sanayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2025 Pazar

Dördüncü Yönetici

Raflarda tesadüfen rastladığım, alıp-okuduğum güzel bir kitap. Nasıl yazıldığının hikayesi, verilen QR kodlarda gizli resim ve videolarıyla değişik bir kitap. İçinde bulunduğumuz dördüncü sanayi devriminin yöneticisinin nasıl olması gerektiğini, ne yapması gerektiğini tanımlayan kitabı faydalı buldum, okurken çok sayıda cümlenin altını çizdim. Dördüncü sanayi devriminin yöneticilerine ve yönetici adaylarına tavsiye ederim.

Altı bölümden oluşan kitabın ilk iki bölümünde, içinde olduğumuz devrimi çeşitli açılardan analiz/yorumu var. Bu yazıda yalnızca bu iki bölümde ortaya konulan mega trendleri/değişimleri buraya not ediyorum. Tırnak içindeki ifadeler doğrudan kitaptan alınmıştır.


İlk bölüm: Gezegen, ekonomi, insan ve teknolojideki mega trendler

“…insan ve teknolojiyle ilgili trendleri ne kadar iyi anlarsanız anlayın, gezegenle ilgili trendler için harekete geçmiyorsanız, şirketiniz karbon salınımını dert etmiyorsa, günlük hayatınızdaki tüketim alışkanlıkları ve içinde bulunduğunuz dünya tamamen kaynaklarımızı tüketmek üzere kuruluysa, üzülerek belirtmeliyim ki hiçbirimizin bir geleceği olmayacak.”

  • Dünya ısınıyor ve iklim değişiyor. Büyükbaş hayvanların yaydığı metan gazı ile fosil yakıtların kullanımı ile ısınmanın baş suçluları.
  • Isınmanın bir başka nedeni ormansızlaşma. Amazon ve Uzakdoğu’daki yağmur ormanları palmiye dikmek ve başka nedenlerle azaltılıyor.
  • İnsanlık 1953’e kadar hiç plastik kullanmadığı halde, okyanuslardaki plastik miktarı, günümüzde balık miktarını aşmış durumda.

  • Isınma, iklim değişikliği, okyanuslardaki plastik kirliliği,… gibi konular için Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri en önemli yol haritasıdır.
  • Uber ve Airbnb ile dikkatimize gelen uygulamalara paylaşım ekonomisi deniyor. Bilinenlerin ötesinde yepyeni uygulamalar ortaya çıkacak. Paylaşım ekonomisi kaynak israfını önlemeye yardım ettiği gibi bireylerin ekonomisine katkı sağlıyor.
  • “Freelance çalışan sayısı da freelance çalışılabilecek meslek sayısı da gelecek yıllarda inanılmaz bir ölçüde artacak. Şu anda Amerika’daki toplam beyaz yakalıların %36’sı freelance ve beş yıl içinde bu oranın %50’yi geçmesi bekleniyor. Pandemi, freelance’e geçişi çok daha fazla hızlandırdı.”
  • İnternet iş yapışımızı hızlandırdı. Bireyler olarak hep daha hızlısını istiyoruz ama hepimizin hızın artışına uyum sağladığımızı, hızı anladığımızı yani alışkanlıklarımızı yeni duruma uydurduğumuzu söyleyemeyiz.  Hız beklentisi Whatsapp’tan iş yapan insan sayısını arttırdığından; mavi ve beyaz yakalı çalışanlardan başka “Whatsapp yakalı” profesyonellerden bahsedilebilir.
  • Döngüsel ekonomi hammaddelerin üretilmesi, hammaddenin ürüne dönüştürülmesi, üretim sırasındaki kayıp ve firelerin azaltılması, fire ve bozukların çöpe atılmak yerine başka bir ürüne dönüştürülmesini tanımlayan ideal durumun adı. Her adımda enerji ve su kullanımının azaltılması, karbon salınımının azaltılması gerekiyor.
  • Beğeni ekonomisi ürünlerin satışını arttırıyor. “Amazon Amerika’da 2800 kişi sadece ürün değerlendirmelerini yönetmek için çalışıyor.” Paylaşım ekonomisi da beğeni puanı üzerine kurgulanmış. Puanınız kötüyse işleriniz azalıyor.
  • İnsan ömrü uzuyor. 1905’de Avrupa’da ortalama ömür erkeklerde 37 ve kadınlarda 42 idi. Dolayısıyla insanlar boşanmayı düşünemeden ömürleri tükeniyordu. Bugün doğan kız çocuklarının 90 yıldan fazla yaşaması bekleniyor. Uzayan insan ömrü, boşanma sayısının artması, emekli sayısının artması ve sosyal güvenlik sistemlerinin emeklilere bakamayacak duruma gelmesi, emeklilik yaşının 65’in üzerine gelmesi, ülke nüfusunun azalması, nüfus yapısının (kadın/erkek, din/mezhep, etnik köken…) değişmesi gibi durumları getirecek. Muhtemelen dördüncü yönetici 75 yaşında emekli olabilecek.
  • Her bireyin beslenme alışkanlığı, çalışma saatleri ve günlük rutinleri giderek diğerlerinden farklılaşıp-özelleşecek. Freelance’lerin ve Whatsapp yakalıların artışı da dikkate alındığında, pandemi insanları kapalı alanlarda, kahve dükkanlarında yaşamaya alıştırdı. “İstanbul gibi bir metropolde yaşayan bir beyaz yakalının bir günde açık havada geçirdiği süre ortalama 51 dakika.”
  • Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler giderek artacak. Herkes her satın aldığını kendisine özel istiyor. İnternet, teknolojinin geldiği yer ve zenginleşme insanların bana özel olsun talebini destekliyor ama dünya kaynaklarının tükenmesine de yol açıyor.
  • Dördüncü sanayi devrimi insanlarla makinelerin bir arada çalıştığı bir dönem.

Ticaret ve saha çalışmalarını yüklenen Drone, 

uzaya uyduyu uzaydaki yörüngesine taşıyan roket,

ev dahi üretebilen üç boyutlu yazıcı,

gömlek ütülemeyi gereksiz kılan apre,

anne karnındaki bebeğin gelecekteki anomalilerini tespit eden CRISPR,

uçaktan daha hızlı ulaşımı sağlayacak Hyperloop,

sanal gerçeklik ile artırılmış gerçeklik (VR ve AR),

büyük veri ile yapay zeka… gibi teknolojiler artık hayatımızda ve bunlar insanların giderek daha az çalışmasına neden olacak (kitapta çok sayıda örnek uygulama var.)

Yakın zamanda sürücüsüz araçlar, askeri araçların insansız olması (İHA’lardan daha fazlası) ve güneş ışığıyla şarj olan aküyü de görüp-bir kademe daha ilerleyeceğiz.

İkinci bölüm: Mega hibrit dünya

Şirketlerin yıllarca uğraşıp-hayat geçirebileceği dijital dönüşümler; pandemi sayesinde çok kısa sürede devreye girdi. Artık mega hibrit bir dünyadayız. “Dün, hayatımızda olması yakın zamanda mümkün görünmeyen her şey bugün yeni normalimiz.” Yazara göre pandemiden sonra hayatımızda şunlar değişti: “İş gücünün dijital yöntemlerle nasıl etkin kullanılacağını anladık… insanlar bir gayeyle desteklenen iş kültürlerinde yaşamak istiyor… herkesi dahil eden adil organizasyon ve şirketlere ihtiyaç var… hesap verebilen yeteneklerle tanıştık. Yetenekli birinin, yaptığı işin tüm sorumluluğunu aldığını, işi en baştan en sona kadar götürme arzusuna sahip olduğunu gördük… çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG, Environmental Social Governance) artık yeni siyahımız. Doğaya, insana, çalışanlarına, bulunulan organizasyona, rakibe karşı iyi ve adil davranmayan şirketler artık istenmiyor…”

  • Online & Offline: Ülkemizde online satılan her 10 ürünün yedisi offline denendikten sonra alınıyor. Online’a bu kadar geçiş varken, online toplantılardan yüz yüze toplantının faydasını beklemek boşuna. Yönetici yüz yüze gösterebildiği mimik ve vücut dilini gösterecek, herkesin katılımını sağlayacak yollar bulmak zorunda.
  • Ev & Ofis: Günümüz iş hayatında ev ile ofis birbirine karışmışken, çalışanın evindeki olumsuzlukları bilmek ve işe yansımasını önlemek gerek.
  • Yerinde & Uzaktan: Eskiden arızalanan ürün servise götürülürdü. Artık sorunun giderilmesi için ille servise gitmek gerekmiyor. Uzaktan sorun çözümü daha kolay. (AR, VR)
  • Sabit & Mobil: İş ve çalışma modellerimizde de sabit ve mobil uygulamalar geliyor. Yurt dışından montör getirmek gibi konuya göre geçici CFO kiralamak da söz konusu olacak.
  • Yerel & Uluslararası: Her şeyi lokal yapmak zorunda değiliz. “Amerika’da çekilen röntgenlerin raporlarının üçte ikisi Hintli doktorlar tarafından yazılıyor.”
  • Eski & Yeni: İnsan ömrü uzadığı için çalışanların bir kısmı yaşlı olacak. Eskiyle yeniyi birlikte çalıştırmak, kuşakların birbirinden öğrenmesini sağlamak gerekecek.

Yer vermediğim başka başlıkların da olduğu bölümde;

Çalışanların çoklu becerileri olmalı, tek bir konunun uzmanlığı yetmiyor,

Şirketlerin esnek çalışma modelleri olmalı,

Trendleri anlayan, bilgileri birbirine bağlayan, yeni tip yöneticiler olmalı,

“…değişim dalgalarının üzerinde sörf yapan fil” kıvamında değişimi yönetebilen çevik şirketlerin yetenekli çalışanları bulmak ve elde tutmak gibi sorunları olacak deniyor.

 

Sonuç

Günümüzdeki büyük değişimleri anlamak açısından kitaptan alıntılarla aklımda kalanları yazdım. Sonraki bölümlerinde organizasyon, liderlik ve dördüncü yöneticiye öneri ve tavsiyeler yer alıyor. İddialı yönetici adaylarının okumasında fayda var.

1 Ocak 2019 Salı

2019'a Girerken


Yılın ilk gününde yazılan bu makalede 2019’da oluklu mukavva ve kahverengi kağıt sektörlerine ilişkin beklentilerimi açıklayacağım. 2018’in sonunu çok güzel anlatan aşağıdaki iki grafiği (1)’deki Dr. Mahfi Eğilmez'in yazısından aldım.
Yılın ikinci yarısında işler giderek azalmış. Omüd sektör rakamları da bu azalmayı teyit ediyor. Üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yalnızca %0,8’lik bir büyüme var. Son çeyrekte küçülme olması büyük ihtimaldir. Daralan talebe karşılık oldukça yüksek kapasiteli bir oluklu fabrikası devreye girmiştir. Halen montaj aşamasında olan biri büyük diğerleri küçük kapasiteli birkaç fabrika daha bu aylarda devreye girecektir. Yani oluklu mukavva ambalajda talep azalırken arz fazlalaşacaktır. Arz talep kanununa göre fiyat baskı altında kalacak ve düşecektir.
 
Kahverengi Kağıttaki Durum
Orada da olukluya benzer bir durum söz konusudur. Geçen yıl Avrupa’da devreye giren kapasiteler bir milyon tondur. Bu sene 300 bini ülkemizde olmak üzere bir milyon ton daha kapasite devreye girecektir. Oluklu talebi azalırken kahverengi kağıt arzının çoğalması, kağıt fiyatının düşmesini getirecektir. 2018’in son iki ayında bu trend görülmeye başlanmıştır. Fiyatın azalmasına rağmen kağıt fabrikaları yeterince sipariş alamamış ve aylık bazda %50’ye varan kapasite kesintileri (yani duruş) yapmak zorunda kalmışlardır.
 
Ya 2019’da?
2019 büyüme beklentileri çeşitli küçülme tahminleri ile %2,3 büyüme arasında dağılmaktadır. Her halükarda 2019 büyümesi, 2018’in altında kalacağından sektörümüzü büyük bir kapasite problemi beklemektedir. Hafızam beni yanıltmıyorsa, sanırım bu sektör (kahverengi kağıt ve oluklu mukavva birlikte) ilk defa bu denli büyük bir kapasite problemiyle karşı karşıyadır. Eskiden hep bir büyüme olduğundan, yeni giren kapasiteler kısmi fiyat rekabeti yaratır, büyüyen ekonomiyle gelen talep artışı ilave kapasiteyi doyururdu. Şimdi ise çok absürt bir durumdayız. Bir yandan talep azalıyor, aynı anda ilave kapasiteler devreye girmeye devam ediyor. Fiyatın düşmesi dahi satışları arttıramıyor, son iki aydaki kağıt fiyatlarının düşmesinde olduğu gibi.
 
Peki Ne Yapılmalı?
Temel aksiyon, önümüzdeki birkaç yıl daha küçük büyüme oranlarının gerçekleşeceğini anlamak ve kapasiteyi buna göre düzenlemektir.
  • Yeni ürünler: Bazı kağıt fabrikalarının Kraft top veya beyaz test liner üretimine girmeleri güzel örnekler. Oluklu mukavvada ise yepyeni bir ürün geliştirilmesi imkanı çok az. Geliştirilse bile müşteriler, işlerin azaldığı dönemlerde daha tutucu olurlar ve yeniyi denemek istemezler.
  • Yeni Pazarlar: Kurların arttığı dönemler, ihracatı daha cazip kılıyor. Doların 5,3 TL olduğu bu günlerde ihracatın pek cazibesi yok. Öte yandan ülkemizin ithalatı azaldığından, yükleyecek konteyner bulmak da önemli bir sorun olmaktadır. En önemli ihracat pazarımız olan Avrupa’da da işlerin kötüye gideceği beklentisi, ihracatı olumsuz etkileyecektir.
  • Yatırım Planları Gözden Geçirilmeli: Ucuz para dönemi bittiği, batıdaki merkez bankalarının artık piyasaya para enjekte etmediği yeni dönemde hem finansman bulmak hem de yapılan yatırımın ciro üretip-borcunu ödemesi daha uzun süre gerektirecektir. İyimser bakış açısıyla yapılacak yatırımların sonu hüsran olabilir. Kahverengi kağıt üretme hayalindeki bazı oluklu üreticilerinin de planlarını gözden geçirmesinde yarar olabilir. Kağıttaki darlık dönemi çoktan bitti.
  • Düşük Kapasiteyle Ayakta Kalmayı Öğrenmeli: Talep düşerken, arz arttığına göre daha düşük kapasite kullanılacak demektir. Ya kapasite azaltma bilinçli olarak yapılacak, ya da piyasa bizi tabir yerinde ise döve döve hizaya sokacaktır. Bu dönemde herkes için en tehlikeli senaryo, bir ton daha fazla satmak/üretmek için fiyat seviyesini kırmaktır. Bilanço çıktığında, dipte zarar varsa doğru fiyattan satmamışsınız demektir. Küçülmeyi beceremeyenlerin el değiştirmesi veya ödeme güçlüğüne düşmesi mümkündür. Küçülme yalnızca miktarın azalmasını sağlamak değil, aynı anda nakit akışını da düzene sokmak gibi iki ucu keskin bıçak bir problemdir.
 
Pozitif Beklenti Yok Mu?
Zayıf ta olsa bazı durumlar, beklentileri tamamen farklı şekle getirebilir:
  • Kurlarda Sıçrama: Kurların mevcut seviyesinin %7 daha üzerinde olması ülke olarak ambalaj ihracat şansımızı arttırabilir. Eğer %12 kadar daha yüksek olsa, ülkemize kahverengi kağıt ithalatı pahalı hale geleceğinden içeride kağıt fiyatları artacağı gibi kağıt ihracatı da olabilir.
  • Çin’in Atık Kağıt İthalatı: Risi’deki bazı yazılara göre Çin uygulamakta olduğu düşük kontaminasyon oranını bir süre gevşetmek zorunda kalacaktır. Böyle bir durum olması, atık kağıt piyasasını ve kahverengi kağıt piyasasını hareketlendirir. Genel olarak hurda, kağıt ve kutu fiyatları yükselir. Ancak bu senaryonun olumsuz yanı 2018 verileridir. Çin 2017’de 25 milyon ton atık kağıt ithal etmişken, 2018’de bu rakam 12,8 milyon tona inmiştir. Çin içerideki atık kağıdı toplamayı becermiş olabilir.
  • Hal Yasası: Yaş meyve sebzenin ambalaja girmesi, oluklu mukavva talebini ciddi oranda arttırabilir. Ancak bundan önce kayıt dışını önlemek gerekir. Halen kayıtlı çalışmayan yapıyı kayıt içine sokmak gerekir. Kayıt dışını önlemeden hal yasasının çıkması, bazı ambalaj üreticilerini de kayıt dışı çalışmaya sevk edebilir.
Özetle, 2019 yılı hem kahverengi kağıt hem de oluklu mukavva ambalaj sektörleri açısından çok zor bir yıl olabilir.