16 Ağustos 2015 Pazar

Kağıt Esaslı Paletler

2000 yılında Omüd yönetim kurulundan, Fefco Production Commitee'ye seçilmiştim. 2001 yılında Fransa'nın Nice şehrinde yapılacak olan "technical seminaar" toplantılarından birini Smurfit Socar'ın Vernon Cedex fabrikasında yaptık. Esasen dört ayrı işletmeden (kağıt, oluklu mukavva, ofset ve karton palet) oluşan fabrikanın bir bölümünde aşağıdaki resimde görülen modelde karton paletler de üretiliyordu.


 
 
 
 
 
 
Paletin çok sayıda parçadan oluşması ve kurulumu için makine gerektirmesi nedeniyle fazla şansı olmayacağını düşünmüştüm. Daha sonra, ülkemizden birileri bu modele (Unipal) yatırım yaptı ve  satmaya çalıştı. Ancak iyi bir pazar var ise oldukça sağlam bir palet modeli olduğu kuşkusuzdur.
Hemen hemen aynı dönemde, IKEA'ya mal veren ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren müşterilerden, alttaki palet modelinin talebi geldi. Üstteki model tamamen oluklu mukavvadan yapılmış iken IKEA modelinin ayakları mihver borudandır.
 
 
 
 
 
 
Yoğun talep olmadığından, ayakları "elle" fason olarak yapıştırmak yeterli idi.
DS Smith, Çopikas'ı satın aldıktan sonra çeşitli fabrikalarını görme imkanım oldu. Fransa'daki fabrikalarda iki ayrı palet modeli üretiyorlardı. Bunlardan ilki aşağıdaki BINI modeli paletleri
 
 
 
 
yapıyordu. Sonraları bu makine Türkiye'ye geldi ve halen de ülkemizde bulunuyor. İkinci model ise Marquip tarafından geliştirilmiş ve tamamen kraft kağıdından palet yapıyordu. Genel olarak kağıt esaslı paletler tutmadığından, özel olarak diğerlerine göre daha pahalı malzeme kullandığından Marquip modelinin de çalışmadığını düşünüyoruz.

 
 
 
 
 
 
 
Üstteki palet, özel kesim kalıbı ile kesilmiş iki parça CB dalgalı oluklu mukavvadan oluşuyor. Parçalar uygun yerlerine tutkal sürüldükten sonra, akerdeon gibi büzüşüp-birbirlerine girerek tek parça haline geliyor. Amerika'da IPP tarafından geliştirilen model, 2007'de Kaplamin'e teklif edilmiş ancak pazar yokluğundan kabul edilmemişti.
IPP'ye Göre Daha İyi Bir Çözüm, LIFDEK


 
 
 
 
 
IPP paletini makine ile kurmak için (forkliftçi dahil) 7 kişilik vardiya gerekirken, bu yazıyı hazırlarken gördüğüm LIFDEK paleti makine ile tek kişi veya manuel olarak 2 kişi kurabiliyor. (lifdek.com adresinden videolara bakmanızı tavsiye ederim.) Lifdek'de IPP gibi özel kesimli iki parçadan oluşuyor ve tutkal sürmek gerekmiyor.
DS Smith'in tasarlayıp "Revolution" adını verdiği















tek parça oluklu mukavvadan oluşan palet yukardadır. Modelin en güzel tarafı tek parçadan oluşması ve kurmak için makinenin de düşünülmesidir. Kurma makinesine www.lunnengineering.co.uk adresindeki "erector" videosu izlenebilir.
Ülkemizde geliştirilen kağıt esaslı paletler de var. Teksan'ın geliştirdiği üç ayrı model (web sayfasına göre) bulunmaktadır.


 
 
 
 
 
İlk model tamamen kağıt petekten yapılmışken, ikinci de petekle birlikte mihver boru, oluklu mukavva ve köşebent de kullanılmış. Son modelde ise petek ve plastik kombine edilmiş.
 

 
 
 
 
 
 
Teksan'ın plastikli modeline benzeyen bir paleti LOSOTECH, kurma makinesi ile birlikte dizayn etmiş. (losotech.com adresinden videosu izlenebilir.) Paletin üst kısmı çift veya üç dalgalı oluklu mukavvadan oluşuyor ve makine ayakları oluklu mukavvaya otomatik olarak geçiriyor.
 
 
 
 
 
 
 
Ülkemizden bir başka örnek İkibin Ambalaj'ın sitesinden aldığım üstteki modeldir. Yoğun oluklu mukavva ayaklar ile çok sağlam bir palete benzemektedir.

Sorunlar ve Çözümler
Kağıt esaslı paletlerde birkaç sorun görülmektedir:
  • Bu paletler, ahşap palet kadar dayanıklı değildir. Elbette aynı dayanıklılığı sağlayacak şekilde üretilebilirler ama muhtemelen ahşaptan daha pahalıya mal olurlar.
  • Yabancılar, genel olarak hafif yükler için düşünmüşler, biz ise İkibin Ambalaj'ın modelinde olduğu gibi sanki tahta palet yerine düşünmüşüz.
  • Marka ve market zincirlerinin desteğini almadan (yani onların zorlaması olmadan) kağıt esaslı paletlerin artması pek mümkün görünmüyor.
  • Mağaza ve depoların içinin kuru olması, kamyon kasalarının yağmur suyu almaması gibi "su"dan sebepler de var.
  • Çok sayıda parçadan oluşma, elle kurulum gibi durumlar maliyeti arttırdığından, bazı modellerin piyasada tutunma ihtimalini zayıflatıyor.
Sonuç
Sanıyorum 90'ların sonu ile 2000'lerin başında kağıt esaslı paletler, gelecek vaad eden bir iş olarak düşünüldü. İrili ufaklı çok sayıda oluklu üreticisi, palet yapımına girişti ama beklenen iş hacmi ve karlılık yakalanamadı.

2007'de bir yönetim kurulundan sonra Kaplamin'i gezerken, o zaman SCA adına yönetim kurulu üyesi olan Michael Schmidt, karton palet dizayn ettiğimizi gördüğünde; "biz 20 yıldır karton paletin zirve yapmasını bekliyoruz" demişti. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra, halen kağıt/karton paletler zirve yapmadığına göre adam haklı. Sanki bu ürün grubundan çok şey beklemişiz/bekliyoruz.


Kağıt esaslı paletler hakkında ilave bilgi, resim ve teknoloji için şu sitelere bakılabilir (alfabetik sıralama):
www.allcorrpallets.com
www.denika.com.tr
www.dppalet.com
www.ecoduro.com
www.eltete.com
www.fitalilaclama.com
www.ikibinambalaj.com
www.lifdek.com
www.losotech.com
www.palletkraft.be
www.teksanambalaj.com
www.turkuazkarton.com
www.yenipalet.com

26 Temmuz 2015 Pazar

Aç Bitir Ambalajlar Devri

Pınar Et'in "Aç bitir" reklamını izlemişsinizdir. Reklamda, bir tüketici bakkaldan 48 gram peynir ve 3/4 ekmek istedikten sonra 1 paket Aç Bitir talep ediyor. Diğerlerini artmaması için "az" aldığını açıklarken Aç Bitir'in tam geldiğini söylüyor. Tüketici açtığı her iç ambalajı (reklamda plastik paket, yerine göre teneke kutu, kağıt paketteki tek kullanımlık tuz/şeker vs) bir seferde tüketirse ne olur diye düşünürken; gerçekte bazı ürün gruplarında (mesela poşet çay/kahve, kek, sandviç...) bu uygulamanın çoktan başladığını fark ettim. Ancak mevcut uygulama daha çok bir zorunluluktan, ev konforundan uzakta olmaktan kaynaklanıyor. Yolculuk, okul, iş yeri gibi bir ortamda iseniz; aç-kullan-bitir-at konseptinde hazırlanmış ürünleri ister istemez tercih ediyorsunuz. Bu konsept ev içi tüketimde de yerleşirse ne olur acaba? Ambalaj üreticilerinin (özellikle iç ambalaj üretenler) işleri patlar mı? Aynı anda oluklu mukavva satışları da artar mı? Öte yandan, bu durum ülkemizin maliyet yapısını da arttırmaz mı?...gibi konuları düşünürken, aşağıda linkini verdiğim yazıyı okuduğum aklıma geldi.

"Retail revolution across the board" başlıklı yazıda özetle şu görüşlere yer veriliyor idi:
Tüketiciler, şehir dışındaki hiper marketlerden haftalık alış verişten vaz geçiyorlar, bunun yerine gün içinde ihtiyaç oldukça yakındaki dükkana gidiyorlar. İngiltere'deki bir araştırmaya göre, mahalle bakkalı tarzındaki marketlerden tüketiciler ayda ortalama 12 kez alış veriş yapılıyormuş. Bu durum, hipermarketlerin küçük versiyonlarının yaygınlaşmasını getirecekmiş. Yine aynı araştırmaya göre, önümüzdeki beş yıl içinde, gıda maddeleri satışının 25%'i bu küçük marketler tarafından yapılıyor olacakmış.

İnternet üzerinden satışları da mahalle bakkalı/dükkanı tarzında kabul edildiğinde, toplam perakende satışların 32%'si küçük dükkan ve internetten iken 2017'de 43%'e çıkacakmış. Aynı yıl İngiltere'deki toplam perakende satışının 15%'i internet üzerinden olurken, toplam perakende alış verişin üçte biri akşam 6'dan sonra gerçekleşecekmiş.

Hipermarkete kıyasla daha küçük hacimde hizmet verebilen dükkanlarda raf sayısı daha az olacağından;
raf ambalajları (RRP, retail ready pack)
daha küçük ölçülü tavalar
bulmayı kolaylaştıran ve stok sayımına imkan veren etiketler
bir-iki ürün taşıyabilen kutular
gibi ambalaj trendleri öne çıkacakmış.

Buraya kadar ki bilgilerden sonra alıntısını yaptığım yazının başlığının ters olduğunu fark etmişsinizdir. "Packaging across retail revolution" daha doğru olurmuş.

Yukarıda sorduğumuz sorulara şimdi cevap bulmaya çalışalım:
Hipermarketlerde devasa raflarda aynı ürünün çeşitli versiyonlarını sergileyebilen markalar açısından mahalle bakkalının sınırlı ve küçük rafları daha büyük kavga doğuracaktır. Rafın optimum doldurulması çok daha önemli bir konu olacaktır. Az satılan ürünleri rafta tutmak, iş kaybı anlamında olacağından; dağıtım zincirinin daha da etkinleştirilmesi ile farklı ürünleri aynı kutuya doldurabilen makinelerin çıkacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Dağıtım zincirinin daha etkin olması, mevcut lojistik merkezlerinin ecza deposu mantığında çalışmasını getirecektir. Şimdilerde palet bazında çalışan zincir, içinde çeşitli ürünler olan koli bazında çalışacaktır.

Raflarla ilgili ikinci sonuç ise dolum makinesinin aynı kutuya aynı ürünün farklı versiyonlarını koyabilir olmasını sağlayacaktır. Aynı ürünün portakallı, çilekli gibi versiyonlarını aynı kutuya koymak ise dolum-ambalaj hatlarının daha teknolojik ve daha çok yer kaplayan hale gelmesidir.

Bir kaç ürün içeren kutuları doğal olarak daha düşük gramajlar ile daha ince dalga cinsleri ile üretmek gerekecektir. Bu durum perforaj ve iz vermeyi zorlaştırsa da, makine üreticileri daha iyi çözümler geliştirecektir.

Kutu boyutları daha da küçülecektir. Şimdilerde 12 şişe sirke/yağ/likit deterjan taşıyan kutu/tava 3-4 tane taşır hale gelecektir. Yani daha dar ölçülü oluklu mukavvayı işleyebilen kutu makinesi ihtiyacı doğacaktır. Oluklu mukavva fabrikası açısından bu durum daha çok sayıda/metrekarede üretim/satış demektir. Ancak büyük marketler varlığını sürdürmeye devam edeceğinden, aynı müşteriye aynı ürün için en azından iki ayrı kutu üretmek gerekecektir. Yani daha çok ayar sayısı.

Ayrıca, şimdilerde mini inline olarak adlandırılan ve maksimum levha genişliği 160-170 cm olan makinelerin bir alt versiyonu çıkması olasıdır. Hadi adına mikro inline diyelim ve genişliği de 100-120 cm olsun.

Kutu makinesi açısından bakıldığında, çok bilinen ve a.box (Fefco 0201) tabir edilen kutuları üreten makinelerin yanında, resimdeki Fefco 0450 gibi tavayı inline üretebilen (baskı, kesim ve köşe yapıştırma) makinelerin çıkması olasıdır.

Mevcut durumda, (eğer yüksek kaliteli baskılı ise) high graphic printer, düz kalıpla kesim ve 3-4 nokta yapıştırma makinesi ile üretilebilen tavayı üretmek için yeni makinenin, yalnızca dijital baskı ile çalışacağını ön görmek hayal olmayacaktır.

Levha ebatları küçüleceğinden, oluklu hattı üretenler, boy kesme bıçağının daha kısa kesmesini sağlamak zorunda kalacaktır. Kısa levhaları fabrika içinde taşımak daha zor olduğundan, konveyör aralarındaki boşluklar ile vibrasyon daha çok göze batacaktır.

Rafta dikkat çekebilmek için kutuların daha da renklenmesi kaçınılmazdır. Boyutları küçük bir kutuya düzgün baskı yapmak, izlere yakın bölgelerde baskının silik çıkmamasını sağlamak gibi kutu üretimini zorlaştıran ve uzmanlaştıran konular, oluklu fabrikası açısından daha önemli olacaktır.

Müşteri (yani marka) raftaki rekabette zorlandıkça, kutu spesifikasyonunu yükseltecektir.

Özetle, aç bitir ambalajlar çoğaldıkça, her türlü ambalajla birlikte oluklu mukavva talebi de artacaktır. Daha çok iş yapacağımız kesindir. Ancak, bu devre uyum sağlamak için, yatırım yapmak (yeni teknolojiye) şart olacaktır. Gelen devire, mevcut makinelerin şurasına burasına bir şeyler ekleyerek uyum sağlamak mümkün görünmemektedir.

Yukarıda atıfta bulunulan kaynak:
http://www.packagingnews.co.uk/features/packaging-in-2015/board/

5 Temmuz 2015 Pazar

Yöneticinize Not Verseydiniz, Kaç Alırdı?

İyi/kötü  yönetici/lider/patron  başlıklarını taşıyan çok sayıda yazı okudum. Bunlardan bazılarının linklerini en altta veriyorum. Aşağıda ise çeşitli yazılarda tanımlanan iyi ve kötü özellikleri alıp üzerine kendi görüşlerimi de ekleyerek; bir yöneticiye not verme anketi hazırladım.

Ankette 20 başlık altında, konu başlığını açıklayan cümleler yazdım. Her cümleyi tek tek değerlendirmek yerine, değerlendireceğiniz kişiye her başlık için 0 ile 5 arasında puan verin. Daha sonra verdiğiniz puanları toplayarak; yöneticinizin notunu hesaplayın.

Söz vermek
Yöneticim, bana bir söz verdiğinde tutar. Tutamaz ise mutlaka geri dönüp, niçin sözünü tutamadığını açıklar.

Çalışma ortamı
Yöneticim, birlikte çalıştığımız ekibin görüşünü dinlemeye özen gösterir. Kendimizi özgürce ifade ederiz. Düzenli toplantılarımız vardır.

İletişim
Yöneticim, benimle düzenli, anlamlı ve sürekli olarak iletişim halindedir. İhtiyaç duyduğumda kendisine ulaşabilir ve görüşünü alabilirim.

Gelişme
Yöneticim, benim gelişmem için destek olur. Bazen bana bir şeyler öğretmek için çok çaba harcadığını düşünürüm.

Bilgi seviyesi
Yöneticim, oturduğu pozisyonun gerektirdiği teknik ve yönetsel bilgi ve becerilere sahiptir. Diğer bölümün yöneticisine kıyasla, çok bilgili olduğunu söyleyebilirim.

Takdir
Ekstra bir çaba gösterdiğimde veya beklenenden daha kısa sürede bir işi tamamladığımda mutlaka teşekkür eder.

Risk öngörüsü
Yöneticim, öngörülmeyen riskleri fark eder ve önlem alır. Bazen yapmam gerekli bir işi üstlenir ve benim açımdan olası riskleri minimize eder.

Anlayışlılık
Hatalı bir iş yapıldığında, anlayışlıdır. Hemen yargılamak yerine konudan ders almamı ve tekrar aynı hataya düşmememi önemser. Hatalı olduğumda, konuşmaları suçlayıcı değildir.

Örnek olmak
Yöneticim korku veya baskı ile yönetmez. Yapmamı istediği şeyleri bana davranışları ile gösterir ve örnek olur.

Özel yaşam
Yöneticim, özel yaşantıma ve tatil günlerime dikkat eder. Mesai saatleri dışında çalışmaya zorlamaz.

Değerlendirme
Yöneticim dönem dönem, benim hakkımdaki hem olumlu hem de olumsuz görüşlerini paylaşır. O anda yanımızda kimse yoktur.

Kurum
Yöneticim, çalıştığım kurumun geleceğini etkileyecek olaylar ve değişiklikler hakkında bilgi verir. Bu sayede olayların dışında kalmam.
Yukarıdan gelen her talimatı hemen kabul edip-çalışanlarını zor duruma düşürmez. Gerektiğinde hakkımızı savunur.

Uzmanlık
Uzmanı olmadığı konularda ahkam kesmez. Uzman arkadaşımızın görüşü doğrultusunda hareket etmeye gayret eder.

Vizyon
Günlük işlerin ötesinde bazı büyük düşünceleri ve idealleri olduğunu hissederim. Vizyonu doğrultusunda öğrenmeye ve kendini geliştirmeye çalışır.

İş takibi
Verdiği işlerin yapılıp-yapılmadığını ve sonuçlarını takip eder. Zamanında bitmeyen veya hedeflenen/beklenen sonuçlar alınmadığında hesap sorar.

Planlama ve organizasyon
Yeni bir görev vereceğinde, bunun önceliği ile eski görevler/projeler arasında uyum sağlar. Göreve en uygun kişiyi atar. Yeni görev için ilave kaynakların ne zaman devreye alınacağını planlar.

Kontrol
Yöneticim, görevin yürütülmesinde her adımda kendisine bilgi verilmesini istemez. Buna karşılık, plandan sapılıyorsa ve/ya hedeften uzaklaşılıyorsa derhal haber verilmesini ister.

Kayırmacılık
Yöneticim, ekip arkadaşlarımdan birine diğerlerinden farklı şekilde davranmaz. Ayrımcılık, kayırmacılık yapmaz. Hepimize eşit mesafededir.

Değişim
Çalıştığımız kurumda veya bölümde bir yenilik olduğunda, ona ilk sahip çıkan ve destekleyenlerden biri benim yöneticimdir. Yeni bilgisayar programı, yeni bir kalite sistemi, yeni tepe yönetici atanması,... gibi durumlarda, yöneticim çok çaba gösterir ve uyum sağlamaya çalışır.

Kişisel denge
Duygusal karar almamaya gayret eder. Kararlarının, mantığa ve ilgili veri setine dayanmasını ister. Sinirli, geçimsiz ve etrafına bağırıp-çağıran biri değildir.



Yorum
  • Yöneticinizin notu, 76 ve üzerinde ise (eğer hatalı puanlama veya toplama yapmadı iseniz) ideale yakın bir yönetici ile çalışıyorsunuz demektir. Kendisinden öğrenebileceğiniz çok şeyler olmalı.
  • Puan 61 ile 75 arasında ise iyi bir yönetici ile çalışıyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye ve yöneticinizin kırık aldığı hususları yapmamaya özen göstermelisiniz.
  • 46 ile 60 puan arası orta karar bir yöneticiyi tarif etmektedir. Bize göre, Türk yöneticilerin çoğunluğu bu sınıftadır. Bir süre daha yöneticiniz ile çalışmaya devam edin, mümkün olduğunda  yönetici/bölüm değiştirin.
  • Puan 45 ve altında ise anketi tekrar yapın. Sonuç halen aynı ise iş değiştirmeyi hemen düşünün.

Yönetici değerlendirme konusunda şu yazıların okunmasını tavsiye ediyorum:
http://www.future-ceos.com/does-your-boss-make-the-grade/
http://www.thenakedceo.com/job-seeking/how-to-spot-and-avoid-a-horrible-boss/
https://dijitalpano.wordpress.com/2015/04/29/bazi-patronlar-neden-daha-cok-seviliyor/
http://oldubuis.blogspot.com.tr/2015/04/kotu-yoneticilerin-10-ozelligi.html#.VZPJX-8VjgA
http://thesalesblog.com/blog/2014/08/24/the-leadership-playbook-leaders-use-persuasion-not-force/
https://www.linkedin.com/pulse/bad-leadership-habits-chris-shayan
http://www.entrepreneur.com/article/240873

14 Haziran 2015 Pazar

Ahşap Destekli Ambalajlar

Mayıs ayında, Esbaş’da kurulu Sacar Ambalajı ziyaret ettim. Konuşma sırasında, Esbaş’da az miktarda (1-2 adet) ama büyük ve kuvvetli ambalaj talebi olduğunu öğrendim.  Dönüşte elimdeki çeşitli ahşap takviyeli ambalaj resimlerini, Sacar Ambalaj ile paylaştım. Bunlardan bazılarını, bu yazıda görmüş olacaksınız.

Ahşap takviyeli ambalajlarla ilk tanışmam, üstteki Grammer araç koltuğu kutusu ile olmuş idi. Kutu köşelerine yapılan özel kesim ile oluşturulan karelere yerleştirilen kesiti 30*30 mm gibi olan tahtalar bütün yükü taşıyordu. Daha sonra, ahşap kolonları oluklu mukavvadan yapmayı denediysek de başarılı olamadık.

Rastladığım diğer bir örnek ise Duropack’ın triplex kutulara alternatif olarak geliştirdiği, aşağıdaki resimde görülen kutudur. Çift dalgalı kutuların deliklerine yerleştirilen yeşil renkli plastik kelepçelerin içinden geçen tahta dikmeler yükü taşımaktadır.

Başlangıçta triplex gibi çok kuvvetli oluklu mukavva varken, ahşap da neymiş gibi düşünmüş idim. Ancak zaman içinde anladım ki, şu hususlar ahşabı oluklu ile birlikte kullanmayı zorunlu hale getiriyor:

Grammer kutusunda, kutunun kolay doldurulması için yüksekliğe yatay izler atılıyor. Bu izler kutunun taşıma mukavemetini öldürüyor.

Çoğu zaman, ahşap ambalaja eşdeğer taşıma sağlayan kutuyu üretmek çok pahalıya mal oluyor ve oluklu cazibesini yitiriyor.

Ahşap sandık, eğer uçak kargo ile gönderiliyorsa; onu oluklu ile kombine kullanmak hem ambalaj maliyetini hem de taşıma maliyetini düşürüyor.

Ahşap ambalajın, gittiği ülkede geri kazanılması oluklu mukavvaya göre çok pahalı olabiliyor.

Buna karşılık, açık havada nakliye veya stoklama ahşap ambalajı mecburi kılıyor.

Esbaş gibi, serbest bölgeye 1-2 tane ahşap sandık sokmak hem bürokrasi hem de para ve (en önemlisi zaman) gerektirdiğinden; müşteri sandığı kendi yapma yoluna gidiyor. Yani asıl işinin yanında marangozluğa da soyunmuş oluyor.

Ahşap sandık, hacim halinde geldiğinden boş halde bile stoklanması çok yer kaplıyor. Bu nedenle, ahşap sandık müşterisi; doluma gireceği son dakikada sandığı almak istiyor.  Son dakikada sandık gelmesi demek, özel hizmet anlamını taşıyor ve fiyatı arttırıyor.

Müşteri açısından, (benim tahminime göre) ahşap ambalaj, başka ambalajlama yöntemi bilinmediğinden sanki tek çıkar yol gibi gözüküyor. Fi tarihinde işe başlarken, ahşap ambalaja karar verilmiş ve orada takılıp-kalınmış olabiliniyor. Eğer ambalajlanmış ürünler, üst üste istiflenemeyecek kadar büyükse; ahşap hiç gerekli olmayabilir.

Peki ne yapmak lazım?

Ambalaj da ileri giden ülkelerin bulduğu ve geliştirdiği gibi oluklu mukavva ile ahşabı birlikte kullanmak lazım. Bunun önündeki en önemli handikap ise, hem biraz oluklu mukavvadan anlamayı hem de biraz ahşaptan anlamayı gerekmesidir.

Özellikle büyük makine ambalajlarında, ahşabın nerede (dar yüzde, köşede, geniş yüzde), nasıl (çerçeve, dikme) ve ne miktarda (az/çok, geniş/dar) kullanılacağı kritik bir konudur. Esasen bütün soruların cevabı çok basittir ve “mümkün olduğunca az” şeklindedir. Ancak müşterinin endişesini yenmek için, her yeni yüklemede ahşap miktarı azaltma yönüne gidilebilinir. Yıllar önce, DS Smith’in Larousse fabrikasında eğitim alırken verdikleri en önemli ders bu idi.

Bazı basit örnekler şunlardır:  
 
Yazının altında, web adreslerini verdiğim çeşitli şirketler hem ahşap hem de diğer malzemelerle birlikte oluklu mukavva kullanımında güzel ürünler geliştirmişler.

Öte yandan, ahşap sandığa bire bir alternatif ürün ortaya koymak için işin tasarım boyutunu da düşünmek gerekiyor. Ahşabın, kutuya mı yoksa palete mi sabitleneceği, çerçevenin sabit ölçüde mi yoksa ayarlanabilir ölçüde mi olacağı konularını çözen tasarımlar için Pazar boşluğu görünmektedir.

Komple ahşaptan yapılmış sandıklar, giderek azalacaktır. Bu yalnızca benim öngörüm değildir. İşin ilginci, bazı palet üreticileri de durumu kavramış ve özellikle triplex oluklu mukavva ile kombine ahşap ambalaj tasarlamaya çalışmaktadır.
 
 
Bu konuda başka çalışmalar ve örnekler için şu sitelere bakılabilir:

17 Mayıs 2015 Pazar

Sektörümüz, Hangi İş Güvenliği İstatistiklerini Takip Ediyor?

Önceki yazımda, iş güvenliği istatistikleri nedir, nasıl hesaplanır ve nasıl yorumlanır konuları üzerinde durmuş idim. Aşağıdaki yazıda ise sektörümüzün önde gelen kuruluşlarında, iş güvenliği istatistikleri nasıl izleniyor hususunu açıklamaya çalışacağım.

IP
IP'nin, “çalışanlarımızın her gün evlerine sağlıklı dönmesini sağlamak” şeklinde özetlenebilen bir sloganı var. Takip ettikleri ve toplam iş kazası oranı (total incident rate) adını verdikleri istatistik ile gerçekte “tıbbi tedavi gereken iş kazası oranı”nı izliyorlar. Sitelerinden yazdığına göre, ilk yardım dışında tedavi alınıyorsa, kaza iş kazasından sayılıyor.
IP ayrıca, ölümlü veya ciddi yaralanmalara yol açan iş kazalarını LIFE adını verdiği bir iyileştirme programı ile takip ediyor.

LIFE, ciddi yaralanmalara yol açabilecek iş kazası risklerini önceden belirleme, önlem alma ve çalışanları bilinçlendirme hedefleri olan bir program olduğu anlaşılıyor. Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi, LIFE’ın 5 esaslı konuda yoğunlaşmış: Sürücü güvenliği, makinede iş güvenliği, zehirli maddeler, motorlu araçlar ve kaymalar.

MONDI

Şirketin iş güvenliğine ilişkin incelediği istatistikler şöyledir:
2014’den itibaren 5 ölümcül risk dikkate alınmış, ancak 2014’de hiç ölümcül iş kazası meydana gelmemiş.
İkinci olarak izlenen istatistik ise, kaza geçiren çalışanın yaşam şeklini değiştiren, iş kazası sayısıdır. Bu tür kazalara dönen cihazlarda (bıçak, vals) meydana gelenler ile yüksekten düşmeler gösterilmiş ve 2014’de bu kapsamda 4 yaralanma olmuş.
TRCR (total recordable case rate, toplam kayıt edilebilir iş kazası sayısı) hedefi 0,75 (taşeronlar dahil) iken 2014’de 0,89 olarak gerçekleşmiş. 2015 için ise 0,83 hedefi konmuş. Mondi, hedeften sapmanın yeni şirket satın almalarından kaynaklandığını açıklamış.
Mondi ayrıca kadın çalışan sayısı ile özel sağlık sigortalı çalışan sayısını da takip ediyor. Konu dışı olduğu için bu ikisine girmiyorum.

DS SMITH

DS Smith, toplam iş kazası oranını (total incident rate) bir başka isimle kaza sıklık oranı (accident frequency rate) şeklinde takip etmektedir. Hedefin sıfır olduğu ve hesaplama formülünden 1 milyon çarpanı kullanıldığı açıklanmaktadır.
Şirketin yıllık raporunda, önceki yıla göre oranın 22% azaldığı (6,2’den 4,8’e) ve tesislerin 70%’de hiç kaza olmadığı bildirilmektedir.
Önceki iki kuruma göre, DS Smith tek bir hedefi takip ediyor görünmektedir.

Yorumum:
Şirketlerin, iş kazası istatistiklerini takip etmesi ve yıllık raporlarında açıklaması çok yerinde bir yaklaşımdır. Buna karşılık, borsada işlem görmeyen (ülkemizde de bulunan) bazı uluslar arası şirketler, rapor yayınlamadıkları için konuya ilişkin bilgi bulamadım.
Önceden de yazdığım gibi, istatistik yalnızca bir sayıdır. Onu, pratikte iyileştirecek olanlar; yönetimin isteği, desteği ve yönlendirmesi ile kurumun çalışanlarıdır. Özetle, bilinç yukarıdan başlar.

3 Mayıs 2015 Pazar

İş Güvenliği İstatistikleri

İş güvenliği konusunda yapılan çalışmaların başarı derecesi iş güvenliği istatistikleri ile izlenir. Bu istatistiklerdir nelerdir ve nasıl hesaplanıp-nasıl yorumlanır diye incelediğimde, aşağıdaki yazı ortaya çıktı.
İnternetteki çeşitli kaynaklarda ikisi çok önemli esas olarak 7 ayrı istatistik tanımlanmıştır:
Toplam iş kazası oranı (Total Incident Rate)
Kayıt edilebilir iş kazası oranı (Recordable incident rate)
Tıbbi tedavi gereken iş kazası oranı (Medical treatment injures rate)
İş kazalarının şiddeti/büyüklüğü (Severity rate)
(İş kazası nedeniyle) İş dışında kalma oranı (Dart rate)
Kayıp iş günü oranı (Lost workday rate)
Kayıp zamanlı iş kazası oranı (Lost time case rate)

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Bütün iş kazası istatistikleri geçmişe ilişkindir. İlgili kurumun, gelecekteki durumunu tahmin etmez.
Adını “oran” olarak yazmamıza rağmen, iş kazaları istatistiklerinin birimi yoktur.
Hesaplamalar belirli bir şirket veya iş yeri (fabrikası) için yapılabilir.
Normal olarak ofis, taşeron, mevsimlik ve kontrat bazlı çalışanların kazaları ve çalışma süreleri hesaplamalarda dikkate alınır. İş yerinde bazı işler zaman içerisinde dış kaynak kullanımına geçilebileceği için tüm çalışanların kazaları ve çalışma süreleri dikkate alınmalıdır.
Günlük ve yıllık izinler ile raporlu günlerin düşülmesi doğru hesaplama sağlar.
İş seyahatleri, çalışma günü sayılmalıdır.
Küçük işletmelerin dönemleri arasında büyük varyasyon görülmesi doğaldır. Büyük şirketler/gruplar için yapılan hesaplamalarda daha kararlı sonuçlar çıkacaktır.

İş Kazası İstatistiklerinde Kullanılan Çarpan Üzerine
Aşağıda istatistik hesaplama formüllerinde 100.000, 200.000 ve 1.000.000 gibi çarpanların sıklıkla görülmektedir. Çarpanların birimi saat olup; pratikte çarpanın bir önemi yoktur. Siz başka bir çarpan da kullanabilirsiniz. Hesaplanan istatistiği her zaman aynı şekilde ve aynı çarpanla hesaplanması ise çok önemlidir.

200.000 sayısının (saatin) mantığı ise şöyledir:
Eğer haftada 40 saat çalışan 100 çalışanınız var ve yılda ortalama 50 hafta çalışıyorlar ise; 40 * 100 * 50 = 200.000 saat’dir.

Toplam İş Kazası Oranı
Toplam iş kazası oranı, iş kazası istatistiklerinin kuşkusuz en önemlisidir.

Toplam iş kazası sayısı * 200.000 / toplam çalışma süresi

formülü ile hesaplanır. Toplam çalışma süresi, yukarıda açıklandığı gibi o iş yerinin (veya kurumun) hesaplama dönemindeki toplam çalışma süresidir.
5 kaza var ve toplam çalışma süresi 450.000 saat ise,
5 * 200.000 / 450.000 = 2,22. Bu sayı, ilgili dönemde her 100 çalışan başına 2,22 kaza meydana gelmiş şeklinde yorumlanabilir.

Aynı hesaplama 1.000.000 ile yapılsa idi, 11,11 sonucu çıkacak idi. Yorumu ise her milyon çalışma saatinde 11,11 iş kazası şeklinde yapılabilir.

“Kayıt edilebilir iş kazası oranı” ise küçük iş kazalarını dikkate almayan hesaplama şeklidir. Avrupa Birliği, “kayıt edilebilir” dendiğinde en az 3 gün rapor alınan iş kazalarını dikkate almaktadır.

“Tıbbi tedavi gereken iş kazası oranı”, iş kazası geçiren kişinin hastanede tedavi görmesi durumlarını iş kazasından saymaktadır. İş yeri hekiminin yaptığı tedavi veya iş yerinde yara bandı vs yapıştırılması durumları iş kazasından sayılmamaktadır.

Bizce, büyük veya küçük hepsi iş kazasıdır ve kurumlar iş kazalarının oluşmaması için gereken önlemleri almalıdır. Hesaplama formülü aynı olmak üzere, kayıt edilebilir iş kazası sayısı veya tıbbi tedavi gereken iş kazası sayısı konulmak suretiyle yeni oranlar hesap edilebilir.

İş Kazalarının Şiddeti/Büyüklüğü
Bize göre ikinci önemli istatistiktir ve iş kazası başına, ne kadar iş günü kaybedildiğini hesaplar.

Toplam iş günü kaybı / toplam iş kazası sayısı

Şeklinde hesaplanır. Vuku bulan 5 iş kazası nedeniyle (hesaplanan dönemde), toplamda 15 gün rapor alınmışsa,
15 / 5 = 3 gün. Kaza başına ortalama 3 iş günü kaybedilmiştir.

İş Dışında Kalma Oranı
İş kazasına nedeniyle en az 1 gün rapor alanların oranıdır.

Rapor alan sayısı * 200.000 / toplam çalışma süresi

formülü ile hesaplanır.
Yukarıdaki 5 iş kazasından 3’nde rapor alınmış ise,
3 * 200.000 / 450.000 = 1,33’dür. Her 100 çalışan başına 1,33 raporlu iş kazası olmaktadır.

Kayıp İş Günü Oranı
İş kazalarının ne kadarının gün kaybı yarattığını hesaplayan istatistiktir.

Kayıp iş günü yaratan iş kazası sayısı * 200.000 / toplam çalışma süresi

şeklinde hesaplanır.
Örnekteki 5 iş kazasından 4’ü iş günü kaybı yaratmış ise,
4 * 200.000 / 450.000 = 1,78’dir. Her 100 çalışan başına 1,78 kayıp iş günü yaratan iş kazası olmaktadır.

Kayıp Zamanlı İş Kazası Oranı
İş kazalarının ne kadarının zaman kaybına (raporlu veya saatlik istirahat/duruş) neden olduğunu hesaplar. Yukarıdaki “kayıp iş günü oranı”ndan farkı, rapor alınmayan veya raporun tatil günlerine denk gelmesi durumlarını da dikkate almasıdır. Ve formülü:

Kayıp zaman yaratan iş kazası sayısı * 200.000 / toplam çalışma süresi

Yukarıdaki 5 kazanın tümü, az veya çok zaman kaybı yaratmış ise,
5 * 200.000 / 450.000 = 2,22’dir. Her 100 çalışan başına 2,22 zaman kayıplı iş kazası görülmektedir.

Sonuç
Okuduğunuz üzere, formüller birbirine çok benzemektedir. Formülün, şöyle veya böyle yazılması; iş kazalarını azaltmaz veya çoğaltmaz. İş kazalarını, ancak aldığınız önlemler, işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmaları, koruyucu ekipman kullanımı azaltabilir.
Çeşitli dönemlerde, hep aynı formül ile hesaplama yapmak; dönemleri kıyaslamanıza imkan yaratır. İstatistik masa başında hesaplanır-uygulama esastır ve her şeydir.

12 Nisan 2015 Pazar

Oluklu Mukavva Sektörünün Bugünü ve Yarını Üzerine

7 Nisan 2015 günü, Amylum (Tate&Lyle) müşteri günü toplantısında yaptığım sunumu, özetleyerek veriyorum.

Sektörün Başlangıcı
Oluklu mukavva 1856’da keşfedilmiş ve “taşıma ambalajı” olarak ilk kullanılması 1903’de olmuştur. Bu tarihten önce sargılık amacıyla kullanılmıştır.
1954’de Seka’nın İzmit oluklu fabrikası
1960’da Dako
1966’da Bomsaş
1968’de Olmuk kurulmuştır.
70’lerin ortalarında, Tire Kutsan, Dentaş ve Kaplamin devreye girmiştir.
1984’de başlayan ihracat seferberliği oluklu mukavva ve kağıt talebini patlatmıştır.
80’lerin sonundaki KL sıkışıklığı, hurda esaslı kağıt üretimini arttırmıştır.
1985’de Omüd’ün kuruluş çalışmaları başlamıştır.
1990 yılında 312 bin ton oluklu mukavva kutu satıldığı kayıtlara geçmiştir.
1998, 2001 ve 2009’da sırası ile 1,9%, 7,1% ve 1,0% küçülen sektör, diğer bütün zamanlarda büyüme göstermiştir.

Sektör, Ülkemizden İki kat Hızla Büyümektedir
















Son 5 yılda önceki dönemlere göre düşen büyüme oranı, ülkemizin büyümesinin inşaat ağırlıklı olmasındandır.

Son 10 Yıldaki Gelişim













Sektörün Temel Göstergeleri (2013)
103 şirket, 124 fabrika ve 130 oluklu hattı, kurulu hatların 70’den fazlası 2 metre ve altında
1.879 bin ton (=3.557 milyon m2) satış miktarı
3,25* milyar TL ciro (=1,27 milyar €)
+420* milyon USD’lik kağıt ithalatı ile +37* milyon USD’lik (= 30 bin ton) kutu ihracatı
1.625* bin ton hurda esaslı olmak üzere 2.125* bin ton oluklu mukavva kağıdı tüketimi
2.600.000 tonluk kurulu kapasite, 73% kapasite kullanımı
7.733’ü mavi yakalı, 9.800 toplam çalışan, (yalnızca Omüd üyelerinde ise 5.291 ve 6.714 kişi.)

Avrupa'daki Yerimiz











2014 yılı itibarı ile ülkemizin oluklu mukavva ambalaj satışında İngiltere’yi geçtiğini düşünüyorum.

Kişi Başına Oluklu Mukavva Tüketimi
2013 yılı verilerine göre, Avrupa’da kişi başına ortalama 42,8 kg/yıl oluklu mukavva ambalaj satılmışken, ülkemizde 25,7 kg’dır. 58,9 kg ile İtalya, Avrupa’da kişi başına tüketimin en yüksek olduğu ülkedir. Bize en yakın olan 30,1 kg ile İngiltere’dir.

Kişi Başına Verimlilik
Oluklu mukavva satışlarının (m2), yalnızca üretimde çalışan sayısına bölünmesi ile bulunan verimlilikte Avrupa ortalaması 706.000 m2/kişi-yıl şeklindedir. Bu konuda İtalya 1.90.000 m2 ile liderdir. Ülkemiz, 460.000 m2 ile oldukça verimsizdir. Verimsizliğin temel iki nedeni, otomasyon azlığı ile hatalı teknoloji seçimleridir. Dar ebatlı oluklu hatları en önemli olumsuzluk kaynağıdır.
Aynı analiz, toplam çalışanlar üzerinden yapıldığında da ülkemiz açısından sonuç değişmemektedir. Avrupa’nın ortalama verimliliği 472.000 m2 iken, bizimki ancak 363.000 m2’dir.

Satılan Ürün Cinsleri-2013, Satış Cirosunun %’si Olarak








Dalga Cinsleri-2013, Satış Cirosunun %’si Olarak


















ACB ve ondülenin satış hacmi bu kadar az iken, halen bu iki konuda yatırım yapanların olduğunu duymak çok şaşırtıcıdır.

Bazı Ülkelerde Ürünlerin Renklerine Göre Dağılımı-2013










Üç renkten fazla baskılı kutu tüketimi, toplam tüketimin 15%’den fazlası değildir. Buna rağmen, son 2 yılda ülkemize 4 renkten az makine girmemiş olması, kaynak israfından başka bir şey değildir.

Kullanılan Kağıt Cinsleri-2013











Hammadde analizini ilk kez yaptığım, 2011’den bu yana kraft liner tüketimi yaklaşık 2 puan düşmüştür.

Trendler
Düşen gramajlar
İncelen dalgalar
Kraft görevi yapan Test Linerlar
Grupların özel “B” dalgaları
Artan özel kesimli kutular
Artan 4-6 nokta yapıştırmalı kutu cinsleri
Mukavemet esaslı kutu satışı
Yabancılar, satın almalar
Genişleyen oluklu enleri
Renk sayısında artış
Azalan parti büyüklükleri
Çevresel etkiler, her gün yenisi çıkan regülasyonlar

Güncel Sorunlar
Üretici enflasyonu, her ölçekte üretilebilen kutular
Beş kuruş fiyat farkına terk eden müşteriler
Düşük teknoloji seviyesi ve hatalı yatırımlar
Verimsizlik
Uzmanlaşmamak
Kayıt dışı, merdiven altı üretenler
TS 1119 ve kutu standardı  olmaması
Ertelenen veya yeterince uygulanmayan/kontrol edilmeyen kurallar
Ücretsiz yapılan tasarım hizmeti
Kalıp-klişe ve palet ücretinin alınmaması
Düşük karlılık
Fiyata dayalı rekabet
Küçük olsun-benim olsun. En iyi ben bilirim/yaparım. Türk kafası/anlayışı.

Büyüme Projeksiyonu












Her türlü olumsuzluğa rağmen oluklu mukavva sektörü, ülkemizden daha hızlı büyüyecektir.