadığı ve ayrı proseslere girmediği için kâğıt fabrikalarının baş ağrısıdır.

Geri toplanmama
Bazı ambalaj malzemelerinin geri dönüşüm olsa bile hurdasının para etmemesi, çok yer işgal etmesi veya geri dönüşüm toplayıcılarının alışkanlığı olmadığı için toplanmamaktadır. Strafor tabir edilen ambalaj malzemesi bu konuya çok güzel bir örnektir.
Geri dönüşümcülerin bildiği, topladığı malzemeleri kullanmak sürdürülebilirlik bakımından gereklidir.

Baskı ve renk
Ambalajın baskısı ve renk sayısı ile sürdürülebilirlik ve pazarlama arasında bir denge kurmak gereklidir. Ürünün kolayca dikkat çekebilmesi için renk sayısı arttırılırken, karbon ve su ayak izi de artmaktadır.
Bazı markaların kutularında beyaz kâğıtların kullanımından kaçınmaya çalıştıkları görülüyor. Bu amaçla dışı beyaz olan kutuyu kahverengiye boyamak sürdürülebilir bir çözüm değil, aksine ambalajın karbon ve su ayak izini arttırmaktır.
Benzer şekilde indirim marketlere giden bakliyat kutularının bir kısmı raf ambalajı olarak tasarlanmış, bu doğrultuda rengarenk baskı yapılmış olduğu ama kutunun rafa konulmadığı görülüyor. Dolayısıyla bakliyatı üreten/paketleyen hem kutuya fazla para ödemiş hem de ambalajının sürdürülebilirlikten uzaklaşmasını sağlamış oluyor.

Miktar etkisi
Gereğinden çok sayıda ambalajı satın alıp-yılın sonunda depodan hurdacıya satmak sürdürülebilirlik değildir. Fazla miktarın ambalaj fabrikasındaki üretim prosesi, depoda bekletilmesi günün sonunda satın alırken sağlanan alım fiyatının artmasından başka bir şey değildir.
Miktar, boş ambalajın taşınması, depodaki stok alanı ve tüketim süresi optimize edilirse bir sürdürülebilir çözüm söz konusu olacaktır.

Maliyet etkisi
Ambalajın ilk alım fiyatının düşük olması, sürdürülebilirlikle ilgili değildir. Üretildiği malzemenin geri dönüşümden elde edilmiş olması, kullanıldıktan sonra kolayca geri dönüştürülebilir olması, üretim ve geri dönüşüm prosesinin daha az emisyon yaratması veya daha az su kullanılmasına neden olması çoğu zaman ilk alım fiyatını arttırmaktadır.

Sonuç
Bu yazıda sürdürülebilir ambalaj hazırlamak (tasarım), satın almak ve alternatifiyle kıyaslamak adına aklıma gelenleri yazdım.
Sürdürülebilirliğe inanıyorsanız, dünyayı daha az kirletmek ve daha az su tüketmek amacıyla biraz para harcamayı göze alacaksınız.

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Son Üç-Dört Haftada Yapılan Açıklamaların Piyasaya Etkileri

İlk çeyrek Omüd ve SKSV sonuçları
Kâğıt Vakfı (SKSV) 2024 yılının ilk 3 aylık üretim rakamlarını açıkladı. Oluklu mukavva kâğıdı üretimi geçen yılın aynı döneminde 572 bin ton imiş. Bu sene 686 bin tonu aşarak %20 büyüme kaydetmiş. 2023 ve 2024’de ilk çeyreklerindeki oluklu mukavva kâğıdı ihracat ve ithalatını hesaba dahil ettiğimde içerdeki kâğıt tüketimleri (2023 ve 2024) 669 ve 768 bin ton oluyor. İçerde tüketilen oluklu mukavva kâğıdı miktarındaki artış %14,8 oluyor. Buradan 2023 ilk çeyrekte bobin stoklarının fazla olduğu anlaşılıyor.
Omüd’ün bildirdiğine göre 2024’ün ilk üç ayında oluklu mukavva satışları %6,86 artışla 646 bin ton olmuş. Yukarıdaki kâğıt tüketimini (768 bin ton) dikkate aldığımda ise oluklu mukavva satış miktarının 646 olması gayet normal görünüyor.

Hurda esaslı kâğıda ithalat vergisi
Başlangıçta 200 USD/ton olarak duyurulan ithal kâğıda korunma önlemi 87 USD/ton olarak resmi gazetede yayınlandı. Takip eden yıllarda vergi birer dolar azalacak ve üç yılın sonunda önlem kalkacak. Ben ithalata vergi konulmasına taraftarım ancak konulan vergi tabir yerinde ise “dağ fare doğurdu” kabilindendir. Ülkemizin hurda esaslı kâğıt ithalatı 50 bin ton/ay seviyesindedir. İthalatın önünü kesmek istiyorsak 200 dolar seviyesinde kalmalıydı. Yurt dışındaki kâğıt fabrikaları fazla kapasitelerini vergiyi indirerek ülkemize satmaya devam ederler. Üstüne üstlük kur bu seviyelerde tutulduğu sürece 87 doların içerdeki kâğıt sanayiine faydası olmaz.

Elektrik zammı
Sanayinin kullandığı elektriğe zam yapılmamış gibi görünüyor. Bu iyi. Eğer sanayinin kullandığı elektriğe %20 zam gelirse, üretilen kâğıdın maliyeti kabaca %5 artacaktır.

Enflasyon
Haziran ayı tüketici enflasyonu İTO’ya göre %3,42 ve TÜİK’e göre %1,64 olarak açıklandı. Maalesef TÜİK rakamlarına hiç kimse itibar etmiyor. TÜİK kaç açıklarsa açıklasın, üretim yapan şirketlerin maliyetleri (enerji ve asgari ücret hariç) sanki İTO rakamları kadar artıyor.

Asgari ücret
Bu yazının hazırlandığı 7 Temmuz 2024 tarihine kadar asgari ücret artışı olmadı. İlgili devlet görevlilerine göre asgari ücret artışı olmayacak. Tahminimce sektörümüzdeki fabrikalar/şirketler, devlet resmen yapmasa dahi çalışanlarının ücretlerini arttırmak zorunda kalacaktır. Cüzi de olsa yapılacak ücret artışları, maliyetleri arttıracak.

Avrupalıların 60€ zamları
Geçen hafta Hamburger, DS Smith ve SCA hurda esaslı kâğıtlara ve kraft linere 60€/ton zam açıkladı. Muhtemelen diğer bütün üreticiler de benzeri zamları açıklamaya devam ederler. Eğer bu zam tutarsa, içerdeki kâğıt fiyatını da arttırabilir. Üreticiler açısından kâğıt talebinde bir canlanma-artış yok ama maliyet artışları devam ediyor. Yapılan açıklamalarda enflasyona bağlı maliyet artışlarından yakınılarak; fiyatı arttırmak zorundayız deniliyor. Esasen içerde durum onların açıklamalarından daha kötü olmakla beraber talep düşük maalesef.

Ekonomik durum
Yukarıdaki görseli Akbank’ın Ekonomik Araştırmalar raporunun giriş kısmından aldım. Rapor sektörel güven endekslerinin, reel kesim güven endeksinin ve kapasite kullanım oranlarının düştüğünden bahsediyor. Göstergeler böyle olunca genel olarak talebin düştüğünden, ambalaj talebinin azalmasından dolayısıyla oluklu mukavva kâğıdına olan talebin de düşük olduğunu; arkasında yukarıda sıralanan zaruretlerden biri  yoksa fiyat artışlarının tutmayacağını düşünüyorum.


İçerisi böyleyken dünyayı merak ederseniz, faydalı okuma:
A look at the global corrugated packaging industry
https://packagingeurope.com/comment/a-look-at-the-global-corrugated-packaging-industry/11517.article
European pulp and paper industry market outlook
https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/european-pulp-and-paper-industry-market-outlook

22 Haziran 2024 Cumartesi

Oluklu Mukavva Satışları ile Gayri Safi Yurt İçi Hasıla


Omüd YK toplantısında 15-17 Mayıs 2024 tarihlerinde yapılan Fefco toplantısı hakkında bilgi verildi ve sonrasında Fefco’da yapılan sunumlar paylaşıldı. İncelediğimde başlangıç sayfası yukarıda olan sunumdan aşağıdaki slayt  ilgimi çekti.


Avrupa’daki oluklu mukavva satışları ile GDP’yi (gross domestic product, GSYİH gayri safi yurt içi hasıla) kıyaslaması bakımından faydalı buldum. Slayta göre 2021’de oluklu mukavva satışları %8,5 artarken takip eden yıllarda %5,9 ve %3,8 azalmış. Sunumda 2017 yılındaki oluklu mukavva satışları ile Avrupa GDP’si 100 kabul edilerek iki endeks hesaplanmış. Oluklu mukavva satışları 11 yıl sonra kümülatif olarak %12,4 artışa ulaşırken GDP artışı ise %17,4’e ulaşmış.

Tabloya göre 11 yıllık dönemde Batı ve Orta Avrupa’da GDP artışı %17,4 olurken, oluklu mukavva satışı %12,4 olmuş. Yani oluklu mukavva satışları artışı GDP’den %5 daha az gerçekleşmiş.

Halbuki Omüd yıllık raporundan alınan alttaki tablonun dibinde yazdığı gibi (1), oluklu mukavva satışlarındaki büyüme Türkiye büyümesinden iki puan daha fazla olduğu kabul edilir idi.


Artık bu kabulden emin değilim. Fefco’da sunulan tablonun benzerini hazırladım:


İkinci sütundaki oluklu satış miktarlarını Omüd raporundan aldım. Türkiye GDP rakamlarını (2) numaralı kaynaktan aldım. Statista’daki 2024-2027 yıllarına ilişkin GDP tahminlerini çok düşük bulduğumdan IMF’in %3 büyüme tahminini esas aldım. Tablonun son satırına göre 11 yılda oluklu mukavva satışları %39,8 artmış. Ülkemizin GDP’si ise aynı dönemde %45,2 artmış. Yani yıllık ortalama GDP %4,1 ve oluklu mukavva sektörü %3,6 büyümüş.

2022-2024 döneminde bastırılmış kur GDP’yi anormal arttırdığı görülüyor. Oluklu satışları %14,8 gibi anormal azaldığı dönemde GDP %10,8 büyümüş. Takip eden 2023 yılında ise oluklu satışları %5 artarken GDP %22,3 artmış.

Bana göre kuru düşük tutma politikası, GDP’yle oluklu satışları arasında (eğer bir bağlantı vardı ise) bağlantıyı koparıp atmış. 

Fi tarihinde konulan varsayımlar o zaman doğruysa bile artık doğru değil.


Kaynaklar
1-Oluklu Mukavva Sektörel Faaliyet Raporu 2022 (Omüd yayını)
2-https://www.statista.com/statistics/263757/gross-domestic-product-gdp-in-turkey/

1 Mayıs 2024 Çarşamba

Önümüzdeki İki Yılda Çalışan Konuları Daha Öne Çıkacak

Geçtiğimiz hafta sonunda bir arkadaşım “satılık ambalaj fabrikası” ilanı gönderdi. Araştırdığımda bölgemizdeki bir kutu işletmesinin yeterli çalışan bulamama ve hizmet verdiği müşterilerden yeterince sipariş alamama nedeniyle satılık olduğunu öğrendim. Önce birkaç maddede düşüncelerimi açıklamak isterim:

  • Pandemi döneminden itibaren emek yoğun işlerde çalışan bulamama konusu gündeme geldi. Batı ülkelerinde pandemi döneminde emekli olan veya çalışmaktan vaz geçen insanların yerini bizim gibi ülkelerden göçen çalışanlar aldı-almaya devam ediyor.
  • Hem ülkemizde hem de batıda “usta/operatör” ve “zanaatkar” talebi var. Talep ücretleri arttırıyor, kepçe operatörünün başındaki mühendisten daha fazla ücret aldığı basına yansıyor.
  • Eskiden düz iş tabir edilen ve hiçbir tahsil gerektirmeyen bağlama, yükleme-boşaltma gibi gerçekten emek harcanan işlere daha kolay çalışan bulunurdu. Türkiye geliştikçe, ara kademelere yeterli çalışan yetiştirilmediği için bu işlerden azıcık anlayan kendini usta olarak konumlandırdı. Küçümsemek amacında değilim ama muhtemelen basına yansıyan kepçe operatörünün deneyimi yeterli değildir.
  • Düz işler için batıda otomasyon-robot yatırımları yapılırken ülkemizde yeterli sermaye birikimi olmadığından, finansman pahalı olduğundan otomasyon yatırımları kolayca yapılamıyor. Bu durum bazı işlerin emek yoğun yapılmasına yol açtığından rekabet edemememizi getiriyor.
  • İşler ile o işe uygun çalışanlar farklı yerlerde bulunuyor. Büyük şehirlerin etrafındaki fabrikalarda ihtiyaç olan vasıfsız çalışan oralarda yeterince bulunmuyor veya o işe verilen ücret seviyesi düşük olduğundan adayın çalışmasıyla çalışmaması durumlarında kendisine faydası sıfır. Çalışan alacağı ücreti yol parasına harcayacağından uzaktaki işi tercih etmiyor.
  • Ayrıca enflasyon yukarıdaki sorunları büyütüyor. Başlangıçta veya artıştan sonra ücret iyi olsa da birkaç ay içinde yetersiz hale geliyor.

Buraya kadar yazdıklarımın hemen hepsi maalesef kamunun yani devletin yapmadığı veya yanlış yaptığı görevleridir:  
Üniversite sayısının arttırılması ve eğitim kalitesinin düşürülmesi, 
Mesleki-teknik eğitimi arttırmak yerine imam hatip okullarını arttırmak, 
Enflasyonla yeterince mücadele etmemek, 
Planlama yapmamak, sektörümüzde olduğu gibi aynı mal grubu için çok sayıda yatırıma teşvik ve kredi vermek 
Bunlar bizim sorunlarımız ve devlet politikalarında ciddi düzeltme yapmadan düzelmeyecek.

Acaba dünyada neler oluyor diye baktım ve referans ile faydalı okumalarda linklerini verdiğim yazıları okudum. Yazılardan önemli bulduğum hususları, referansı esas alıp-özetleyerek; veriyorum:

Çalışanlar ve İK Açısından 2024 Trendleri 
  • Beceri Seti: İşe alımda adayın becerisi ve mevcut becerinin nasıl geliştirileceği daha öne çıkacaktır. Sektörler teknolojik gelişmeler, ekonomik değişimler ve değişen tüketici davranışları ile beslenen hızlı dönüşümlerden geçtikçe, uyarlanabilir ve çok yönlü becerilere olan talep çok önemli olacaktır. İşe alımlarda adayın sahip olduğu beceriler diğer yetkinliklerinden daha da öne çıkacaktır. 
  • Çalışanları Elde Tutmak: Çalışanların elde tutulması, şirketlerin stratejik zorunluluklarını karşılamalarına yardımcı olmada kritik öneme sahip olacak. Beklenen hacim ne olursa olsun, şimdi İK uzmanlarının en iyi yetenekleri elde tutmak ve geliştirmek için daha dikkatli olması gereken zamandır. 
  • Uzaktan ve Hibrit Çalışma Kalıcı Olacak: İşgücü piyasaları, uzaktan ve hibrit çalışmanın 2024 işyeri ve sonrasında kalıcı bir yere sahip olduğunu gösteriyor. COVID-19 salgını, işin evden veya ofisten yapılabileceği fikrine kapı açtı. İşverenler, üst düzey yetenekleri cezbetmek için, bir yandan kültürlerini korurken, diğer yandan uzaktan ve/ya hibrit çalışma düzenlemelerini istihdam paketlerine dahil etmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacaklar. Diğer taraftan moda gibi başlamış olsa da yüz yüze yapılması şart olmayan tüm toplantıların uzaktan yapılmaya gayret edilmesi şart olacaktır. 
  • Çalışanlar Esnek Çalışma Düzenlemeleri İstiyor: Esnek çalışma düzeni, çalışanlar için en önemli konu olmaya devam edeceğini ortaya koyacak. Giderek daha fazla insan zamanlarını nasıl geçirecekleri ve işlerini nasıl yapacakları konusunda mutlak özerklik istiyor. Bu durum, esnek çalışma düzenlemeleri, ek işlere onay ve geleneksel düzenlemeler yerine yarı zamanlı iş talepleri olarak ortaya çıkacaktır. 
  • Tipik Çalışan Görev Süresi Değişiyor: Çalışanların görev süresi, işe alım yöneticilerini eğittiğimiz bir konu olmaya devam ediyor. Bir işverenle uzun süreli çalışmanın tanımı 2019'dan bu yana önemli ölçüde değişti ve kuşaklar arasında belirgin farklılıklar var. Önceden, adayları bir şirkette en az üç yıl görmek isterdik. Şimdi, 12 aylık görev süresine sahip gerçekten yetenekli ve kararlı adaylar var.
  • Bekleme Süresi: Çeşitli çalışmalar, genellikle adaylara başvurduktan sonra işverenlerden geri dönüş almanın ortalama bir ila iki hafta sürdüğünü söylüyor; ancak bu artık doğru değildir. ZipRecruiter, son altı ay içinde işe alınan çalışanların %89'unun davet gönderdikten sonraki bir hafta içinde mevcut işverenlerinden geri dönüş aldığını tespit etti. Yetenek rekabetinde hız her zamankinden daha önemli.
  • Ücret Eşitliği: Kurum içindeki ücret eşitliği yetmeyecek, aynı işe verilen ücret ülkeler arasında da benzer olmak zorunda kalacak.
  • Yetenekleri Çekmek: İşletmelerin rekabetçi kalabilmeleri için, adayların beklentilerini yansıtan güçlü bir ücret ve yan haklar paketi sunmaları gerekir. Aksi takdirde, en iyi yetenekleri kaçırma riskiyle karşı karşıya kalırlar.
  • Ayrımcılık Yapmamak: Cinsiyet, ırk, din, dil vs ayrımcılık yapmama, herkesi eşit tutma ve kapsama daha da önemli olacaktır.
  • İşe Alım Hızı: Teknoloji, adayların toplu halde iş başvurusu yapmasını her zamankinden daha kolay hale getirdi. İşe alma yöneticileri başvuru takip sistemlerinde daha fazla kayıt görseler de bunların çoğu muhtemelen düşük nitelikli adaylardır. Doğru adayları hızla belirlemek ve karar vermek, teknolojiyi ne ölçüde kullandığınızla ilgilidir.
  • Daha Fazla İş-Yaşam Dengesi: Uzaktan çalışma pandemiye kıyasla giderek azalıyor ve 2024 yılı boyunca da devam edecek olsa da şirketlerin çalışanların uzaktan çalışma isteklerini nasıl dengeleyecekleri konusunda gayret ettikleri gözlenecek. Şirketlerin, çalışanların artık talep ettiği daha fazla moral, kapsayıcılık ve esnekliği teşvik etmek için daha fazla iş-yaşam dengesi girişimlerinin geliştirilmesine odaklanmaya ekstra zaman ve çaba harcamaları gerekecektir.
  • Yapay Zekanın Yetenekli Adayı Seçmeye Yardımcı Olur: Yapay zekâ uygulamaları, büyük hacimli verileri analiz etmek için makine öğrenimi algoritmalarını kullanarak CV tarama ve aday eşleştirmeden iş ilanı ve mülakat planlamasına kadar uzanmaktadır. Bu teknoloji, en nitelikli adayları verimli bir şekilde belirler ve işe alım stratejilerinin etkinliğini ölçmeye yardımcı olur.
  • Diploma Gereklilikleri Daha Az Dikkate Alınıyor: Daha fazla iş için daha az diploma gerekecek (eğer varsa). Önümüzdeki birkaç yıl içinde, lisans derecesi gerektiren işlerin sayısında gözle görülür düşüşler yaşanacak. İK işe alım uzmanları, derece gerekliliklerinin ne zaman uygun olduğu konusunda dikkatli olmalıdır. Ayrıca, değerlendirme veya teknik mülakatlar gibi becerileri onaylama ve değerlendirme yöntemlerini de geliştirmelidirler.
  • Yeni Nesiller Bir Amaç İçin Çalışmak İstiyor: 2024 ve sonrasında, esneklik ve işin önemi, çalışanların bir kuruma katılmaya karar vermelerinde önemli kriterler olacaktır. Yeni nesillerden bazıları da dünyada fark yaratabilecek bir iş arıyor. Çevreyi korumak için ne kadar küçük olursa olsun böyle bir girişimin parçası olmak istiyorlar.
  • Esnek Çalışma: Uzaktan çalışma ve iş esnekliği 2024 yılında hayati önem taşıyacak. Adaylar, her yerden çalışma esnekliği sunan pozisyonları giderek daha fazla arıyor ve genellikle bunu diğer avantajlardan daha öncelikli tutuyor. Şirketler bu değişimi benimsemek isteseler de istemeseler de uzaktan çalışma adaylarının kalitesini belirleyecek ve yalnızca yerinde çalışmaya istekli adaylar ararlarsa işe alım havuzlarını daraltmış olacaklardır.
  • Yüksek İşsizlik Oranları: Gelecek iki yıl daha yüksek işsizlik oranları bekleniyor, bu da bir işveren piyasası olacağı anlamına geliyor. İş perspektifinden bakıldığında, bu durum İK ve liderlerin sadece doğru adayları bulma konusunda seçici olmalarını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda piyasa ücretlerinin de dengelenmesi gerektiği anlamına geliyor.
Sonuç 
Bizim güncel sorunlarımızdan öte dünyada bazı trendler var ve bunlar ülkemizde de aynen geçerli. Şirketler uzaktan çalışma gibi bazı radikal değişiklikleri yapmak zorunda kalacak. Yeni nesil çalışanların beklentileri eskilerden farklı. Diploma yetkinlik veya beceri garantisi değil ve çalışanların sahip olması gereken beceriler de değişebilir.


12 Nisan 2024 Cuma

Atık Kâğıt Geri Kazanımında Endişeler

Ülkemizde atık kâğıt toplama ve geri kazanmanın bir süredir düştüğünden endişeliyim. Düşmesini: 
  • atık kâğıt toplama-ayırmanın pis bir iş olmasına,
  • gençlerin daha kolay para kazanabilecekleri başka işlere yönelmesine,
  • toplama-ayırma işinin emek yoğun yapılmasına,
  • otomasyon için ciddi yatırım ihtiyacı göstermesine,
  • kamunun kapsamlı bir düzenleme yapmak yerine “mış gibi” çözümlere yoğunlaşmasına bağlıyorum. 
Bayram önü konuyu etüt etmeye karar verdim ve internette bulduklarımı yorumlamaya gayret ettim. Ülkemizdeki rakamları henüz derleyemedim ama yurt dışında da benzeri düşünceler olduğunu fark ettim.

DS Smith'in "Wasted Paper" Raporu
DS Smith’in hazırladığı çalışmaya (1) göre Avrupa’da 2011’de 28 milyon ton atık kâğıt ve karton ambalajlar toplanmış. 2020’de bu rakamın ancak 33 milyon tona ulaştığı hesaplanırken ve toplama/geri kazanma bu oran da kalırsa 2030’da ise 39 milyon tona çıkması bekleniyormuş.
Rapora göre (yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere) kâğıt-karton ambalajların toplama ve geri kazanma oranı 2021’den 2022’ye biraz düşmüş. Kâğıt-karton toplama ve geri kazanma oranı diğer ambalaj malzemelerine göre çok iyi olsa da toplama/ayırmaya ilişkin yaklaşımlar/düzenlemeler böyle giderse; (aşağıdaki grafikte) 2030’da geri kazanım oranının daha da düşeceği tahmin ediliyor.
Recycling Today'den Alıntılar
Amerikalılar da benzeri çalışmalar yapmışlar. 2023 yılının son günlerinde yayınlanan yazıya (2) göre 2019’da 4 milyar USD’lik atık kâğıt toprağa gömülmüş olabilirmiş. Gerçi 2019 ABD’de atık kâğıt fazlalığının olduğu bir yıldı toplama-ayırma tesislerinin kapandığı ve toplamama eğiliminin arttığı bir dönemdi. 

Rapora göre “AF&PA (American Forest & Paper Association), Mayıs 2022'deki en son hesaplamasında, kuruluş tarafından kaydedilen en yüksek oran olan yüzde 68'lik bir kâğıt geri dönüşüm oranı bildirmiş. Aynı kuruluş ayrıca ABD OCC geri dönüşüm oranını 2019'da yüzde 92,3 ve 2022'de yüzde 91,4 olarak bildirmiş.” Yani geri kazanım oranı artsa da realitede oluklu mukavva ambalajların geri kazanılması düşmüş.

“The optics are there; the systems are in place. These are some of the most technologically advanced MRFs we’ve ever seen sitting here right now. It really is going to come back to either the responsibility of the consumer or the responsibility of the brands to help get that recycling rate up.”

Aynı adreste bu sene yayınlanan bir yazıya (3) göre önceki rapor teyit edildikten başka özetle “Toplama-ayırma tesislerine son model optik ayırıcıları koyduk. Artık tüketiciler ile markaların sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.” Denilmiş.

Konu tüketicilere gelince
DS Smith’in çalışmasında yaş gruplarının geri dönüşüme duyarlılığı da incelenmiş:
Araştırmaya cevap verenlerin ancak yarısı bütün kâğıt-karton ambalajı geri dönüşüm kutusuna attığını söylemiş. Geri dönüşüm duyarlılığı yaş ilerledikçe artmış, genç kuşaklarda ise düşük çıkmış.

Raporun Önerilere Yorumlarım
  • Kaynakta ayrıştırmaya önem verilmesi: Hane halkının ambalaj atıklarını evsel atıklarla karıştırmadan toplanmasına destek olması şart. İnsanların bilinçlendirilmesi yetmiyor.
  • Ulusal bazda tutarlı geri kazanım hedefleri konulması: Makul-mantıklı hedefler sektör mensuplarıyla, yöresel farklılıkları dikkate alarak konulmalı.
  • Ambalaj atıklarının nasıl toplanıp-geri kazanılacağının açık olması: Bu hedeflere ulaşmak için kimin neyi, ne zaman yapacağı tarif edilmeli. Çıkan maliyeti kimin ödeyeceği belli olmalı.
  • Uzun dönemli ve tutarlı şekilde geri dönüşüm mevzuatının uygulanması: Varsa mevzuat eksiklikleri (bence var) adil şekilde, belli grup-çevrelerin çıkarını gözetmeden düzeltilmeli. İlgili mevzuat herkese adil şekilde uygulanmalı.
Tavsiyelerinde bulunuyor.

Bence
Çalışmasının tavsiyelerine ilaveten ülkemizde konuyu ciddiyetle ele almak gerekiyor. Toplama ve geri dönüşüm konusu gündeme geldiğinde kamu ve/ya belediyeler ya sokak toplayıcılarını toplama-ayırma tesisleri kadrosuna alsın gibi bir saçma düşünceye kapılıyor veya uygulamada yürümesi pek imkân dahilinde olmayan kurallar getirmeye çalışıyor. Elbette bunlar toplama ayırma tesislerinin ve/ya marketlerin maliyetini arttırıyor. Yapılması gereken maliyet artışını sübvanse etmek. Her türlü  hurda ithalatını azaltmaya çalışmak, mümkün olursa önüne geçmek ve yeni kuşakların konuya duyarlılığını arttırmaktır.


Referanslar
1- Rapor şu linkten indirilebilir: https://www.dssmith.com/media/wasted-paper
2- https://www.recyclingtoday.com/news/nrel-study-highlights-recovered-paper-market-value-lost-to-landfills/
3- https://www.recyclingtoday.com/article/addressing-paper-recovery-and-cost-in-the-new-year/