kutu fiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutu fiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Atık Kağıt Yetersizliği Kağıt Fiyatını Arttırıyor

Mayıs ayına kağıt (containerboard, oluklu mukavva üretiminde kullanılan kağıtlar) fiyatlarında artışla başladık. Yalnız ülkemizde değil, yurt dışında da artışlar oldu. Kağıt fiyatını arttıran ise atık kağıt (hurda) yetersizliği oldu.

Covid-19, Atık Kağıt Sistemini Çökertti
Gıda dışı marketlerin kapanması ile talep azlığından geçici veya uzun süre kapanan fabrikalar atık kağıt kaynaklarını kuruttu
Sokaklardan toplama %40’dan daha çok azaldı
Bazı toplama/tasnif işletmeleri virüs bulaşma riski nedeniyle işlerini durdurdu
Riskli gruptaki çalışanlar evlerine gönderildiği için çalışan toplama ayırma tesisleri yeterince üretim yapamadı
Şehirler arası nakliye virüs önlemleri nedeniyle zorlaştı
Özetle atık kağıt yeterince çıkmadı, toplanamadı, tasnif edilemedi ve kağıt fabrikalarına gönderilemedi.

Atık Kağıt İthalatı
Türkiye geçen yıl 1.226 bin ton hurda kağıt ithal etti. İçeride toplanan hurda miktarı, kağıt üretimine yetmiyor. Kullanılmış bütün oluklu mukavva kutular geri toplansa bile boş kutu ihracatının yanında çeşitli mamul ihracatıyla yurt dışına kutu gittiğinden; kağıt fabrikaları mutlaka hurda ithal etmek durumunda kalıyor.
Avrupa’da virüsün yayılmaya başladığı Mart ayında atık kağıt ithalatı biraz yavaşladı.


Bu Sırada Oluklu Mukavva Talebi
Dünyada olup bitenleri izleyen nihai tüketiciler, tüketimlerini arttırdı ve bazı gıda maddelerini stoklamaya (ihtiyacından fazla almaya) başladı. Panik halindeki satın almalar, hem kutu hem de kağıt talebini arttırdı. Sokağa çıkma kısıtlamaları panik alımlarını kamçıladı. Nitekim ilk çeyrekte oluklu mukavva satışları 641 bin tona ulaşarak tarihsel olarak en yüksek çeyreklik tonaja ulaştı.
Aynı dönemde ise kağıt üretimi 640 bin tonla kutu satışının altında kaldı.


Atık Kağıt Fiyatı
2019 Kasım karışık atık kağıt fiyatı yurt dışında sıfıra inmişti. Toplanmamaya başlanmıştı. Bundan istifade eden kağıt üreticileri ciddi miktarda ithalata girişti. Nitekim 170 bin ton ile Aralık’ta geçen yılın en yüksek atık kağıt ithalatı gerçekleşti.
90/10 tabir edilen (%90’ı oluklu mukavva) hurda kağıt fiyatı Ocak başından sonuna yalnızca 20 TL/ton arttı. Şubat’ta pek bir değişiklik göstermedi, Türkiye’ye henüz virüs gelmemişti.
Mart’ta aynı hurdanın fiyatı 90 TL/ton artmıştı.


Üçlü Sektörün Miktar Dengesi Bozuldu
İlk çeyreğin sonunda hiç umulmayan kadar kutu ve kağıt üretilmiş, kağıt fabrikalarının hurda stokları erimiş, oluklu fabrikalarını bobin stokları azalmışken; oluklu mukavva talebi çok canlı olmaya devam ediyordu. Aynı anda atık kağıt toplama miktarı giderek azalıyordu. Artan atık kağıt talebi Nisan’da fiyatın 200 TL kadar artmasına neden oldu.


Mayıs Artışları
Ben içerdeki durumu özetlemeye çalıştım. Avrupa’da ise benzeri sıkıntıları yaşayan kağıt üreticileri üçüncü kaynakta yazdığı gibi 40-50 €/ton zam açıkladılar.


Bundan Sonra Ne Olur?
İki kritik husus önümüzdeki dönemde ne olacağını belirleyecektir:
Nihai tüketiciler, alımlara devam edecek mi? Yoksa nasılsa bayramdan sonra kısıtlamalar bitecek diye düşünüp-panik halinde aldıkları ürünleri mi tüketecekler?
Atık kağıt toplama, ayırma sistemi ne zaman tam kapasite çalışmaya başlayacak? Atık kağıt kaynakları, virüs öncesi çalışma düzenlerine ne zaman dönebilecek?


Sonuç
Mayıs’ta atık kağıt yokluğu, kağıt fiyatını ve dolayısıyla kutu fiyatını arttırıyor. Sonrası belirsizliğini koruyor.


Avrupa’da olanları açıklayan, www.risiinfo.com da yayınlanan yazılar:
  1. 21 Nisan 2020’de yayınlanan “The great shutdown, recycling systems, and containerboard and carton board prices”
  2. 24 Nisan 2020’de yayınlanan “Domestic mixed paper pricing appears to be rising, as market players anticipate more increases for May”
  3. 30 Nisan 2020’de yayınlanan “European containerboard producers eye further price hikes in May amid coronavirus-driven demand boom and rising PfR prices”

3 Mart 2019 Pazar

Kapasite, Miktar ve Fiyat Üzerine Bir Not

Oluklu mukavva sektörü 2018 yılını önceki yıllar kadar (miktar artışı bakımından) iyi bitiremedi. Son çeyrekte, 2017’nin son çeyreğine göre tonda -%9,62 ve m2’de -%7,44 küçülme olduğu ve çeyreklik satışların 519.630 ton veya 1.011 milyon m2 şeklinde gerçekleştiği anlaşıldı. Son çeyrekteki küçülme trendi, piyasadan gelen sinyallere göre 2019’un ilk çeyreğinde de devam ediyor.

Ayrıca, 2018 içinde sektöre yeni giren oyuncular olduğu gibi halen yatırım aşamasında olan 2019 ikinci çeyrekte başlama ihtimali olan kuruluşlar da bulunuyor. Kapasitenin artarken (yani kutu arzı) talebin düştüğü böyle dönemlerde, miktar optimizasyonu yapmak çok önemlidir. Oyunculardan bazılarının miktar esaslı çalışması hem kendilerine hem de sektöre ciddi hasar verebilir. Bu düşünceden hareketle, gerçek verileri kullanarak Excel’in verdiği kolaylıkla çeşitli varyasyonları denedim.

Yukarıdaki tablo 2018 sonuçlarını gösteriyor. Tablonun ait olduğu şirket, kutuyu 100 TL’ye sattığında 67,2 liralık kağıt ile 3,5 liralık yardımcı madde (mürekkepten-palete, streç filmden-beyaz tutkala,…) kullanmış. Üretilen mal müşteriye 5,9 liraya gönderilirken toplamda üretim için 1,9 liralık enerji kullanmış.

Değişken maliyetler üzerindeki dört kalemin toplamından oluşur ve hiç üretim olmazsa sıfır olur. Takip eden iki kalem sabit maliyetlerdir ve hiç üretim olmasa da ödenmeye devam edilir. Bakım, genel gider kalemi ise hem tesis/makinelerin bakım onarım giderlerini hem ofis (bilgisayar, şirket arabaları, iletişim,…) giderleri toplamaktadır.

Tabloya göre şirketin toplam maliyeti 92,2 TL olmuş ve en tepedeki fiyattan fark alınarak Favök’ü 7,8 liradır. Daha sonra amortisman düşülerek Fvök 5,5 lira olarak hesaplanmıştır. Banka masrafları ve faiz giderleri indirildikten sonra vergi öncesi kar 2,2 liradır. 2018 oluklu mukavva sektörü için iyi bir yıl idi. Tablo ortalama bir şirkete aittir, bundan çok daha iyi sonuçları alan kurumların olduğuna inanıyorum.


Aşağıdaki 9 senaryo ile çeşitli fiyat ve miktar stratejilerinin, normal ve daralan pazarda orijinal tabloyu nasıl değiştirdiğini inceledim. Analizlerde sabit maliyetler, amortisman ve finansman TL cinsinden sabittir. Değişken maliyetler ise miktara bağlı şekilde değişmektedir.
 
Senaryo 2’ye göre piyasanın daralmasına paralel olarak daha az çalışmak ama fiyatı düşürmemek, karlılığı düşürmekle beraber en azında karlı kalınıyor.
3’de ise piyasa 20 daralırken, hacmi daha az oranda azaltmak (burada 10) kar sağlamıyor.
4’de senaryo 2’deki durumda %5 fiyat kırılması analiz edilmiştir. Fiyat kırılmasına rağmen miktarın aynı kalması test edilmiştir. Fiyat kırmak, miktar artışını sağlamıyorsa zararı arttırmaktan başka sonuç doğurmuyor.
Senaryo 5, yukarıda yazılanı teyit ediyor. Fiyat %5 kırıldığında, miktar %2 artıyorsa, zarar azalıyor ama kar sağlamıyor. Demek ki miktar artışı çok daha fazla olacaksa fiyat kırmak doğru strateji oluyor.
 
6’da ise aynı anda kağıt fiyatları da düşerse ne olur diye inceleniyor. Kağıt fiyatı %20 indiğinde, kutu fiyatı da aynı oranda indirilip baz senaryodaki (orijinal tablo) miktar satıldığında kar oluşmuyor. Maliyet yapısında kağıdın yeri %67 iken sanki %100 imiş gibi (yani kağıt maliyetindeki indirimi) komple müşteriye vermek de pek doğru bir yönetim tarzı gibi görünmüyor.
Senaryo 7 ise 6’nın zararını azaltmak, miktarla oynayarak gidermek mümkün mü diye bakıyor. Baz senaryodaki miktardan %5 azaltmak zararı arttırıyor.
8’de ise kağıt fiyat düşmesinden gelen avantajı fazlasıyla (maliyetin içinde %67,2 yerine %75’miş gibi) müşteriye yansıtma durumu var. Dolayısıyla karlılık azalıyor. Kutu fiyatı %13,44 (=20*%67,2) düşürülseydi, baz senaryodaki karlılık oluşabilirdi.
 
 
Son iki senaryoda ise normal piyasa koşullarında, fiyat kırıp-pazar payı kapma stratejileri etüt edilmiştir.
9’da her şey normal iken (yani baz senaryo) %10 fiyat kırıp, %5 daha çok satıldığında çalışmanın en büyük zararına ulaşılıyor.
10 numaralı senaryoda ise 9’daki miktarın artışına bakılıyor. Baz senaryoya göre %8 daha fazla satmak zararı, 9’a göre azaltıyor ama yine çok yüksek olmaya devam ediyor.
9 ve 10’da miktar artışının sabit maliyetleri nasıl etkilediği açıkça görülüyor. Satış fiyatı ile miktar dengesi hatalı ise ciro içindeki sabit maliyetlerin oranı azalsa da kar etmek mümkün değildir.

 
Hangi strateji daha doğru?
Orijinal senaryodan başka, sırasıyla en doğru stratejiler 8, 2 ve 3’dür. Vergi öncesinin pozitif veya amortismanı karşılaması en mantıklı yaklaşımdır. Diğer senaryolarda vergi öncesi oluşan zararlar, amortismandan büyüktür. Eğer satın alma vadesi ile satış vadesi eşitse (örneğin 120’şer gün), 120 gün sonra nakit sıkışıklığı baş gösterecektir. Deneyimimize göre ikinci tur tamamlanmadan (yani yaklaşık 240 gün dolmadan) taze para girişi şart olacaktır.

 
Son Söz
“Fiyatı şuraya inersek, şu kadar daha iş alırız” en aptalca söylemdir. Hesap yapmadan neyin doğru olduğunu bilmek mümkün değildir. 


2 Aralık 2018 Pazar

Ambalajda Arz Talep Dengesi

Bu yazıya önce “arz talep kanunu” adını vermeyi düşündüm ama sonra mevcut başlıkta karar kıldım. Arz talep kanununu düşünme sebebim devlet kaynaklı duyumlar nedeniyledir. Son günlerde Ankara’dan yayılan bilgiler iki farklı çalışma olduğunu gösteriyor.

İlki Ticaret Bakanlığının TOBB’a yazdığı yazıyla içlerinde kağıt ve ambalajın da olduğu sekiz kadar sektörün Haziran’dan bu yana maliyet ve fiyat artışları sorgulanmaktadır. Fiyatını çok arttıran sektörlere ceza geleceği de TOBB’a sözlü ifade edilmiştir.

İkinci konu ise TBMM’ye sunulan bir torba yasa teklifiyle çevre kanununda bazı değişiklikler yapılarak ambalaj alıcılarına (yani müşterilerimize) ton başına 300 TL vergi getirilmek istenmesidir.

Devletimizin Kasım ayında yaptığı çeşitli düzenlemeleri (soğan depolarına baskın gibi) dikkate aldığımda, yukarıda açıklanan iki hususunda realize olacağını düşünüyorum. Sektörümüze yöneltilen suçlamaların haksız olduğuna inanarak; bu yazıda iktisata giriş dersinde okuduğum arz talep kanunu yardımıyla düşüncelerimi izah edeceğim.

Arz Talep Kanunu

Serbest piyasa ekonomisinde, fiyat arz ile talep eğrilerinin kesiştiği noktada oluşur. Denge Fiyatının karşılığında Denge Miktarı kadar mal veya hizmet verilmiştir. Aşağıdaki grafikleri (1) numaralı kaynaktan aldım.
Üstteki grafik fiyat arttığında nasıl denge oluştuğunu gösteriyor. İlk durumda Q1 miktarı P1 fiyatından satılırken, bir şekilde fiyata zam gelmiş ve müşteriler aynı miktar malı daha yüksek olan P2 fiyatından almışlar. Ticaret Bakanlığının yazısına göre, bu durumun oluştuğu düşünülüyor.

Oluklu Mukavva Sektöründe Olması Mümkün Değil
2017 sonu itibarıyla 3 milyon tondan fazla kurulu kapasite varken, toplam satışlar 2.241 tondur. Kapasite kullanım oranı %75’dir. Kapasitesinin dörtte biri boş olan herhangi bir sektör, yaşamsal önemi olmayan mal veya hizmet satıyorsa bunu yapamaz.

Peki kahverengi kağıt sektörü yapabilir mi?
3 Haziran 2018’de yazdığım “Kahverengi kağıt piyasasındaki son gelişmeler” başlıklı yazıda hem kağıt hem de kutu fiyatlarının neden artacağını analiz etmiştim. Bakanlığın şimdi sorduğu sorulara cevapları Haziran ayının başında yazmıştım. Hurda kağıt ihracatının serbest bırakılmasından, Çin’de kapatılan kağıt fabrikalarından atık kağıt kontaminasyon oranının düşürülmesine, batıda talebin çok canlı olmasından,…vb bütün faktörler dikkate alındığında; ülkemizdeki oluklu mukavva kağıdı üreticilerinin de kağıt fiyatını yukarı kaldıracak gücü/yetkinliği yoktur. Dışarda kağıt fiyatının artması, kurların yükselmesi, atık kağıt fiyatının artması, enerji fiyatları bizdeki kağıt fiyatını belirlemektedir.

RISI’ye ( www.risiinfo.com ) girilince görülecektir ki, yurt dışındaki kağıt üreticileri açıkça “talep canlı” diyerek zam yapmaktadırlar. Talep düştüğünde ise öncelikle üretim miktarını düşürerek; fiyatın düşmesini engellemektedirler. Sonrasında bizim gibi spot pazarlara damping yaparak satmayı tercih etmektedirler.

Oluklu Mukavvaya 300 TL/ton Vergi Gelirse
Grafik 3’deki durum hasıl olur. Ambalaj alıcısı, artan maliyeti nihai ürün fiyatına yansıtacağından TÜFE artacaktır. Müşterilerimiz oluklu mukavva ambalaj yerine ambalajsız belki paletle veya kullanılmış kutuyu tekrar kullanmaya başlayacaklarından talep azalacaktır.

Eldeki belge ve delillere rağmen, devletimiz sektörümüze inanmaz da ceza yazarsa da aynı sonuç doğacaktır. Geçmişe yönelik gelen ceza, cari dönemde yeni bir maliyet kalemidir. Üreticiler artan maliyeti, fiyatına yansıtacaktır.

Her iki durum da kayıt dışını teşvik edicidir. Merdiven altı çalışan, kayıtsız/sigortasız göçmen işçi çalıştıran işletmelerin işleri artarken; kayıtlı çalışan, işçisi sigortalı şirketlerin aleyhinde bir durum oluşacaktır. Keşke Ticaret Bakanlığı, tüketicilerden gelen her başvuruyu yüzde yüz doğru olarak kabul etmeseydi ve konunun uzmanlarından bilgi alsaydı.

İşlerin Azalmasının Etkisi
İşler azaldığında talep düşmüş demektir. Şekilde D1 talep eğrisi D2’ye gerilemiştir. İlk durumda P1 fiyatıyla satılan Q1 miktarı ise P2 ve Q2’ye azalmıştır.
4 numaralı grafiği (2)’de verdiğim kaynaktan aldım. Önceki yılın aynı ayına göre sanayi üretim endeksindeki değişimi gösteren grafiğe göre, sanayi üretimi 2017’ye göre gerilemektedir. Ambalaj sanayii için (dolayısıyla kahverengi kağıt için de) D1’in D2’ye düşmesi durumudur.
Avrupa’da yaklaşan yeni yıl ve dönem sonu stoklarını azaltma gayretine ilaveten yeni kağıt kapasitelerinin girmeye başlaması ve Avrupa talebinin düşmeye başlaması  nedenleriyle Avrupalı kağıt üreticilerini ülkemize yöneltmiştir. Gelen ilave kapasite, kahverengi kağıt arzının çoğalması anlamındadır.
Grafiğe göre talep D1’den D2’ye azalırken, mal miktarı S1’den S2’ye artmıştır. Şekilde Q1 miktarı değişmese de bugünlerde reel olarak (sanayi üretim endeksine göre) Q1’den daha az mal satılmaktadır.

Aynı grafik oluklu mukavva sektörü için de geçerlidir. Ülkemizde devreye giren yeni oluklu kapasiteleri arzı arttırmaya devam edecektir. Düşen ambalaj talebiyle birlikte fiyat seviyesi kendiliğinden düşecektir. Yani bir anlamda, bakanlığa yapılan başvurular piyasa kurallarıyla geçersiz olmuştur.

Kapasite Küçültme Durumu
Fiili olarak kahverengi kağıt üreticileri kapasite kesintileri yapmaktadır. Arz miktarını azaltma anlamını taşıyan bu hareket, kağıt fiyatını yükseltememektedir. Bunun sebebi oluklu fabrikalarında hammadde stoklarının çok yüksek olmasının yanında ambalaj talebinin çok ciddi düşmüş olmasıdır. Geçtiğimiz iki çeyrekte yurt dışı kaynaklı kağıt/hurda gelişmeleri, oluklu fabrikalarının bulabildikleri miktarda hammaddeyi almalarını yol açmıştır. Dolayısıyla kağıt fabrikaları %20-30 az üretse dahi yeterli kağıt talebi yoktur. Normal bir zamanda kapasite kısma, fiyatı P2’den S1 ile D2 eğrisinin kesişme noktası gibi bir yere (P1 ile P2 arasında bir seviye) taşıması gerekirdi ama olmuyor. Çünkü sanayi üretimi giderek yavaşlıyor, yani nihai tüketiciler tüketimlerini azaltıyor/erteliyor.

Sonuç
Türkiye yıllardır serbest piyasa ekonomisini uygulamaktadır. Bu sisteme yapılan müdahaleler belki kısa süreli olarak nihai tüketicinin hoşuna gidebilir veya hoşa gidecek sonuçlar doğurabilir. Ancak arz talep kanunu bozacak ilave vergi (300 TL/ton) veya ceza getirirseniz, yalnız sektörümüzün küçülmesini değil aynı nihai tüketiciye daha pahalı mal almaya zorlamış olacaksınız.
Kaynaklar:
        (2) http://www.mahfiegilmez.com/2018/11/finansal-piyasalara-bakarak-ekonomideki.html

30 Eylül 2018 Pazar

Oluklu Mukavva Kutu Fiyatlarındaki Artışlar Üzerine


Sektörümüz, fiyat artışlarını müşterilere açıklamakta zorlanıyor. Bazı müşteriler ise fiyat artışını yalnızca kur artışına bağlı olduğunu düşünüp; “kurlar düştü, kutu fiyatı neden düşmüyor?” şeklinde soruyor.

Artışlar gerçekte ne kadar olmuş, bundan sonra neden artar veya azalır,…gibi hususları analiz etmek amacıyla bu yazıyı yazıyorum. Son birkaç aylık hareketlere yoğunlaşmak yerine analiz periyodunu Ocak 2017’den itibaren ele aldım.

Yukarıdaki tabloda geçen yıl Ocak’tan başlayarak; enflasyon, kur ve Tüik’in 17.1 numaralı kağıt hamuru, kağıt ve mukavva endeksi var. Tablonun sağına, bir oluklu fabrikasının (gerçek verilerini) ortalama satış fiyatı, değişken maliyeti ile hammadde maliyetini de koyarak; endeks tablosu hazırladım:

Çok az ithal ham ve yardımcı madde kullanan bu fabrikanın, baz rakamları TL/ton’dur. Hammadde, oluklu mukavvayı kutuyu üretmek ve müşteriye göndermek üzere kullanılan tüm malzemelerdir. Kağıtlar, nişasta, kostik, boraks, mürekkep, lak/vernik, köpük kesici, tutkal, dikiş teli, streç film, palet, palet çemberi,…vb malzemelerin kullanımlarının (yani tutarlarının) üretim miktarına bölünmesiyle hesaplanır. Ortalama hesap edildiğinden, yeni girenler (eğer daha pahalıysa) rakamı yukarı iterken, stoktakiler aşağı indirir. Hesaplamaya esas olan kağıt maliyeti, kağıdın alış fiyatı, nakliyesi ve her türlü masrafı dahildir.

Fiyat, (KDV hariç) fatura edilen cironun, müşteriye gönderilen miktara bölünmesiyle bulunur.

Değişken maliyet ise yukarıdaki hammadde ile üretim ve yüklemede kullanılan her türlü enerji (elektrik, LNG, kömür, mazot,…) ile mamulün müşteriye nakliye maliyetinin toplamıdır. TL/ton şeklinde ifade etmek için üretim miktarına bölünmüştür. Değişken maliyet ile hammaddenin içinde personel, genel giderler (ofis, bilgisayar, iletişim, müşavirlik, seyahat,…) bakım onarım, faiz/finansman, banka masrafı, amortisman gibi kalemler yoktur.

Tablonun özeti şu şekildedir:

2017 yıl başından bu yana Tüik indeksi 101% artarken, şirketin hammadde maliyeti 108%, değişken maliyetleri 96% artarken; kutu fiyatı yalnızca 90% arttırılabilmiştir.

Şimdi indeks tablosunu çeşitli açılardan analiz edelim ve anlamaya çalışalım:

İlk grafiğe göre, Üfe ile Tüfe’nin ayrışması Kasım-2017’de başlıyor. Bu tarihten sonra belli ki üreticiler (yani bizler) artan maliyetleri sineye çekmişiz ve müşteriye yansıtamamışız. Ağustos enflasyon rakamlarına göre Üfe-Tüfe farkı 14 puandan fazla, yukarıdaki grafiğe göre iki yıllık kümülatif fark 16 puandan fazladır.

Bazı müşteriler, kağıt fiyatlarındaki artışı yalnızca kura bağlıymış gibi algılıyor. Bu doğru değildir. Tüik’in hazırladığı “kağıt hamuru, kağıt ve mukavva endeksi” düzenli olarak artarken sepet kur 2017 yılı başından Eylül sonuna dek düşüyor. (Dolar kurunun 2017 başındaki değeri ile 2018 Şubat sonu değerinin birbirine çok yakın olduğuna lütfen dikkat.) Buradan şu sonuçlar çıkarılabilir:

Kurların artışı, kağıt fiyatını arttıran ve/ya düşüren tek faktör değildir. Kağıt fiyatını arttıran çok başka kalemler vardır. Yazıyı genişletmemek için girmiyorum ama enerji ve atık kağıt fiyatı, kağıt fiyatını daha çok etkilemektedir. Üretim prosesinde kullanılan kimyasal maddelerin maliyetleri de önemlidir. Bununla beraber Temmuz’dan Ağustos’a kur zıplamasının Tüik 17.1’in eğimini dikleştirdiği de açıktır.

Peki Tüik 17.1 endeksi, oluklu fabrikasının maliyet artışını yeterince yansıtıyor mu?

Grafik çok açık. Tüik, oluklu fabrikasının hammadde maliyet artışlarının altında kalıyor. Çünkü kağıt dışındaki malzemelerde de ciddi artışlar var. Örneğin:

Mürekkepte analiz dönemindeki artış 66% iken, yalnızca 2018’in ilk 8 ayındaki artış 50%’dir. Eğer Eylül’ü de dikkate alırsak, artış 79%’a çıkıyor. Zira mürekkep üreticisi de (Grafik-1’deki gibi) davranıyor.

Beyaz tutkalda ise daha feci rakamlar var. Analiz döneminde artış 40% iken bu Eylül ayıyla birlikte 91% artış olacak.

Bir diğer önemli kalem nişastanın fiyatı € cinsinden sabit olduğu için kur kadar 45% artmış.

Hammadde, Tüik 17.1’den fazla artmış ama bakalım oluklu fabrikası bunu müşterisine ne kadar açıklamış?

Maalesef pek açıklayamamış. Hammadde maliyetindeki artış, açık ara fiyat artışından fazla görünüyor.

Peki, oluklu mukavva kutu fiyat artışının bir periyodu var mı?

Grafik-5’e göre, fiyat her 3-4 ayda bir doğru yere geliyor. Buradaki “doğru yer” fiyat artışının değişken maliyet artışından bir birim daha fazla olmasıdır. Trende bakarak, Eylül’de oluklu fabrikası değişken maliyetten zarar etmeye devam edecek ve Ekim’de fiyatı arttırmak zorunda kalacak demektir. Değişken maliyet sabit kalırsa, fiyat 7 puan arttığında doğru yere oturacaktır.

Bundan sonra ne olur?

Yeni Ekonomi Programına (YEP) göre Tüfe, 2018 sonunda 20,8% ve 2019 sonunda 15,9% olacaktır. Ağustos itibarıyla 17,9% olan Tüfe’nin bu yılın sonunda 20,8%’e çıkacağı bekleniyor. Yani maliyetler artmaya devam edecek.

YEP’e göre ortalama USD kuru bu yıl 4,9030 TL, 2019’da 5,5975 tahmin edilmiş. Kur tahminleri şaşarsa, enflasyon ve de maliyetler daha yüksek olacaktır.

Artan maliyetler, gecikerek de olsa kağıt ve kutu fiyatlarını arttırmaya devam edecektir. Çarşıda-pazarda fiyat artışından şikayet ederken, kutu ve kağıt fiyatlarındaki artışa itiraz edilmesini anlamak mümkün değildir.

Bazı üreticilerin, daralan talebe göre kendilerini ayarlayamayıp-yüksek miktarlarda üretime devam etme düşünceleri olabilir. Bunlar anlık, o güne/haftaya özgü fiyatlarda geri çekilmeler yaratabilir. Ama maliyetlerin artış trendi devam edecektir. Ta ki, enflasyonun belirli bir yerde oturduğu ve kurların artık stabil hale geldiği algısı yerleşene kadar fiyat artışlarından, ülke olarak kurtulmamız söz konusu değildir.

4 Ekim 2015 Pazar

Oluklu Mukavva Kağıtları Piyasasındaki Gelişmeler

Aşağıdaki ifadelerin yeterince açık olması için, Omüd kağıt fiyatları ve kurları bir
araya getirerek bir tablo hazırladım:

 

Omüd'e göre +90 gsm ay başı min. TL/t

Omüd'e göre +90 gsm ay başı max. TL/t

Omüd ortalaması TL/t

geçen aya göre değişim %

Aralık 2014'e göre dğşm%

önceki ay sonu alış USD

aylık değişim %

Aralık 2014'e göre dğşm%

önceki ay sonu alış €

aylık değişim %

Aralık 2014'e göre dğşm%

Tem.14

950

1.335

1.143

 

 

2,1234

 

 

2,8919

 

 

Ağu.14

800

1.335

1.068

-6,6%

 

2,0919

-1,5%

 

2,8135

-2,7%

 

Eyl.14

860

1.335

1.098

2,8%

 

2,1584

3,2%

 

2,8451

1,1%

 

Eki.14

900

1.335

1.118

1,8%

 

2,2789

5,6%

 

2,8914

1,6%

 

Kas.14

900

1.335

1.118

0,0%

 

2,2171

-2,7%

 

2,7902

-3,5%

 

Ara.14

980

1.335

1.158

3,6%

 

2,2102

-0,3%

 

2,7535

-1,3%

 

Oca.15

1.000

1.345

1.173

1,3%

1,3%

2,3189

4,9%

4,9%

2,8207

2,4%

2,4%

Şub.15

1.000

1.345

1.173

0,0%

1,3%

2,4176

4,3%

9,4%

2,7397

-2,9%

-0,5%

Mar.15

1.000

1.335

1.168

-0,4%

0,9%

2,5077

3,7%

13,5%

2,8148

2,7%

2,2%

Nis.15

1.000

1.335

1.168

0,0%

0,9%

2,6102

4,1%

18,1%

2,8309

0,6%

2,8%

May.15

1.000

1.335

1.168

0,0%

0,9%

2,6644

2,1%

20,6%

2,9302

3,5%

6,4%

Haz.15

900

1.335

1.118

-4,3%

-3,5%

2,6587

-0,2%

20,3%

2,9146

-0,5%

5,9%

Tem.15

940

1.350

1.145

2,5%

-1,1%

2,6863

1,0%

21,5%

2,9822

2,3%

8,3%

Ağu.15

1.020

1.350

1.185

3,5%

2,4%

2,7745

3,3%

25,5%

3,0423

2,0%

10,5%

Eyl.15

1.100

1.500

1.300

9,7%

12,3%

2,9146

5,0%

31,9%

3,2876

8,1%

19,4%

Eki.15

1.220

1.675

1.448

11,3%

25,1%

3,0433

4,4%

37,7%

3,4212

4,1%

24,2%

Tabloya göre, +90 gsm FL fiyatı yıl başında 1.158 TL/t iken, Ekim başında 1.448 TL/t olmuştur. Yıl başından bu yana artış 25,1%’dir ve yalnızca Eylül’de ki artış 11,3%’dür. USD kurunda yıl başından bu yana artış 37,7% iken EUR’da 24,2%’dir.


Hurda esaslı oluklu mukavva kağıtları piyasasında, birbirini tetikleyen şu gelişmeler yaşanıyor:
Modern Karton’un yeni kağıt makinesi (PM5) devreye girdi. Modern Karton 1 milyon ton kağıt üretme kapasitesine ulaştı. 400 bin ton kapasitesi olduğu ifade edilen bu makine, kesintisiz çalıştığında ayda 35-40 bin ton hurda kağıda ihtiyaç duyacaktır. Makinenin devreye girmesinin yakınlaşması ile (ilk bahar sonu gibi) hurda kağıt piyasasında yeni bir talep oluşmuş demektir.

İkinci önemli gelişme ise Resmi Gazetede 14/07/2015 tarihinde yayınlanan tebliğ ile ABD’den gelen (100-175 gr/m2) kraft liner kağıtlarına 9,43-19,96% oranında vergi konulmuş olmasıdır. Konulan vergi pratik olarak iki etki doğurmuştur.
İlki ABD harici ülkelerin (Rusya, Brezilya, Avustralya) KL kağıtlarına talebi patlatmıştır. İkinci olarak da KL muadili; kraft top liner, semi kraft, test liner 1 gibi isimlerle anılan kağıtların kullanımını arttırmıştır. İkincil etki, şüphesiz uzun dönemde ülkemiz açısından daha hayırlıdır. Bu kapsamda oluşan talebi ilk aşamada ayda 2.000 ton kadar olduğunu tahmin ederken, önümüzdeki yıllarda (kurların bu seviyelerde kalması ile) ayda 10.000 tona kadar çıkacağını düşünüyorum. Dolayısıyla oluşan bu yeni talep de, hurda kağıt talebini 2.200 ton/ay kadar tetiklemiştir.

Üçüncü önemli gelişme döviz kurları ile ilgilidir. Aralık 2014 sonunda kurlar, USD=2,21 TL ve EUR=2,75 TL iken; Eylül 2015 sonunda 37,7% ve 24,2% artışla, USD= 3,04 TL ve EUR=3,42 TL’ye çıkmıştır. Haziran sonunda, Mayıs sonuna göre kurlar düşmüş ve esas fırlama Temmuz’dan itibaren başlamıştır. Haziran sonuna göre kurlardaki artış USD’de 14,5% ve EUR’da 17,4% şeklindedir.

Kurların hızlı artışı, hem hurda kağıt ithalatını azaltma hem de bitmiş kağıt ihracatını arttırma gibi hurda kağıt talebini hızlandıran etki yaratmıştır. Ülkemize 2014’de 200 bin ton kadar hurda kağıt girişi olduğu bilinmektedir. Kur hareketinin ilk aşamada ithalatı yavaşlattığına kuşku yoktur.

Öte yandan aynı kurlar, kağıt üreticilerinin aklına ihracatı getirmiş ve mevcut ihraç miktarını oldukça arttırmıştır. Eylül 2015 itibarı ile ülkemizin hurda esaslı oluklu mukavva kağıdı ihracatı 40.000 ton civarı olduğu hesap edilmektedir. (Kur artışı öncesinde, yani Temmuz öncesinde hurda esaslı kağıt ihracatının 20 bin tondan az olduğunu tahmin ediyoruz.) Bunun karşılığı olan hurda miktarı 45.000 tondur ve içeride toplanan hurda miktarında azalma anlamına gelmektedir.

Kur artışı ve artışın devam edeceği beklentisi, az miktarda da olsa ithal (hurda esaslı) kağıt girişini azaltmıştır. Oluklu mukavva üreticileri, bütün taleplerini iç pazara kaydırmıştır.

Bu noktada, konuya hurda kağıt toplayanlar açısından bakarsak; 40 bin ton kadar aylık ilave talep oluşmuşken; toplanacak hurda miktarının 45 bin ton kadar azalmış olduğu görülmektedir. Talebi artan veya bulunabilirliği azalan malın fiyatı artacağından, doğal olarak hurda kağıdın da fiyatı artacaktır. Olan budur.

Yetmeyen hurda kağıt miktarı, ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Omüd geri dönüşen kağıt fiyatları tablosuna göre, Eylül’de kullanılmış (yani marketten çıkan) oluklu mukavva hurdası fiyatı maksimum 530 TL/ton’dur. Yaklaşık 30 TL nakliye masrafıyla bu kağıt, kağıt fabrikasına 165 €’ya mal olmaktadır. Aynı cins (belki biraz daha kötüsü) hurdanın ithal edilmesi durumunda kağıt fabrikasına maliyeti 170-185 €/ton (ortalamasını 180 € kabul edelim) olduğu bilinmektedir.

Şimdiye kadar yazdıklarımız, kağıt üreticileri açısından “işlerin nispeten iyi” olduğu bir dönemi tasvir ederken; oluklu mukavva ambalaj üreticileri açısından ise zorlu bir dönemi anlatmaktadır. Ülkemizin ilk 6 aydaki oluklu mukavva üretimi (=satışı) geçen yıla göre 1,4% kadar artmıştır. İkinci çeyrek için açıklanan 3,8%’lik büyüme rakamı, oluklu mukavva sektöründe büyüme yaratmamıştır. Oysa geçmiş yıllarda, oluklu mukavva sektörü ülkemizden hep daha fazla büyür idi.

2015’in ikinci yarısı itibarı ile oluklu mukavva satışlarında, miktarsal olarak (2014’e göre) düşme tahmin ettiğimizden, oluklu mukavva üreticileri açısından ise hem azalan talepten pay alma hem de artan maliyeti yansıtma (yani zam yapma) gibi bir açmaz söz konusudur.

Kağıt üreticileri açısından “işler nispeten iyi” demekle birlikte, önümüzdeki kış dönemine yeterli miktarda hurda stoklayarak girmek, hurda fiyatını gereğinden çok yükseltmemek, kağıt fiyatını (ithalata göre) yüksek yapmayarak müşterilerin ithalat yapmasına yol açmamak, uygun miktarda hurda ithalatı yapmak gibi bir dizi konuda doğru kararlar oluşturmak söz konusudur.

Peki, bundan sonra ne olacak? Fiyatlar nerede dengeye gelecek?
Yukarıdaki açıklamalardan sonra, iç piyasada hurda kağıdın (kullanılmış oluklu mukavvaların) gelebileceği yer maksimum 600 TL/ton’dur. Bu rakam, 185€*3,42-30 şeklinde hesaplanmıştır. (Hesaplama formülü şahsımıza aittir, sektöre mal edilemez.) Burada 3,42 €/TL kurunu ve 30 ise hurda kağıdın nakliye maliyetini göstermektedir. 600 TL, mevcut kur (3,42 TL) ile hesaplandığından kurun yükselmesi rakamı daha yukarılara taşır. Kağıt üreticilerinin yeterli ithalat bağlantısı yoksa, kısa vadede (1-2 ay), hurda fiyatının (hesaplamaya esas olan kullanılmış oluklu mukavva hurdası fiyatının) bunun üzerine çıkması ve 700’ü görmesi olasıdır.

Çok iyi kalitede 80-85 gsm FL kağıdının, iç piyasada satılabileceği maksimum fiyat 1.550 TL/ton civarıdır. Üzerine çıkılması durumunda, oluklu mukavva üreticileri ithalata yönelecektir. Bunu ithalat maliyetinden hesaplıyoruz: Tarif edilen ithal kağıdın liman teslimi fiyatı 420 €’dur. 420*3,42*1,06*1,05-50=1.549 TL/ton. (Hesaplama formülü şahsımıza aittir, sektöre mal edilemez.) Hesaplamada, 1,06 ortalama ithalat masraflarını ve 1,05 ise 5%’lik kur artış riskini sembolize ederken; 50 TL/ton kağıdın, kağıt fabrikasından oluklu fabrikasına ortalama taşınma maliyetidir.

Özetle, hem hurda kağıtta hem de oluklu mukavva kağıdında biraz daha artış olacağını tahmin etmek doğru olacaktır. Ancak kurların 5%’den fazla düşmesi tahminleri kökten değiştirir. Ayrıca, oluklu mukavva ambalaj talebinde azalma (ikinci çeyreğe göre) kağıt üreticilerinin siparişlerini azaltma etkisi yapacağından; gidişatı tersine çevirebilecektir. Son günlerde açıklanan çeşitli güven endekslerindeki azalmaların, oluklu mukavva ambalaj talebini ne ölçüde etkileyeceğini kestirmek gerçekten güçtür.