atık kağıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atık kağıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2020 Cumartesi

E-Ticaret Ambalajında Tasarım Trendleri

Ağustos ayının sonlarında e-ticaret ambalajlarıyla ilgili, kaynaklardaki ilk iki yazıyı okudum.


Tüketiciler E-Ticarete Geçtiğine Göre Ambalaj Tekrar Düşünülmeli

İlk yazıda, Covid-19 salgının tüketicilerin satın alma alışkanlıklarını değiştirdiğinden yola çıkarak; “bu ambalajlar market rafına göre tasarlanmış, ama artık tüketicilerin yarısı online alım yapıyor” şeklinde eleştiri getiriliyor. Özellikle deterjan plastikleri ile teneke ve cam ambalajların değişmesi gerekebileceği vurgulanıyor. Yazar, ambalaj tasarımlarının e-ticarete uygunluk bakımından incelenmesini ve düşürme ile kenar ezilme (ECT) testleri uygulanmasını tavsiye ediyor.


Sürdürülebilirlik ve Daha Az Fire için DS Smith’in Döngüsel Tasarım Prensipleri

İkinci yazıda ise yaptırdığı bir araştırmaya dayanarak, DS Smith’in Döngüsel Tasarım Prensipleri gerekçeleriyle birlikte açıklanıyor. Araştırmadan (yazıda geçen) bazı bulgular şöyledir:

Araştırmaya katılanların %93’ü satın aldıkları ürünün ambalajında boşluk olduğunu söylerken; %73’ü kutunun yarısı veya fazlası boştu demişler.

%54’ü ise içinde boşluk olan ambalajla ürün gönderenden tekrar alış veriş yaparken iki kez düşüneceğim demiş.

Katılımcıların %60’ı e-ticaretten aldıkları ürünlerin ambalajında %25’den fazla boşluk olduğunu bildirmiş.

Bu maddeye dayanarak, daha iyi ambalaj tasarımlarının dünya genelinde yıllık 46 milyar USD lojistik maliyetini düşürebileceği hesaplanmış.

Bir başka bulguya göre, Asya’dan diğer ülkelere giden konteynerlerde %24 boşluk olduğu ve bu ortadan kaldırılabilirse, 122 milyon ton karbon dioksit emisyonuna engel olunabileceği de hesaplanmış.

Bu sonuçlardan yola çıkılarak DS Smith şu prensipleri koymuş:


  • Ürünü ve markayı koru: Zayıf ambalaj nedeniyle içindeki ürün hasarlanıyorsa, bunun çevresel ve ekonomik sonuçları olur. Tasarımcı, tasarladığı ambalajın içindeki ürünü koruyacağından emin olmalıdır.
  • Gereğinden fazla ambalaj malzemesi kullanma: Ambalaj malzemelerini optimize et, kaynakları koru ve fireyi azalt.
  • Tedarik zinciri verimliliği için tasarla: Stoklama ve depo optimizasyonu, müşterinin fabrikası ve ambalajlama hattı, dolu kutunun istiflenmesi ve kamyona yüklenmesi,...gibi bütün adımları dikkate alan bakış açısıyla tasarla.
  • Kullanılacak ambalaj malzemesi: Kalite, mukavemet ve geri dönüştürülebilme başlıca malzeme seçim kriterleridir. Geri dönüştürülmüş kağıtlardan üretilmiş ambalajı tercih edildiğinde, sürdürülebilirlik bakımından artı değer yaratılmış olur.
  • Daha iyi bir çözüm vardır: Kendimizi (ambalaj tasarımcı ve üreticisi) ve müşterilerimizi, döngüsel ambalaj çözümleri için zorlamalıyız.


Başka Görüşler

Konuyla ilgili başka ne var diye araştırdığımda, 3 ve 4’deki kaynakları buldum. E-ticaret ambalajlarında yedi kadar tasarım trendinden bahsediliyor, bunlardan altısı aşağıdadır: 

  • Sürdürülebilir ve çevre dostu ambalajlar: Kutu ebatlarını küçültme, ürünleri dökme (yani ambalajsız) yükleme, ambalajı geri alma, karbon emisyonunu azaltan nakliye şekillerini tercih etme, sunulan alternatifler arasından en sürdürülebilir olanı tercih etme, geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen ambajı tercih etme,...gibi hususlar sürdürülebilirliği destekleyen eylemler olarak görülüyor. Ayrıca geri dönüşüm ve karbon emisyonu gibi konulara dikkat eden toptancı ve üreticilerle çalışma tavsiye ediliyor.
  • Plastitiğin aleyhine esen rüzgarlar: Plastiğin sağlamlık ve esnekliğini inkar etmek mümkün değil. Ancak dünyanın çeşitli yerlerinde başlayan plastik poşet, plastik şişe, plastik tutucular/sap yasakları; plastik ambalajların yeterince toplanmadığı ve geri kazanılmadığındandır. Çevre hassasiyeti giderek yükselmektedir.


  • Markanız ambalajın üzerinde basılı olmalı: Müşterinizle bağ kurmak istiyorsanız, çok küçük bir işletme olsanız bile markanızı, logonuzu ve gerekli diğer bilgileri ambalajın üzerinde olmalıdır.
  • Renk ve grafik: İç ambalajlar daha renkli, daha dikkat çekici olmaya gayret edecek. Parlak pembe, parlak sarı ve metalik renkler tüketicileri cezbeden renkler olacak. Buna karşılık dış ambalajın üzerindeki grafik daha basit tasarlanmış ve gereken her türlü bilgiyi (logo, üretici, ürün, vb bilgiler) kolayca okunabilir olmalı.
  • E-ticarete uygun ambalaj: Hafif, kolay taşınabilen/istiflenebilen, üzerinde markanız olan ve ekonomik olmalıdır. E-ticaret ambalajının birincil görevi içindeki ürünü sağlam olarak tüketiciye ulaştırmaktır. İkincil görev ise markanızın bilinirliliğini arttırmasıdır.


  • Kutudan çıkarma: Satın alınan ürün kutudan çıkınca, kurulmuş-kullanıma hazır olmalı. Demonte veya çeşitli parçaları başka termoform plastiklerin/kutuların içinde olmamalı.


Yorum

Evet e-ticaret giderek artıyor ve artmaya devam edecek. İlk yazıdak görüşlere katılıyorum, e-ticaret arttığına göre mevcut ambalajlar gözden geçirilmeli. İnternet üzerinden satış yapanlar, ilgili uzmanlara ve/ya ambalaj üreticilerine kullandıkları ambalajları detaylıca inceletmeli.

Bizzat yaşadığım bir olay bana yazarın haklılığını gösterdi. Bir kaç ay önce internetten 2 litre kolonya sipariş etmiştim. Geldiklerinde birinin ağzı açılmış ve yarısı dökülmüştü. Çünkü dış ambalaj uygun değildi.

Plastiğin aleyhine esen rüzgarlar olsa da pandemi döneminde plastik ambalajlı gıda tüketim artmıştır. Atık plastikleri geri toplama ve dönüştürme gayretleri artacaktır. Esas konu kullanılmış plastik ambalajları geri toplamaktır.

Son kaynak dijital baskıyı da bir trend gibi vermiş ama ben katılmıyorum. Dijital, diğer baskı tekniklerine göre yalnızca az adetler basılacaksa avantaj sağlıyor. Ofset veya süper fleksodan daha farklı/güzel imaj vermiyor.


Kaynaklar:

(1) https://www.plasticstoday.com/packaging/rethinking-packaging-consumers-shift-ecommerce

(2) DS Smith launches “Circular Design Principles” to eliminate waste, drive sustainability in packaging. www.risiinfo.com da 17 Ağustos 2020’de yayınlanan yazı

(3) https://www.eventige.com/blog/trending-ecommerce-packaging-design#:~:text=There%20is%20a%20growing%20demand,clear%20and%20easy%20to%20read.&text=Brand%20colors%2C%20labels%20and%20logos,package%20apart%20from%20the%20rest.

(4) https://katanamrp.com/blog/package-trends-for-ecommerce/

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Atık Kağıt Yetersizliği Kağıt Fiyatını Arttırıyor

Mayıs ayına kağıt (containerboard, oluklu mukavva üretiminde kullanılan kağıtlar) fiyatlarında artışla başladık. Yalnız ülkemizde değil, yurt dışında da artışlar oldu. Kağıt fiyatını arttıran ise atık kağıt (hurda) yetersizliği oldu.

Covid-19, Atık Kağıt Sistemini Çökertti
Gıda dışı marketlerin kapanması ile talep azlığından geçici veya uzun süre kapanan fabrikalar atık kağıt kaynaklarını kuruttu
Sokaklardan toplama %40’dan daha çok azaldı
Bazı toplama/tasnif işletmeleri virüs bulaşma riski nedeniyle işlerini durdurdu
Riskli gruptaki çalışanlar evlerine gönderildiği için çalışan toplama ayırma tesisleri yeterince üretim yapamadı
Şehirler arası nakliye virüs önlemleri nedeniyle zorlaştı
Özetle atık kağıt yeterince çıkmadı, toplanamadı, tasnif edilemedi ve kağıt fabrikalarına gönderilemedi.

Atık Kağıt İthalatı
Türkiye geçen yıl 1.226 bin ton hurda kağıt ithal etti. İçeride toplanan hurda miktarı, kağıt üretimine yetmiyor. Kullanılmış bütün oluklu mukavva kutular geri toplansa bile boş kutu ihracatının yanında çeşitli mamul ihracatıyla yurt dışına kutu gittiğinden; kağıt fabrikaları mutlaka hurda ithal etmek durumunda kalıyor.
Avrupa’da virüsün yayılmaya başladığı Mart ayında atık kağıt ithalatı biraz yavaşladı.


Bu Sırada Oluklu Mukavva Talebi
Dünyada olup bitenleri izleyen nihai tüketiciler, tüketimlerini arttırdı ve bazı gıda maddelerini stoklamaya (ihtiyacından fazla almaya) başladı. Panik halindeki satın almalar, hem kutu hem de kağıt talebini arttırdı. Sokağa çıkma kısıtlamaları panik alımlarını kamçıladı. Nitekim ilk çeyrekte oluklu mukavva satışları 641 bin tona ulaşarak tarihsel olarak en yüksek çeyreklik tonaja ulaştı.
Aynı dönemde ise kağıt üretimi 640 bin tonla kutu satışının altında kaldı.


Atık Kağıt Fiyatı
2019 Kasım karışık atık kağıt fiyatı yurt dışında sıfıra inmişti. Toplanmamaya başlanmıştı. Bundan istifade eden kağıt üreticileri ciddi miktarda ithalata girişti. Nitekim 170 bin ton ile Aralık’ta geçen yılın en yüksek atık kağıt ithalatı gerçekleşti.
90/10 tabir edilen (%90’ı oluklu mukavva) hurda kağıt fiyatı Ocak başından sonuna yalnızca 20 TL/ton arttı. Şubat’ta pek bir değişiklik göstermedi, Türkiye’ye henüz virüs gelmemişti.
Mart’ta aynı hurdanın fiyatı 90 TL/ton artmıştı.


Üçlü Sektörün Miktar Dengesi Bozuldu
İlk çeyreğin sonunda hiç umulmayan kadar kutu ve kağıt üretilmiş, kağıt fabrikalarının hurda stokları erimiş, oluklu fabrikalarını bobin stokları azalmışken; oluklu mukavva talebi çok canlı olmaya devam ediyordu. Aynı anda atık kağıt toplama miktarı giderek azalıyordu. Artan atık kağıt talebi Nisan’da fiyatın 200 TL kadar artmasına neden oldu.


Mayıs Artışları
Ben içerdeki durumu özetlemeye çalıştım. Avrupa’da ise benzeri sıkıntıları yaşayan kağıt üreticileri üçüncü kaynakta yazdığı gibi 40-50 €/ton zam açıkladılar.


Bundan Sonra Ne Olur?
İki kritik husus önümüzdeki dönemde ne olacağını belirleyecektir:
Nihai tüketiciler, alımlara devam edecek mi? Yoksa nasılsa bayramdan sonra kısıtlamalar bitecek diye düşünüp-panik halinde aldıkları ürünleri mi tüketecekler?
Atık kağıt toplama, ayırma sistemi ne zaman tam kapasite çalışmaya başlayacak? Atık kağıt kaynakları, virüs öncesi çalışma düzenlerine ne zaman dönebilecek?


Sonuç
Mayıs’ta atık kağıt yokluğu, kağıt fiyatını ve dolayısıyla kutu fiyatını arttırıyor. Sonrası belirsizliğini koruyor.


Avrupa’da olanları açıklayan, www.risiinfo.com da yayınlanan yazılar:
  1. 21 Nisan 2020’de yayınlanan “The great shutdown, recycling systems, and containerboard and carton board prices”
  2. 24 Nisan 2020’de yayınlanan “Domestic mixed paper pricing appears to be rising, as market players anticipate more increases for May”
  3. 30 Nisan 2020’de yayınlanan “European containerboard producers eye further price hikes in May amid coronavirus-driven demand boom and rising PfR prices”

11 Kasım 2018 Pazar

RISI’de Yayınlanan Bir Yazıdan Alıntılar


Risi’de 16 Ekim 2018’de yayınlanan “Financial Analysts: Containerboard capacity doesn’t come close to matching e-commerce, China fiber shortfall, & US structural Dynamics (VRP)” başlıklı yazıdan önümüzdeki dönemde ülkemizi de etkileme potansiyeline sahip bazı bölümleri paylaşmak istedim. Kendi görüşlerimi, yazarınkinden farklı olması açısından italik ve mavi renkte yazdım.

Virjin esaslı bir liner üretiminde 1.000 USD/ton sermaye yatırımı gerekir. Buna karşılık eski bir kağıt makinesiyle 100 USD/ton sermaye yatırımıyla ilkine kıyasla oldukça kötü kaliteli kağıt üretmek mümkündür. İçine daha çok mal konulabilen büyük kutuları üretmek için iyi/yüksek mukavemetli kağıtlar gerekir. Bir anlamda büyük kutunun, ürün başına maliyeti daha düşüktür.

E-ticarette kullanılacak kutuların kuvvetli olması gerekmez. Düşük gramajlı kahverengi kağıt (containerboard) segmenti daha hızla büyümektedir ama realitede çoğunluğu oluşturan büyük hacimli kutulara uygun değillerdir. Planlanacak her kapasite artışıyla üretilecek kağıdın hangi ürün grubunda kullanılacağı iyice düşünülmelidir.

 
E-Ticaret Oluklu Sektörünü Ne Kadar Büyütüyor?
Büyük (kahverengi kağıt) üreticileri e-ticaretin kendi hacimlerindeki ağırlığını “5% ve her yıl 20% artıyor” veya “10% ve her yıl 10% artıyor” şeklinde tanımlıyor. İki hesapla da e-ticaretin kağıt sektörünün büyümesine etkisi 1%’i geçmez.
(Kahverengi kağıt üreticileri herhalde ürettikleri düşük gramajlı kağıtların oranını veriyorlar. Avrupa’da ve bizde ise tersine oranlar söz konusu. Türkiye’de toplamda üretilen oluklu kağıdının 60%’dan fazlasının 90 gr/m2’nin altında olduğunu tahmin ediyorum.)
Amerikan Census Bureau verilerine göre, toplam perakende alışverişin 15%’i internet üzerinden yapılmaktadır. Bu rakamlar bize, e-ticaretin kahverengi kağıt sektörüne (ve de oluklu mukavva sektörüne) etkisinin sınırlı olduğunu söylüyor. Farklı tahminlerde bulunanlara katılmıyoruz.
(Bizde oluklu mukavva sektöründeki büyümeyi sürekli e-ticarete bağlama eğilimi var. Oysa yazar e-ticaretin, eldeki verilere göre oluklu mukavvadaki büyüme etkisini sınırlı görüyor. Maalesef bizde benzeri veri yok.)

Son 70 yıla baktığımızda Amerikan kutu talebindeki artışın GSYH’e (GDP, gayri safi yurtiçi hasıla) paralel olduğu görülür. 1950-1999 döneminde oluklu mukavvadaki artış 3,4% iken GSYH 3,5% olmuştur. 1999 ile 2010 arasında dış kaynak kullanımı (outsourcing) dönemi olduğundan oluklu mukavvadaki artış 2,7%’dir. Ayrıca 1999’da e-ticaretin olmadığı da unutulmamalıdır.
(Globalleşme dönemi, Amerikalı/uluslararası şirketler üretimlerini, Çin/Asya gibi ucuz işçiliğin olduğu yerlere kaydırdılar.)  Yazarın tahminlerinden yola çıkarak şu tabloyu hazırladım:

Diğerleri kalemi e-ticaret dışındaki tüm yiyecek/içecek, dayanıklı eşya ile hızlı tüketim mallarını kapsamaktadır.

Yazara göre 2,8%’lik büyüme, eğer Amerika dışı (mesela Çin) yerlerden ilave talep gelmezse; anons edilmiş ve makul kapasiteli anons edilebilecek kahverengi kağıt kapasitesine yeterli olacaktır.

Amerika’da Resesyon Bekleniyor
2021’de 6-9 ay sürecek bir resesyon bekleniyor. Çin’in hurda kağıt ithalat yasağı şu anki gibi sürerse ve Amerikan kahverengi kağıdına olan dış talep her yıl 5% kadar artmaya devam ederse; kağıt fabrikalarının operasyon oranları 95% ve üzerinde olacaktır. Resesyonu da dikkate alarak; oluklu mukavva sektörünün bu günden 2023’e olan büyümesi yıllık 1,8% kabul edilebilir.
(Yazar, oldukça konservatif bir tahminde bulunuyor.)

Oyunu Bozan, Çin
Dünya kahverengi kağıt piyasasının 80%’i oluklu mukavva kutu atıklarından (OCC, old corrugated containers) elde edilen kağıt hamuruna (elyaf, lif, fiber) dayanıyor. Oluklu mukavva atıklarına dayanma oranı 1990’larda 50%’ler seviyesinde idi.

Politik, biyolojik ve ekonomik açıdan, ağaç esaslı (virjin) selüloz üretilebilecek dünyada birkaç bölge var. Bunlardan en iyisi kuşkusuz ABD’nin güney kısmıdır ama son 30 yıldır Kraft selülozu fabrikasına izin verilmemektedir. OCC pazarı oldukça sıkıdır ve daha da sıkı olacaktır. Zira mevcut elyaflar her geri kazanıldığında zayıflamaktadır.
(Benzeri görüşleri geçen yıllarda RockTenn’in İstanbul’da yaptığı sunumda da dinlemiştim. Amerikalılar, atık kağıtların toplanma ve geri kazanma oranlarının bütün dünyada herhalde maksimum olduğunu sanıyorlar.)

Çin’in selüloz üretimine uygun ormanları yoktur ve atık kağıtlarını toplamakta/geri kazanmakta yetersizdir. Bu durum toplam ihtiyacının üçte biri kadar yani 17 milyon ton OCC eksiği yaratmaktadır. 17 milyon ton tüm dünyada gerekli atık kağıt miktarının 10%’undan ve ABD’nin ihtiyacının 50%’sinden fazladır. Çin, atık kağıt ithalat sınırlarını dönemsel veya tamamen kaldırmak zorunda kalacaktır. Her iki durumda ABD ekonomisi için iyidir. Çin’in ithalat sınırlamalarını hafifletmesi, Çin dışındaki ülkelerde OCC fiyatlarını tabir yerindeyse roket gibi fırlatır. Global maliyet artışı fiyat artışını tetikler. ABD, ağırlıkla virjin kağıt kullandığından bu durumdan en az etkilenen olacaktır.

Eğer Çin’in atık kağıt ithalatı kısıtlaması devam ederse, ürettikleri malı sevk etmek için oluklu mukavva kutuya ihtiyaç duyacaklarından, 17 milyon ton kadar kahverengi kağıda yani bunu karşılayacak atık kağıda ihtiyaçları olacaktır. İthalat yasağı devam ederse Amerika’daki kağıt fiyatı artar (çünkü Çin hurda yerine kağıt ithal eder), yasak kalkarsa atık kağıt fiyatı artacağından Amerika’daki kağıt sonra da kutu fiyatları artar.

Amerika’da yeterli kapasite var mı?
2018-2023 döneminde devreye girmek üzere toplam kapasitesi yıllık 4 milyon ton olan 18 kahverengi kağıt projesi bulunuyor. Bunlarda yalnızca bir tanesi bağımsız (kağıt üretirken, oluklu mukavva üretmiyor) ve ikincisi ise Nine Dragons’un önce “recycled pulp” yapmayı düşündüğü ama sonra çoğunlukla Çin’e satmak üzere düşük gramajlı kağıt üretmeyi planladığı fabrikadır.

500 milyon dolar yatıran herkes, sıfırdan modern bir kahverengi kağıt fabrikası yapabilecekken; niçin hiç kimse yapmıyor? Cevap çok basit. Oluklu fabrikalarının 90-95% “bağımsız” olarak görünse de realitede bir veya birkaç kağıt fabrikasıyla sermaye bağlılığı vardır. Diğer projeler (kalan 16 proje) kendi kutu fabrikalarının kağıt ihtiyacı için kurulmaktadır. Ve projelerin çoğunluğu, sıfırdan değil eski makinelerin dönüşümü şeklindedir.

Amerikan Kağıt Talebi
Amerikan kahverengi kağıt talebi 2018-2023 döneminde ortalama her yıl 2,6% büyüyecektir. 2018’de 5,4 milyon ton olan kahverengi kağıt ihracatı, 2023’de 7 milyon tona çıkacaktır. Amerikan oluklu mukavva kutu pazarındaki yıllık ortalama büyümeyi 1,8% olacağına göre, kağıt fabrikalarının 95%’den daha dolu çalışacağı kesindir. Bu varsayım ve hesaplamalara göre hem ABD hem de dünya kahverengi kağıt piyasasındaki gidişatın hep yukarıya doğru olacağını söylemek doğrudur.

Sonuç
Yazarın söylediklerine “amin, inşallah” dan başka yazacak kelime bulamıyorum. Eğer Çin’in kahverengi kağıt veya atık kağıt talebi devam ederse ülkemizin de ihracatı artacaktır. Önceki yazımda, atık kağıda ithalat yasağı konulsun demiştim. Halen aynı görüşteyim. Atık kağıdın ithalatını da ihracatını da boş verip-kullanılan bütün kağıtları geri toplayacak, sokak toplayıcılarını kayıt altına alıp-teşvik edecek sistemleri kurmanın tam sırasıdır.

28 Ekim 2018 Pazar

Sekiz Milyon Ton Atık Kağıda Alıcı Aranıyor


Adresi (1) verilen yazı, Risi’de 30/08/2018’de yayınlandı. Yazının içerisinden alınan üç paragraf ise şöyledir:
 
Yazıda özetle, Çin Ekoloji ve Çevre Bakanlığı’nın 2020 (veya öncesinde) atık kağıtlar dahil, katı atık ithalatını yasaklayacağı yazıyor. Yasaklamanın yalnızca Avrupa’ya karşı mı olduğu net değil, ancak yazar Avrupa’yı bekleyen tehlikeden bahsediyor.
Peki Avrupa’nın problemi ne kadar büyük? Çin’e ihraç edilen atık kağıt miktarı nedir?

Grafiği (2) nolu kaynaktan aldım. Buna göre Avrupa’dan Çin’e giden atık kağıt miktarı 8,2 milyon tondur. Yazımın başlığındaki sekiz milyon ton buradan gelmektedir. (3) numaralı kaynağa göre, 8,2 milyon tonun 1,8 milyon tonu karışık atık kağıttır. 6 milyon tonunun oluklu mukavva atığı olması muhtemeldir.
Çin bir kez daha ülkemizde ve Avrupa’da kahverengi kağıt ile oluklu mukavva sektörlerini derinden etkileyecek. Peki bu kadar atık kağıdın bollaşması, piyasamızı nasıl etkiler diye düşündüğümde;
Atık kağıt fiyatları düşer, toplanan atık kağıdın yok edilmesi problemi ortaya çıkar. Avrupa atık kağıdı yakmayı veya az gelişmiş ülkelere göndermeyi düşünebilir.
Atık kağıt bolluğu, kahverengi kağıt fiyatlarını düşürebilir. Küçük kapasiteli kağıt fabrikaları kapanabilir.
Kağıt esaslı atıklar para etmediği için acaba piyasaya çıkacak ambalaj miktarını azaltsak mı diye düşünenler olabilir. Çok sefer kullanılan plastik kasalar benzeri depozitolu kutular gündeme gelebilir.
Bizim gibi Avrupa’dan atık kağıt ithal eden ülkelerdeki toplama-ayrıştırma işleri önemini kaybeder. İthalat daha cazip olacağından, ülkemizdeki geri toplama miktarı azalabilir. Bu durumda kağıt esaslı atıklar daha çok çöpe gitmeye başlayabilir.

Çare?
Avrupa bir şekilde kendi çözümlerini geliştirir. Esas soru, Türkiye’nin ne yapması gerektiğidir?
Atık kağıt ithalatı hemen yasaklanmalı ve içeride toplanan-ayrıştırılan hurda miktarı hızla arttırılmalıdır. Şimdilerde gündemde olan “sıfır atık” gibi kampanyaların arkasında bazı yasal düzenlemeler (ithalat yasağı, evlerde geri kazanılacak atıklarla çöplerin ayrı toplanması gibi) şarttır.

Türkiye 2018’in ilk altı ayında (Selüloz ve Kağıt Vakfı verilerine göre) 437 bin ton hurda kağıt ithal etmiştir. 2017 hurda kağıt ithalatı şöyledir:

Atık kağıt ithalatının yasaklanması için Türkiye en uygun zaman dilimindedir. Kağıt fabrikaları yeterli siparişleri olmadığından ayda bir hafta – on gün durmaya devam ederken sektörün ithalat yasağına uyumu kolay olacaktır.
Atıkların toplanması işi, işsizliğin azaltılmasında çok büyük potansiyele sahiptir. Toplama-ayrıştırma işlerinde çalışanların sigorta primlerinin devletçe karşılanması düşünülmelidir. Ve hatta toplanan atık miktarına göre devletçe teşvik primi verilmesi, sektörün kayıtlı hale gelmesini destekleyecektir.

Geçen yıllarda olduğu gibi devletimiz, “kağıt fabrikaları çok para kazanıyor, sokaklarda toplayanları kadrosuna alsın” veya “sokak toplayıcıları olmasın, şirketler toplasın” gibi kolay ama gerçekleşmesi imkansız masa başı çözümlere gitmemelidir. Bunun yerine atık toplayıcılarını kayıt altına almak üzere teşvik primi ciddiyetle düşünülmelidir. Konuya yukarıda Çin’in yaptığı gibi hiç katı atık ithal edilmesin penceresinden bakılmalıdır.

Atık Kağıt geri Dönüşümcüler Derneği’nin (AGED) 2016 raporuna göre 2016’daki geri kazanılan miktar 3 milyon ton ve geri kazanma oranı 42,1% (=3.000.000 / 7.121.520) dir. Geri kazanma oranı 42’den 52%’ye çıkarılabilse ülkemizin hurda kağıt ithalatına ihtiyacı kalmaz.

Acaba Çöpte Ne Kadar Kağıt Atığı Var?

Aynı rapora göre evsel katı atık miktarı 2018 için 34,5 milyon ton olarak tahmin edilmiştir. Ve bunun 13%’ü kağıt esaslı kabul edilmektedir.
Çöpe atılan kağıt miktarı 34,5*13%=4,5 milyon tondur. Diyelim ki 13% çok abartılı, mesela 5% olursa 1,7 milyon ton kağıt var demektir. Çöpe atılan kağıdın yarısı toplanmış olsa dahi hurda kağıt ithalatına gerek kalmaz.
Çöpleri ev ve iş yerlerinde çöp, ambalaj, kağıt gibi tasnif edilerek; hane dışına çıkarılması zorunlu hale getirilmelidir.

(1)”PfR prices flatline across Europe in August” başlığıyla RISI’de 30 Ağustos 2018’de yayınlanan yazı
(2)https://www.fisheri.com/images/features/insights/Fisher_Analysis_RCP_for_China_CB.pdf
(3)Will China ban mixed paper imports? Başlıklı, Paper 360’ın Temmuz/Ağustos 2017 sayısında yayınlanan yazı

3 Haziran 2018 Pazar

Kahverengi Kağıt Piyasasında Son Gelişmeler



Hurda İhracatı Serbest
1 Haziran itibarıyla, hurda kağıt ihracatının önündeki engel kaldırıldı. Artık isteyen istediği kadar hurda kağıdı ihraç edebilecek. (Bu yazıda hurda veya atık kelimeleri yalnızca oluklu mukavva kağıdı üretiminde kullanılabilecek hurdaları açıklamaktadır. Kağıt ise oluklu mukavva üretiminde kullanılan kağıt anlamındadır.)


Hurda ihracatının önünün açılması, ülkemize döviz kazandıracak bir gelişme olduğu için kuşkusuz iyidir. Ancak Türkiye net hurda ithalatçısı olduğundan, ülkemizden yüksek kaliteli hurdalar ihraç edilecek, yerli kağıt fabrikalarının fire oranları yükselecek ve içeride kağıt maliyetlerinin (dolayısıyla fiyatlarının da) artmasıyla neticelenecektir. Sağ olsun devletimiz, ilgili tarafları anlamadan/dinlemeden böyle bir karar almıştır.


Hurda fiyatları hızla yükselmeye başlayacaktır. Yükselen hurda, kağıt fiyatını arttıracaktır. Kağıt fiyatı oluklu mukavva fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu döngüdeki bütün oyuncular, düzenli olarak fiyatlarını arttırmak zorunda kalacaktır. Oluklu mukavva satın alıcıları, sürekli artan kutu fiyatlarını kendi şirketlerine anlatmakta zorlanacaktır. Nihayetinde artan hurda, kağıt ve kutu fiyatları bütün topluma enflasyon olarak görünecektir.


Dünyada Neler Oluyor?
RISI’de 1 Haziran tarihinde yayınlanan yazılara göre, dünyada da hurda fiyatları artış trendine girmiştir. Avrupa’dan-Amerika’ya bütün pazarlarda 5-10 $’lık artışlar bildirilmektedir. Mart ayında başlayan Çin’in hurda kağıttaki düşük kontaminasyon oranı uygulaması, ilk başta hurda ihracatçılarını sıkıntıya sokmuş olsa da şimdilerde “iki kere ayıklanmış” gibi kalitelerin satışının artmasıyla dengeye gelmiş gibidir.


Çin’in uygulaması Amerikalılardan ziyade kendi içinde büyük sıkıntı yaratmaktadır. Bazı kağıt fabrikalarının şu ya da bu nedenle duruş yaptığı, Çin’in içindeki kaliteli hurda fiyatının 500 USD’ye kadar tırmandığı buna karşılık ABD’den ithal edilen aynı kalitenin 300 USD gibi olduğu anlaşılıyor. Bir kısım hurda ihracatçısının kaliteli malı Çinlilere ileride daha pahalı satmak üzere stokladığı da gelen haberlerdendir.


Bundan sonra ne olursa olsun hurda fiyatı artma eğilimini koruyabilir. Çin, kontaminasyon oranını düşürse hurda çekişini aniden hızlandıracağından fiyatlar yükselir. Bu haliyle bırakırsa, kaliteli hurdanın fiyatı artmaya devam eder. Toplama ayıklama şirketlerinin daha temiz hurda elde etmek için maliyetleri artacaktır. Artan maliyetler bütün hurdaların fiyatlarına yansıyacaktır.

Kağıt Maliyetini Arttıran Diğer Unsurlar
İlk bakışta fazla ilgili görünmese de artan kurlar, hem ülkemizin enerji maliyetini hem de enflasyonu arttırmaktadır. Kağıt üretiminde enerji maliyetinin 30% civarında olduğu hesap edilir. Kağıt fabrikasının bütün bakım onarım ve yedek parça gideri maalesef yabancı parayla ödenmektedir.


Pratikte kağıt fabrikası yalnızca çalışanlarına ve hurdacılara Türk Lirası cinsinden ödeme yapar. Diğer tüm giderleri toplamın 60%’ına yakındır ya doğrudan € veya $’la veya enerji gibi nihayetinde bunlara bağlıdır. Kurlar yükseldikçe kağıt maliyeti artacaktır.


Selüloz fiyatları bin dolar seviyesine ulaşması, Kraft liner ve NSSC gibi virjin kağıt fiyatlarını çok arttırmıştır.

Avrupa’daki Gelişmeler
Yılbaşına göre miktar bulunabilirliği artmıştır. Oluklu talebi çok güçlüdür ve dünya kupası ile yaş meyve-sebze üretiminin başlamasıyla da canlı kalmaya devam etmesi bekleniyor.


Bu yıl devreye girmesi planlanan yeni kağıt fabrikalarının, kağıt fiyatlarını ancak gelecek yıl etkilemesi umuluyor. Kağıt satıcılarının Avrupa’da bir fiyat baskısı olursa uzak doğuya ihracat şansı bulunuyor.


Özetle
Batıdaki canlı talep, yükselen kurlar ve enflasyon ile hurda konuları önümüzdeki aylarda hem kağıt hem de kutu fiyatlarını arttıracaktır.