çevre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2025 Pazar

Dördüncü Yönetici

Raflarda tesadüfen rastladığım, alıp-okuduğum güzel bir kitap. Nasıl yazıldığının hikayesi, verilen QR kodlarda gizli resim ve videolarıyla değişik bir kitap. İçinde bulunduğumuz dördüncü sanayi devriminin yöneticisinin nasıl olması gerektiğini, ne yapması gerektiğini tanımlayan kitabı faydalı buldum, okurken çok sayıda cümlenin altını çizdim. Dördüncü sanayi devriminin yöneticilerine ve yönetici adaylarına tavsiye ederim.

Altı bölümden oluşan kitabın ilk iki bölümünde, içinde olduğumuz devrimi çeşitli açılardan analiz/yorumu var. Bu yazıda yalnızca bu iki bölümde ortaya konulan mega trendleri/değişimleri buraya not ediyorum. Tırnak içindeki ifadeler doğrudan kitaptan alınmıştır.


İlk bölüm: Gezegen, ekonomi, insan ve teknolojideki mega trendler

“…insan ve teknolojiyle ilgili trendleri ne kadar iyi anlarsanız anlayın, gezegenle ilgili trendler için harekete geçmiyorsanız, şirketiniz karbon salınımını dert etmiyorsa, günlük hayatınızdaki tüketim alışkanlıkları ve içinde bulunduğunuz dünya tamamen kaynaklarımızı tüketmek üzere kuruluysa, üzülerek belirtmeliyim ki hiçbirimizin bir geleceği olmayacak.”

  • Dünya ısınıyor ve iklim değişiyor. Büyükbaş hayvanların yaydığı metan gazı ile fosil yakıtların kullanımı ile ısınmanın baş suçluları.
  • Isınmanın bir başka nedeni ormansızlaşma. Amazon ve Uzakdoğu’daki yağmur ormanları palmiye dikmek ve başka nedenlerle azaltılıyor.
  • İnsanlık 1953’e kadar hiç plastik kullanmadığı halde, okyanuslardaki plastik miktarı, günümüzde balık miktarını aşmış durumda.

  • Isınma, iklim değişikliği, okyanuslardaki plastik kirliliği,… gibi konular için Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri en önemli yol haritasıdır.
  • Uber ve Airbnb ile dikkatimize gelen uygulamalara paylaşım ekonomisi deniyor. Bilinenlerin ötesinde yepyeni uygulamalar ortaya çıkacak. Paylaşım ekonomisi kaynak israfını önlemeye yardım ettiği gibi bireylerin ekonomisine katkı sağlıyor.
  • “Freelance çalışan sayısı da freelance çalışılabilecek meslek sayısı da gelecek yıllarda inanılmaz bir ölçüde artacak. Şu anda Amerika’daki toplam beyaz yakalıların %36’sı freelance ve beş yıl içinde bu oranın %50’yi geçmesi bekleniyor. Pandemi, freelance’e geçişi çok daha fazla hızlandırdı.”
  • İnternet iş yapışımızı hızlandırdı. Bireyler olarak hep daha hızlısını istiyoruz ama hepimizin hızın artışına uyum sağladığımızı, hızı anladığımızı yani alışkanlıklarımızı yeni duruma uydurduğumuzu söyleyemeyiz.  Hız beklentisi Whatsapp’tan iş yapan insan sayısını arttırdığından; mavi ve beyaz yakalı çalışanlardan başka “Whatsapp yakalı” profesyonellerden bahsedilebilir.
  • Döngüsel ekonomi hammaddelerin üretilmesi, hammaddenin ürüne dönüştürülmesi, üretim sırasındaki kayıp ve firelerin azaltılması, fire ve bozukların çöpe atılmak yerine başka bir ürüne dönüştürülmesini tanımlayan ideal durumun adı. Her adımda enerji ve su kullanımının azaltılması, karbon salınımının azaltılması gerekiyor.
  • Beğeni ekonomisi ürünlerin satışını arttırıyor. “Amazon Amerika’da 2800 kişi sadece ürün değerlendirmelerini yönetmek için çalışıyor.” Paylaşım ekonomisi da beğeni puanı üzerine kurgulanmış. Puanınız kötüyse işleriniz azalıyor.
  • İnsan ömrü uzuyor. 1905’de Avrupa’da ortalama ömür erkeklerde 37 ve kadınlarda 42 idi. Dolayısıyla insanlar boşanmayı düşünemeden ömürleri tükeniyordu. Bugün doğan kız çocuklarının 90 yıldan fazla yaşaması bekleniyor. Uzayan insan ömrü, boşanma sayısının artması, emekli sayısının artması ve sosyal güvenlik sistemlerinin emeklilere bakamayacak duruma gelmesi, emeklilik yaşının 65’in üzerine gelmesi, ülke nüfusunun azalması, nüfus yapısının (kadın/erkek, din/mezhep, etnik köken…) değişmesi gibi durumları getirecek. Muhtemelen dördüncü yönetici 75 yaşında emekli olabilecek.
  • Her bireyin beslenme alışkanlığı, çalışma saatleri ve günlük rutinleri giderek diğerlerinden farklılaşıp-özelleşecek. Freelance’lerin ve Whatsapp yakalıların artışı da dikkate alındığında, pandemi insanları kapalı alanlarda, kahve dükkanlarında yaşamaya alıştırdı. “İstanbul gibi bir metropolde yaşayan bir beyaz yakalının bir günde açık havada geçirdiği süre ortalama 51 dakika.”
  • Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler giderek artacak. Herkes her satın aldığını kendisine özel istiyor. İnternet, teknolojinin geldiği yer ve zenginleşme insanların bana özel olsun talebini destekliyor ama dünya kaynaklarının tükenmesine de yol açıyor.
  • Dördüncü sanayi devrimi insanlarla makinelerin bir arada çalıştığı bir dönem.

Ticaret ve saha çalışmalarını yüklenen Drone, 

uzaya uyduyu uzaydaki yörüngesine taşıyan roket,

ev dahi üretebilen üç boyutlu yazıcı,

gömlek ütülemeyi gereksiz kılan apre,

anne karnındaki bebeğin gelecekteki anomalilerini tespit eden CRISPR,

uçaktan daha hızlı ulaşımı sağlayacak Hyperloop,

sanal gerçeklik ile artırılmış gerçeklik (VR ve AR),

büyük veri ile yapay zeka… gibi teknolojiler artık hayatımızda ve bunlar insanların giderek daha az çalışmasına neden olacak (kitapta çok sayıda örnek uygulama var.)

Yakın zamanda sürücüsüz araçlar, askeri araçların insansız olması (İHA’lardan daha fazlası) ve güneş ışığıyla şarj olan aküyü de görüp-bir kademe daha ilerleyeceğiz.

İkinci bölüm: Mega hibrit dünya

Şirketlerin yıllarca uğraşıp-hayat geçirebileceği dijital dönüşümler; pandemi sayesinde çok kısa sürede devreye girdi. Artık mega hibrit bir dünyadayız. “Dün, hayatımızda olması yakın zamanda mümkün görünmeyen her şey bugün yeni normalimiz.” Yazara göre pandemiden sonra hayatımızda şunlar değişti: “İş gücünün dijital yöntemlerle nasıl etkin kullanılacağını anladık… insanlar bir gayeyle desteklenen iş kültürlerinde yaşamak istiyor… herkesi dahil eden adil organizasyon ve şirketlere ihtiyaç var… hesap verebilen yeteneklerle tanıştık. Yetenekli birinin, yaptığı işin tüm sorumluluğunu aldığını, işi en baştan en sona kadar götürme arzusuna sahip olduğunu gördük… çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG, Environmental Social Governance) artık yeni siyahımız. Doğaya, insana, çalışanlarına, bulunulan organizasyona, rakibe karşı iyi ve adil davranmayan şirketler artık istenmiyor…”

  • Online & Offline: Ülkemizde online satılan her 10 ürünün yedisi offline denendikten sonra alınıyor. Online’a bu kadar geçiş varken, online toplantılardan yüz yüze toplantının faydasını beklemek boşuna. Yönetici yüz yüze gösterebildiği mimik ve vücut dilini gösterecek, herkesin katılımını sağlayacak yollar bulmak zorunda.
  • Ev & Ofis: Günümüz iş hayatında ev ile ofis birbirine karışmışken, çalışanın evindeki olumsuzlukları bilmek ve işe yansımasını önlemek gerek.
  • Yerinde & Uzaktan: Eskiden arızalanan ürün servise götürülürdü. Artık sorunun giderilmesi için ille servise gitmek gerekmiyor. Uzaktan sorun çözümü daha kolay. (AR, VR)
  • Sabit & Mobil: İş ve çalışma modellerimizde de sabit ve mobil uygulamalar geliyor. Yurt dışından montör getirmek gibi konuya göre geçici CFO kiralamak da söz konusu olacak.
  • Yerel & Uluslararası: Her şeyi lokal yapmak zorunda değiliz. “Amerika’da çekilen röntgenlerin raporlarının üçte ikisi Hintli doktorlar tarafından yazılıyor.”
  • Eski & Yeni: İnsan ömrü uzadığı için çalışanların bir kısmı yaşlı olacak. Eskiyle yeniyi birlikte çalıştırmak, kuşakların birbirinden öğrenmesini sağlamak gerekecek.

Yer vermediğim başka başlıkların da olduğu bölümde;

Çalışanların çoklu becerileri olmalı, tek bir konunun uzmanlığı yetmiyor,

Şirketlerin esnek çalışma modelleri olmalı,

Trendleri anlayan, bilgileri birbirine bağlayan, yeni tip yöneticiler olmalı,

“…değişim dalgalarının üzerinde sörf yapan fil” kıvamında değişimi yönetebilen çevik şirketlerin yetenekli çalışanları bulmak ve elde tutmak gibi sorunları olacak deniyor.

 

Sonuç

Günümüzdeki büyük değişimleri anlamak açısından kitaptan alıntılarla aklımda kalanları yazdım. Sonraki bölümlerinde organizasyon, liderlik ve dördüncü yöneticiye öneri ve tavsiyeler yer alıyor. İddialı yönetici adaylarının okumasında fayda var.

18 Mayıs 2025 Pazar

Ambalaj Malzemelerinin Kıyaslanması ve Alternatifine Geçiş

Aşağıda linkini verdiğim yazıya denk geldim, çok önemli buldum ve burada paylaşıyorum. Kuzey Amerika proses endüstrisi için hazırlanmış ama Türkiye olarak bazı dersler çıkarmamız gerekiyor.

Beş Mega Trend
Ambalaj sektörüne şekil verecek mega trendler: Jeopolitik ve ticaret, kullanışlılık ve hareketlilik, e-ticaret, sağlık ve iyi yaşama ile sürdürebilirlik olarak sıralanmış.
  • Trump’ın gümrük vergileri dünya ticaretini etkileyecek, muhtemelen ambalaj maliyetlerini arttıracak. Korumacılık ve vergiler muhtemelen başka ülkeler tarafından da giderek daha çok konulacak. Büyük
  • Hareket halinde yaşam tarzı, daha çok serbest zaman isteği, kısa sürede veya uzaktan iş yapma motivasyonları ambalaja olan talebi arttırmaktadır. Taşınabilir, tek kullanımlık ama bitmemişse tekrar kapatılabilen, kullanıma hazır ve mevcuda göre daha küçük boyutlu ambalaj talebi artacaktır.
  • Artmaya devam eden e-ticarette ambalaj hem taşıma sırasında koruyucu hem de markanın bir temsilcisidir. Aşırı ambalajlamanın olmaması ve ambalajdan çıkarmanın kolaylaşmış olması ile daha sürdürülebilir modeller önemli olacaktır.
  • Tüketicilerin bilinci arttıkça kendilerine daha iyi ürünleri tercih ederken, işlenmiş yerine taze ürünleri, mikro plastiklerden kaçınma, daha sağlıklı bariyer uygulanmış gibi konulara bakmaktadır. Bu bakış açısı ambalaj talebini azaltmaktadır.
  • Avrupa ve ABD’deki sürdürülebilirlik gayretleri, bu konuda yeni hazırlanan mevzuat ile artan tüketiciler ambalajda; geri dönüştürülebilir olma, tek cins malzemeden yapılmış, biyo kompozit olma, ambalaj ağırlığının azaltılması, geri dönüşmüş malzemeden yapılmış olması gibi konulara önem veriyor. Buna karşılık ambalaj üreticileri açısından konu ambalajın beklenen görevlerini yaparken ucuz olması ve çevreye zararı olmamasının aynı anda sağlanması gerekiyor.

Trendler Ambalajı Nasıl Etkiliyor?
Çalışmayı yapan BCG ekibi 8 nihai pazardaki 350’den fazla ürün kategorisinde kullanılan 50 ambalaj türü için bir model oluşturmuş. Genellikle mega trendlerin destek verdiği kâğıt ve esnek plastik kazanan ambalaj cinsleri olarak ortaya çıkmış. Yeni bariyerler ile uygulama teknolojisindeki yenilikler kâğıdın gıda ve içecek ambalajı olarak kullanılmasını arttıracaktır. Plastik, özellikle esnek plastik sürdürebilirlikle ilgili olumsuzluklara rağmen maliyet ve işlev bakımından önde olmaya devam ediyor.
Kırmızı bu malzemeden uzaklaş yani alternatifini bul anlamına gelirken koyu yeşil kıyaslamada en iyi malzeme bu anlamındadır. Kahverengiyi nötr olarak okumak gerekir. Jeo politik ve ticaret açısından metal ambalaj en riskli görünürken, pembe renkli ambalajlar (cam, içecek ambalajı ve kâğıt) risk olabilir anlamındadır. Önceki paragraftaki genel değerlendirme en alt satıra (Overall) göre yapılmış olmalıdır.
Çalışmanın bir çıktısı da ambalaj malzemeleri arasında nasıl geçiş olduğunu da göstermek olmuş. Yukarıdaki tabloya göre; 2018-2023 döneminde plastikten-kâğıda, rijit ambalajdan-esnek ambalaja ve metal ambalajdan-diğer ambalajlara geçiş trendleri hesaplanmış. Örneğin 2018’de ölçülen hazır donmuş yemek kaplarından plastik olanların sayısı, 2023’e gelindiğinde %2 azalmış ve kâğıt kapların sayısı %2 artmış. Benzer şekilde ekmek ambalajlarında %9 plastik azalmış ve kâğıda geçiş olmuş.

Yorum
  • Mega trendler ülkemizde de geçerlidir diye düşünürken, yüksek enflasyon ve göçmenler de ambalajı etkilemektedir.
  • Malzeme cinslerini trendler açısından kıyaslanmasını faydalı buluyorum.
  • Plastikten-kâğıda geçişi beş yıllık dönemde kıyaslama güzel olmuş. İçki şişelerinin dahi kâğıda döndüğünü bildiren çeşitli çalışmalar olsa da ilk defa rakama dökülmüş veriler ortaya konmuş.
  • Plastik kuşkusuz en çok kullanılan ve diğerlerine göre daha ucuz. Kâğıdın biraz daha mevzi kazanması yeni bariyerlerin ve uygulama tekniklerinin geliştirilmesine bağlı olacaktır.

13 Temmuz 2024 Cumartesi

Sürdürülebilirlik İçin Plastikten Kağıda Geçmek Gerek

Kaynakların ilk sırasında linkten indirilebilecek olan e-kitap sürdürebilirlik amacıyla plastiğe karşı konulan kuralları ve bu konudaki gayretleri özetlemiş:

“Plastik kullanımını azaltma, yenilenebilir veya yeniden kullanılabilir alternatiflere geçmeyi tetikleyen esas faktör son yıllarda artarak yapılan yasal düzenlemelerdir. Bunların önemli bir kısmı tek kullanımlık plastiklerin (içecek pipetleri, kahve kaşıkları, plastik şişe/tabak/bardaklar, kaplar ve alışveriş torbaları) kullanımının azaltılmasına yönelik hedefler konulmasıdır. T
ek kullanımlık plastiklerin azaltılmasıyla plastik kirliliğinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Polietilen alışveriş torbalarının yasaklanmasıyla başlanılan yolda pek çok tek kullanımlık plastiğin yasaklanmasına gidilmiştir. 
Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (UK) bu konuda öncülük etmiştir. UK’de tek kullanımlık plastiklerin nihai tüketicilere satışı yasaklanırken, AB geri dönüşümden elde edilmemiş plastik ambalaja 0,8 €/kg vergi getirmiştir. 
Çin, 2020’den itibaren bazı tek kullanımlık plastik ürünleri yasaklamıştır. ABD’de ise halen 23 eyalette plastik torbalar ile bazı şehirlerde plastik pipetler yasaklanmıştır.
Plastik atıklar ve çevre kirliliğinin artması tüketicilerin bilincini arttırmıştır. Perakende zincirleri ve global markalar bu konulara duyarsız kalmamış ve kendilerine plastik kullanımını azaltma hedefleri koymuştur.” (1)

Sosyal medyanın markalar üzerindeki etkisi tartışılmaz. Kaynaklardaki ikinci linkte turşu kutularının, sosyal medyadan gelen eleştirilere bağlı olarak nasıl soldaki modelden sağdakine dönüştürüldüğü anlatılıyor. (2)

 

Yazıya göre pandemi döneminde hem sosyal medya kullanımı hem de internetten alışveriş pik yapmış. Tüketiciler satın aldıkları ürünün kendisinde veya gelen ambalajda bir sorun varsa bunu daha kolay dile getirmişler. 
Esasen sosyal medyadan ses verme 2006’ya kadar uzanıyormuş. Online alışverişten gelen paketin içindeki boşluklar veya fazladan ambalaj malzemesini gösteren kutudan çıkarma (Instagram’daki #unboxing) videolarının sayısı 6 milyon imiş.

Unboxing eleştirilerini dikkate alan Amazon, toplam gönderilerinin %11’ni doğrudan orijinal ambalajında göndermeye başlamış. (3) Tedarikçiden gelen ambalajları teste tabi tuttuklarında ancak %80’inin hiçbir şey yapmadan gönderilebileceğini görmüşler.

Bu ayın başında yayınlanan “Which Major Companies Are Switching to Paper Alternatives?” başlıklı yazı (4) ise kağıt esaslı ambalaja geçiş yapan global şirketlerden örnekler veriyor:

Amazon balonlu naylon dolgu malzemesi yerine geri dönüştürülmüş kağıt dolgu malzemesine geçmiş. Kuzey Amerika’daki gönderilerinin %95’inde balonlu naylon benzeri dolgu maddelerinden kurtulmuş.

Pladis plastik olan kraker kutularını oluklu mukavvaya döndürerek yılda 373 ton karbondioksit salınımını azaltmış. Bu yazıyı uzatmamak için gösterilen örnekleri tek tek vermiyorum. Ambalaj ve inovasyon kelimeleri bir araya gelince kağıt esaslı ambalaj bir zorunluluk haline geliyor.

Kağıt esaslı ambalaj çözümüne geçmek, mevcut plastik veya başka malzemenin kullanıldığı ambalajınıza göre daha pahalı olacaktır. Eğer sürdürebilirliği ciddiye alıyorsanız, para harcamalısınız.

Kaynaklar:
(1)https://www.resourcewise.com/resources/ebooks/plastic-replacements-driving-sustainability-trends
https://www.packagingdive.com/news/social-listening-packaging-consumer-feedback-grillos-pickles/720484/?utm_source=Sailthru&utm_medium=email&utm_campaign=Issue:%202024-07-08%20Packaging%20Dive%20%5Bissue:63677%5D&utm_term=Packaging%20Dive
(2)https://www.packagingdive.com/news/social-listening-packaging-consumer-feedback-grillos-pickles/720484/?utm_source=Sailthru&utm_medium=email&utm_campaign=Issue:%202024-07-08%20Packaging%20Dive%20%5Bissue:63677%5D&utm_term=Packaging%20Dive
(3)https://www.cnbc.com/2024/04/01/amazons-long-journey-to-get-rid-of-its-signature-brown-boxes.html
(4)https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/which-major-companies-are-switching-to-paper-alternatives?utm_campaign=Weekly%20ResourceWise%20Blog%20Subscription&utm_medium=email&_hsenc=p2ANqtz-8Sto56_Bo1Zh5-vYJV_mlluroFlrL_CQ87QIEStbarBDMEo4Xe5JyRyviuMXsQ7TNwMttP7DKKRqfFSMlFfaduJMABtc8viyLJN0tymtDM12m72dw&_hsmi=314538659&utm_content=314538659&utm_source=hs_email

3 Ekim 2021 Pazar

Orman Dışı Selüloz Trendi

Birkaç ay önce pandeminin yarattığı önemli değişimler üzerine bir yazı yazmıştım. Orada değindiğim hususlardan biri odun selülozu yerine başka selüloz kaynaklarının artma ihtimali idi. Bu yazıda, yayınlanan ve konuyla ilgisi olan diğer gelişmeleri paylaşmaya çalışacağım.


Çin’deki Değişim (1)

Yukarıdaki grafik Çin’in orman dışı kaynaklardan (bambu, bagas, kamış ve saman) selüloz üretimini gösteriyor. Saman selülozu üretimi 7,19 milyon ton (2010) iken 1,17 milyon tona (2020) inmiş. Azalmada ülkenin çevre kirliliğine dikkat etmeye başlaması etkili olmuş. Ayrıca küçük kapasiteli ve saman selülozu üreten fabrikaların kapatılması politikası (sanırım 2018’de) etkili olmuş. Son olarak üretilen saman selülozu kullanılan yazı kağıtları talebindeki dramatik düşüş de önemliymiş.

Sektöre başladığım yıllarda saman fluting en çok kullanılan ondüle kağıdı idi. Yılda bir hasat edildiğinden fabrikalar samanı yıllık depolamak zorundaydı. Bildiğim kadarıyla samandan selüloz elde etmek için hem kimyasal kullanımı fazlaydı hem de kullanılmış suyu arıtmak çok pahalıydı. Ülkemizde de saman selülozu üretip-sonra kahverengi kağıt üretenler bir bir kapandı veya hurda esaslı kağıt üretmek için kendini revize etti.

Çin’e geri dönersek (1) numaralı kaynağa göre halen 2 milyon tonluk saman selülozu üretme amaçlı yatırım yapılıyormuş. Elde edilecek selülozun tamamı oluklu mukavva kağıdı yapmak amacıyla kullanılacakmış. Yazı, fikrin çıkış yerinin Çin’in atık kağıt ithalatını yasaklaması olarak verse de ben Çin devletinin dünyaya buğday satma gayretinde olduğunu düşünüyorum.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde birkaç yıl önce yaptığım bir konuşmada hocalardan biri saman selülozu üretmeye nasıl baktığımı sormuş idi. O zaman hayvan yemi olarak Bulgaristan’dan saman ithal ediyorduk (şu anda öyle olmalı) selülozu nasıl yapalım demiştim. Ancak geldiğimiz noktada, saman veya başka bir kaynaktan selüloz elde etmek için bir politika değişikliği ve planlama şart gibi görünüyor.


DS Smith Selüloz Kaynağı Arıyor (2)

Kaynaklardaki ikinci yazıya göre, DS Smith kağıt esaslı ambalaj üretiminde odun selülozu yerine kullanılmak üzere su yosunundan selüloz üretimini araştırıyormuş. Şirket ayrıca gıda ambalajlarındaki kimyasal-petrol esaslı kaplama maddeleri yerine su yosununda kaplama maddesi (bariyer maddesi) yapımını da araştırıyormuş. Birkaç biyo-teknoloji şirketiyle bu çalışmalar yürütülüyormuş ve elde edilecek selülozun karton ambalaj, sargılık kağıt ve oluklu mukavva tepsi/kasalarda kullanılması düşünülüyormuş.

Su yosunu, düşük ekolojik ayak izi, kolayca geri dönüştürülme ve doğada kendiliğinde yok olma (biodegradable) gibi konularda öne çıkıyormuş. Bu çalışma sırasında; saman, kenevir, fil otu ve pamuk esaslı elyafın kullanım potansiyelleri inceleneceği gibi, papatya, kakao kabukları, işlenmiş şeker kamışından kalan bagas gibi normal olmayan malzemelerden de elyaf elde edilmesi araştırılacakmış.


Red Leaf’in Saman Selülozu Projesi (3 ve 4)

En alttaki üçüncü ve dördüncü metinlere göre, Red Leaf Pulp Kanada’nın göbeğinde (haritadaki kırmızı bölge) yılda 290 bin ton sap samandan; 182 bin ton selüloz ile 95 bin ton lignin üretmeyi planlıyor. Tesisin 2023’ün ikinci çeyreğinde devreye girmesi bekleniyor. Üretilecek selülozun kağıt havlu, hijyenik kağıt, viyol, diğer ambalaj ürünleri segmentlerine satılması planlanmış. Prosesin enerji ve su tüketiminin odun selülozu üretenlere göre daha düşük olacağı belirtilmiş.


World Centric’in Ağaçsız Ambalaj Koleksiyonu

Web sayfasına göre 2004 kurulan World Centric, çevre kirliliği, iklim değişikliği, gelir adaletsizliği,…gibi konularda duyarlılık göstermek üzere kurulmuş. Karının %25’ini fakirlere ve bu konularla ilgilenen kurumlara bağışlıyormuş. Genel olarak doğada kendiliğinden kolayca yok olan gıda kaplarını tasarlıyor, üretiyor ve satıyor.

6 numaralı kaynaktan ürünlerine bakılabilir. 5 numaralı yazıya göre anons edilen 17 ürünün hepsi fast food gıda ambalajları veya al-götür amaçlı kaplardan oluşuyor: Sandviç kutusu, kızarmış patates kabı, kapaklı tabak, geniş tabak, pencereli al-götür kutusu, katlanmış kutu,…gibi ambalajlarda kullanılan bariyerler ile pencereler kimyasal değil bio-based. Bu ürünlerin üretildiği kağıt, bambu veya şeker kamışından elde edildiğinden yenilenebilir deniyor. Tüm ürünler ısı ve ışık toleransı, ısıtma fırınlarına konulmaya uygun olduğu gibi içlerine sıcak veya soğuk gıda konulmasına da uygunmuş.


Yorumum

Bu sene ülkemizde de dünyada da çok sayıda orman yangınları görüldü. Kirlenen dünya, artan karbon dioksit, değişen iklim yüzünden gelecek yıllarda orman yangınlarının devam etmesi olası. Bu durumun “kağıt üretmek amacıyla artık ağaç kesilmesin” şeklini alabileceğini düşünüyorum. Orman dışı selüloz kaynağı çalışmaları daha da artacaktır.

Tahıl dolayısıyla saman üretiminin beslenme amaçlı artacağına inanıyorum. Red Leaf Pulp’ın dediği (odun selülozu üretimine göre daha az su ve enerji) doğruysa, zaten selüloz üretimi kendiliğinden evrilecektir. Bu durumda ambalaj/kağıt/selüloz tedarik zincirinin yeniden yapılanması gerekecektir. Kaynak (4) bu konuda ip uçları veriyor.

Mevcut durumda geniş orman varlıkları olan ülkeler duymazdan gelse de bir süre sonra onların da değişen şartlara uyması gerekecektir. Yakın zamanda oluklu mukavva ambalaj alıcılarından, “X ülkesinden gelen Kraft lineri kullanma, onlar çok fazla ağaç kesiyor” şeklinde bir şey duyarsam kesinlikle şaşırmayacağım.


Kaynaklar

1, 2, 3 ve 5 www.risiinfo.com adresinde yayınlanmış yazılardır. Yayın tarihleri parantez içinde verilmiştir.

1-Fastmarkets RISI Viewpoint: The revival of interest in straw pulp in China (19 Mayıs 2021)

2-DS Smith looking to seaweed as alternative to wood for packaging (18 Ağustos 2021)

3-Red Leaf unveils plans for new $350 million wheat straw pulp mill in Saskatchewan (27 Ağustos 2021)

4-https://www.redleafpulp.com/project

5-World Centric expands NoTree packaging collection with 17 new 100% tree-free

compostable products

6-https://brandfolder.com/worldcentric/public?digest=sx9vfxb3rz4g5jjksk2z5q

5 Haziran 2021 Cumartesi

Büyük Değişimler

Pandemi acaip değişimler yaratmaya devam ediyor. Mutlaka başka sektörlerde de değişimler vardır ama, ben içinde bulunduğum atık/hurda, kağıt ve oluklu mukavva sektörlerindeki pandemi kaynaklı değişimleri buraya not edeyim:

Hammadde

Yepyeni hammaddelerin çıktığını duyduk. Bana en ilginç geleni Mısır’da bagasse (bagas)’tan üretilen kağıt teklif edilmesi oldu. Bagas nedir diye baktığımızda, şeker kamışı veya sorgumun ezilmesi sonucunda kalan sap-çips olduğunu anladık. Afrika’da hayvan yemi olarak sorgum (Sudan otu da deniyormuş) yetiştiriliyormuş, anladığımız kadarıyla; kağıt üretimi için sorgum önceden cazip değilken-artan fiyatlar neticesinde cazip hale gelmiş.

Benzeri bir trend ise Çin’deki saman selülozu projeleri (*). 2010’lardan itibaren odun dışı (bambu, saman, bagas, kamış) selüloz üretiminde azalma ve özellikle saman selülozu fabrikaları kapanırken; buğday üretiminin artması planlandığından-2 milyon ton kapasiteli saman selülozu yatırımı yapılmaya başlanmış. Elde edilecek selülozdan tamamen oluklu mukavva kağıdı üretilmesi projelendirilmiş.

Yukarıdaki hususlardan yola çıkarak, odun dışı hammaddelerin daha yaygınlaşacağını beklemek gerekiyor. Özellikle artan nüfusun beslenmesi, saman selülozunu daha popüler yapacaktır.

Lojistik

Konteyner bulunamaması, limanlardaki yoğunluk, hastalık nedeniyle yeterli liman çalışanı olmaması, gemilerin liman girişlerinde karantinaya tabi tutulması,…gibi faktörler lojistik işini zorlaştırıp-pahalılaştırdı. Bazı şirketler deniz-tren yolu kombine çözümler geliştirdi.

Süveyş Kanalında bir konteyner gemisinin sıkışması; lojistik kurgularını bir kez daha değiştirdi. Bütün bu olaylar, Çin’in kuşak-yol projelerine destek verir niteliktedir. Önümüzdeki yıllarda Avrupa-Çin taşımalarının demir yoluna kayması olasıdır.

Ayrıca iklim değişikliği ile kuzeydeki buzulların erimesi, Rusya’nın kuzeyinden deniz taşımacılığını daha çok gündeme getirecektir.

İhracat ve Gümrük Duvarları

Büyümesini ihracat ağırlıklı yapan şirketler, gördüler ki ihracat yapmanın artık cazibesi kalmamış. Normal bir zamanda ihracat yapmak çok tercih edilen bir durum iken, artan navlun fiyatları şirketleri daha içe dönük yaptı.

İlk yıl tamamlandığında, tedarik zincirlerinin iyice bozulduğu önceden olmadığı kadar (planlanandan farklı) mal hareketi ortaya çıktı. Bazı ülkeler, içerdeki üreticilerini korumak adına anti damping vergisi ve başka yasaklar koymaya başladı.

Örneğin ABD’nin Türk kağıt-karton ürünlerine anti damping vergisi koyması halen gündemde iken ülkemiz ise polietilen atık ithalatını yasakladı. 2020 kraft liner ihracat rakamlarına göre ABD Kraft ihracatında Kanada ve Meksika’yı kayırıp-diğer tüm alıcılara çok daha az Kraft liner vermiş. Pandeminin hasarı belli oldukça başka ülkelerden de yasaklama, ilave gümrük vergisi vs anons edileceğini düşünüyorum.

Evden Çalışma

Bir zorunluluk olarak başlayan evden çalışma yaygınlaşacak görünüyor. Şirket/kurum için bir avantaj yarattığı kesin olan uygulamanın çalışanlar üzerinde şimdiye kadar görülenden çok daha büyük etkileri olacaktır. Pandemi varken evde olmak bir zorunluluk idi, bittiğinde evde kalma motivasyonu nasıl temin edileceği bir sorun olarak ortadadır.

Buna karşılık şirketlerin aynı şehirdeki evinden çalışan yerine, internet erişimi olan ülkenin herhangi bir yerindeki küçük bir şehirde oturan çalışanı tercih etmesi olasıdır. Bu durum bir süre sonra büyük şehirlerdeki beyaz yaka çalışan ücretlerinin düşmesine yol açacaktır.

Hükümet Destekleri

Batıdaki gelişmiş ülkelerin verdiği büyük destekler (örneğin ABD’deki 1.400 USD), insanların hiç çalışmamasına yol açtı. Nitekim ABD’de yeterli çalışan bulmak için, işe başlama primi verilmeye başlandı.

Benzer şekilde İngiltere’de kamyon şoförlerine verilen “evde oturma” desteği, mal hareketini yavaşlattı ve nakliye fiyatlarını arttırdı. Salgın döneminde destekler çok faydalı ve gerekliydi. Ancak insanlar açısından bu bir alışkanlık yaratmış olabilir. Önümüzdeki yıllarda başka salgınların olacağını düşündüğümden, istikbale biraz endişeyle bakıyorum.

Konunun bir de popülist politikacı boyutu var. ABD’de olduğu gibi ölçü kaçınca, Mayıs 2021 itibarıyla, oluklu fabrikaları hafta sonu çalışacak ilave işgücü bulamadığında yakınıyor.

İklim Değişikliği, Sürdürülebilirlik

Dünya corona virüsle tanıştığında, virüsün ilk çıkış yerinin balık veya benzeri bir pazarda satılan yarasalar olduğu ifade edildi. Yeme alışkanlıkları bir yana, dünya nüfusu o kadar çok ki yabani hayatı bozduğumuz gibi dünyayı bilinçsizce tüketiyoruz. İlk kapanmalarda İstanbul Boğazında yunusların görülmesi, Çin’in üstündeki hava kirliliğinin azalması gibi sonuçları gördük.

Mevcut yaşam tarzlarımız ile tüketim alışkanlıklarımız, çevreyi kirletiyor ve doğanın dengesini bozuyor. Bozulan denge iklim değişikliğine neden oluyor. Değişen iklim buzulların erimesi, bazı türlerin yok olması gibi onarılmaz hatalar yaratıyor. Döngü böylece sürüp gittiğinden, sonuçta dünya kaynakları insanlara yetmez oluyor.

Pandeminin en önemli sonuçlarından biri, insanların sürdürülebilirlik konusuna biraz daha yakınlaşmış olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde çoktan başlamış olan, şirketlerin sürdürülebilirlik gayretlerini raporlamaları ülkemizde de görülmeye başlandı.

İklim değişikliği, halen sürmekte olan yarı iletken çip krizi ile kendini ispatladı. Tayvan’daki kuraklık nedeniyle fabrikalara yeterince su verilemediğinden; çip üretilemedi ve elektronikten-otomotive çok sayıda sektör üretimini kısmak zorunda kaldı.

Ülkemizin çeşitli bölgelerindeki kuraklık, artan obruk sayısı derken sürdürülebilirlik konusunu oldukça pahalıya öğreneceğiz.

Şimdilik ve kısa bir süre için Rusya, Kanada, Grönland,…gibi kuzey kutbuna yakın bölgeler iklim değişiminden (insanlar açısından) olumlu etkilenmiş gibi olacak. O bölgelerdeki hayvanlar, doğa mahvolacak. Dünyanın kalanı kuraklıktan kavrulurken, bu yerlerde yaşayan insan sayısının ve tarımsal üretimin artması mümkündür.

Avrupa Birliğindeki “yeşil mutabakat” birlik dışındaki ülkeler için bir tür gümrük duvarı görevi yapacak. AB’ya mal satmak, sürdürebilir işler yaptığınıza, çevreyi kirletmediğinize bağlı olacak.

Sonuç

Atık kağıt, kahverengi kağıt ve oluklu mukavva sektörleri yukarıda özetlemeye çalıştığım büyük değişimlerden kısa vadede olumsuz etkilenecektir. Daha uzun vadede ise iklim değişikliği, çevre, sürdürebilirlik konularını ne derece ciddiye alıp-üzerinde çalışırsak üçlü sektörün önü açıktır. Çevreyi ihmal etmemizin ceremesini şimdilik kuraklık ve deniz salyası olarak görmeye başladık ama fatura giderek ağırlaşacaktır. İnşallah Ankara bir an önce uyanır.

(*) Fastmarkets RISI Viewpoint: The revival of interest in straw pulp in China. www.risiinfo.com’da 19/05/2021’de yayınlanan yazı

13 Mart 2021 Cumartesi

Gıda Ambalajlarında 2030 Senaryoları

Paper 3600 dergisinin November/December 2020 sayısında (1) “Future of Food Packaging: Four Scenarios” başlıklı yazıyı okudum. Yazının dip notunda, raporu indirmek için adresi (2) vardı. Raporun bütününü indirdim ve inceledim. Kemira, çeşitli uzmanların katıldığı bir panelde gıda ambalajlarının geleceği tartışmış ve panel sonunda olası 2030 yılı gıda ambalajı senaryoları belirlenmiş. Konu ilgimi çektiği için bloğumda yazmaya karar verdim.

Temel Trendler

·       Dijitalleşme, hızlı tüketim maddelerini (FMCG) ve bunların ambalajlarını değiştirmeye devam edecek.

Yaygın ve hızlı internet, akıllı telefonların çoğalması, sanal ve arttırılmış gerçeklik uygulamaları, makine öğrenmesi ve otomasyon,…markalara, tüketicilerin beklentilerini daha çok karşılama imkanı verecek.

Dijitalleşme yalnızca alışveriş deneyimine şekil vermeyip-gıdaların nasıl paketlenip-taşınacağına ve teslim edileceğine tesir edecek. Ambalaj QR kod ve RFID etiketleri ile daha fazla bilgi taşıyacak, bunlar tüketicinin elindeki akıllı telefon veya mağaza içi cihazlarla okutulacak. Bu sayede tüketici, ambalajın içindeki gıdanın orijini ve karbon ayak izi hakkında daha çok bilgi sahibi olacak. Sorgulanan bilgileri toplayan, çeşitli platformlar tüketiciye ilgilendiği hususları daha çok pazarlayacak.

·       Evde pişirmenin alternatifleri artacak.

Dışarda yeme, pişmiş yemeği alıp-eve getirme ve ön pişirilmiş yemeği kapıdan teslim alma örnekleri çoğalacak. Dijitalleşme, gıdayı aldıktan sonra hızlıca hızla ve tüketmeye destek olacak. Adrese teslim hizmetleri hızlanacak, yapılan alışverişlerin teslim noktaları ile önceden sipariş verilen restoranlar artacak.

Evde yemek yapmak için kiloyla alınan sebzeler azalacak, ambalajlı gıdaların ambalaj hacimleri küçülürken, son tüketim tarihleri uzayacak. Gıda ambalajları, daha kolay açılma/kapanma gibi kullanıcıya kolaylık sağlarken, hazır yemek ambalajı gıdanın çeşitli kısımları için ilave bölümlere sahip olacak.

·       Kolaylık en önemli olmaya devam edecek.

Tüketiciler yeme/içme kararlarını, kolaylık esaslı vermeye devam edecek. Kompleks market rutinleri, çok fazla detaylandırılmış ürün/ambalaj, satış şeklinde temel değişiklikler; bireyleri üründen/ambalajdan soğutacak.

Markalar, sivil toplum kuruluşları, kural koyucular ve diğerleri, tüketiciyi etkilemek istiyorsa; kolay anlaşılır bilgileri iyi planlanmış şekilde sunmak zorundadır. Tüketici grupları bu şekilde tüketim alışkanlıklarının doğaya/iklim değişikliğine ve sağlıklarına olan etkilerini anlayacaktır.

·       Ambalajın ilk görevi içindeki gıdayı korumaktır.

Tüketiciler fazla fark etmese de ambalaj, içindeki gıdayı korumakla yükümlüdür.

Belirsizlikler

·       Gıda sektörü, iklim değişikliğini dikkate alacak mı?

Panele katılan bazı uzmanlar, tüketicilerin ambalajlı gıdaların, çevreye duyarlı olduğunu düşündüğüne inanıyor. Bu uzmanlara göre, tüketicilerin tercileri markaları, karbon ayak izini düşürmeye sevk edecektir. Karşı taraf ise tüketicilerin, ambalajlı gıda tercih gerekçelerinin farklı nedenlere dayandığını düşünüyor. Ancak hepsi de tüketicilerin gelir seviyesi arttıkça, sürdürebilirlik beklentilerinin yükseldiğine inanıyor.

·       Bireylerin tercihi nasıl şekillenecek?

Panele katılan uzmanlardan bazıları, bireylerin hediye/bonus vb yöntemlerle satın alma kararları etkilendiğini düşünürken; karşı taraf satın alma kolaylığının tercih nedeni olduğunu düşünüyor.

Dört Senaryo

Kemira, trendler ve belirsizliklere göre yukarıda şekli verilen dört senaryo oluşturmuş. Şimdi bunlara ambalaj gözlüğü ile kısaca bakalım:

1.    Maksimum bireysellik: Gıda sektörü, tüketicilerin çeşitliliğini dikkate alır ve beklenti farklılıklarına göre ürünler sunarken; insanlar deneyimlerine göre hareket eder.

Ambalaj, markanın farklı müşteri gruplarına ürün sunması açısından merkezi bir rol oynar. Üzerindeki baskı ve müşteriye verilecek mesaj daha ön plandadır. Markalar, anlattıkları hikayeler ile müşterilerini kendilerine bağlamaya gayret eder. Bunun için yeni ambalaj malzemelerini denemekten kaçınmazlar.

Geri dönüşüm konusunda ise bireyler esas işi yapar. Mağazaların geri dönüşüm servisleri vardır, sisteme hizmet eden müşteriler ödüllendirilir.

2.    İklim değişimine maksimum duyarlılık: Gıda sektörü, çevre/iklim konularında maksimum duyarlıdır. İnsanlar marka bağımlılığı yerine markanın iklim/çevre duyarlılığına göre hareket ederler.

Tüketiciler evden getirdikleri kap/torbalara ambalajsız gıda alma eğilimindedir. Mağazaların çoğunluğu yalnız torbaları değil, gıda ambalajındaki plastikleri de yasaklamıştır. Basit ambalajlar çoğalmıştır.

Geri dönüşüm gayretleri artmış, gıda üreticileri üzerinde baskı oluşmuştur. Üreticiler geri dönüşmüş malzemelerden ambalaj üretimine ağırlık vermiştir.

3.    Pratiklik/kolaylık ön planda: İnsanların yoğunluğu, zaman fukaralığının en önemli olduğu senaryodur. Böyle bir dünyada gıda ambalajı, kolay alınan ve açılan, komplike olmayan açma mekanizmalı ve hafif olacaktır. Ayrıca müşterinin yolda tüketebilmesine ve çeşitli şekillerde (drone, kargo) teslim alabilmesine uygun ambalajlar artacaktır. Ağır, kompleks malzemelerden yapılmış, açılması zor, içinin boşalması zor ambalajlar; tüketicinin zaman baskısı olduğundan şansları olmayacaktır.

Geri dönüşüm ister istemez ikinci plana itilecektir. Şehirler ve farklı sosyal grupların geri dönüşüm gayretleri göstermeleri mümkündür.

4.    Gıda üreticileri çevreye/iklim değişimine duyarlı: Dördüncü senaryoda, gıda şirketleri iklim değişikliğine duyarlıdır ve buna uygun ambalajlarla ürünlerini sunmaktadır. Buna karşılık tüketiciler, kullanımı kolay olanı, pratik olanı tercih etmektedir. Bu senaryoya göre, tüketicilerin isteğinden çok devletlerin koyduğu kurallar ambalaj tercihine yön vermektedir. Gıda ambalajlarında plastiğin azaltılması, karbon ayak izine ilişkin bilgilerin yazılması, hafif ve daha az çeşitli malzemeden üretilmiş olması çoğalırken; çok renkli baskılar azalacaktır. Boşunu geri getir-dolusunu götür, temizlenip-tekrardan doldurulan ambalajlar giderek artacaktır.

Bu senaryonun geri dönüşümü de sıkı kurallara bağlı olacak, hangi ambalajın hangi kutuya atılacağı belli olacaktır.

Benim Yorumum

Dört senaryodan hangisinin olacağını söylemek zor. Büyük ihtimalle hepsinden biraz gerçekleşecek. Ayrıca çalışma, yeni yetişen yani değişen kuşağın etkilerini fazla dikkate almamış. Kişisel olarak ikinci ve dördünce senaryoları daha mantıklı buluyorum.

Kaynaklar:

(1)  https://www.paper360-digital.com/ppis/0620_november_december_2020/MobilePagedArticle.action?articleId=1638120#articleId1638120

(2)  https://www.kemira.com/insights/future-food-packaging-four-scenarios-2030/