selüloz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selüloz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2024 Pazar

EUDR

    27 Eylül 2024 günü Omüd’ün düzenlediği EUDR (European Union Deforestation Regulating – Avrupa Birliği Ormansızlaşma Regülasyonu) bilgilendirme eğitimine katıldım. EUDR’yle ilgili web sayfası (1)’dedir. Eğitimin kaydı ise (2)’dedir.
EUDR konusu özellikle Amerikan kaynaklarında sorun olarak belirtildiğinden, üzerinde çalışarak konuyu yazmaya karar verdim.


Kısaca EUDR
·        30 Aralık 2025’te devreye girmesi bir yıl ertelenen EUDR (5), soya, palmiye yağı, kauçuk, kahve, sığır eti/derisi, orman ürünleri sektörlerini ilgilendiriyor.
·        Bu sektörlerde üretilen ürünlerin, üretildikleri sırada ormansızlaşmaya (ormanların azalmasına) neden olmadığının belgelenmesi gerektiriyor.
·        AB pazarına ilgili ürünleri (pizza kutusu gibi boş koli, A4’ten-flutinge her türlü kâğıt) ilk kez sunan üretici/satıcının ürünlerin hangi kaynaklardan üretildiğini göstermek üzere geriye doğru bilgi toplaması ve belgelemesi gerekiyor. Örneğin pizza kutusunda kullanılan kraftın hangi ülkede, selülozun hangi orman kaynağından üretildiğini bu üretimin ormansızlaşmaya neden olmadığını, ağaç kesim izni ve çevre kurallarına uyulduğu göstermek gerekiyor. Yalnızca ormansızlaşmayı ispatlamakta yetmiyor; üretimde çocuk işçi çalıştırılmadığını veya zorla işçi çalıştırılmadığını, İSG (işçi sağlığı ve iş güvenliği) kurallarına uyulduğunu, ilgili vergilerin ödendiği, ürünün patent hakları, topluma olan yansımalarını göstermek gerekiyor.
·        Regülasyon pazara sunan kişiyi operatör, alt operatör veya tüccar olarak tasnif ederken; tedarik zinciri boyunca toplanan bilgilere risk değerlendirme yapılmasını istiyor. Kaynakların üçüncü maddesinde, FSC’ye ilişkin ülke bazlı riskler tasnif edilmiştir. Operatör (yani malı AB’ye sunan, alt operatör veya tüccar da olabilir) tabloya (3 nolu kaynaktaki tablo) göre riskli olan maddeleri nasıl değerlendirdiğini, riski nasıl bertaraf ettiğini (mesela ülkenin İSG riski varsa malda bu riskin nasıl garantiye alındığını belgelemek) durumundadır.
·        Özetle EUDR, AB dışında üretilen hammaddelere şüpheyle bakıyor ve ambalaj üreticilerini tercihen AB içinden ve hep aynı kaynaktan hammadde almaya zorluyor. Türkiye gibi spot kâğıt pazarlarında, ucuz bulunup-alınan bobin yerine belli kaynaktan ve acayip evrak yüküyle takip edilen spota göre daha pahalı olan hammaddeye yönlendiriyor.


Eleştiriler
Çok fazla belgelendirme gerektirmesi, EUDR bilgi sisteminin geç açıklanmış olması ve yeterli olup-olmadığının henüz bilinmemesi gibi sorunlar vardır.
En önemli eleştiri, EUDR’nin AB büyümesini negatif etkileyeceğidir. (4) Sayılan altı sektörün ağırlığı AB GSYH (gayri safi yurt içi hasıla, GDP-Gross domestic products)’nın ancak %6’sı imiş. Eleştirenler “bu sektörler küçük ama nakliye, depolama, toptan ve perakende ticaret aracılığıyla büyüme düşecek” diyor.

İkinci eleştiri ise çok sıkı izlenebilirlik sistemi gerektirdiğinden EUDR’nin fiyatları arttıracağının beklenmesidir.

Diğer iki eleştiri ise
·        Zirai ürünler ve işlenmiş gıdalar gibi bir yerinden ormanla ilintili sektörlerde bozulma daha fazla olacak.
·        Malezya, Endonezya ve Brezilya gibi ülkelerden ithalat zorlaşacak, oradan alınan ürünler pazarda azalacak ve fiyatları artacak şeklindedir.
Ayrıca aşağıdaki görselin alındığı Bloomberg’in analizine göre (6)
Yukarıda sayılanlara ilaveten ekonomik olarak daha küçük çok sayıda ülkenin milli gelirinde AB’ye ihracatları çok önemlidir ve bu ülkeler zarar görecektir.


Yorumum
AB genel olarak gümrük duvarlarını yükseltiyor: Sınırda karbon vergisi, hurda ihracatına vergi, ormansızlaşma gibi yeni kurallarla; iklim/çevre uygulamalarını fazla dikkate almayan ülkelerden gelen karbon yoğun ürünlerle (çimento, çelik), kendi çıkardığı atıklardan üretilen ambalajlara bariyer koymak istiyor.

Bu şekilde ikincil amaç olarak kendi sanayisini korumaya çalışıyor ve Rusya gibi tehlike gördüğü yerlerden mal (kâğıt, selüloz) akışına engel olmak istiyor.

Çevre/iklim hassasiyetiyle başlasa da bu uygulamaların Avrupa’da daha sağ görüşlü partilerin iktidara gelmesiyle çevre/iklim/ormansızlaşmadan ziyade kendi çiftçisini/işçisini korumaya yönelmesi daha mümkündür. Çin’in elektrikli araçlarda Avrupa’yı perişan etmesiyle korumacılık tavrının giderek artacağına inanıyorum.

EUDR devreye girdiğinde, AB'ye pizza kutusu, kağıt çanta, hamburger kutusu, gibi boş ambalaj ihracatı yapmak pek mümkün değil. Türkiye olarak kapsamlı bir planlamaya ihtiyacımız var. Bazı sektörlerden çıkmaya ve yatırımları istikbali daha açık olan sektörler yönlendirmeye ihtiyacımız var.


Kaynaklar:
1-    https://green-business.ec.europa.eu/deforestation-regulation-implementation_en
2-    https://www.youtube.com/watch?v=VfTEZwjZgbk
3-    https://connect.fsc.org/fsc-risk-assessments
4-    www.risiinfo.com ‘da 1 Ekim 2024’de yayınlanan “Fastmarkets RISI Viewpoint: Despite the European economy's already bleak growth prospects, EUDR is threatening to further reduce growth for at least the next three years” başlıklı yazı
5-    www.risiinfo.com’da 2 Ekim 2024’de yayınlanan “European Commission proposes to postpone EUDR implementation to December 2025” başlıklı yazı
6-    https://www.bloomberg.com/news/articles/2024-10-03/europe-s-global-green-ambitions-push-too-hard-once-again?embedded-checkout=true&leadSource=uverify%20wall

8 Ekim 2022 Cumartesi

Taş Kâğıt Geri Dönüşüm Sorunları Yaratacak

Çeşitli kaynaklarda (bana göre çoğu reklam amaçlı) yapılan haber ve paylaşımlarda taş kâğıt üretimine girileceği, ormanların kurtulacağı, memleketin taşının kâğıt olacağı, anlatılıyor. Haberlerde bahsedilen Özbekistan’daki tesisi geçen yıl gezmiştim. Bildiğimden farklı bir şey var mı diye Google’a baktım. İncelediğim sitelerin bir kısmı (Google sayfalar dolusu kaynak listeliyor) kaynaklar bölümünde bulunuyor.

Taş Kâğıt Nedir?
Biyo-plastik kâğıt, mineral kâğıt veya zengin mineral kâğıt olarak da adlandırılan taş kâğıt ürünleri, yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) tabakası ile bağlanmış kalsiyum karbonattan üretilen güçlü ve dayanıklı kâğıt benzeri malzemelerdir. Selüloz bazlı kağıtla aynı uygulamaların çoğunda kullanılırlar.


Özellikleri
Taş kâğıdın yoğunluk aralığı 1.0-1.6g/cm3 olup, bu normal kâğıda eşit veya biraz daha yüksektir ve bir şekilde haşlanmış yumurtanın dış zarına benzer bir dokuya sahiptir.
Selüloz liflerinden yapılmadığı için taş kâğıdı, çoğu geleneksel üründen daha pürüzsüz bir yüzeye sahip olabilir ve ek kaplama veya laminasyon ihtiyacını ortadan kaldırır. Kalsiyum karbonat taş ocaklarından çıkarılır veya kireçtaşından çökeltilir. Taş kâğıt üretiminde asit, ağartıcı veya optik parlatıcı kullanılmaz. Yeni taş kâğıda geri dönüştürülebilir, ancak yalnızca özel kentsel tesislerde ayrı olarak geri dönüştürülebilirse (yani mevcut kullanılmış kağıtlardan ayrı toplanmalı ve geri dönüştürülmeli.) Taş kâğıt ürünleri, mürekkep püskürtmeli veya katı mürekkepli yazıcılarla (örneğin ofset, tipo, gravür, fleksografik) uyumludur, ancak çok yüksek sıcaklıktaki lazer yazıcılara iyi yanıt vermez.


Sürdürülebilirlik
Avrupa'da kitap basımı gibi uygulamalar için taş kâğıt ve geleneksel kâğıt arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Taş kâğıt, Avrupa'da kaplamalı ve kaplamasız grafik baskı işlerinin yerini alırsa, mevcut Avrupa tüketimine kıyasla (%100 selüloz esaslı kâğıda göre) CO₂ emisyonlarını %25 ila %62, su tüketimini %89 ila %99,2 ve ağaç kullanımını %100 azaltabilir. Taş kâğıdın geri dönüştürülmüş kâğıda göre çevresel faydaları çok daha az önemlidir.


Yukarıdaki üç paragrafı ilk sıradaki Wikipedia’dan tercüme ettim. Anladığım kadarıyla, taş kâğıt esasen ve yalnızca defter, kitap, dergi gibi işlerde kullanılabilir. Ambalaj olarak yalnızca alışveriş torbası olabileceğinden bahseden kaynaklar var ama üretene rastlamadım.


Bana göre en büyük sorun: Geri dönüştürememe
İkinci paragrafta yazdığı gibi, taş kâğıdın geri dönüştürülmesi için diğer kağıtlardan ayrı toplanması (selüloz esaslı olanlarla karışmaması) gereklidir. Ülkemiz dahil pek çok batı ülkesinde de halen içi plastik kaplı kâğıt bardaklar da tetrapak tabir edilen 2-3 katlı kompozit içecek ambalajları da ayrı şekilde toplanmadığından; taş kâğıt hurda esaslı kâğıt üreticilerinin başına bir bela olmaya adaydır.
Okunmuş dergi/kitap gibi kağıtlar, hijyenik kâğıt üreten, ofsete yönelik karton üreten veya yumurta viyolü üreten fabrikaların tercih ettiği malzemelerdir. Bu fabrikalar, alacakları hammaddenin içinde taş kâğıt olduğunu bilmeyeceklerinden; makine ve ekipmanlarında büyük hasarlar görebilecektir.
Toplama ayırma tesisleri, taş kâğıt getiren kaynaklardan alım yapmayacak; taş kâğıt esaslı malzemeler toplanmayacak ve çöpe gidecektir. Yani çıkan çöp miktarı artarken, istenmeyen malzemenin yanında bir kısım faydalı elyaf da çöpe gidecektir.


Ekonomisine dikkat
Kaynaklarda vermiyorum ama biri Adana’da diğer Karadeniz Bölgesi’ndeki kalkınma ajanslarınca hazırlanmış taş kâğıt yatırım fizibilitelerine rastladım. Gördüğüm raporların içlerinde bir şey yoktu, kulaktan dolma saçmalıklar yazılmıştı. Ayrıca verilen üretim, kapasite, satış rakamları tam anlamıyla uçmuştu. Raporlardan birinde, taş kâğıdın oluklu mukavva kutu ve levha üretiminde de kullanılacağı gibi mesnetsiz ifadeler vardı.
Biz çok zengin bir ülke değiliz. Kaynaklarımızın saçma projelerde israf olmamasına dikkat etmeliyiz. Yatırım projelerini hazırlayan uzmanlardan, teşvik edilecek projelerin seçimine kadar itinalı davranmak gereklidir.


Sonuç
Bana göre taş kâğıt, devlet teşviki/desteği alıp-basına demeç/fotoğraf vermek için güzel bir numaradır. Ülkemize katkısı olacağına inanmıyorum. Dahası selüloz esaslı kağıtların toplanması ve geri dönüşümünü baltalayacaktır.


Kaynaklar
https://en.wikipedia.org/wiki/Stone_paper
https://www.karststonepaper.com/bookmark/stone-paper-101/
https://stone-paper.nl/recycling
https://www.rockpapersz.com/page/recycle-ways-of-stone-paper

Taş Kâğıda Benim Gibi Endişe ile Bakan Yazılar
https://www.popularmechanics.com/science/environment/a29995514/stone-paper-environmental-impact/

3 Ekim 2021 Pazar

Orman Dışı Selüloz Trendi

Birkaç ay önce pandeminin yarattığı önemli değişimler üzerine bir yazı yazmıştım. Orada değindiğim hususlardan biri odun selülozu yerine başka selüloz kaynaklarının artma ihtimali idi. Bu yazıda, yayınlanan ve konuyla ilgisi olan diğer gelişmeleri paylaşmaya çalışacağım.


Çin’deki Değişim (1)

Yukarıdaki grafik Çin’in orman dışı kaynaklardan (bambu, bagas, kamış ve saman) selüloz üretimini gösteriyor. Saman selülozu üretimi 7,19 milyon ton (2010) iken 1,17 milyon tona (2020) inmiş. Azalmada ülkenin çevre kirliliğine dikkat etmeye başlaması etkili olmuş. Ayrıca küçük kapasiteli ve saman selülozu üreten fabrikaların kapatılması politikası (sanırım 2018’de) etkili olmuş. Son olarak üretilen saman selülozu kullanılan yazı kağıtları talebindeki dramatik düşüş de önemliymiş.

Sektöre başladığım yıllarda saman fluting en çok kullanılan ondüle kağıdı idi. Yılda bir hasat edildiğinden fabrikalar samanı yıllık depolamak zorundaydı. Bildiğim kadarıyla samandan selüloz elde etmek için hem kimyasal kullanımı fazlaydı hem de kullanılmış suyu arıtmak çok pahalıydı. Ülkemizde de saman selülozu üretip-sonra kahverengi kağıt üretenler bir bir kapandı veya hurda esaslı kağıt üretmek için kendini revize etti.

Çin’e geri dönersek (1) numaralı kaynağa göre halen 2 milyon tonluk saman selülozu üretme amaçlı yatırım yapılıyormuş. Elde edilecek selülozun tamamı oluklu mukavva kağıdı yapmak amacıyla kullanılacakmış. Yazı, fikrin çıkış yerinin Çin’in atık kağıt ithalatını yasaklaması olarak verse de ben Çin devletinin dünyaya buğday satma gayretinde olduğunu düşünüyorum.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde birkaç yıl önce yaptığım bir konuşmada hocalardan biri saman selülozu üretmeye nasıl baktığımı sormuş idi. O zaman hayvan yemi olarak Bulgaristan’dan saman ithal ediyorduk (şu anda öyle olmalı) selülozu nasıl yapalım demiştim. Ancak geldiğimiz noktada, saman veya başka bir kaynaktan selüloz elde etmek için bir politika değişikliği ve planlama şart gibi görünüyor.


DS Smith Selüloz Kaynağı Arıyor (2)

Kaynaklardaki ikinci yazıya göre, DS Smith kağıt esaslı ambalaj üretiminde odun selülozu yerine kullanılmak üzere su yosunundan selüloz üretimini araştırıyormuş. Şirket ayrıca gıda ambalajlarındaki kimyasal-petrol esaslı kaplama maddeleri yerine su yosununda kaplama maddesi (bariyer maddesi) yapımını da araştırıyormuş. Birkaç biyo-teknoloji şirketiyle bu çalışmalar yürütülüyormuş ve elde edilecek selülozun karton ambalaj, sargılık kağıt ve oluklu mukavva tepsi/kasalarda kullanılması düşünülüyormuş.

Su yosunu, düşük ekolojik ayak izi, kolayca geri dönüştürülme ve doğada kendiliğinde yok olma (biodegradable) gibi konularda öne çıkıyormuş. Bu çalışma sırasında; saman, kenevir, fil otu ve pamuk esaslı elyafın kullanım potansiyelleri inceleneceği gibi, papatya, kakao kabukları, işlenmiş şeker kamışından kalan bagas gibi normal olmayan malzemelerden de elyaf elde edilmesi araştırılacakmış.


Red Leaf’in Saman Selülozu Projesi (3 ve 4)

En alttaki üçüncü ve dördüncü metinlere göre, Red Leaf Pulp Kanada’nın göbeğinde (haritadaki kırmızı bölge) yılda 290 bin ton sap samandan; 182 bin ton selüloz ile 95 bin ton lignin üretmeyi planlıyor. Tesisin 2023’ün ikinci çeyreğinde devreye girmesi bekleniyor. Üretilecek selülozun kağıt havlu, hijyenik kağıt, viyol, diğer ambalaj ürünleri segmentlerine satılması planlanmış. Prosesin enerji ve su tüketiminin odun selülozu üretenlere göre daha düşük olacağı belirtilmiş.


World Centric’in Ağaçsız Ambalaj Koleksiyonu

Web sayfasına göre 2004 kurulan World Centric, çevre kirliliği, iklim değişikliği, gelir adaletsizliği,…gibi konularda duyarlılık göstermek üzere kurulmuş. Karının %25’ini fakirlere ve bu konularla ilgilenen kurumlara bağışlıyormuş. Genel olarak doğada kendiliğinden kolayca yok olan gıda kaplarını tasarlıyor, üretiyor ve satıyor.

6 numaralı kaynaktan ürünlerine bakılabilir. 5 numaralı yazıya göre anons edilen 17 ürünün hepsi fast food gıda ambalajları veya al-götür amaçlı kaplardan oluşuyor: Sandviç kutusu, kızarmış patates kabı, kapaklı tabak, geniş tabak, pencereli al-götür kutusu, katlanmış kutu,…gibi ambalajlarda kullanılan bariyerler ile pencereler kimyasal değil bio-based. Bu ürünlerin üretildiği kağıt, bambu veya şeker kamışından elde edildiğinden yenilenebilir deniyor. Tüm ürünler ısı ve ışık toleransı, ısıtma fırınlarına konulmaya uygun olduğu gibi içlerine sıcak veya soğuk gıda konulmasına da uygunmuş.


Yorumum

Bu sene ülkemizde de dünyada da çok sayıda orman yangınları görüldü. Kirlenen dünya, artan karbon dioksit, değişen iklim yüzünden gelecek yıllarda orman yangınlarının devam etmesi olası. Bu durumun “kağıt üretmek amacıyla artık ağaç kesilmesin” şeklini alabileceğini düşünüyorum. Orman dışı selüloz kaynağı çalışmaları daha da artacaktır.

Tahıl dolayısıyla saman üretiminin beslenme amaçlı artacağına inanıyorum. Red Leaf Pulp’ın dediği (odun selülozu üretimine göre daha az su ve enerji) doğruysa, zaten selüloz üretimi kendiliğinden evrilecektir. Bu durumda ambalaj/kağıt/selüloz tedarik zincirinin yeniden yapılanması gerekecektir. Kaynak (4) bu konuda ip uçları veriyor.

Mevcut durumda geniş orman varlıkları olan ülkeler duymazdan gelse de bir süre sonra onların da değişen şartlara uyması gerekecektir. Yakın zamanda oluklu mukavva ambalaj alıcılarından, “X ülkesinden gelen Kraft lineri kullanma, onlar çok fazla ağaç kesiyor” şeklinde bir şey duyarsam kesinlikle şaşırmayacağım.


Kaynaklar

1, 2, 3 ve 5 www.risiinfo.com adresinde yayınlanmış yazılardır. Yayın tarihleri parantez içinde verilmiştir.

1-Fastmarkets RISI Viewpoint: The revival of interest in straw pulp in China (19 Mayıs 2021)

2-DS Smith looking to seaweed as alternative to wood for packaging (18 Ağustos 2021)

3-Red Leaf unveils plans for new $350 million wheat straw pulp mill in Saskatchewan (27 Ağustos 2021)

4-https://www.redleafpulp.com/project

5-World Centric expands NoTree packaging collection with 17 new 100% tree-free

compostable products

6-https://brandfolder.com/worldcentric/public?digest=sx9vfxb3rz4g5jjksk2z5q

5 Haziran 2021 Cumartesi

Büyük Değişimler

Pandemi acaip değişimler yaratmaya devam ediyor. Mutlaka başka sektörlerde de değişimler vardır ama, ben içinde bulunduğum atık/hurda, kağıt ve oluklu mukavva sektörlerindeki pandemi kaynaklı değişimleri buraya not edeyim:

Hammadde

Yepyeni hammaddelerin çıktığını duyduk. Bana en ilginç geleni Mısır’da bagasse (bagas)’tan üretilen kağıt teklif edilmesi oldu. Bagas nedir diye baktığımızda, şeker kamışı veya sorgumun ezilmesi sonucunda kalan sap-çips olduğunu anladık. Afrika’da hayvan yemi olarak sorgum (Sudan otu da deniyormuş) yetiştiriliyormuş, anladığımız kadarıyla; kağıt üretimi için sorgum önceden cazip değilken-artan fiyatlar neticesinde cazip hale gelmiş.

Benzeri bir trend ise Çin’deki saman selülozu projeleri (*). 2010’lardan itibaren odun dışı (bambu, saman, bagas, kamış) selüloz üretiminde azalma ve özellikle saman selülozu fabrikaları kapanırken; buğday üretiminin artması planlandığından-2 milyon ton kapasiteli saman selülozu yatırımı yapılmaya başlanmış. Elde edilecek selülozdan tamamen oluklu mukavva kağıdı üretilmesi projelendirilmiş.

Yukarıdaki hususlardan yola çıkarak, odun dışı hammaddelerin daha yaygınlaşacağını beklemek gerekiyor. Özellikle artan nüfusun beslenmesi, saman selülozunu daha popüler yapacaktır.

Lojistik

Konteyner bulunamaması, limanlardaki yoğunluk, hastalık nedeniyle yeterli liman çalışanı olmaması, gemilerin liman girişlerinde karantinaya tabi tutulması,…gibi faktörler lojistik işini zorlaştırıp-pahalılaştırdı. Bazı şirketler deniz-tren yolu kombine çözümler geliştirdi.

Süveyş Kanalında bir konteyner gemisinin sıkışması; lojistik kurgularını bir kez daha değiştirdi. Bütün bu olaylar, Çin’in kuşak-yol projelerine destek verir niteliktedir. Önümüzdeki yıllarda Avrupa-Çin taşımalarının demir yoluna kayması olasıdır.

Ayrıca iklim değişikliği ile kuzeydeki buzulların erimesi, Rusya’nın kuzeyinden deniz taşımacılığını daha çok gündeme getirecektir.

İhracat ve Gümrük Duvarları

Büyümesini ihracat ağırlıklı yapan şirketler, gördüler ki ihracat yapmanın artık cazibesi kalmamış. Normal bir zamanda ihracat yapmak çok tercih edilen bir durum iken, artan navlun fiyatları şirketleri daha içe dönük yaptı.

İlk yıl tamamlandığında, tedarik zincirlerinin iyice bozulduğu önceden olmadığı kadar (planlanandan farklı) mal hareketi ortaya çıktı. Bazı ülkeler, içerdeki üreticilerini korumak adına anti damping vergisi ve başka yasaklar koymaya başladı.

Örneğin ABD’nin Türk kağıt-karton ürünlerine anti damping vergisi koyması halen gündemde iken ülkemiz ise polietilen atık ithalatını yasakladı. 2020 kraft liner ihracat rakamlarına göre ABD Kraft ihracatında Kanada ve Meksika’yı kayırıp-diğer tüm alıcılara çok daha az Kraft liner vermiş. Pandeminin hasarı belli oldukça başka ülkelerden de yasaklama, ilave gümrük vergisi vs anons edileceğini düşünüyorum.

Evden Çalışma

Bir zorunluluk olarak başlayan evden çalışma yaygınlaşacak görünüyor. Şirket/kurum için bir avantaj yarattığı kesin olan uygulamanın çalışanlar üzerinde şimdiye kadar görülenden çok daha büyük etkileri olacaktır. Pandemi varken evde olmak bir zorunluluk idi, bittiğinde evde kalma motivasyonu nasıl temin edileceği bir sorun olarak ortadadır.

Buna karşılık şirketlerin aynı şehirdeki evinden çalışan yerine, internet erişimi olan ülkenin herhangi bir yerindeki küçük bir şehirde oturan çalışanı tercih etmesi olasıdır. Bu durum bir süre sonra büyük şehirlerdeki beyaz yaka çalışan ücretlerinin düşmesine yol açacaktır.

Hükümet Destekleri

Batıdaki gelişmiş ülkelerin verdiği büyük destekler (örneğin ABD’deki 1.400 USD), insanların hiç çalışmamasına yol açtı. Nitekim ABD’de yeterli çalışan bulmak için, işe başlama primi verilmeye başlandı.

Benzer şekilde İngiltere’de kamyon şoförlerine verilen “evde oturma” desteği, mal hareketini yavaşlattı ve nakliye fiyatlarını arttırdı. Salgın döneminde destekler çok faydalı ve gerekliydi. Ancak insanlar açısından bu bir alışkanlık yaratmış olabilir. Önümüzdeki yıllarda başka salgınların olacağını düşündüğümden, istikbale biraz endişeyle bakıyorum.

Konunun bir de popülist politikacı boyutu var. ABD’de olduğu gibi ölçü kaçınca, Mayıs 2021 itibarıyla, oluklu fabrikaları hafta sonu çalışacak ilave işgücü bulamadığında yakınıyor.

İklim Değişikliği, Sürdürülebilirlik

Dünya corona virüsle tanıştığında, virüsün ilk çıkış yerinin balık veya benzeri bir pazarda satılan yarasalar olduğu ifade edildi. Yeme alışkanlıkları bir yana, dünya nüfusu o kadar çok ki yabani hayatı bozduğumuz gibi dünyayı bilinçsizce tüketiyoruz. İlk kapanmalarda İstanbul Boğazında yunusların görülmesi, Çin’in üstündeki hava kirliliğinin azalması gibi sonuçları gördük.

Mevcut yaşam tarzlarımız ile tüketim alışkanlıklarımız, çevreyi kirletiyor ve doğanın dengesini bozuyor. Bozulan denge iklim değişikliğine neden oluyor. Değişen iklim buzulların erimesi, bazı türlerin yok olması gibi onarılmaz hatalar yaratıyor. Döngü böylece sürüp gittiğinden, sonuçta dünya kaynakları insanlara yetmez oluyor.

Pandeminin en önemli sonuçlarından biri, insanların sürdürülebilirlik konusuna biraz daha yakınlaşmış olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde çoktan başlamış olan, şirketlerin sürdürülebilirlik gayretlerini raporlamaları ülkemizde de görülmeye başlandı.

İklim değişikliği, halen sürmekte olan yarı iletken çip krizi ile kendini ispatladı. Tayvan’daki kuraklık nedeniyle fabrikalara yeterince su verilemediğinden; çip üretilemedi ve elektronikten-otomotive çok sayıda sektör üretimini kısmak zorunda kaldı.

Ülkemizin çeşitli bölgelerindeki kuraklık, artan obruk sayısı derken sürdürülebilirlik konusunu oldukça pahalıya öğreneceğiz.

Şimdilik ve kısa bir süre için Rusya, Kanada, Grönland,…gibi kuzey kutbuna yakın bölgeler iklim değişiminden (insanlar açısından) olumlu etkilenmiş gibi olacak. O bölgelerdeki hayvanlar, doğa mahvolacak. Dünyanın kalanı kuraklıktan kavrulurken, bu yerlerde yaşayan insan sayısının ve tarımsal üretimin artması mümkündür.

Avrupa Birliğindeki “yeşil mutabakat” birlik dışındaki ülkeler için bir tür gümrük duvarı görevi yapacak. AB’ya mal satmak, sürdürebilir işler yaptığınıza, çevreyi kirletmediğinize bağlı olacak.

Sonuç

Atık kağıt, kahverengi kağıt ve oluklu mukavva sektörleri yukarıda özetlemeye çalıştığım büyük değişimlerden kısa vadede olumsuz etkilenecektir. Daha uzun vadede ise iklim değişikliği, çevre, sürdürebilirlik konularını ne derece ciddiye alıp-üzerinde çalışırsak üçlü sektörün önü açıktır. Çevreyi ihmal etmemizin ceremesini şimdilik kuraklık ve deniz salyası olarak görmeye başladık ama fatura giderek ağırlaşacaktır. İnşallah Ankara bir an önce uyanır.

(*) Fastmarkets RISI Viewpoint: The revival of interest in straw pulp in China. www.risiinfo.com’da 19/05/2021’de yayınlanan yazı

11 Kasım 2018 Pazar

RISI’de Yayınlanan Bir Yazıdan Alıntılar


Risi’de 16 Ekim 2018’de yayınlanan “Financial Analysts: Containerboard capacity doesn’t come close to matching e-commerce, China fiber shortfall, & US structural Dynamics (VRP)” başlıklı yazıdan önümüzdeki dönemde ülkemizi de etkileme potansiyeline sahip bazı bölümleri paylaşmak istedim. Kendi görüşlerimi, yazarınkinden farklı olması açısından italik ve mavi renkte yazdım.

Virjin esaslı bir liner üretiminde 1.000 USD/ton sermaye yatırımı gerekir. Buna karşılık eski bir kağıt makinesiyle 100 USD/ton sermaye yatırımıyla ilkine kıyasla oldukça kötü kaliteli kağıt üretmek mümkündür. İçine daha çok mal konulabilen büyük kutuları üretmek için iyi/yüksek mukavemetli kağıtlar gerekir. Bir anlamda büyük kutunun, ürün başına maliyeti daha düşüktür.

E-ticarette kullanılacak kutuların kuvvetli olması gerekmez. Düşük gramajlı kahverengi kağıt (containerboard) segmenti daha hızla büyümektedir ama realitede çoğunluğu oluşturan büyük hacimli kutulara uygun değillerdir. Planlanacak her kapasite artışıyla üretilecek kağıdın hangi ürün grubunda kullanılacağı iyice düşünülmelidir.

 
E-Ticaret Oluklu Sektörünü Ne Kadar Büyütüyor?
Büyük (kahverengi kağıt) üreticileri e-ticaretin kendi hacimlerindeki ağırlığını “5% ve her yıl 20% artıyor” veya “10% ve her yıl 10% artıyor” şeklinde tanımlıyor. İki hesapla da e-ticaretin kağıt sektörünün büyümesine etkisi 1%’i geçmez.
(Kahverengi kağıt üreticileri herhalde ürettikleri düşük gramajlı kağıtların oranını veriyorlar. Avrupa’da ve bizde ise tersine oranlar söz konusu. Türkiye’de toplamda üretilen oluklu kağıdının 60%’dan fazlasının 90 gr/m2’nin altında olduğunu tahmin ediyorum.)
Amerikan Census Bureau verilerine göre, toplam perakende alışverişin 15%’i internet üzerinden yapılmaktadır. Bu rakamlar bize, e-ticaretin kahverengi kağıt sektörüne (ve de oluklu mukavva sektörüne) etkisinin sınırlı olduğunu söylüyor. Farklı tahminlerde bulunanlara katılmıyoruz.
(Bizde oluklu mukavva sektöründeki büyümeyi sürekli e-ticarete bağlama eğilimi var. Oysa yazar e-ticaretin, eldeki verilere göre oluklu mukavvadaki büyüme etkisini sınırlı görüyor. Maalesef bizde benzeri veri yok.)

Son 70 yıla baktığımızda Amerikan kutu talebindeki artışın GSYH’e (GDP, gayri safi yurtiçi hasıla) paralel olduğu görülür. 1950-1999 döneminde oluklu mukavvadaki artış 3,4% iken GSYH 3,5% olmuştur. 1999 ile 2010 arasında dış kaynak kullanımı (outsourcing) dönemi olduğundan oluklu mukavvadaki artış 2,7%’dir. Ayrıca 1999’da e-ticaretin olmadığı da unutulmamalıdır.
(Globalleşme dönemi, Amerikalı/uluslararası şirketler üretimlerini, Çin/Asya gibi ucuz işçiliğin olduğu yerlere kaydırdılar.)  Yazarın tahminlerinden yola çıkarak şu tabloyu hazırladım:

Diğerleri kalemi e-ticaret dışındaki tüm yiyecek/içecek, dayanıklı eşya ile hızlı tüketim mallarını kapsamaktadır.

Yazara göre 2,8%’lik büyüme, eğer Amerika dışı (mesela Çin) yerlerden ilave talep gelmezse; anons edilmiş ve makul kapasiteli anons edilebilecek kahverengi kağıt kapasitesine yeterli olacaktır.

Amerika’da Resesyon Bekleniyor
2021’de 6-9 ay sürecek bir resesyon bekleniyor. Çin’in hurda kağıt ithalat yasağı şu anki gibi sürerse ve Amerikan kahverengi kağıdına olan dış talep her yıl 5% kadar artmaya devam ederse; kağıt fabrikalarının operasyon oranları 95% ve üzerinde olacaktır. Resesyonu da dikkate alarak; oluklu mukavva sektörünün bu günden 2023’e olan büyümesi yıllık 1,8% kabul edilebilir.
(Yazar, oldukça konservatif bir tahminde bulunuyor.)

Oyunu Bozan, Çin
Dünya kahverengi kağıt piyasasının 80%’i oluklu mukavva kutu atıklarından (OCC, old corrugated containers) elde edilen kağıt hamuruna (elyaf, lif, fiber) dayanıyor. Oluklu mukavva atıklarına dayanma oranı 1990’larda 50%’ler seviyesinde idi.

Politik, biyolojik ve ekonomik açıdan, ağaç esaslı (virjin) selüloz üretilebilecek dünyada birkaç bölge var. Bunlardan en iyisi kuşkusuz ABD’nin güney kısmıdır ama son 30 yıldır Kraft selülozu fabrikasına izin verilmemektedir. OCC pazarı oldukça sıkıdır ve daha da sıkı olacaktır. Zira mevcut elyaflar her geri kazanıldığında zayıflamaktadır.
(Benzeri görüşleri geçen yıllarda RockTenn’in İstanbul’da yaptığı sunumda da dinlemiştim. Amerikalılar, atık kağıtların toplanma ve geri kazanma oranlarının bütün dünyada herhalde maksimum olduğunu sanıyorlar.)

Çin’in selüloz üretimine uygun ormanları yoktur ve atık kağıtlarını toplamakta/geri kazanmakta yetersizdir. Bu durum toplam ihtiyacının üçte biri kadar yani 17 milyon ton OCC eksiği yaratmaktadır. 17 milyon ton tüm dünyada gerekli atık kağıt miktarının 10%’undan ve ABD’nin ihtiyacının 50%’sinden fazladır. Çin, atık kağıt ithalat sınırlarını dönemsel veya tamamen kaldırmak zorunda kalacaktır. Her iki durumda ABD ekonomisi için iyidir. Çin’in ithalat sınırlamalarını hafifletmesi, Çin dışındaki ülkelerde OCC fiyatlarını tabir yerindeyse roket gibi fırlatır. Global maliyet artışı fiyat artışını tetikler. ABD, ağırlıkla virjin kağıt kullandığından bu durumdan en az etkilenen olacaktır.

Eğer Çin’in atık kağıt ithalatı kısıtlaması devam ederse, ürettikleri malı sevk etmek için oluklu mukavva kutuya ihtiyaç duyacaklarından, 17 milyon ton kadar kahverengi kağıda yani bunu karşılayacak atık kağıda ihtiyaçları olacaktır. İthalat yasağı devam ederse Amerika’daki kağıt fiyatı artar (çünkü Çin hurda yerine kağıt ithal eder), yasak kalkarsa atık kağıt fiyatı artacağından Amerika’daki kağıt sonra da kutu fiyatları artar.

Amerika’da yeterli kapasite var mı?
2018-2023 döneminde devreye girmek üzere toplam kapasitesi yıllık 4 milyon ton olan 18 kahverengi kağıt projesi bulunuyor. Bunlarda yalnızca bir tanesi bağımsız (kağıt üretirken, oluklu mukavva üretmiyor) ve ikincisi ise Nine Dragons’un önce “recycled pulp” yapmayı düşündüğü ama sonra çoğunlukla Çin’e satmak üzere düşük gramajlı kağıt üretmeyi planladığı fabrikadır.

500 milyon dolar yatıran herkes, sıfırdan modern bir kahverengi kağıt fabrikası yapabilecekken; niçin hiç kimse yapmıyor? Cevap çok basit. Oluklu fabrikalarının 90-95% “bağımsız” olarak görünse de realitede bir veya birkaç kağıt fabrikasıyla sermaye bağlılığı vardır. Diğer projeler (kalan 16 proje) kendi kutu fabrikalarının kağıt ihtiyacı için kurulmaktadır. Ve projelerin çoğunluğu, sıfırdan değil eski makinelerin dönüşümü şeklindedir.

Amerikan Kağıt Talebi
Amerikan kahverengi kağıt talebi 2018-2023 döneminde ortalama her yıl 2,6% büyüyecektir. 2018’de 5,4 milyon ton olan kahverengi kağıt ihracatı, 2023’de 7 milyon tona çıkacaktır. Amerikan oluklu mukavva kutu pazarındaki yıllık ortalama büyümeyi 1,8% olacağına göre, kağıt fabrikalarının 95%’den daha dolu çalışacağı kesindir. Bu varsayım ve hesaplamalara göre hem ABD hem de dünya kahverengi kağıt piyasasındaki gidişatın hep yukarıya doğru olacağını söylemek doğrudur.

Sonuç
Yazarın söylediklerine “amin, inşallah” dan başka yazacak kelime bulamıyorum. Eğer Çin’in kahverengi kağıt veya atık kağıt talebi devam ederse ülkemizin de ihracatı artacaktır. Önceki yazımda, atık kağıda ithalat yasağı konulsun demiştim. Halen aynı görüşteyim. Atık kağıdın ithalatını da ihracatını da boş verip-kullanılan bütün kağıtları geri toplayacak, sokak toplayıcılarını kayıt altına alıp-teşvik edecek sistemleri kurmanın tam sırasıdır.

5 Ağustos 2018 Pazar

Virjin Kraft Takıntısı


Başlığa Kraft yazdım ama, virjin kağıt takıntısı yazsam daha doğru olacaktı. Yakın zamanda gittiğim bir yabancı ülkede, bir oluklu fabrikası sahibi satmak istediğimiz test linere “bunda selüloz yok” gibilerden bir ifade kullandı. Yani virjin kağıt takıntısında, ülke olarak yalnız değiliz. Sektörümüzde çok deneyimli bir büyüğümüzün, katıldığı toplantıda virjin kraftı destekler nitelikte konuştuğunu duyduğumda bu yazıyı yazmam gerektiğine kanaat getirdim.

Çeşitli ülkelerden ithal edilen Kraftlara damping vergisi konulunca, bizimki dahil pek çok kağıt fabrikası Kraft benzeri (Kraft top liner) kağıtları üretmeye başladı. Alternatif ürünlerin üretilmesi demek, daha az ithalat yapılması demektir. Kağıt sektörümüzün bu gayretini şiddetle destekliyorum. Ayrıca ülkemizde endüstriyel ormancılık yapılmadığından, orman varlıklarımızın sınırlı olmasından, selüloz üretiminin yetersiz olmasında da Kraft top liner ideal bir çözüm gibi görünüyor.

Buna karşılık sektör büyüğümüzün desteklediği kadar var mı? Kraft top liner acaba virjin krafta göre çok mu kötü? Kağıdın teknik özellikleri krafttan çok mu farklı? …gibi hususları Cepi (1) normlarına göre yorumlamaya çalışacağım.

Cepi’de Kraft liner denildiğinde kağıdın selülozdan yapılmış olması şarttır. Kraftı tanımlayan iki kriter olabileceği belirtilmektedir. Ya patlama indeksi ya da SCT indeksi. Kutu çökme dayanımı (BCT) icat edildikten sonra patlama testinin eskisi gibi önemi kalmamıştır. Büyük ve ağır malzemeleri taşıyan ambalajlarda patlamanın önemini yadsıyamam. Kraft üreticileri, herhalde patlamayı bir varlık nedeni olarak algılıyorlar.

Cepi’nin Kraft top liner için standardı yukarıdadır. Görüldüğü gibi indeks değerleri krafta göre düşüktür. Peki bizim üretip-adını SELkraft olarak verdiğimiz, Kraft top liner yukarıdaki skalaların neresindedir?
(SELkraft, kendi ürünümüz olduğundan onunla standartları kıyaslamamı lütfen mazur görün. Diğer üreticilerimizin de Kraft top liner ürünlerinin de SELkraft’a benzer sonuç vereceğinden eminim.)

SELkraft’ın garanti edilen değerleri aşağıdadır. Karşılaştırmayı yapmak için, patlama ve SCT indekslerini hesaplamak gerekir.

Patlama indeksinde patlama değeri / (gramaj/100) formülüyle hesaplanırken, SCT indeksinde 100 yerine 1000 kullanılmaktadır. Birimler farklı olduğunda bölenlerin de değişeceğine dikkat edilmelidir.

İndeks tablosuna göre SELkraft virjin krafttan daha iyi netice vermektedir. Tamamen selülozdan üretilmemiş de olsa Kraft top kağıtlar bu örnekte olduğu gibi virjin krafttan daha mukavim olabilir. Eğer amaç en ucuz şekilde, beklenen BCT’yi sağlayan kutuyu üretmekse; lütfen virjin kağıtları çok önemsemeyin. Evet Kraft top linerin yalnızca dış yüzünde selüloz vardır ama mukavemeti iyidir. Buradan her yere bu kağıtları kullanabilir sonucu da çıkmaz. Deniz aşırı gidecek bazı kutularda ve bardak su kutusu gibi (proses sırasında kutu ıslandığından), normal Kraft dahi yetmediğinden “wet strength” modeller ve hatta yüzeyine PE (polietilen) kaplı kağıt cinsleri geliştirilmiştir.

Peki gerçek Kraftlarda indeksler nasıl görünüyor? Aşağıdaki tabloyu, kuzey Avrupa’da birkaç fabrikasında Kraft (ve de selüloz) üreten bir şirketin web sayfasından aldım.

Yukarıda Kraft toplar için yaptığım indeks hesabını yaptığımda, şu sonuçları buldum:

Patlama indeksi gerçekten çok iyi, ama SCT için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Ülkemizde iyi kağıtlar yapılıyor. Varsın 100% selülozdan üretilmesin. Takıntıdan kurtulmalıyız.

Selüloz ve Kraft üretimi hakkında ilave bilgi olması amacıyla; Sappi’nin (2) selüloz ve Mondi’nin (3) torbalık Kraft üretimine ilişkin iki videoyu kaynaklara ekledim.