maliyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maliyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2025 Pazar

Ambalaj Malzemelerinin Kıyaslanması ve Alternatifine Geçiş

Aşağıda linkini verdiğim yazıya denk geldim, çok önemli buldum ve burada paylaşıyorum. Kuzey Amerika proses endüstrisi için hazırlanmış ama Türkiye olarak bazı dersler çıkarmamız gerekiyor.

Beş Mega Trend
Ambalaj sektörüne şekil verecek mega trendler: Jeopolitik ve ticaret, kullanışlılık ve hareketlilik, e-ticaret, sağlık ve iyi yaşama ile sürdürebilirlik olarak sıralanmış.
  • Trump’ın gümrük vergileri dünya ticaretini etkileyecek, muhtemelen ambalaj maliyetlerini arttıracak. Korumacılık ve vergiler muhtemelen başka ülkeler tarafından da giderek daha çok konulacak. Büyük
  • Hareket halinde yaşam tarzı, daha çok serbest zaman isteği, kısa sürede veya uzaktan iş yapma motivasyonları ambalaja olan talebi arttırmaktadır. Taşınabilir, tek kullanımlık ama bitmemişse tekrar kapatılabilen, kullanıma hazır ve mevcuda göre daha küçük boyutlu ambalaj talebi artacaktır.
  • Artmaya devam eden e-ticarette ambalaj hem taşıma sırasında koruyucu hem de markanın bir temsilcisidir. Aşırı ambalajlamanın olmaması ve ambalajdan çıkarmanın kolaylaşmış olması ile daha sürdürülebilir modeller önemli olacaktır.
  • Tüketicilerin bilinci arttıkça kendilerine daha iyi ürünleri tercih ederken, işlenmiş yerine taze ürünleri, mikro plastiklerden kaçınma, daha sağlıklı bariyer uygulanmış gibi konulara bakmaktadır. Bu bakış açısı ambalaj talebini azaltmaktadır.
  • Avrupa ve ABD’deki sürdürülebilirlik gayretleri, bu konuda yeni hazırlanan mevzuat ile artan tüketiciler ambalajda; geri dönüştürülebilir olma, tek cins malzemeden yapılmış, biyo kompozit olma, ambalaj ağırlığının azaltılması, geri dönüşmüş malzemeden yapılmış olması gibi konulara önem veriyor. Buna karşılık ambalaj üreticileri açısından konu ambalajın beklenen görevlerini yaparken ucuz olması ve çevreye zararı olmamasının aynı anda sağlanması gerekiyor.

Trendler Ambalajı Nasıl Etkiliyor?
Çalışmayı yapan BCG ekibi 8 nihai pazardaki 350’den fazla ürün kategorisinde kullanılan 50 ambalaj türü için bir model oluşturmuş. Genellikle mega trendlerin destek verdiği kâğıt ve esnek plastik kazanan ambalaj cinsleri olarak ortaya çıkmış. Yeni bariyerler ile uygulama teknolojisindeki yenilikler kâğıdın gıda ve içecek ambalajı olarak kullanılmasını arttıracaktır. Plastik, özellikle esnek plastik sürdürebilirlikle ilgili olumsuzluklara rağmen maliyet ve işlev bakımından önde olmaya devam ediyor.
Kırmızı bu malzemeden uzaklaş yani alternatifini bul anlamına gelirken koyu yeşil kıyaslamada en iyi malzeme bu anlamındadır. Kahverengiyi nötr olarak okumak gerekir. Jeo politik ve ticaret açısından metal ambalaj en riskli görünürken, pembe renkli ambalajlar (cam, içecek ambalajı ve kâğıt) risk olabilir anlamındadır. Önceki paragraftaki genel değerlendirme en alt satıra (Overall) göre yapılmış olmalıdır.
Çalışmanın bir çıktısı da ambalaj malzemeleri arasında nasıl geçiş olduğunu da göstermek olmuş. Yukarıdaki tabloya göre; 2018-2023 döneminde plastikten-kâğıda, rijit ambalajdan-esnek ambalaja ve metal ambalajdan-diğer ambalajlara geçiş trendleri hesaplanmış. Örneğin 2018’de ölçülen hazır donmuş yemek kaplarından plastik olanların sayısı, 2023’e gelindiğinde %2 azalmış ve kâğıt kapların sayısı %2 artmış. Benzer şekilde ekmek ambalajlarında %9 plastik azalmış ve kâğıda geçiş olmuş.

Yorum
  • Mega trendler ülkemizde de geçerlidir diye düşünürken, yüksek enflasyon ve göçmenler de ambalajı etkilemektedir.
  • Malzeme cinslerini trendler açısından kıyaslanmasını faydalı buluyorum.
  • Plastikten-kâğıda geçişi beş yıllık dönemde kıyaslama güzel olmuş. İçki şişelerinin dahi kâğıda döndüğünü bildiren çeşitli çalışmalar olsa da ilk defa rakama dökülmüş veriler ortaya konmuş.
  • Plastik kuşkusuz en çok kullanılan ve diğerlerine göre daha ucuz. Kâğıdın biraz daha mevzi kazanması yeni bariyerlerin ve uygulama tekniklerinin geliştirilmesine bağlı olacaktır.

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Son Üç-Dört Haftada Yapılan Açıklamaların Piyasaya Etkileri

İlk çeyrek Omüd ve SKSV sonuçları
Kâğıt Vakfı (SKSV) 2024 yılının ilk 3 aylık üretim rakamlarını açıkladı. Oluklu mukavva kâğıdı üretimi geçen yılın aynı döneminde 572 bin ton imiş. Bu sene 686 bin tonu aşarak %20 büyüme kaydetmiş. 2023 ve 2024’de ilk çeyreklerindeki oluklu mukavva kâğıdı ihracat ve ithalatını hesaba dahil ettiğimde içerdeki kâğıt tüketimleri (2023 ve 2024) 669 ve 768 bin ton oluyor. İçerde tüketilen oluklu mukavva kâğıdı miktarındaki artış %14,8 oluyor. Buradan 2023 ilk çeyrekte bobin stoklarının fazla olduğu anlaşılıyor.
Omüd’ün bildirdiğine göre 2024’ün ilk üç ayında oluklu mukavva satışları %6,86 artışla 646 bin ton olmuş. Yukarıdaki kâğıt tüketimini (768 bin ton) dikkate aldığımda ise oluklu mukavva satış miktarının 646 olması gayet normal görünüyor.

Hurda esaslı kâğıda ithalat vergisi
Başlangıçta 200 USD/ton olarak duyurulan ithal kâğıda korunma önlemi 87 USD/ton olarak resmi gazetede yayınlandı. Takip eden yıllarda vergi birer dolar azalacak ve üç yılın sonunda önlem kalkacak. Ben ithalata vergi konulmasına taraftarım ancak konulan vergi tabir yerinde ise “dağ fare doğurdu” kabilindendir. Ülkemizin hurda esaslı kâğıt ithalatı 50 bin ton/ay seviyesindedir. İthalatın önünü kesmek istiyorsak 200 dolar seviyesinde kalmalıydı. Yurt dışındaki kâğıt fabrikaları fazla kapasitelerini vergiyi indirerek ülkemize satmaya devam ederler. Üstüne üstlük kur bu seviyelerde tutulduğu sürece 87 doların içerdeki kâğıt sanayiine faydası olmaz.

Elektrik zammı
Sanayinin kullandığı elektriğe zam yapılmamış gibi görünüyor. Bu iyi. Eğer sanayinin kullandığı elektriğe %20 zam gelirse, üretilen kâğıdın maliyeti kabaca %5 artacaktır.

Enflasyon
Haziran ayı tüketici enflasyonu İTO’ya göre %3,42 ve TÜİK’e göre %1,64 olarak açıklandı. Maalesef TÜİK rakamlarına hiç kimse itibar etmiyor. TÜİK kaç açıklarsa açıklasın, üretim yapan şirketlerin maliyetleri (enerji ve asgari ücret hariç) sanki İTO rakamları kadar artıyor.

Asgari ücret
Bu yazının hazırlandığı 7 Temmuz 2024 tarihine kadar asgari ücret artışı olmadı. İlgili devlet görevlilerine göre asgari ücret artışı olmayacak. Tahminimce sektörümüzdeki fabrikalar/şirketler, devlet resmen yapmasa dahi çalışanlarının ücretlerini arttırmak zorunda kalacaktır. Cüzi de olsa yapılacak ücret artışları, maliyetleri arttıracak.

Avrupalıların 60€ zamları
Geçen hafta Hamburger, DS Smith ve SCA hurda esaslı kâğıtlara ve kraft linere 60€/ton zam açıkladı. Muhtemelen diğer bütün üreticiler de benzeri zamları açıklamaya devam ederler. Eğer bu zam tutarsa, içerdeki kâğıt fiyatını da arttırabilir. Üreticiler açısından kâğıt talebinde bir canlanma-artış yok ama maliyet artışları devam ediyor. Yapılan açıklamalarda enflasyona bağlı maliyet artışlarından yakınılarak; fiyatı arttırmak zorundayız deniliyor. Esasen içerde durum onların açıklamalarından daha kötü olmakla beraber talep düşük maalesef.

Ekonomik durum
Yukarıdaki görseli Akbank’ın Ekonomik Araştırmalar raporunun giriş kısmından aldım. Rapor sektörel güven endekslerinin, reel kesim güven endeksinin ve kapasite kullanım oranlarının düştüğünden bahsediyor. Göstergeler böyle olunca genel olarak talebin düştüğünden, ambalaj talebinin azalmasından dolayısıyla oluklu mukavva kâğıdına olan talebin de düşük olduğunu; arkasında yukarıda sıralanan zaruretlerden biri  yoksa fiyat artışlarının tutmayacağını düşünüyorum.


İçerisi böyleyken dünyayı merak ederseniz, faydalı okuma:
A look at the global corrugated packaging industry
https://packagingeurope.com/comment/a-look-at-the-global-corrugated-packaging-industry/11517.article
European pulp and paper industry market outlook
https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/european-pulp-and-paper-industry-market-outlook

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Yazılımın Hesaplayamadığı Sonuç

Oluklu mukavva sektöründe kullanılan yazılımlar, genel olarak belli bir miktarın (tonaj, milyon m2, milyon adet) üretileceği veya satılacağı mantığına dayanıyor. Bütçeye göre veya ay başında verilen miktar hedefine göre sabit maliyetler; m2’ye, kiloya veya adete indirgeniyor. Ayın sonunda verilen miktar hedefi tutsa da beklenen kârlılığa ulaşılamadığı zamanlar var.

Bu duruma şu husus neden oluyor:
Satış yöneticisi aldığı hedefe göre dönüp ekibine “-%X’e kadar satın” diyor. Miktarda geri kalma başladığında satış ekibinin de telaşı artıyor ve X artmaya (yani programın hesapladığından yapılacak indirim) başlıyor. Bu sırada gelen ihale veya blok sipariş “aman kaçırmayalım” denilerek alınıyor. Ayın sonuna gelindiğinde, satış ve üretim hedefleri yakalanmış olsa da beklenen kâra ulaşılmamış oluyor veya beklenen zarar artıyor.

Çopikas’ta ilk genel müdür olduğumda o zamanki satış direktörü, düşük fiyatlı iş alacağında kâğıttan yola çıkarak bazı hesaplar yapar, onayımı alırdı. Ay sonunda hiçbir zaman umut edilen kârı göremezdik. Sonra yazılım değiştirdik ama sonuç değişmedi. Zira ERP yazılımının adı ne olursa olsun, gelir tablosu mantığına göre çalışmaz. Alınacak düşük veya yüksek fiyatlı işin, ilave miktarın veya yapılmayacak işin gelir tablosuna nasıl etki yaptığını görmek isterseniz buyurun:


Hayali şirket
Maliyet yapısı yukarıdaki gibi olan ve ayda 2.500 ton mal satan orta ölçekli bir fabrikamız olsun. Gelir tablosu aşağıdaki gibi olacaktır. (Bütün rakamlar hayalidir ve güncel/gerçek rakamlarla alakası yoktur. Bu çalışmada fiyatlar TL/ton cinsindendir, gelir tablosundaki maliyet, ciro, indirim, kâr/ebit rakamları bin TL’dir.)
%11 fireyle çalışan fabrika, kutuyu ortalama 11.000 TL/ton ve hurdayı 1.225 TL/ton fiyatla satmaktadır. 2.500 ton satış yaptığında müşterilerine 100 bin TL (cirosunun %0,36’sı gibi) indirim yapmakta veya ciro primi ödemekte veya iade almaktadır.

Hammadde ve yardımcı madde kalemleri doğal olarak fire oranı dikkate alınarak (hammadde veya yardımcı madde maliyeti=miktar*birim maliyet*1,11) hesaplanmıştır. Gelir tablosuna göre şirket ebitte 2,3 milyon lira zarar etmektedir.

(Hurda Miktar Hesabı:
Fire %11 olduğuna göre, x hurda, m satış miktarı olmak üzere, x*100/(m+x)=11% formülünden x=0,1236 hesaplanır. Hurda miktarı*0,1236 şeklinde hesaplanmıştır.)


Fiyatı düşük olduğu için almadığımız işleri alalım
Satın alma fiyatları normalse, şirket zarar ettiğine göre ya satış fiyatı düşüktür ya da kurulmuş yapı (makine parkı, çalışan sayısı vb) miktara göre büyüktür. Satış fiyatını Pazar belirlediğine göre ilkin üretim kapasitesini zorlamak mantıklı gelir. Fiyatı düşük olduğu için o güne kadar alınmayan işler alındığında ise
Mevcut fiyat 11.000 TL/ton iken, önceden alınmamış olan 10.000 TL/ton fiyatlı 500 ton ilave sipariş alındığında; değişken maliyetler ilave miktarla çarpılarak hesaplanmıştır. Sabit maliyetler aynı kalırken belki biraz fazla mesai yapmak (200 bin TL kabul ettim) gerekecektir. Bu durumda ilave iş kendi başına kârlı olsa da zarardan kurtulmak mümkün görünmüyor. Son sütun öncekilerin toplamıdır.


Yarı mamul satışına abanalım
Ülkemizde en rağbet gören strateji yarı mamul satışına abanmaktır. 1.000 ton ilave levha satılırsa yardımcı madde giderleri (bin ton için) yarıya iner. Fire ve enerjiden de biraz düşme olur ama dikkate almadım ve sonuç
Levha fiyatını, mevcuttan %20 kadar düşük kabul ettiğimde; ham ve yardımcı madde ile nakliyenin bir kısmını kurtarsa bile hem kendi başına hem de toplamda zarardan kurtuluş yoktur. Bu stratejide fazla mesai miktarı artmıştır.


Az da olsa yüksek fiyatlı iş alınabilirse
Yukarıdaki iki duruma göre daha az (250 ton) ama fiyatı daha yüksek ilave iş alınabilirse, genel olarak durum iyileşmektedir. 13.000 TL’den giren 250 ton sipariş, ortalama satış fiyatını 182 TL arttırmakta ve dipteki ebit zararını 1,4 milyona çekmektedir.


Öyleyse ucuz fiyatlılardan vaz geçelim
Talebin düşük olduğu böyle dönemlerde belki en mantıklı strateji budur.
İhale, miktar takıntısı, vb nedenlerle alınmış ve fiyatı düşük kalmış işleri elimine etmek sonucu çok değiştirir. Tabloya göre ortalama fiyatı 8.000 TL/ton olan bin ton kadar iş yapılmazsa; yani 2.500 tondan 1.500 ton düşülse çok daha az zarar edilecektir. Dikkat edilirse küçülme durumunda sabit maliyetler aynı kalmıştır yani çalışan azaltma düşünülmemiştir.


Toparlarsak
Bu yazıyı, yeni alınacak iş, düşük fiyatlı işi yapmama, fiyat arttırma ve miktar arttırma seçeneklerini değerlendirmek üzere hazırladım. Tarif etmeye çalıştığım düşünme şekli, yeni makine alırsak veya mevcut makine/vardiya eksiltsek sonuçlar nasıl olur yorumunda kullanılabilir.

Eğer fiyat doğru değilse tonaj kâr etmeyi garanti etmez. Fiyat arttırmak mümkün değilse, bazen ucuzları elemek faydalıdır. Tek doğru reçete yoktur, hesap etmek şarttır.

2 Ocak 2022 Pazar

Kâğıt Sektörü Kârlılığı Üzerine

Sektörümüzün kârlılığı kaç olursa iyidir, normali nedir gibi konular beni hep ilgilendirmiştir. Adını ve adresini kaynaklarda bulacağınız yazıyı da bu merakla okudum. Aşağıdaki üç tabloyu da içeren yazıya göre, Kuzey Amerika’da kurulu ve halka açık şirketlerin 2021’in üçüncü çeyreğinde (2020’nin aynı dönemine göre) ciroları %14 artarken kârlılıkları %57 artmış.

International Paper’in 3. çeyrek satışları 5.714 milyon $ (5,7 milyar dolar) olurken aynı dönemdeki kârı 532 milyon $ olmuş. Tablonun dibine göre kâğıt, selüloz ve ormancılıkla ilgili sektörün cirosu %14,2 artışla 29,567 milyar dolar ve kârı %56,7 artışla 3,016 milyar dolar olmuş.

Sektörün kârlılığındaki değişim grafiği şu şekilde çizilmiş. 2010’da %2’den az olan kârlar, 2021’in ikinci çeyreğinde %14’e yaklaşmış ve sonrasında %10,2’ye gerilemiş. Grafiğe dikkat edilirse, 2018’de Çin hava kirliliğinden bazı kağıt fabrikalarını kapatınca kârlılık artmış, 2019’da düşmeye başlamış ve pandeminin hijyen ihtiyacını körüklemesiyle kağıt talebi artınca kârlılık yükselmiş.

Yazıda, bazı şirketlerin satılan malın maliyeti kalemi de verilmiş. Hesabıma göre aşağıdaki tabloda görülen 10 şirketin ortalama satılan malın maliyeti %74,4 olmuş. Maliyet oranları %51,4 ile %87,5 arasında değişiyor.

Yazıyı okuyunca, acaba bizim şirketlerde durum ne diye meraklanarak; Borsa İstanbul’da işlem gören benzeri şirketlerin (kağıt, kağıt esaslı ambalaj, ahşap/sunta vb) finansallarına baktım.

Tablonun en sağ sütununda X ile işaretlenmiş şirketlerin verileri, 2021’in ilk 6 ayına diğerlerinin bilgileri ise yılın ilk 9 ayına ilişkindir. İlginçtir, bizim şirketlerimizin oranları da üstteki Kuzey Amerika şirketlerine çok benzemektedir ama kârlılık biraz düşüktür.


Yorumlarım

Büyük kâğıt üreticileri, borsa da işlem görüyor olsa net kâr oranı biraz daha yukarı çıkabilir.

Şirket büyüklüklerimiz çok küçük. International Paper’in üç ayda yaptığı ciro, borsada işlem gören 14 şirketimizin dokuz ayda yaptığı cironun 10 katından fazladır.

Zaman zaman kâğıt/ambalaj üreticileri fahiş zam yapıyor diye yakınanlar oluyor ama tabloda incelenen sektörün çok para kazandığına ilişkin emare yok. 

Oluklu mukavva şirketlerinin net kârlılığı altı ile on iki puan arasındadır. Oluklu mukavva kâğıdı fiyatlarından yola çıkarak, bu sektöre fahiş fiyat suçlaması yapmak daha büyük bir hata olur.

İkinci grafik bana, talep artınca kârın arttığını, çünkü fiyatın arttığını söylüyor. Halbuki ülkemizde, talep artınca fiyatın artması, saçma-sapan düşüncelerle sanki fırsatçılık gibi yorumlanıyor. Gerçekte ise arz-talep kanunu, artan talep fiyatı arttırır; tersinde de düşürür.


Kaynaklar:

www.risiinfo.com da 10 Aralık 2021’de yayınlanan yazı “NA pulp, paper industry 3Q sales, profits rise to highest 3Q margin since 2018, at 10%, yet down from 2Q’s 14%”

5 Aralık 2021 Pazar

Tedarik Zinciri Problemi

Omüd’ün düzenlediği webinarda 23 Kasım 2021 günü Tedar Başkanı Tuğrul GÜNAL ile söyleşi yaptım. (Omüd Youtube kanalından izlenebilir.) Katılımcılardan gelen geri bildirimlerde, konuşmanın daha çok tedarik zincirinin önemi ve bu işi yapan bölümün nasıl organize edilmesi gibi hususlarda yoğunlaştığı oldu. Katılımcılar daha çok, tedarik zinciri neden kırıldı, ne kadar sürede tamir olur ve sektörümüzü nasıl etkileyecek gibi duymak istemişler. Bu türlü geri bildirimler alınca, biraz araştırdım ve böyle sorulara daha çok cevap veren kaynaklardaki yazıları buldum. Aşağıda ağırlıkla ilk kaynaktaki yazıdan tercüme ettiğim notlar (birebir tercüme değildir, italik yazılanlar) ile benim yorumlarımı okuyacaksınız.


Tedarik Zincirleri nasıl Kırıldı ve Yakın Zamanda Düzelmeyecek (1)

Bilgisayar çipleri, egzersiz ekipmanları, kahvaltılık mısır gevreği derken dünyada pek çok ürünün bittiği anlaşıldı. Bir tuşla sipariş verip-gelmesini beklerken; tuvalet kâğıdı alamamanın, perdelik kumaş için aylarca beklemenin veya yeni arabanın rengini seçememenin şokunu yaşadık.

Daha da önemlisi pandeminin başında koruyucu maske/malzeme yokluğu yaşadık. Doktorlar yeterli ilaç bulamadı ve Alaska’da insanlar kışlık giysi bulamadı/alamadı. Ve hatta uçaklar, uçuş sırasında ikram edilecek yiyecekler beklendiği için gecikti.

Bunlar Neden Oldu?

Pandemi global tedarik zincirinin her aşamasını bozdu. Malları üretildikleri, madenleri çıkarıldıkları veya tarımsal ürünleri yetiştirildikleri yerden alıp-tüketildikleri noktaya taşıyan, gerektiği yerde depolayan görünmez üretim, lojistik, nakliye yoluna tedarik zinciri denir. Zincirin sonunda, o mala/ürüne/madene parayı ödeyen tüketici veya bir şirket bulunur. Mal yokluğu, kıtlık, birçok malın fiyatının yükselmesine neden oldu.

Sıkıntı Ne Zaman Başladı?

Tedarik zinciri kırılmaları, pandeminin başlarına kadar uzanıyor. Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerin yanı sıra Vietnam gibi Güneydoğu Asya ülkeleri ve Almanya gibi dünyanın üretim kapasitesinin çoğunun bulunduğu ülkelerdeki fabrikalar; korona virüs vakalarının yayılmasından çok etkilendi. Birçok fabrika, işçiler hasta olduğu veya karantinaya alındığı için kapandı veya üretimi azaltmak zorunda kaldı. Buna karşılık nakliye şirketleri, dünya çapında mal taşıma taleplerinde düşüş olacağını düşünerek; programlarını kesti.

Öte yandan evde oturan ve devlet desteği alan Amerikalılar sipariş patlaması yarattılar: Ofis masa ve sandalyesi, yazıcı, spor/jimnastik ekipmanı, video oyun konsolu, ilave alan yaratmak için ahşap plaka, yeni bölümleri güzelleştirmek için boyadan başka, ebeveynler çocukları ile yemek yapmak için mikser/blender gibi mutfak aletleri de sipariş etti. Normal zamanlardaki talep seviyesine göre üretim yapan fabrikaların ilave talebe yetişmesi mümkün olmadı.

Fabrikalar Niçin Daha Fazla Üretmiyor?

Bazıları bunu denedi ve kendi problemleriyle karşılaştı. Fabrikalar ürettikleri ürün için çeşitli parçaları satın alırlar. Örneğin, Çin’de monte edilen bir bilgisayar için çipler Tayvan veya Malezya’dan düz panel göstericisi Güney Kore’den, düzinelerce başka elektronik parça dünyanın çeşitli yerlerinden, kullanılacak kimyasallar Çin’in başka yerlerinden veya Avrupa’dan alınmak zorundadır.

Hızla artan talep, malların taşıyacak sistemi tıkanmasına yol açtı. Çoğunlukla Çin’de yapılan çok çeşitli mallar depolarda ve limanlarda hızla birikti, çünkü yeterince boş konteyner ve çelik taşıma kasası yoktu.

Devasa Konteyner Gemilerine Ne Oldu?

En basit anlatımla, yanlış yerlerde sıkışıp-kaldılar. Pandeminin ilk aşamasında, Çin eldiven maske gibi koruyucu malzemelerden çok miktarda üretti ve bütün dünyaya gönderdi. Konteynerler gittikleri yerde boşaltıldılar ve buralardan Çin’e gidecek yeterli mal yüklemesi olmadığından mesela Güney Asya ve Batı Afrika gibi yerlerde boş konteynerler birikti. Aynı anda daha güçlü talebi olan Kuzey Amerika ve Avrupa için Çinli fabrikalar üretime devam ediyordu ama konteyner yoktu.

Boş konteyner olmaması ve yüklenecek mal miktarının çok olması, navlunları fırlattı. Pandemi öncesinde Şangay’dan Los Angeles’e konteyner gönderme ücreti 2.000 dolar idi. 2021’in ilk çeyreğinde aynı navlun 25.000 dolar olmuştu. Ayrıca çok sayıda dolu konteyner, gemilerde indirilmeyi-boşaltılmayı beklemek durumundaydı; yani tedarik zincirinde gecikmeler vardı. Target and Home Depot gibi dev şirketler dahi fabrikalarda üretilmiş ürünleri gemilere yüklemek için haftalar ve hatta aylarca beklemek zorundaydı.

Bu arada Kuzey Amerika ile Avrupa’daki limanlara ulaşan konteynerler, çok sayıda gemi olması, boşaltma yapılacak dokların yetmemesi nedeniyle beklemedeydi. Los Angeles ve Oakland limanlarına ulaşan düzinelerce gemi açıkta demir atıp, günlerce boşaltılmayı ve yeniden yüklenmeyi  bekliyordu. Ancak kamyon şoförleri ile dok işçilerinin bir kısmı karantinada olduğundan, az sayıdaki çalışanla indirme-bindirme operasyonlarının gecikmesi doğaldı. Süveyş Kanalı’nda bir geminin sıkışması ve sonrasında yeni Covid-19 dalgası nedeniyle Çin’deki önemli limanların kapanması görüldü.

Bazı şirketler, mevcut mal kıtlığını gidermek adına ilave siparişler verdiklerinden, limanların üzerine ilave baskı ve depolarda yeterli yer olmamasına neden oldular.

Eksik Tedarik Nedir?

Üretilen hemen her şeyin tedariki aksadı: Kimyasal malzemelerden, elektronik parçalara ve hatta koşu ayakkabılarına kadar. Herhangi bir şeyin eksik tedarik edilmesi başka şeylerin de eksik tedarikine yol açtı. Bir boya üreticisi, ürünlerini yapmak için 27 ayrı kimyasal maddeye ihtiyaç duyuyor. Bunlardan yalnızca birinin olmaması, konteyner gemisinin Kaliforniya limanlarından birinde beklemesine ve ona bağlı üretimlerin durmasına yol açıyor.

Bütün Bunlar Pandemi Kaynaklı mı?

Pandemi arz-talep dengesini çok volatil yaptı. Tedarik zinciri, yüksek talebe uyum sağlayamadı. Şirketler on yıllar boyunca maliyetlerini kontrol altında tutmak için lean üretim/stok modelleri uygulamışlardı yani stok tutmadıkları için malsız kaldılar.

Sıkıntı Ne Zaman Biter?

Kimse bilmiyor ama 2022 boyunca belki biraz daha uzun süre süreceği tahmin ediliyor. Mal kıtlığı ve tedarik zincirindeki gecikmeler nedeniyle bu yılki Christmas ve tatil sezonunda bazı mallar bulunamayacak. Pek çok şirket, mal yokluğundan etkilenmemek ve limanlardaki sıkışıklıklar nedeniyle çok önceden siparişler verdi ama bazı mallar yine de bulunamayacak.


ICCA Webinarından Notlar (2)

Oluklu mukavva sektörünü etkileyen global konular başlıklı webinardan aldığım notlar şöyle:

Ocak-Temmuz 2021’de geçen yılın aynı dönemine göre, kuzey Amerika limanlarında trafik %24 artış göstermiş, Asya limanlarında ise %9 artmış.

Ocak-Temmuz 2020’de ABD’de oluklu mukavva satışları %10 azalmışken, bir yıl sonra kurulu kapasitelerin üzerinde talep oluşmuş.

Karşılaştırılan iki dönem arasında, konteynerin dolu olduğu gün sayısı %16 artmış, gemilerin gecikmesi 3 kat artmış ve geminin zamanında limana ulaşması %70’lerden, %40’lara inmiş. Liman sıkışıklığı ve gecikmelerin normalleşmesi için, limanlarda daha geniş alana, ABD mal stoklarının talebi karşılayacak kadar artmasına, konteynerle yapılan ticaretin yavaşlamasına, konteyner depolama alanlarının boşalmasına, limanda boş konteyner olmasına, daha fazla şoför, gemi ve konteyner olmasına ve limanda daha fazla indirme-yükleme (kamyon, tren) rampa/dok yatırımına ihtiyaç var.

Bu yılın 40’ncı haftasında (4 Ekim) San Pedro, Los Angeles ve Long Beach limanlarında gemi bekleme süresi 62 haftaya çıkmış. Geçen yıl aynı günlerde bu süre 8 haftaymış ve yükselerek 2020’nin son haftasında 54 haftaya ulaşmış.

Okyanus taşımacılığında kapasite yetersiz, planlanan teslimat sürelerine güvenilmez, uzun taşıma süreleri, tahmin edilenden daha az konteyner/gemi kaydı yapılabiliyor, navlunlar uçmuş, taşıyıcılar ihalelere girmek istemiyor, alınmış ihale döneminde fiyatlar yükseliyor, yükleyenler çaresiz.

Global konteyner trafiği, 2022’de biraz yavaşlasa da sıkışıklığı devam edecek. Yükselen enflasyon, kısmen tedarik zinciri verimsizliğine rağmen trafik ortalama yıllık %5,2 artacak. Sipariş edilen gemi ve konteynerler, 2023’den itibaren büyük oran teslim edileceğinden, hayat normale dönecek. Yüksek navlunlar 2022’de de devam edecek.


Benim Yorumum

Oluklu mukavva talebi çok canlı. Artan mal ihracatı, boş kutu ihracatı, plastik ambalajdan oluklu mukavvaya kayan ambalajlar, değişen kutu boyutları gibi faktörlerle talep çok canlı. Canlılık yalnız bizde değil, her yerde var.

Bizdeki ekstra canlılık devalüe olan paramız, yabancı alıcıları cezbediyor. Eskiden Çin’den ABD’ye giden pizza kutuları artık ülkemizden talep ediliyor. Ekimde bir güneş paneli fabrikasını ziyaret ettim. İlave fabrika için makineler gelmiş ama kurulamamış, çünkü halen zemini düzenleniyor. 2022’nin bütün üretimini fabrikayı kuramadan satmışlar. Büyük ihtimalle Avrupalı alıcı, güneş panellerini Çin yerine Türkiye’den almak istemiş.

Birkaçı haricinde ülkemizdeki oluklu fabrikalarının bobin stokları yetersiz, kağıt fabrikaları aşırı dolu.

Artan enerji ve kimyasal maliyetleri hem kâğıt hem de kutu da fiyat artışına neden olacak.

Yıllık anlaşmayla bağlanan nişasta ve mürekkepte üreticiler maliyet artışı nedeniyle haklı olarak aralık için zam istedi ve aldı. Oluklu sektörü anlaşma harici bu zamları vermek zorunda kaldı.

Öte yandan nişasta kâğıt üretiminde de önemli bir girdi, nişasta olmazsa kağıdın mukavemet değerleri tutmaz. 2021’de mısır üretimi yetersiz olmuş. Nişasta üreticileri yeterli mısır bulamadıklarından, sabit fiyatla satış yapamayacaklar, yani fiyatı yabancı parayla her ay değişecek.

Yağışların başlamasıyla, atık kâğıt daha az toplanacak. Ayrıca Avrupa’da başlayan kapanmalar toplamanın azalmasına neden oluyor. Bu durumda atık kâğıt fiyatlarını arttıracak.

Önümüzdeki 3 ayda üst üste kâğıt ve kutu maliyetleri artmaya devam edecek. Kutu dahil her türlü malın alıcısına, şu günlerde yeni tedarikçi arayışına girmemelerini, mevcut tedarikçi ile anlaşma yolunu bulmalarını, iki tarafın da karşılıklı şeffaf davranmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Alıcıların, başka tedarikçilerden teklif istemesi, piyasadaki volatiliteyi arttırıyor. Kendine ilave sipariş geleceğini düşünen fabrika, ilave hammadde sipariş ediyor. Örneğin oluklu fabrikası, enerji, enflasyon, kur vs nedenlerle maliyet artıyor diyerek stok yapmaya başlıyor.


Kaynaklar

(1) https://www.nytimes.com/2021/10/22/business/shortages-supply-chain.html

(2) ICCA Webinar on Global Operational Issues Impacting the Corrugated Industry

14 Kasım 2021 Pazar

Kağıt ve Kutu Fiyatları Neden Artıyor?

9-10 Kasım günleri Afyon ve Konya’da kurulu 10 kadar müşteriyi ziyaret ettim. Görüşmeler sırasında bana kutu ve kağıt fiyatlarının neden arttığı, bundan sonra ne olacağı soruldu. Oluklu mukavva alıcılarının önemli bir kısmında, bu konuyla ilgili bilgi eksikliği olduğunu gördüm: Kağıt fiyat artışını bir şirketin marifeti olduğunu düşünen de vardı, sektördeki yabancı yatırımın artmasına da bağlayan da vardı. Müşterileri ziyaret eden bazı cahil satış temsilcilerinin de kulaktan dolma bilgilerle insanları yanlış düşünmeye ittiklerini gördüm. Ziyaretler sırasından dilim döndüğünce yanlış düşünceleri düzeltmeye çalıştıysam da kendimi bu yazıyı yazmak mecburiyetinde hissettim.

(Bu yazıda kağıt dediğimde oluklu mukavva kağıdını ve ambalaj veya kutu dediğimde oluklu mukavva kutuyu kastediyorum. Kaynaklardan derlediğim bilgilerden çıkarım ve yorumlarımı italik olarak yazacağım.)


Fiyatı Arttıran Faktörler

Hurda yetersizliği, enerji krizi, kırılmış tedarik zinciri, yetersiz iş gücü, artan kağıt ve kutu talebi, artan kimyasal madde fiyatları, kur artışı, gibi nedenlerle hem kağıt hem de kutu fiyatları artıyor. Şimdi detaylara bakalım:


Artan Kutu Talebi

  • Pandemi tüketim alışkanlıklarını değiştirdi, hijyen nedeniyle artık daha fazla ambalaj (kutu, kağıt torba, karton kutu) kullanılıyor.
  • Tek kullanımlık miktarların satın alma isteği, karbon ayak izini azaltmak için deterjan kutusunun içindeki boşlukları azaltma gibi nedenlerle kutu boyutları küçülüyor. Yeni boyutlar ilave ambalaj talebi anlamına geliyor.
  • Kırılan tedarik zincirleri nedeniyle daha fazla sayıda taşıma ve ilave depolama gerekiyor, yani daha fazla kutu.
  • E-ticaret üzerinden yapılan satışlar, mevcuda ilaveten %20-35 daha fazla oluklu mukavva kutu gerektiriyor.
  • Tek kullanımlık plastik ambalajlara gelen yasaklar, kutu ve kağıt esaslı ambalaj talebini arttırıyor. (1)


Yetersiz Hurda Kağıt

E-ticaret bir taraftan daha fazla kutu kullanımını gerektirirken, diğer taraftan evlere teslim edilen kutular yeterince geriye dönmüyor ve çöplere karışıyor. DS Smith, 2017’den 2020’ye kağıt ambalajların İngiltere’deki geri dönüş oranının %15 azaldığını söylüyor (2)

Geçen yıllarda ABD en büyük hurda ihracatçısı idi. Ancak kurulmakta olan 6 büyük kağıt makinesinin kapasitesi 3,1 milyon ton ve tümü de hurda kağıt kullanacak. Bu durumda ABD bırakın hurda ihraç etmeyi kendisi ithal eder duruma gelecek. (3)

Şu sıralar çeşitli nedenlerle Çin biraz yavaşlamış durumda, ekonomisi 2019 seviyesine döndüğünde hurda ve hurda esaslı kağıt fiyatlarını çok merak ederim.


Enerji Krizi

Çin kömürden-doğal gaza geçmeye karar verdiğinden, doğal gaz talebi ve fiyatı arttı. Kömür yakan kazanların Mart-2023’e kadar doğal gaza geçmesine karar verdi. Büyük kağıt üreticilerinin tümü henüz bu dönüşümü sağlamadı (4) Çin ayrıca şirketlerine

tüketilen enerji / yaratılan milli hasıla (GDP)

şeklinde bir hedef vermiş. Fabrikalar, oranı tutturmak üzere üretim kesintilerine gitmek zorunda kalıyormuş.

Son senelerin en soğuk kışı yaşanan Avrupa’da 2021 ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre doğal gaz tüketimi %7,8 artmış. Gaz tedarikçilerindeki bakım duruşları nedeniyle Avrupa yeterince gaz alamamış ve rezervleri normalin %20 altına inmiş. İkinci çeyrekte ekonomiler toparlanırken daha fazla gaz talebi açığa çıkmış. Değişen iklim koşulları, yaz aylarında rüzgar enerjisi üretimini iyice azaltmış, yani yeterli rüzgar esmemiş.

Arz kaynaklı nedenlerin başında ise esas tedarikçi Norveç’in arıza-bakım duruşları nedeniyle gazı kesmesi olmuş. Diğer tedarikçi Rusya ise Asya ülkelerinden gelen talebe daha çok gaz vermeye başlamış. Analistler soğuk kış günleriyle birlikte gaz fiyatlarının daha da artacağını, sabit fiyatlı kontratlara güvenilemeyeceğini düşünüyormuş. (5)

Buna karşılık elektrik üretimi %70 oranında kömüre bağlı olan Hindistan’da kömür yokluğu nedeniyle devlet topraklarından çıkan tüm kömürü termik santrallere gönderme kararı almış. Kömürü biten küçük kağıt-karton fabrikaları durmaya başlamış. (6) Kömür yetmezliğinin arkasında iki neden varmış: Artan petrol fiyatları, navlunu çok pahalı yaptığından yeterince ithal edilemiyormuş. Ayrıca Ağustos-Eylül dönemi yoğun muson yağmurları kömür üretimini engellemiş.

Özetle doğal gaz talebi ve fiyatları artıyor ve artmaya devam edecek. Bir ülkede kömürden vaz geçiliyor, fiyatının düşmesi beklenir ama alternatif olduğu için kısa dönemde fiyatı artıyor. Ayrıca diğer ülke ithal etmeye kalksa, yüksek navlun ödemek zorunda çünkü petrol de artmış.


Kimyasal Madde

Yukarıdaki enerji problemleri, üretimlerde kesintiye neden oluyor. Çin veya Hindistan’dan ithal edilen ham madde ve kimyasalların daha az üretilmesine ve piyasada bulunmamasına neden oluyor. Arz-talep kanunu nedeniyle, tedariki zorlaşan malın fiyatı artıyor.


Nişasta

Kağıt ve oluklu mukavvada kullanılan nişasta, geçmiş yıllarda hep yıllık bağlantılarla ve yıllık sabit fiyatla satın alınır idi. Ancak bu sene mısır üretimi az olmuş ve şimdi yeterli mısır olmadığından, nişasta fiyatı belki de her ay değişecek.

Yani kağıt ve kutu maliyeti belki her ay artacak.


Gemi-Konteyner Konusu


Fotoğraf (7) nolu kaynağa aittir. 10 Ekim 2021'de malını boşaltmak için Los Angeles ve Long Beach limanlarında bekleyen gemi sayısı 70 tane imiş.

Mal akışı halen normale dönmediğinden, kaynağından zamanında yola çıkamayan mallar, gittikleri yerde de zamanında varamıyor ve hızlıca boşaltılamıyor. Bu durum, normalde ithal edilmiş olan mal zamanında gelmediğinden bir başka kaynaktan bulunabilirse tekrar satın alınıyor. Böylece ilave talep oluşuyor.

Kamyon şoförü ve tır bulunamaması da mal akışının halen normalleşmediğinin bir göstergesi. Normale göre bir başka kaynaktan satın alınan mallar, daha fazla taşınmış oluyor.


Yetersiz İşgücü

Aşısız olduğundan çalışamama, filyasyon nedeniyle evde olma veya hasta olduğundan çalışamayanlar var. (8)

Pandeminin başlangıcında kapanmalardan yeterince çalışan bulunamaması daha büyük bir sorun idi. Şimdi ise yüksek sipariş seviyesini karşılamak üzere konulan yeni kapasiteleri doldurmak gerekiyor. Hayat pahalılığı, ücret seviyesini yetersiz kıldı. Sanırım bazı çalışanlar, alacağı ücretin bir kısmını yolda harcayacağına, belli günlerde garson/kurye gibi kayıt dışı çalışmayı tercih ediyor veya zorunda kalıyor. Kayıt dışı çalıştırmaya-iş yapmaya engel olunsa; ücretler genel seviyesi artacak ve çalışan bulmak kolaylaşacaktır.


Yetersiz Kraft Liner ve Oluklu Mukavva Kağıdı

ABD istatistiklerine göre geçen yılın ilk 9 ayına göre bu yıl ülkemize %39,4 daha az Kraft liner ihraç edilmiş. (9)

Selüloz ve Kağıt Vakfı istatistiklerine göre, ülkemizin ilk 9 aydaki toplam Kraft liner ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre %24,7 azalmış. Geçen yıl ilk 9 ayda 228 bin ton olan toplam Kraft ithalatımız bu yıl 171 bin tona inmiş.

Amerikan iç talebi çok canlı ve içerdeki kağıt fiyatları daha yüksek olduğundan kraftı ihraç etmek yerine içerde tüketmeyi tercih ediyorlar. Ülkemizin alamadığı kraftın yerine test liner cinsi kağıtlar ikame ediliyor. Bu durumda 228-171=57 bin ton kağıt talebi ortaya çıkmış oluyor.

Gerçekten gerekmiyorsa Kraft takıntısından kurtulmak gerekiyor. 57 bin ton Kraft yerine yüksek mukavemetli test liner kullanılabildiğine göre daha çevrilecek çok miktar var.

Peki dışarıya satılan kağıt miktarı artmış mı? Hayır artmamış. Oluklu mukavva kağıdı ihracatımız geçen yıl (ilk 9 ay) 151 bin ton iken bu sene 148 bin tona inmiş.

Acaba kağıt üretimimi azalmış? Hayır tersine 41 bin ton artmış. Geçen yıl oluklu mukavva kağıdı üretimi 1.871 bin ton iken bu yıl 1.912 bin tona çıkmış. Üretilen oluklu mukavva kağıtları, sektörün ihtiyacını karşılamıyor, talep daha fazla. 


Kur ve Enflasyon Artışı

Kurlar artınca ithal edilen bütün yedek parça, malzeme ve ham maddelerin maliyeti artıyor. Dolayısıyla üretilen kağıdın ve kutunun fiyatı da artıyor. Enflasyon yükselince içerden temin edilen mal ve hizmetlerin maliyeti artıyor ve fiyatlar yine yükseliyor.


Sonuç

Müşterilerden biri, kağıt ve kutu sektörünün fırsatçılık yaptığını düşündüğünü belirtti. Böyle bir şey yok, eğer haklı olsa şirket karlılıklarında anormal artış görünürdü. Borsa İstanbul’a kote üç oluklu mukavva şirketinin son açıklanan finansallarına göre esas faaliyet kar marjı ortalaması %12,7. Buna karşılık uluslar arası bir şirketin kar marjına baktım. (10) Smurfit Kappa’nın CEO’su ebitda %10 artarak, %17 oldu diyor.

Fırsatçılık falan yok. Bizdeki problem, enflasyon: Enflasyon hem rakamları büyütüyor hem de sektöre hemen her ay fiyat ayarlaması yaptırıyor. Bu sene yurt dışında kağıt ve kutu fiyatları beş kez arttı. Türkiye’de ise dokuz kere artmak zorunda kaldı. Avrupa’da enflasyon %3,4 ile son 13 yılın zirvesine çıkmış, bizim ÜFE oranı ise %44. Artan maliyetler elbette fiyatları arttıracak.


Kaynaklar

  1. https://www.france24.com/en/europe/20211011-france-to-ban-plastic-packaging-for-fruit-and-vegetables-from-january-2022
  2. https://www.cityam.com/full-blown-recycling-crisis-looms-over-uk-ds-smith-boss-warns/
  3. https://www.fastmarkets.com/article/4011958/occs-11-month-price-run-finally-ends-all-average-rcp-prices-remain-up
  4. China P&B prices mixed as big industrial shuts choke both supply and demand (www.risiinfo.com, 2/10/2021)
  5. Fastmarkets RISI Viewpoint: Increasing natural gas prices and its impact on paper and board producers. (www.risiinfo.com, 27/9/2021)
  6. Indian P&B mills’ coal stocks low as imports get scarce and domestic supply falls short. (www.risiinfo.com, 29/10/2021)
  7. https://edition.cnn.com/2021/10/18/business/container-port-record-backlog/index.html
  8. Domestic liner prices hold, export up; boxmakers worry intensely of delays, labor hurting 4Q output. (www.risiinfo.com, 15/10/2021)
  9. US export KLB prices look set to mostly rise again, with questions, uncertainty looking ahead (www.risiinfo.com, 12/11/2021)
  10. Fastmarkets RISI ICC: Smurfit Kappa’s ‘never say never’ approach to see more M&As, ‘opportunities’. (www.risiinfo.com, 9/11/2021)

23 Şubat 2020 Pazar

Oluklu Mukavva Ambalajda Dijital Baskı

Sektörden meslektaşlarımla bir araya geldiğimde, dijital baskıya ilişkin sorulara muhatap oluyorum. Sorulardan hareketle bu yazıda, oluklu mukavva ambalajda dijital baskının durumu ile dijital baskıya nasıl başlanabileceğine ilişkin görüşlerimi paylaşacağım.
Dijital Baskı Hangi Avantajları Sunuyor?
  • Az adetli işler, prototip ve denemeler hızlıca yapmak
  • Az adetli veya çok büyük olduğu için matbaaların zorlandığı işleri ofset yerine solvent bazlı mürekkeple üretmek
  • Hızlı hazırlık süresi, kalıp-klişe beklemek yok
  • Baskının kişiselleştirme imkanı veriyor, nihai müşterinin adı, adresi, fotoğrafını ve hatta alıcıya mesajını kutuya basmak
  • Ardarda gelen kutuları, aynı artwork farklı renklerde üretmek
  • Ardarda gelen kutularda mevcut artworke ilaveten tarih, kod, parti no, vs basmak
Gibi imkanları veriyor. Deneyimlerime ilk ikisinin işe yaradığını gördüm. Diğerlerin müşteriye anlattığımda maalesef kimse ilgilenmedi.

Bütün Dijital Teknolojiler Aynı mı?
Özetle değil.
  • Su bazlı veya solvent bazlı mürekkep kullananlar
  • Baskıyı tek geçişte (single pass) veya çok geçişte (multi pass) tamamlayanlar
  • Oluklu mukavvanın sabit durup, baskı kafalarının hareketli olduğu teknolojilerden başka; baskı kafalarının sabit durduğu ama kartonun hareketli olduğu makineler var
Makinenin hangi amaçla geliştirildiği de önemli: Az adetli işlerde yüksek baskı kalitesine ulaşmak veya düşük/ortalama baskı kalitesinde ortalama baskılar yapmak veya bitmiş kutuya logo, kod vb basmak veya kutudan ziyade stand ve  POP/POS (ödeme noktasındaki küçük standlar) üretmek amacıyla geliştirilmiş makineler var.

Dijital Baskının Diğer Baskı Teknikleri ile Kıyaslanması



Tablo genel bir kıyaslama vermektedir ve kişisel düşüncelerimdir. Yüzde yüz doğru diyemem ama bence böyle. Bazı solvent bazlı dijital makinelerin ofsete fark atmak üzere olduğunu da kabul ederim. (Süper flexo, masterflex, HQPP-high quality post print, anlamında kullanılmıştır.)


Bütün İşler Dijitale Uygun mu?
Bu slaytı 2017 CCE’de herkese açık bir sunumdan aldım. Yılda 6 milyon m2 dijital baskı üreten bir makine işlerinin %70’ini süper flexodan almış. Ben %70’lik dilimin ancak %2-3’ünün az adetli olduğunu (yani toplamın %2’si) düşünüyorum. Zira az adetli olduğu için kutu yaptıramayan kimseye rastlamadım.
Özetle dijitalin işlerinin %30’u ofsetten geliyor, standlar da bu grubun içindedir. %68 gibi bir dilim süper flexo olan ama miktarı az olduğu için klişe yaptırılması düşünülmeyebilecek işlerdir. Bakiye %2 ise gerçekten az adetli olduğu için orijinali ofset veya flexo olduğu halde maliyeti kurtarmayanlardır.


Az Adet Neye Göre Az?
Tam burada “az adet” üzerinde durmak gerekiyor. İşlerin daha iyi olduğu 2018’de oluklu fabrikalarının siparişleri çok yoğundu. Yılın sonlarında kahverengi kağıtta bir bollanma dönemi başladı. 2019’un ilk yarısında fabrikalar azalan işlere uyum sağlamaya çalışarak; levha satışına ağırlık vermeye başladı. Bazı levha atölyeleri “önümüzdeki 3-5 yıl atölyelerin dönemi olacak, kimden istersek levhayı daha ucuza alacağız” demeye başladı. 2019’un ikinci yarısında oluklu fabrikaları minimum sipariş miktarlarını aşağıya çekti, yani bir yerde levhacılarla rekabet etmeye başladı.


2018’de 1.000 adetlik sipariş az adetli kabul ediliyorsa, bu rakam artık %50’sinin altına çekilmiş oldu. Örneğin bir dayanıklı tüketim malları üreticisinde, minimum kutu sayıları (üç ayrı oluklu fabrikasına göre, müşterinin ifadesiyle) 100, 200 ve 350’dir. Yani azalan işler, fabrikaları daha az adetli siparişleri kabul etmeye, ayar kayıplarına katlanmaya mecbur bırakıyor.


Müşteri Hazır mı?
İki gerçek kutunun çeşitli tekniklere göre satış fiyatları kıyaslaması aşağıdaki gibidir. Müşteri üç-beş binlik partilerle sipariş etmektedir ve yıl boyu kalıp-klişe değişikliği yoktur.

Her ürünü kendi sütununda kıyaslamak gerekir. A kutusunun süper flexo baskılı hali ofsetten daha ucuz iken B kutusunda ofset daha ucuzdur. Bunun nedeni A kutusunun ofset makine ebatlarından büyük olması ve B’nin ise 100*140 cm gibi standart ofset ölçülerine tam oturmasıdır.
Müşterinin satın alma departmanları doğal olarak yalnızca fiyata odaklanmış durumdadır. Mevcutta kutuyu ofset veya süper flexo alıyorsa, değiştirmeme kararındadır. Ancak yeni bir proje olacak ve müşteri ofset istemeyecek veya müşterinin pazarlama departmanı farklı bir çözüm istediğinde veya ofset öncesi denemeleri yapma aşamasında; dijitalden bahsetmek mümkün olabiliyor.


Dijital Makine Üreticileri Ne Yapıyor?
Aşağıdaki gibi teorik hesaplamalar ortaya konulduğunda, sanki oluklu mukavva üreticisi hemen ikna olacak ve gerçekte ikna edilmesi gereken esas oyuncuyu yani kutu alıcısını çabucak ikna edecek gibi düşünüyorlar.
Yukarıda pasta grafikte görülen 2 vardiyada ayda 500 bin m2 baskı yapan makinenin, katalogdaki maksimum hızına göre vardiyada 6 saat çalıştığı hesaplansa, 1 milyon m2’nin üzerinde basması gerekir. Ancak realitede makinelerin katalog üretim değerlerine ve çalışma hızlarına kesinlikle ulaşılamıyor. Bu açıdan bakıldığında makine satıcılarına itimat etmek yerine, denemek zaman kullanımını, ayar süresini, hızı,... bizzat ölçmek gerekiyor.
Maalesef makine üreticileri, ürettikleri dijital baskı makinesini henüz yeterince tanımıyorlar. Adamların hakkını yemeyeyim, dünya üzerinde ağırlıklı oluklu mukavvaya basan dijital baskı makinelerinin toplam sayısının 50’den az olduğunu tahmin ediyorum. Ağırlıklı işi kutu/koli olanlar ise 20’yi hadi 30’u geçmez. Dolayısıyla oluklu mukavvaya yönelik olduğu söylenen makineler genellikle reklamcılık sektörü için geliştirilmiş makneler. Makine üreticilerinin oluklu sektörü dinamklerini öğrenmeleri ve gerçekten olukluya yönelik makineleri üretmeleri biraz daha zaman gerektiriyor.

Dijital Baskı Yapılabilecek Çok İş Var mı?
Bu slaytı da CCE 2017’deki aynı sunumdan aldım. Baskılı ambalaj sektörü (film, esnek ambalaj dahil olmalı) 296 milyar $ iken dijital baskı bunun %1’inden biraz fazlaymış ve %11 büyüyeceği (2012’deki bir konferansta) tahmin edilmiş. En azından Türk oluklu mukavva ambalaj sektörü için bu rakamların geçerliliği yok.
Araştırmanın 8 nolu sorusuna göre
Ankete cevap verenlerin %47’si dijital baskının 2-5 yıl içerisinde önemli rol oynayacağı cevabını vermiş. Maalesef bu da pek doğru değil.

Peki Sektör Hazır mı?
  • Dijital baskı, bilinen kutu üretiminden çok farklı. Çalışanların kutu fabrikasındaki mevcutlara göre oldukça farklı meziyetleri olması gerekiyor. Görev tanımları esnek ve çalışanlar bir kaç işi birden yapabilecek şekilde eğitilmiş olmalıdır.
  • Çalışanların teknolojiyi sürekli takip etmeleri şart, zira yeni çıkan bir teknoloji/makine bildiklerini ters-yüz etme potansyeline sahip olabilir.
  • Tekrar etmeyen siparişler, zaman ve malzeme firesi anlamındadır. Oluklu fabrikasında normal kabul edilen kağıt fire oranı %10 ise, dijitalde bu %30’a kadar çıkabiliyor. Zaman kayıpları da cabası. Fireyi doğru yönetebilmek, oluklu fabrikasına göre daha meşakkatlidir.
  • İş yerinde bir fabrika ortamı olmadığından (çünkü numune yapar gibi tek tek kutu üretiliyor) işletmenin organizasyonu bile büyük bir sorun durumundadır.
  • Ayda 40-50 bin m2 satış yapan bir satıcının miktarsal performansı, normal tip kutu üretimi/satışında çoook zayıf kabul edilir. Dijitalde ise bu fena olmayan bir miktardır. Bu kadar az satılan ve üretilen bir ürün standart flexo işlere göre çok pahalıya mal olur ve doğru fiyattan satmak önemli bir sorundur.


Peki Ne Yapalım?
  • Önce müşteriyi bulmalı ve belli bir miktar projeksiyonu alınmalı: Makinenin kapasitesi kolay doldurulamadığından kapasiteyi doğru seçmek gerek. Yüksek kapasiteli boş makine zarar demektir.
  • Baskı denemeleri yapılmalı ve baskı maliyeti hesaplanmalı: Mevcut baskı ile dijital basılmışı müşterinin kıyaslaması ve onay vermesi en kritik adımdır. (Normalde yani flexo işlerde, beyaz test linerler arasındaki beyazlık veya yüzey düzgünlüğü önemsizken, dijitalde acaip baskı farklılıkları yaratabilir.)
  • Basılmış kutunun nasıl ambalaja dönüştürüleceği planlanmalı: Dijital baskı makinesi yanlızca baskı yapıyor, halbuki müşteriye kutu satılıyor.
  • Oluşan nihai maliyet üzerinden müşteriyle kontrat yaptıktan sonra bu işe girmek gerek.
  • Dijital baskı yaygın olarak kullanılmadığından, oluklu mukavva sektörüne çok yeni girdiğinden; makineyi alıp-mevcut satış ekipleriyle doldurmak mümkün görünmüyor.