kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2026 Salı

Bain & Company 2026 Raporuna Göre Kâğıt ve Ambalaj Şirketlerinin İzlemesi Gereken Stratejiler

Aşağıda linkini verdiğim “Paper & Packaging Report 2026” başlıklı raporu okudum. Hazırlanırken her ne kadar büyük çaplı kâğıt ve ambalaj şirketlerine yapılan anketleri esas alsa da ülkemizdeki kâğıt ve ambalaj şirketleri faydalı olabilir diye düşünerek bu yazıyı hazırlıyorum. Yatık yazılar benim görüşlerimken, dik yazılar büyük ölçüde rapordan özetlenmiştir.

Raporun bölümleri
metin, ekran görüntüsü, yazı tipi, sayı, numara içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Rapor, “düşük kârlılık, kronik kapasite fazlası, dalgalı talep, artan regülasyon baskısı ve jeopolitik belirsizlikler kâğıt ve ambalaj sektörünün temel karakteristikleri hâline geldi” diyor. Özellikle Avrupa pazarı, Kuzey Amerika’ya kıyasla daha düşük kapasite kullanım oranları ve daha sert fiyat rekabetiyle karşı karşıya tespitinde bulunuyor. Türkiye’deki kapasite kullanımı daha da düşük maalesef.

Buna karşın, raporun ana mesajı: Başarılı şirketler savunmada kalmak yerine dayanıklılık (resilience) ve verimliliği (efficiency) stratejik bir avantaja dönüştürmektedir.

metin, ekran görüntüsü, yazı tipi, cebir içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Kapasite Fazlası
Kapasite fazlası, kâğıt ve ambalaj sektöründe geçici değil, yapısal bir sorundur. Bain’in yıllarca süren araştırmaları, şirketlerin stratejik planlama süreçlerinde aşırı iyimser varsayımlar kullandığını göstermektedir. Şirketlerin büyük çoğunluğu pazarın iki katı hızla büyümeyi, kârlarının ise pazarın dört katı hızla artmasını hedeflemekte; ancak sanayi şirketlerinin yalnızca %7’si bu hedeflere ulaşabilmektedir.

Sermaye yoğun bu sektörde, aşırı iyimser büyüme beklentileri yüksek yatırım harcamalarına ve kalıcı kapasite fazlasına yol açmaktadır. Başarılı şirketler, rakiplerin kapasite kapatmasını beklemek yerine kendi maliyet avantajlarını güçlendirmeye odaklanmaktadır. (Ülkemize hiç uymayan tarz. Bizde rakibin altına girmek veya rakibi kötülemek daha moda.) UPM, Stora Enso, Domtar ve Nippon Paper gibi lider oyuncuların talebin daraldığı segmentlerde anlamlı kapasite kapatma kararları alması bu yaklaşımın örnekleridir.

Bakım-Onarımda Yapay Zekâ
Bakım yönetimi, sektörde genellikle geri planda kalan ancak yüksek değer potansiyeli barındıran bir alandır. Rapora göre bakım süreçlerine odaklanan şirketler:
  • Bakım maliyetlerini ton başına %17–23 azaltabilmekte
  • Tool-in-hand (fiilî bakım süresi) oranını 15 puan artırabilmekte
  • Yedek parça stoklarını %20–40 azaltabilmektedir
Raporun verdiği iyileşme oranları gerçekten müthiş. Genel olarak bakım-onarımda alınacak çok yolumuz var.

Tedarik Zinciri
Küreselleşme sonrası dönemde tedarik zincirleri daha kısa, daha bölgesel ve daha esnek olmak zorundadır. Grevler, ticaret kısıtları, tarifeler ve regülasyonlar, tedarik zincirini stratejik bir rekabet alanına dönüştürmüştür.

Başarılı şirketler:
  • Tedarik zinciri görünürlüğünü uçtan uca sağlamaktadır
  • Bölgesel ölçeği önceliklendirmektedir
  • Tedarikçi tabanını çeşitlendirmekte ve yakınlaştırmaktadır (nearshoring)
  • Yapay zekâ ve otomasyonu karar alma süreçlerine entegre etmektedir
Tedarik zinciri yönetimi artık yalnızca operasyonel bir fonksiyon değil, yönetim kurulu seviyesinde ele alınan stratejik bir yetkinliktir.

Müşterinin Beklentisi
Ambalajda sürdürülebilirlik artık bir maliyet unsuru değil, marka değerini artıran bir araçtır. Raporda sonuçları verilen anketlerden birine göre sürdürülebilir ambalajın önümüzdeki üç yıl içinde lüks ambalaj gelirlerinin %30’undan fazlasını oluşturması beklenmektedir. Lüks ambalaj derken, çikolata, parfüm gibi nispeten pahalı ürünlerin ambalajından bahsediyor. Yani lüks ambalaj alıcıları/kullanıcıları da (geçen yılki ankete kıyasla) sürdürebilirliği daha çok önemsemeye başlamışlar.

Ankete katılan ambalaj sektörü temsilcileri, tüketici tercihleri ve yeni kurallara (PPWR, EUDR vb) yanıt olarak sürdürülebilirlik hususlarını ön plana çıkarmayı ve ambalajı, karbon azaltımından biyolojik çeşitlilik ve biyobozunabilirliğe kadar çeşitli hedefleri gerçekleştirmek için kolay bir araç olarak görüyorlar.  Bu amaçla “4R, reduce, reuse, recycle, recover” şeklinde özetlenen ve ambalajın çevreye etkisini azaltmayı hedefleyen adımları kullanıyorlar:

1.Azaltın (Reduce): Ambalajda kullanılan malzeme miktarını en aza indirin.
2. Yeniden Kullanın (Reuse): Ambalajı birden çok kez kullanılacak şekilde tasarlayın.
3. Geri Dönüştürün (Recycle): Geri dönüştürülebilir malzemeler kullanın (örneğin, plastik yerine kâğıt) ve doğru geri dönüşümü teşvik edin.
4. Geri Kazanın (Recover): Yeniden kullanılamayan veya geri dönüştürülemeyen ambalaj atıklarından enerji veya malzeme elde edin.

Yine ambalaj sektörü temsilcilerine sorulan “estetik, sürdürülebilirlik ve performans göz önüne alındığında, ambalaj malzemelerini yenilemek için en umut verici çözüm ne olabilir” sorusuna katılımcıların %49’u rutubete karşı dayanımı arttırılmış kâğıt cevabını vermiş. Oluklu mukavva kağıtları için düşük gramaj yetmiyor, aynı zamanda rutubete karşı dayanımı da artmış olmalı diye anlıyorum.

Satış Yönetimi
Miktar artışının EBITDA büyümesine yol açması, kâğıt ve ambalaj sektöründe hiç kolay olmamıştır; daha hızlı büyüyen sektörlerden alınabilecek ticari mükemmellik taktiklerine odaklanmak, kâğıt ve ambalaj şirketlerinin kâr ve gelirlerini artırmasına yardımcı olabilir. Son yıllar, maliyet dalgalanmaları, enflasyon, faiz oranları ve son dönemde tarifeler nedeniyle kâğıt ve ambalaj sektöründe özellikle çalkantılı geçmiştir; tüm bunlar, marjlara sürekli baskı uygulamaktadır.
Ülkemizdeki yüksek enflasyon, enerji maliyeti, baskı altındaki kurların ithalatı teşvik etmesi, yurt dışına kıyasla anormal kapasite fazlası ve kayıt dışılık yukarıda tespit edilen maliyet dalgalanmasını katlamaktadır.

Bütün bu olumsuzluklara karşın rapor satışı iyi yönetenler, rakiplerinden 2–3 kat daha hızlı büyüyebilecektir diyor. Bunu sağlamak için:
  • Müşteri, ürün ve segment bazında gerçek kârlılığın hesaplanması
  • Satış kaynaklarının (ekip, stok tutma ve kredili satış gibi) doğru müşteri ve segmentlere yönlendirilmesi
  • Yapay zekâ destekli pazar ve müşteri analizi
Yapılmalıdır.

Diğer Hususlar
Birleşme ve satın almalar ile sürdürebilirlik gayretleri konularında faydalı değerlendirmeler yapan raporda küresel ambalaj pazarıyla ilgili şöyle bir değerlendirme var:

“Küresel tüketici ambalaj pazarı yaklaşık 8 trilyon birim büyüklüğünde olup, bunun yaklaşık %60'ı plastik ve %20'si elyaf bazlı çözümlerden oluşmakta, geri kalan ise cam ve metal gibi diğer materyaller arasında paylaştırılmaktadır. Bunların neredeyse %65'i gıda ve içecek ile ilgili uygulamalardır.
Plastik, hafifliği, mekanik dayanıklılığı, kimyasal direnci ve çok yönlülüğü nedeniyle on yıllardır tercih edilen baskın malzeme olmuştur. Bu özellikler, diğer alternatiflere kıyasla düşük maliyeti ve sağladığı kolaylıkla birleştiğinde, plastik ambalajlar; markalar, perakendeciler ve tüketiciler için çok cazip bir seçim haline gelmiştir. Plastik son derece dayanıklı olsa da başlangıçta kullanım ömrü veya imhası düşünülerek tasarlanmamıştır. Son yıllarda, düzenleyici kurumlar, tedarikçiler, markalar, perakendeciler ve tüketiciler kullanılmış ambalajların çevresel etkilerini—özellikle deniz kirliliği ve mikro plastik sorunlarını—daha yakından incelemeye başlamıştır. “

Benim Anladığım
  • Kapasite fazlası bir gerçeklik olduğuna göre kapasite fazlası iyi yönetilmeli: Rakibin havlu atmasını beklemek yerine, kendi imkanların doğrultusunda çözüm bulmalı. Kapasite kapatma, kısma veya başka ürün grubuna geçme kararının arkasında mantık/hesap olmalı.
  • Özellikle bakım-onarımda ve tedarik zincirinde yapay zekâ uygulamalarından istifade edilmeli. Fazlalık stoklar, pahalı yedek parça stokları, bakım ekibinin zaman planlaması, faydasız işlerin ayıklanması, gibi çok sayıda konuda ciddi kazançlar sağlayabilir.
  • Müşteri beklentilerinde sürdürebilirlik giderek önem kazanıyor. Daha hafif, tekrar kullanılabilen, geri dönüşümden elde edilmiş ambalaj malzemesi olarak kâğıdın rutubete karşı daha dayanıklı olması bekleniyor. Yukarıdaki ankete göre ambalaj sektörü temsilcilerinin yarısı, rutubete karşı mukavemeti arttırılmış kâğıdın inovasyon için gerekli olduğunu düşünüyor.
  • Miktar artışı, kâr artışını garanti etmiyor. Müşteri, ürün, segment bazında nereden para kazanıldığının (veya kaybedildiğinin) analiz edilmesi şart görünüyor.

Bain & Co’nun Paper & Packaging Report 2026 raporunun indirme bağlantısı:
https://www.bain.com/insights/topics/paper-and-packaging-report/

3 Ocak 2026 Cumartesi

Nasıl Yapmalı?

Kağıttaki kapasite fazlası hem kâğıt hem de bu kâğıt cinsinin kullanıldığı (başta oluklu mukavva olmak üzere) ambalaj cinslerinin fiyatlarını baskı altında tutuyor. Kapasite dengesi kurulana kadar, fiyatlar üzerindeki baskı devam edecek.

Çeşitli ortamlarda ifade ettiğim üzere 2026 yılı öncekine göre biraz daha zor olacak. Yılın sonuna ulaşan kurumlar, önümüzdeki yıllarda daha rahat edecek şeklinde düşünüyorum. Yıl içinde borcunu çeviremeyenler, ilave kaynak bulamayanlar veya kötü yönetenler maalesef oyun dışı kalacaklar.


Ayakta kalmak için

Rekabete dayanabilmek, oyunda kalabilmek için bir belki iki yıllık oyun planı şöyle olabilir:


  • Amaç/hedef vizyon koyma

Bu madde biraz patron ve üst yönetimle ilgilidir. Tepede fikir birliği olmalıdır. Tepede fikir birliği yoksa maçı kazanmak neredeyse imkansızdır.

Vizyon biraz daha uzun vadelidir. Amaç ayakta kalmak, yılı kârlı kapatmak, İso 500’e girmek gibi düşünülebilir.

Yıllık satış miktarı ve cirosu ilk akla gelen hedefler gibi görünüyor. Yeni ürün, makine veya fabrikayı çalışır hale getirme, nakit akışını sürdürme gibi hedefler de olabilir.

  • Strateji

Amacı gerçekleştirmek için nasıl bir yol izlenecektir? Maliyet düşürme, yeni müşteriler/pazarlar/segmentler kazanma, verimlilik arttırma, dijital dönüşüm, hız, yeşil dönüşüm…

Strateji amaca ulaşmamıza yardım etmelidir. Her kurumun yetkinliği, kapasitesi, imkanları diğerlerinden farklıdır. Biri için doğru olan strateji herkes için doğru değildir.

Öte yandan stratejinin yan etkileri de olabilir. Strateji maliyet düşürme ise nasıl yapılacağı çalışanları endişelendirmeden açıklanmalıdır.

  • Bütçe

Bütçe amaca uygun, hedeflerin zamanlamasına göre yapılmalı ve stratejiden izler taşımalıdır. Bütçe belli bölüm ve kişilerin talebine göre hazırlansa da kurumun bütününü kapsamalıdır. Dönem içinde yapılacak bütün işler, alınacak aksiyonlar bütçeye uygun olmalıdır.

  • Raporlama ve kontrol

Daha kolay izlenebildiği için bütçenin miktar hedefleri öne çıksa da miktar yakalandığında gerçekleşen kâr/zarar, oluşan nakit akışı daha önemlidir. Muhasebe alt yapısı bu raporları dönem (ay, üç ay) sonunda hızlıca çıkarabilmelidir. İlgili dönem sonu raporlarının zamanında çıkması, geminin hedefe göre hareket edip-etmediğini göstermesi bakımından elzemdir.

  • Düzeltme

Yıl içinde mutlaka düzeltme ihtiyacı hasıl olur. Düzeltmenin bütçeye etkisi incelenerek karar verilmelidir. Düzeltme ilave yatırım, satış fiyatlarının planlanandan daha iyi veya kötü olması, düşünülmeyen bir masraf vb şekillerde olabilir. Muhasebe, düzeltmenin bütçeye nasıl yansıyacağını hesap etmelidir.

  • Geri bildirim

Bazı kurumlarda finansal tabloları çok az sayıda kişi görür. Alınan sonucun amaçla kıyaslama bilgisinin paylaşılması, yıllık hedefin neresinde olduğunun (hiç değilse) takım üyeleriyle paylaşılması gerekir. Takım hedef kilitlenmişse, sonucu bilmek hakkıdır.

13 Kasım 2025 Perşembe

En Zor Yeni Yıl

2026 yılının başı gerçekten zor ve ikilemlerle dolu olacak. Asgari ücret artışı ve diğer fiyat güncellemeleri (nerji, akaryakıt, vergiler vs) doğal olarak yeni yılda devreye girecek. Bu doğrultuda hem oluklu mukavva kağıdı hem de ambalaj fiyatları da artacak. Ancak bu seneyi diğerlerinden daha farklı kılan iki unsur; kağıttaki kapasite fazlalığı ile Türkiye sanayisinin küçülme eğilimi olarak görülecek. 

Kapasite fazlası
Oluklu mukavva kağıdındaki kapasite fazlalığı hakkında yazacak bir şey yok. Yıllarca fazlalık devam edecek. Yakın zamanda oluklu talebinin artacağına ilişkin emare yok maalesef. Entegre olanların kağıt fabrikasını kapatıp-kağıdı piyasadan tedarik etmeye başlaması kısa vadede doğru karar gibi olsa da bir yıllık dönemde doğru olmadığı belli olacak. Yeni teknolojisi olan rakip, kağıdı daha ucuza üretebiliyorsa; ya kağıt fabrikasına maliyet düşürücü yatırımlar yapmak ya da yapılan işi (yalnız kağıt veya hurda+kağıt veya kağıt+oluklu+kutu veya levhayı alıp kutu) tekrar tanımlama ve planlama  gerekecektir. İki karar da kendi başına zorlu ve maliyetlidir. Bu aşamada işin tanımını tekrar yapmak çok önem arz etmektedir.

Sanayide küçülme
Sanayi üretiminin azalmasını gösteren en önemli delil İstanbul Sanayi Odası’nın kasım ayı başında yayınladığı PMI raporudur. Raporun duyurulduğu basın bültenin ilk iki paragrafı aşağıdadır:

Rapor ekimde toplanan verilerden oluşturulduğuna göre önümüzdeki aralık ayının daha da zor olacağını tahmin etmek gerekir. Yeni yıla girerken stoklar azaltılacağından işler yani talep daha az olacaktır. Öte yandan dönem sonu faiz ödemeleri nedeniyle şirketler elindeki malı/toku paraya döndürmeye çalışacağından yıl sonu indirimleri görülecektir.

Karar vermek zor
41yıllık çalışma hayatımda bu kadar zorlu bir ortam görmedim. Yöneticilerin, şirket sahiplerinin, karar vericilerin; 
Nakit akışı, ciro hedefi ve varsa dönem sonu faizleri
Fiyat belirleme, kapasite kullanımı/doldurma
Asgari ücret artış oranı, çalışanlara verilecek zam oranı, çalışan sayısı
..gibi ikilemlerde doğru karar vermesini diliyorum. Ayrıca “tek" doğru kararın olmadığını her kurumun içinde bulunduğu koşullara bağlı kendi doğrusunun olduğunu da eklemek isterim. Kolay gelsin!

5 Nisan 2025 Cumartesi

Avrupalı Kağıt-Karton Şirketlerinin 2024 İş Sonuçları

Kaynaklardaki ilk yazıyı okudum. Önceki yıllara göre enflasyon, maliyet artışı, tüketim eğilimlerinin değişmesi gibi nedenlerle kârlılıkta azalma gördüğümden buraya not etmeye karar verdim.

Avrupalı kâğıt/karton şirketleri farklı sonuçlar (iyiye giden veya kötüye giden) açıklamışlar. Şirketlerin 2024’ün ilk yarısında iyileşme ümitleri varken, ikinci yarıda ekonomilerdeki durgunluk ve artan maliyetler sonuçları bozmuş. Yazıdaki tabloyu bakış açıma göre biraz değiştirdim:


Ebitdaları yazıdaki tablodan hesapladığım için bazı hatalar olabilir. Verilen bilgilere göre önceki yıl (yani 2023’te) ebitdalar biraz daha yüksekmiş, benim hesabıma göre %21 gibi imiş. Hem cirosu azalan hem de kârlılığı azalan şirketler bulunuyor. Oradaki tespitler ise:
  • Stora Enso, UPM ve SCA 2024’te iyi performans göstermiş yani 2023’e kıyasla ebitda artışı bildirmiş. Stora Enso bir iyileştirme planının sonucu olarak bu durumu anlatırken, 
  • SCA 2023’e göre kendi orman kaynaklarını daha fazla kullanmasının etkisinden ve İsveç’te yeni devreye aldığı selüloz ve kâğıt kapasitelerinin daha yüksek sevkiyata ulaştığından (ciro artışı) bahsetmiş. 
  • UPM ise Uruguay’da yeni devreye aldığı okaliptüs selülozu fabrikasının katkısından dem vurmuş.

Fastmarkets’teki değerlendirme, üstte logosu görülen StepChange Consulting’in finansal sonuçları kıyaslama raporundan da bahsetmiş. StepChange Consulting sitesinden sınırlı olarak görme imkânı olan çalışmanın adresi aşağıdaki ikinci linktedir.

Fastmarkets, StepChange’in şöyle yorumladığını yazıyor: “Sektördeki genel performans 2024’te istikrar kazandı, ancak 2023’ün altında kaldı. Birçok segmentte kapasite fazlalığı var. Karlılık ciddi şekilde toparlanmamış olsa da, çoğu şirket pozitif ebitda açıklamayı başardı.”

StepChange’in çalışmasından (görülebilen kısımlardan) iki konu dikkatimi çekti:
  • Selüloz, kâğıt, ambalaj ve orman ürünleri sektör şirketlerinde toplamda %1 ciro azalması olmuş.
  • Ambalaj sektöründe (sadece “oluklu mukavva ambalaj veya kâğıdı” gibi anlamamak lazım, içinde ambalaj kağıtlarının da çokça olduğunu düşünüyorum) 2022’de %18 olan ortalama ebitda son iki yıldır %15’e düşmüş.
Bana göre
  • O kadar yeni kapasiteye rağmen ciro azalması, tüketimin düştüğünü gösterir.
  • Yukarıda yer vermedim ama kapasite azaltmak, tesis kapatmak suretiyle kârlılık sağlandığından bahsediliyor.
  • Sanırım artık bu sektör (orman ürünleri, selüloz, kâğıt ve ambalaj) artık daha az para kazanacak. Nitekim StepChange’in raporunun altıncı sayfasında bu sektör şirketlerinin 2018’den sonra S&P500 şirketlerine göre daha az piyasa değeri kazandığına ilişkin bir grafik verilmiş.
Kaynaklar:
1- www.fastmarkets.com 18 Mart 2025’te yayınlanan “European P&B companies post mixed financials for ‘difficult’ 2024” başlıklı yazı
2- StepChange Consulting’in “Pulp, Paper, Packaging and Wood Products industry financial benchmarking Mart 2025 raporu www.stepchange.com/b3nch

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Yazılımın Hesaplayamadığı Sonuç

Oluklu mukavva sektöründe kullanılan yazılımlar, genel olarak belli bir miktarın (tonaj, milyon m2, milyon adet) üretileceği veya satılacağı mantığına dayanıyor. Bütçeye göre veya ay başında verilen miktar hedefine göre sabit maliyetler; m2’ye, kiloya veya adete indirgeniyor. Ayın sonunda verilen miktar hedefi tutsa da beklenen kârlılığa ulaşılamadığı zamanlar var.

Bu duruma şu husus neden oluyor:
Satış yöneticisi aldığı hedefe göre dönüp ekibine “-%X’e kadar satın” diyor. Miktarda geri kalma başladığında satış ekibinin de telaşı artıyor ve X artmaya (yani programın hesapladığından yapılacak indirim) başlıyor. Bu sırada gelen ihale veya blok sipariş “aman kaçırmayalım” denilerek alınıyor. Ayın sonuna gelindiğinde, satış ve üretim hedefleri yakalanmış olsa da beklenen kâra ulaşılmamış oluyor veya beklenen zarar artıyor.

Çopikas’ta ilk genel müdür olduğumda o zamanki satış direktörü, düşük fiyatlı iş alacağında kâğıttan yola çıkarak bazı hesaplar yapar, onayımı alırdı. Ay sonunda hiçbir zaman umut edilen kârı göremezdik. Sonra yazılım değiştirdik ama sonuç değişmedi. Zira ERP yazılımının adı ne olursa olsun, gelir tablosu mantığına göre çalışmaz. Alınacak düşük veya yüksek fiyatlı işin, ilave miktarın veya yapılmayacak işin gelir tablosuna nasıl etki yaptığını görmek isterseniz buyurun:


Hayali şirket
Maliyet yapısı yukarıdaki gibi olan ve ayda 2.500 ton mal satan orta ölçekli bir fabrikamız olsun. Gelir tablosu aşağıdaki gibi olacaktır. (Bütün rakamlar hayalidir ve güncel/gerçek rakamlarla alakası yoktur. Bu çalışmada fiyatlar TL/ton cinsindendir, gelir tablosundaki maliyet, ciro, indirim, kâr/ebit rakamları bin TL’dir.)
%11 fireyle çalışan fabrika, kutuyu ortalama 11.000 TL/ton ve hurdayı 1.225 TL/ton fiyatla satmaktadır. 2.500 ton satış yaptığında müşterilerine 100 bin TL (cirosunun %0,36’sı gibi) indirim yapmakta veya ciro primi ödemekte veya iade almaktadır.

Hammadde ve yardımcı madde kalemleri doğal olarak fire oranı dikkate alınarak (hammadde veya yardımcı madde maliyeti=miktar*birim maliyet*1,11) hesaplanmıştır. Gelir tablosuna göre şirket ebitte 2,3 milyon lira zarar etmektedir.

(Hurda Miktar Hesabı:
Fire %11 olduğuna göre, x hurda, m satış miktarı olmak üzere, x*100/(m+x)=11% formülünden x=0,1236 hesaplanır. Hurda miktarı*0,1236 şeklinde hesaplanmıştır.)


Fiyatı düşük olduğu için almadığımız işleri alalım
Satın alma fiyatları normalse, şirket zarar ettiğine göre ya satış fiyatı düşüktür ya da kurulmuş yapı (makine parkı, çalışan sayısı vb) miktara göre büyüktür. Satış fiyatını Pazar belirlediğine göre ilkin üretim kapasitesini zorlamak mantıklı gelir. Fiyatı düşük olduğu için o güne kadar alınmayan işler alındığında ise
Mevcut fiyat 11.000 TL/ton iken, önceden alınmamış olan 10.000 TL/ton fiyatlı 500 ton ilave sipariş alındığında; değişken maliyetler ilave miktarla çarpılarak hesaplanmıştır. Sabit maliyetler aynı kalırken belki biraz fazla mesai yapmak (200 bin TL kabul ettim) gerekecektir. Bu durumda ilave iş kendi başına kârlı olsa da zarardan kurtulmak mümkün görünmüyor. Son sütun öncekilerin toplamıdır.


Yarı mamul satışına abanalım
Ülkemizde en rağbet gören strateji yarı mamul satışına abanmaktır. 1.000 ton ilave levha satılırsa yardımcı madde giderleri (bin ton için) yarıya iner. Fire ve enerjiden de biraz düşme olur ama dikkate almadım ve sonuç
Levha fiyatını, mevcuttan %20 kadar düşük kabul ettiğimde; ham ve yardımcı madde ile nakliyenin bir kısmını kurtarsa bile hem kendi başına hem de toplamda zarardan kurtuluş yoktur. Bu stratejide fazla mesai miktarı artmıştır.


Az da olsa yüksek fiyatlı iş alınabilirse
Yukarıdaki iki duruma göre daha az (250 ton) ama fiyatı daha yüksek ilave iş alınabilirse, genel olarak durum iyileşmektedir. 13.000 TL’den giren 250 ton sipariş, ortalama satış fiyatını 182 TL arttırmakta ve dipteki ebit zararını 1,4 milyona çekmektedir.


Öyleyse ucuz fiyatlılardan vaz geçelim
Talebin düşük olduğu böyle dönemlerde belki en mantıklı strateji budur.
İhale, miktar takıntısı, vb nedenlerle alınmış ve fiyatı düşük kalmış işleri elimine etmek sonucu çok değiştirir. Tabloya göre ortalama fiyatı 8.000 TL/ton olan bin ton kadar iş yapılmazsa; yani 2.500 tondan 1.500 ton düşülse çok daha az zarar edilecektir. Dikkat edilirse küçülme durumunda sabit maliyetler aynı kalmıştır yani çalışan azaltma düşünülmemiştir.


Toparlarsak
Bu yazıyı, yeni alınacak iş, düşük fiyatlı işi yapmama, fiyat arttırma ve miktar arttırma seçeneklerini değerlendirmek üzere hazırladım. Tarif etmeye çalıştığım düşünme şekli, yeni makine alırsak veya mevcut makine/vardiya eksiltsek sonuçlar nasıl olur yorumunda kullanılabilir.

Eğer fiyat doğru değilse tonaj kâr etmeyi garanti etmez. Fiyat arttırmak mümkün değilse, bazen ucuzları elemek faydalıdır. Tek doğru reçete yoktur, hesap etmek şarttır.

22 Ekim 2022 Cumartesi

Yatırım Yapma Kararı

12 Ekim 2022 günü başlayan Avrasya Ambalaj Fuarı sırasında, önceden Oluklu Mukavva Ambalaj Sektörüne Giriş kitabımı alan bir meslektaşımız; yatırım yapma/yapmama üzerine bir soru sordu. Kendisine gelir tablosundan yola çıkarak bir şeyler söyledim. Sonra düşündüğümde, eksik ifadelerim olduğuna kanaat getirerek; bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Gelir Tablosuna Göre
Gelir tablosuna bakarak, yatırım kararı verilecekse; VÖK+Amortisman+Kıdem (18+15+11) kadar kullanılabilir fon olduğu görülür. Bu rakam kadar meblağ yatırıma yönlendirilebilir.
Fuar sırasında söylemeyi atladığım husus ise gelir tablosunun kullanım esaslı olmasıdır. O dönem o ay veya yıl, kesilen faturadan başlayarak; ne zaman depoya girdiği belli olmayan malzemelerin kullanıldığı varsayılır yani paranın geliş ve çıkış tarihi/dönemi belli değildir.

Nakit Akışına Göre
Çok kaba anlatımla, nakit akışı şirkete girecek ve çıkacak paraların vadesine göre hazırlanan bir tablodur. Kaynaklardaki ilk linkte (1), nakit akışının önemini anlatan güzel bir yazı bulunuyor.
Genellikle aylık hazırlanır ama istenirse haftalık ve hatta günlükte hazırlanabilir. Bu ay yapılan satışın ödemesi, 2 ay sonra alınacaksa alınacağı aya yazılmalıdır. Benzer şekilde bu ay alınan hammaddenin ödemesi bir ay sonra yapılacaksa, bir ay sonraya yazılmalıdır.
Ülkemizde vadeli çek kullanımı yaygın olduğundan, nakit akış tablosunu yaparken kafa karıştırır. Tahsil edilen çekler, tedarikçilere verilebiliyorsa üzerindeki ödeme tarihine bakmadan nakitmiş gibi yazmak gerekir. Eğer alınan çekler, tedarikçiye verilmiyor ve tarihinde nakde dönüyorsa bu zaman çekin üzerindeki vadeye göre nakit akış tablosuna konulması gerekir.
Basit bir nakit akış tablosu yukarıdaki gibidir. Varsa başka giriş ve çıkış kalemleri mesela banka masrafları, dönem sonu taksit ve faizleri,… tabloya eklenmelidir. Yatırım kararı açısından bakıldığında belli bir dönem sonunda oluşan nakit fazlalığı, yatırıma yönlendirilebilecek para anlamındadır. Bahse konu dönem, aylık veya üç aylık olabilir. Yatırım ödemesi konulduğunda nakit akışı sürdürülebilir durumda ise yatırım yapmak mantıklı olur. Bazen nakit akışı sürdürülebilir olmasa da banka kredisi veya zamanından önce tahsilat bekleniyorsa yatırım yapılabilir.
Çoğu orta ölçekli işletme nakit akışı tablosu yapmaz. Ancak dünya genelinde sıkılaşan finansal koşullar, azalan işler nedeniyle müşterilerin daha az ve geç ödemesi bu tabloyu zorunlu kılmaktadır.

Yabancılara Göre
Şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım yöntem, yerli iş insanlarına uymaktadır. Yabancılar ise yatırım yapıp-yapmamaya daha bilimsel hesaplamalarla yaklaşmaktadır. Benim bildiğim en çok kullanılan yaklaşım şöyledir:
ROI (return on investment)
Bu yatırımdan elde edilecek net karın, yatırım maliyetine (makine fiyatı, montaj, işletmeye alma giderleri vb dahil) bölünmesiyle hesap edilir ve yatırımın kaç yılda kendini ödediğine bakılır. (2) Gelecek aylarda/yıllarda yatırımın sağlayacağı faydaların (fire azalması, kar artışı) bugünkü değere indirgenmesi gereklidir.

Yorum
Yazıyı gereksiz yere uzatmamak için yabancıların nasıl hesapladığının detayına girmiyorum. Özetle yabancı, ne kadar para yatırıyorum, kaç zamanda yatırdığım paranın karşılığını alıyorum diye bakar. Sermayesi zayıf yerli şirketler ise daha çok yatırım kredisini ödeyip-ödeyemeyeceği ile ilgilenir.

2 Ocak 2022 Pazar

Kâğıt Sektörü Kârlılığı Üzerine

Sektörümüzün kârlılığı kaç olursa iyidir, normali nedir gibi konular beni hep ilgilendirmiştir. Adını ve adresini kaynaklarda bulacağınız yazıyı da bu merakla okudum. Aşağıdaki üç tabloyu da içeren yazıya göre, Kuzey Amerika’da kurulu ve halka açık şirketlerin 2021’in üçüncü çeyreğinde (2020’nin aynı dönemine göre) ciroları %14 artarken kârlılıkları %57 artmış.

International Paper’in 3. çeyrek satışları 5.714 milyon $ (5,7 milyar dolar) olurken aynı dönemdeki kârı 532 milyon $ olmuş. Tablonun dibine göre kâğıt, selüloz ve ormancılıkla ilgili sektörün cirosu %14,2 artışla 29,567 milyar dolar ve kârı %56,7 artışla 3,016 milyar dolar olmuş.

Sektörün kârlılığındaki değişim grafiği şu şekilde çizilmiş. 2010’da %2’den az olan kârlar, 2021’in ikinci çeyreğinde %14’e yaklaşmış ve sonrasında %10,2’ye gerilemiş. Grafiğe dikkat edilirse, 2018’de Çin hava kirliliğinden bazı kağıt fabrikalarını kapatınca kârlılık artmış, 2019’da düşmeye başlamış ve pandeminin hijyen ihtiyacını körüklemesiyle kağıt talebi artınca kârlılık yükselmiş.

Yazıda, bazı şirketlerin satılan malın maliyeti kalemi de verilmiş. Hesabıma göre aşağıdaki tabloda görülen 10 şirketin ortalama satılan malın maliyeti %74,4 olmuş. Maliyet oranları %51,4 ile %87,5 arasında değişiyor.

Yazıyı okuyunca, acaba bizim şirketlerde durum ne diye meraklanarak; Borsa İstanbul’da işlem gören benzeri şirketlerin (kağıt, kağıt esaslı ambalaj, ahşap/sunta vb) finansallarına baktım.

Tablonun en sağ sütununda X ile işaretlenmiş şirketlerin verileri, 2021’in ilk 6 ayına diğerlerinin bilgileri ise yılın ilk 9 ayına ilişkindir. İlginçtir, bizim şirketlerimizin oranları da üstteki Kuzey Amerika şirketlerine çok benzemektedir ama kârlılık biraz düşüktür.


Yorumlarım

Büyük kâğıt üreticileri, borsa da işlem görüyor olsa net kâr oranı biraz daha yukarı çıkabilir.

Şirket büyüklüklerimiz çok küçük. International Paper’in üç ayda yaptığı ciro, borsada işlem gören 14 şirketimizin dokuz ayda yaptığı cironun 10 katından fazladır.

Zaman zaman kâğıt/ambalaj üreticileri fahiş zam yapıyor diye yakınanlar oluyor ama tabloda incelenen sektörün çok para kazandığına ilişkin emare yok. 

Oluklu mukavva şirketlerinin net kârlılığı altı ile on iki puan arasındadır. Oluklu mukavva kâğıdı fiyatlarından yola çıkarak, bu sektöre fahiş fiyat suçlaması yapmak daha büyük bir hata olur.

İkinci grafik bana, talep artınca kârın arttığını, çünkü fiyatın arttığını söylüyor. Halbuki ülkemizde, talep artınca fiyatın artması, saçma-sapan düşüncelerle sanki fırsatçılık gibi yorumlanıyor. Gerçekte ise arz-talep kanunu, artan talep fiyatı arttırır; tersinde de düşürür.


Kaynaklar:

www.risiinfo.com da 10 Aralık 2021’de yayınlanan yazı “NA pulp, paper industry 3Q sales, profits rise to highest 3Q margin since 2018, at 10%, yet down from 2Q’s 14%”

9 Mayıs 2021 Pazar

Avrupa’dan İş Sonuçları

Bu yazıda, ülkemizde bilinen veya ülkemize mal satan Avrupalı şirketlerin yakın zamanda açıklanan ve benim gördüğüm iş sonuçlarını yorumlamaya gayret edeceğim.

Reno De Medici (RDM) (1)

Şirket web sayfasına göre, 2020 yılında 1.766 çalışanla 702 milyon € ciro elde eden RDM kuşeli kağıtlar/kartonlar üretiyormuş. Ürünlerini WLC (White lined chipboard, hurda esaslı kuşeli ambalaj kağıtları, ben kuşeli beyaz test liner ve kromo kartonlar şeklinde anlıyorum) ve FBB (folding box board, virjin esaslı kartonlar) iki segmente ayıran grubun WLC sonuçları şu şekilde gerçekleşmiş:

2021 ilk çeyrekteki satış cirosu geçen yılın aynı dönemine göre %1,8 artışla 153,4 milyon € olmuş. Buna karşılık satış miktarı %2,8 arttığından RDM fiyatı arttırmak bir yana düşürmüş. Nitekim bu durum, “hammadde özellikle hurda kağıt maliyetlerinde ani artışlar oldu, biraz da enerji maliyeti arttı” şeklinde açıklanmış.

Ebitda marjı 2020 1.Ç’de %11,7’den bu yıl 1.Ç’de %8,2’ye gerilemiş. Konsolide sonuçlarının (WLC + FBB) göre ebitda marjları aynı olduğundan (yani %11,7 ve %8,2) FBB segmenti daha iyi çalışmış diye düşünüyorum.


SCA

SCA, geçen yıl aldığı kararla yazı tabı kağıtları üretiminden vaz geçmiş. Bu nedenle toplam satış geliri %9 azalırken ebitda marjı %32 artmış. Oluklu mukavva kağıtlarıyla ilgili aşağıdaki slaytı


(2)’de verilen sunumlarından aldım. Kraft liner fiyatı, 2017-2019 sonu döneminde hep Euwid’den daha düşükmüş. 2020 başından itibaren SCA Kraft liner fiyatı, Euwid’in üzerine çıkmış yani Avrupa ortalamalarından daha fazla artmış. Slaytın sağ üstteki grafiğin nereden hazırlandığını bilmiyorum (muhtemelen SCA’ya gelen Kraft taleplerindendir) ama 2017 başına göre kutu talebinin %15 kadar artması müthiş olmuş.

Sunumun ilerleyen sayfalarında oluklu mukavva kağıdı segmentinin ebitda marjları 2020 2.Ç’den başlayarak %12, %13, %17 iken 2021 1.Ç’de %25 olmuş. SCA, pandemi başladığında oluklu mukavva kağıt fiyatını hemen arttıramamış ancak geçen yılın son çeyreğinde biraz arttırabilmiş, bu sene ise olması gereken yerlere yaklaştırabilmiş demektir.


Smurfit Kappa (SKG) (3)

Geçen yıl 46 bin çalışanıyla, 8,5 milyar € ciro elde eden SKG’nin 2021 1.Ç cirosu %6 artışla 2.269 milyon (yaklaşık 2,3 milyar) € olmuş. Oluklu satışındaki miktar artışı %7 olarak verildiğinden ve ciro daha az oranda artığından, maliyet artışlarının müşteriye yeterince yansıtılamadığını düşünüyorum.

Hammadde tedarikinde sıkıntı yaşandığı, girdi maliyetlerinin arttığından bahsediliyor. Yalnızca hurda kağıda, bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre 90 milyon € daha fazla harcama yapıldığı not edilmiş. Neticede SKG, 2021 1.Ç’de 386 milyon € ebitda elde etmiş. Ebitda marjı %17.


A.P. Moller-Maersk (M-M) (4)

130 ülkede 80 bin çalışanı olan M-M, yaptığı konteyner taşımacılığı, liman hizmetleri ve lojistik işlerinden bu yılın ilk çeyreğinde oldukça iyi sonuçlar elde etmiş. 2020 ilk çeyreğine kıyasla, bu yılın 1.Ç’de ciro %30 artışla 12,4 milyar USD’ye çıkarken; ebitda 1,5 milyardan-4 milyar USD’ye artmış. Ebitda marjı %15,7’den %32,2 olmuş. Ebitda artışında miktar artışı (bana göre konteyner sayısı) %5,7 artarken, fiyat artışı %35 olarak verilmiş. (Buradan şunu anlıyorum, talep canlı iken fiyatları arttırmak normalmiş, ayıp-günah değilmiş. Arz-talep kanunu diye bir şey varmış.)

M-M’in yıllık beklentileri oldukça iyi, konteyner talebinin bu yıl geçen yıla göre (önceden %3-5 artar denilirken şimdi) %5-7 artması tahmin ediliyormuş.


DS Smith (5)

3 Mart 2021 tarihli bilgi notuna göre, DS Smith “yılın ikinci yarısı iyi geçti/geçiyor” (1 Kasım 2020 ila 30 Nisan 2021 dönemi kastediliyor) diyor. Hizmet verilen bütün bölgelerde, ortalama %7 miktar artışından bahisle; finansal sonuçlar beklentilere paralel şeklinde açıklanmış. Başta oluklu mukavva hurdası olmak üzere maliyet artışlarından bahsedilmiş.

Yazılanlardan benim anladığıma göre, miktar artışı çok iyi ama fiyat artışları yetersiz kalmış ki beklenen yani bütçelenen finansal sonuçlar olacakmış.


Mondi (6)

6 Mayıs 2021’de bu yılın ilk çeyrek sonuçları, 353 milyon € ebitda şeklinde açıklanmış. Bu meblağ geçen yılın aynı dönemine göre %8 aşağıda kalırken, 2020’nin 4.Ç’sine göre (309 milyon €) %14 yukarda imiş. Yazıda girdi maliyetlerindeki enflasyondan ve parite kayıplarından bahsedilmiş. Ayrıca kağıt fiyat artışlarına rağmen, oluklu mukavva segmentinin çok iyi çalıştığı vurgulanmış.


Benim Anladığım

Girdi maliyet artışları/enflasyonu herkesin sorunu, artışları fiyata yansıtabilenler daha iyi netice almış. Artışı zamanında yansıtamayanlar, herhalde yıllık belki daha uzun dönemli anlaşmalar nedeniyle yapamamışlardır.

Diğer konu, maliyetlerde bu çaplı büyük artış olabileceğini muhtemelen kimse ön görmemişti ve sözleşmelerine koymamıştı.

Son olarak bizim gibi yüksek enflasyon ortamında iş yapma deneyimleri olmadığından, ne kendilerine ne de müşterilerine konuyu anlatabildiklerini sanmıyorum.


Kaynaklar

(1)  Reno De Medici 1Q 2021 results: net sales up 1.8% from year ago to Euro 153.4

million, net profit drops 48% (www.risiinfo.com’da 29 Nisan 2021’de yayınlanan yazı.)

(2)  https://www.sca.com/globalassets/sca/investerare/delarsrapporter/2021/2021-04-30-sca-q1-presentation.pdf

(3) https://www.smurfitkappa.com/investors/latest-results

(4) A. P. Møller - Mærsk 1Q 2021 results: revenue up 30% from a year ago to $12.4

Billion (www.risiinfo.com’da 5 Mayıs 2021’de yayınlanan yazı.)

(5) https://www.dssmith.com/investors/investor-information/rns-statements/2021/3/trading-statement

(6) https://www.mondigroup.com/media/13816/mondi-trading-update-q1-21-vfinal.pdf

3 Mart 2019 Pazar

Kapasite, Miktar ve Fiyat Üzerine Bir Not

Oluklu mukavva sektörü 2018 yılını önceki yıllar kadar (miktar artışı bakımından) iyi bitiremedi. Son çeyrekte, 2017’nin son çeyreğine göre tonda -%9,62 ve m2’de -%7,44 küçülme olduğu ve çeyreklik satışların 519.630 ton veya 1.011 milyon m2 şeklinde gerçekleştiği anlaşıldı. Son çeyrekteki küçülme trendi, piyasadan gelen sinyallere göre 2019’un ilk çeyreğinde de devam ediyor.

Ayrıca, 2018 içinde sektöre yeni giren oyuncular olduğu gibi halen yatırım aşamasında olan 2019 ikinci çeyrekte başlama ihtimali olan kuruluşlar da bulunuyor. Kapasitenin artarken (yani kutu arzı) talebin düştüğü böyle dönemlerde, miktar optimizasyonu yapmak çok önemlidir. Oyunculardan bazılarının miktar esaslı çalışması hem kendilerine hem de sektöre ciddi hasar verebilir. Bu düşünceden hareketle, gerçek verileri kullanarak Excel’in verdiği kolaylıkla çeşitli varyasyonları denedim.

Yukarıdaki tablo 2018 sonuçlarını gösteriyor. Tablonun ait olduğu şirket, kutuyu 100 TL’ye sattığında 67,2 liralık kağıt ile 3,5 liralık yardımcı madde (mürekkepten-palete, streç filmden-beyaz tutkala,…) kullanmış. Üretilen mal müşteriye 5,9 liraya gönderilirken toplamda üretim için 1,9 liralık enerji kullanmış.

Değişken maliyetler üzerindeki dört kalemin toplamından oluşur ve hiç üretim olmazsa sıfır olur. Takip eden iki kalem sabit maliyetlerdir ve hiç üretim olmasa da ödenmeye devam edilir. Bakım, genel gider kalemi ise hem tesis/makinelerin bakım onarım giderlerini hem ofis (bilgisayar, şirket arabaları, iletişim,…) giderleri toplamaktadır.

Tabloya göre şirketin toplam maliyeti 92,2 TL olmuş ve en tepedeki fiyattan fark alınarak Favök’ü 7,8 liradır. Daha sonra amortisman düşülerek Fvök 5,5 lira olarak hesaplanmıştır. Banka masrafları ve faiz giderleri indirildikten sonra vergi öncesi kar 2,2 liradır. 2018 oluklu mukavva sektörü için iyi bir yıl idi. Tablo ortalama bir şirkete aittir, bundan çok daha iyi sonuçları alan kurumların olduğuna inanıyorum.


Aşağıdaki 9 senaryo ile çeşitli fiyat ve miktar stratejilerinin, normal ve daralan pazarda orijinal tabloyu nasıl değiştirdiğini inceledim. Analizlerde sabit maliyetler, amortisman ve finansman TL cinsinden sabittir. Değişken maliyetler ise miktara bağlı şekilde değişmektedir.
 
Senaryo 2’ye göre piyasanın daralmasına paralel olarak daha az çalışmak ama fiyatı düşürmemek, karlılığı düşürmekle beraber en azında karlı kalınıyor.
3’de ise piyasa 20 daralırken, hacmi daha az oranda azaltmak (burada 10) kar sağlamıyor.
4’de senaryo 2’deki durumda %5 fiyat kırılması analiz edilmiştir. Fiyat kırılmasına rağmen miktarın aynı kalması test edilmiştir. Fiyat kırmak, miktar artışını sağlamıyorsa zararı arttırmaktan başka sonuç doğurmuyor.
Senaryo 5, yukarıda yazılanı teyit ediyor. Fiyat %5 kırıldığında, miktar %2 artıyorsa, zarar azalıyor ama kar sağlamıyor. Demek ki miktar artışı çok daha fazla olacaksa fiyat kırmak doğru strateji oluyor.
 
6’da ise aynı anda kağıt fiyatları da düşerse ne olur diye inceleniyor. Kağıt fiyatı %20 indiğinde, kutu fiyatı da aynı oranda indirilip baz senaryodaki (orijinal tablo) miktar satıldığında kar oluşmuyor. Maliyet yapısında kağıdın yeri %67 iken sanki %100 imiş gibi (yani kağıt maliyetindeki indirimi) komple müşteriye vermek de pek doğru bir yönetim tarzı gibi görünmüyor.
Senaryo 7 ise 6’nın zararını azaltmak, miktarla oynayarak gidermek mümkün mü diye bakıyor. Baz senaryodaki miktardan %5 azaltmak zararı arttırıyor.
8’de ise kağıt fiyat düşmesinden gelen avantajı fazlasıyla (maliyetin içinde %67,2 yerine %75’miş gibi) müşteriye yansıtma durumu var. Dolayısıyla karlılık azalıyor. Kutu fiyatı %13,44 (=20*%67,2) düşürülseydi, baz senaryodaki karlılık oluşabilirdi.
 
 
Son iki senaryoda ise normal piyasa koşullarında, fiyat kırıp-pazar payı kapma stratejileri etüt edilmiştir.
9’da her şey normal iken (yani baz senaryo) %10 fiyat kırıp, %5 daha çok satıldığında çalışmanın en büyük zararına ulaşılıyor.
10 numaralı senaryoda ise 9’daki miktarın artışına bakılıyor. Baz senaryoya göre %8 daha fazla satmak zararı, 9’a göre azaltıyor ama yine çok yüksek olmaya devam ediyor.
9 ve 10’da miktar artışının sabit maliyetleri nasıl etkilediği açıkça görülüyor. Satış fiyatı ile miktar dengesi hatalı ise ciro içindeki sabit maliyetlerin oranı azalsa da kar etmek mümkün değildir.

 
Hangi strateji daha doğru?
Orijinal senaryodan başka, sırasıyla en doğru stratejiler 8, 2 ve 3’dür. Vergi öncesinin pozitif veya amortismanı karşılaması en mantıklı yaklaşımdır. Diğer senaryolarda vergi öncesi oluşan zararlar, amortismandan büyüktür. Eğer satın alma vadesi ile satış vadesi eşitse (örneğin 120’şer gün), 120 gün sonra nakit sıkışıklığı baş gösterecektir. Deneyimimize göre ikinci tur tamamlanmadan (yani yaklaşık 240 gün dolmadan) taze para girişi şart olacaktır.

 
Son Söz
“Fiyatı şuraya inersek, şu kadar daha iş alırız” en aptalca söylemdir. Hesap yapmadan neyin doğru olduğunu bilmek mümkün değildir. 


1 Ocak 2018 Pazartesi

Oluklu Mukavva Sektörü 2017’de Ne Kadar Karlı?

Oluklu mukavva sektörüne yeni giren ve girmeye çalışan oyuncuları duydukça kendime kızma moduna tutulurum. Acaba bizim göremediğimiz ne var diye şaşırıyorum. Yeni bir fikir/inovasyon katmadan, piyasada mevcut teknoloji ve kafa yapısı ile mevcut işlerden pay almak için niçin yatırım yapıldığını anlayamıyorum.

Şimdilerde iki yatırımcı profili görülüyor. İlki normalde oluklu mukavva kağıdı üretirken, “kağıdımı satmalıyım” motivasyonu ile girenler ve levha alıp kutu yapıp satarken, 2017’deki kağıt zamlarıyla “oluklu hattı olan çok kazanıyor” yorumu yapan levhacılar.

Prensip olarak iki modeli de hatalı görsem de, ülkemize yapılacak her yeni yatırımı destekliyorum. Tam ben bunları düşünürken, birkaç zaman evvel yazının altındaki linkte verdiğim, “Reel sektör kar artışı üçüncü çeyrekte fırladı” başlıklı makaleyi okuduğumda ise sektörümüzün karlılığını analiz etmeye karar verdim. 2017 üçüncü çeyrek sonuçları itibarı ile yayınlanmış ve yayınlanmamış gelir tablolarını mümkün olduğunca bir araya getirerek; sektörümüzün gelir tablosunu yapmaya gayret ettim. Doğal olarak, aşağıdaki rakamlar 100% doğru değildir, eksik kalan bilgileri deneyimlerime dayanarak tamamladım.

Bu yazıyı yazmaktaki amacım, 2017 yılı ilk 9 ay sonuçları itibarı ile oluklu mukavva kutu üreticilerinin ne kadar karlı olduğunu anlatmaktır.
Tablonun milyon TL sütunu, sektörün miktar olarak 60%’ını temsil şirketlerin, toplam gelir tablosudur. Bu şirketlerin ilk 9 ayda 1.019 bin ton mal sattığı bilinmektedir. 

Demek ki sektörümüz 2,9 milyarı yukarıda olmak üzere 4,6 milyar TL ciro yapmıştır. Brüt kar marjı 17,1% iken ebitdası 6,1%’dir. Cironun 3,3%’ü kadar finansman gideri verdikten sonra, vergi öncesine ancak 2,6% kalmaktadır.

Son sütun ise milyon TL sütununun miktara yani 1.019 bin tona bölünmesiyle hesaplanmıştır ve TL/ton cinsinden değerleri göstermektedir. TL/ton sütununu, 0,535 ile çarpmak TL/bin m2 cinsinden değerleri verecektir. Buradaki 0,535 kg/m2’dir ve toplama dahil edilen şirketlerin ortalama gramajıdır. Buna karşılık sektörün ortalaması 524 gr/m2’dir.

TL/ton sütunu dikkate alındığında, 1 ton kutu 2.826 TL’ye satılmıştır. Satışın parası, iyi ihtimalle 3 ay sonra alınırken; malın üretildiği hammadde en iyi ihtimalle 2 hafta stokta beklemiştir. Yani 1 ton satış için 3,5 kat para, yaklaşık 10 bin TL bağlanmıştır. 72,3 TL karı 12 aya tamamlarsak 96 TL olur. 96/10 bin=1% getiri anlamındadır. Oluklu mukavva sektörü, kar patlaması filan yapmamıştır. 

Esas parayı kazanan kağıt sektörüdür. Yukarıdakine benzeyen bir analizi yıllar önce yaptığımda, yalnızca kağıt üretmenin daha karlı olduğunu görmüştüm. Kağıt üretirken, oluklu mukavva ambalaja bulaşanların kazançları bir şekilde azalmaktadır. Merak edenler için linki buradadır.

15 Mayıs 2016 Pazar

Oluklu Mukavva Ambalaj Sektörü 2015'i Nasıl Bitirdi?

Milliyet Gazetesi'nin 28 Mart 2016 tarihli sayısında, Sayın Güngör Uras'ın "Borsa Şirketlerimiz 2015'i İyi Geçirmiş" başlıklı yazısını oldukça geç okuma imkanım oldu. Aşağıda linkini verdiğim yazıda, borsamızdaki imalat şirketlerinin 2015/2014 finansal sonuçları analiz edilmiş ve sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. (Sanırım değerlendirmeye tabi tutulan şirketlerin toplam rakamları, 164'e bölünerek tabloya alınmış.)
Çok güzel ve anlaşılır hazırlanmış tablo, borsadaki imalat şirketlerinin iş sonuçlarının çok iyi olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Acaba, oluklu mukavva şirketlerinde durum ne diye düşünerek; aynı tabloları borsaya kote 3 şirketin yayınlanmış tablolarından yola çıkarak ben de hazırladım.

 
2014
2015
değişim (%)
Öz Sermaye
252,6
252,6
0,0
Toplam Varlıklar
784,2
937,7
19,6
Toplam Borçlar
345,3
494,9
43,3
Kısa Vade
308,9
453,5
46,8
Uzun Vade
36,4
41,4
13,8
Satış Gelirleri
1.112,3
1.134,7
2,0
Satışların Maliyeti
914,4
968,0
5,9
Faaliyet Giderleri
151,3
168,6
11,4
Faaliyet Karı
72,8
27,3
-62,4
Net Dönem Karı
22,9
1,7
-92,7

İlk göze çarpan bir kaç konu:
  • Oluklu mukavva ambalaj şirketlerinin borçlarında (bir yıl içinde) ciddi bir artış olmuş.
  • Cirolar 2% artarken, satışların maliyetinde 6% kadar ve faaliyet giderlerinde 11% kadar artış olmuş. Herhalde ilave satış yapılırken ya fiyatlar çok düşük olmuş ya da yeni müşterilerin sisteme girişi çok pahalı gerçekleşmiş.
  • Faaliyet karı 62% kadar azalırken, net kar 93% kadar azalmış.
Özetle, oluklu mukavva ambalaj sektörü (yani borsadaki 3 şirket) 2015'i iyi geçirmemiş.
Oransal analize bakarsak:
ORANLAR (%)
2014
2015
Öz Sermaye / Varlıklar
32,2
26,9
Toplam Borç / Öz Sermaye
136,7
195,9
Toplam Borç / Toplam Varlıklar
44,0
52,8
Toplam Borç / Satış Gelirleri
31,0
43,6
Net Kar / Satış Gelirleri
2,1
0,1
Net Kar / Öz Sermaye
9,1
0,7
  • Varlıkların finansmanında öz sermayenin oranı, gazetedeki analize göre oldukça düşük.
  • Şirketler öz sermayelerinin neredeyse iki katı borçlanmış durumda.
  • Toplam borçlar, cironun ancak 44%'üne ulaşıyor ki bu yukarıdaki analizden daha iyi bir netice demektir.
  • Karlılık oranları oldukça düşük.
Oranlar, analiz tamam da neden böyle olmuş derseniz?
2015 oluklu mukavva sektörü açısından olağan üstü sayılabilecek olayların üst üste geldiği bir yıl olduğunu hatırlamak gerekir.
Borsaya kote olan şirketlerde çalışanlar sendikalı olduğundan, toplu iş sözleşmeleri ciddi maliyet artışı getirmiştir. Borsada olmayan ve sendikalaşma bulunmayan şirketler bu durumdan olumlu etkilenmişlerdir. Sendikalı olanlar (yani yukarıdaki 3 şirket) açısından haksız rekabet söz konusudur.
Ayrıca borsada işlem gören şirketlerin verileri yayınlanırken, borsada olmayanların verilerinin yayınlanmıyor olması da bir başka haksız rekabet konusudur. Belli büyüklükteki tüm şirketlerin tablolarının yayınlanmasına (bu konuda bir yasal düzenlemeye) şiddetle ihtiyaç vardır.
Devreye giren iki yeni oluklu fabrikası, yüksek teknolojileri ile rekabette öne geçmiş, analize konu şirketlerin dengesini bozmuştur. Ülkemizin toplam kurulu kapasitesindeki bu ani artış, GSYH büyüme oranının hem düşük hem de büyümenin imalat sanayinden ziyade inşaat gibi sektörlerden kaynaklandığı bir yıla denk geldiğinden çifte etki yaratmıştır. (Eğer ülkemizin  büyümesi daha fazla olsa, yeni fabrikaların etkisi bu derecede hissedilmez idi. Gerçekte iki fabrika arz talep dengesini bu kadar bozamaz.)
Türkiye oluklu mukavva kağıdını üretimini önemli ölçüde arttıran bir kağıt fabrikasının devreye girmesi de kağıt piyasasındaki dengeleri değiştirmiştir. Yeni fabrika, mevcut (ve fazla büyümemiş olan) pazardan pay aldığından; kağıt fiyatlarını doğrudan, oluklu mukavva fiyatlarını dolaylı etkilemiştir.
Hem kağıt hem de kutu üreten ama borsada olamayan bazı oyuncular, bazen kağıtta bazen de kutuda fiyat rekabetine girdiğinden açık ara öne geçmişlerdir.

Özetle, 2015 oluklu mukavva denizinde büyük fırtınaların koptuğu bir yıl olmuştur. 2016 yılı, inşallah denizin durulduğu ve taşların yerine oturduğu bir yıl olacaktır. Kişisel tahminim, "aynı analizi 2016 sonuçlarıyla yaparsam çok daha iyi oranları hesaplarım" şeklindedir.

Yukarıda bahsedilen yazının linki:
http://www.milliyet.com.tr/borsa-sirketlerimiz-2015-i-iyi/ekonomi/ydetay/2216796/default.htm