enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2025 Pazar

Kutular Nerede?

Bu yazı en altta adresini verdiğim Adam Josephson’un yazısının geniş özetidir. Üç nokta koyduğum yerlerdeki orijinal cümleler hariç birebir tercüme ettim. Oluklu mukavva kâğıdı ve kutu konularına ilişkin pandemi, kapasite fazlalığı, tüketimin düşmesi, kutudan-esnek ambalaja geçiş gibi konulara açıklama getirdiği için buraya not ediyorum. Yatık kısımlar yazara aitken dik olanlar bana aittir.

 

Bankaların, banka dışı finansal kuruluşlara … kredi verme eğilimlerinin hızla artması ve bu durumun reel ekonomi (şirketler ve hane halkı) aleyhine gelişmesi üzerine çokça yazdım. … bankaların finans dışı şirket borçlanmalarındaki payının son yıllarda istikrarlı bir şekilde azalmış olması ve finans sektörünün aynı dönemde çok daha büyük hale gelmesi … şaşırtıcı değil.

 

Ancak bu gelişmelerin reel ekonomi üzerindeki somut etkileri hakkında çok daha az yazdım. Bu duruma bir örnek, daha önce satış tarafı analisti olarak takip ettiğim sektör olan kâğıt ve ambalajdır.

 

Eski Fed Başkanı Alan Greenspan döneminde, Fed, ekonominin nasıl gittiğini görmek için oluklu mukavva kutu talebini izlerdi; kutular mal taşımak için kullanılır ve mal harcamaları 2000’li yılların başında GSYH’nin yaklaşık %25’ini oluşturuyordu (şimdi %21’e geriledi). Üretim dışı sektörlerde, daha çok büyüme gerçekleşmiş anlamındadır.

 

Amazon’un 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’nun 31. sayfasında belirtildiği gibi büyük e-ticaret perakendecilerinin kutulardan esnek ambalajlara ve diğer paketleme türlerine geçişi ve diğer bazı etkenler nedeniyle kutu talebi, mal talebinin mükemmel bir göstergesi değildir. Ancak yine de önemli ölçüde mal talebini yansıtır. E-ticaretin ambalaj tercihi değiştiğinden, Greenspan dönemindeki gibi kutu satışlarını izleyerek, ekonomi iyiye gidiyor denemez.

 

Pandemi döneminde, hükümetin benzeri görülmemiş bütçe açıkları ve Fed’in büyük ölçekli teşvikleriyle birlikte evde kalma davranışları nedeniyle mal ve dolayısıyla kutu talebi fırladı. (Yani çok para tüketimi belki savurganlığı körükledi.)  Ancak ardından gelen düşüş sert oldu. 2022 başından bu yana ABD'de bir taşımacılık durgunluğu yaşanıyor; mal talebi pandemi zirvesinden normale döndü. ABD kutu sevkiyatları 2022 ve 2023’te %4’er düşerek pandemi öncesi seviyelerin altına indi, geçen yıl yatay seyretti ve 2025’te tekrar düşüşte. ABD’de kutuların hammaddesi olan oluklu mukavva kâğıdı (containerboard) üreticileri buna nasıl yanıt veriyor? 2025’in ilk yarısında beş üretici, toplamda yaklaşık 2,5 milyon tonluk kapasiteyi temsil eden kalıcı kapatma kararlarını açıkladı; bu miktar 2024 Kuzey Amerika kapasitesinin yaklaşık %6’sına karşılık geliyor.

 

2008/2009 küresel finans krizinde bile ABD/K.Amerika üreticileri bir yıl içinde bu kadar yüksek miktarda üretim kapasitesini kalıcı olarak kapatmamıştı. 2009’da International Paper iki oluklu mukavva fabrikasını ve üçüncü bir fabrikadaki bir makineyi kapattı, toplamda 1,4 milyon tonluk kapasite kaybı oldu (yazıda kutu fabrikası yazıyor ama gerçekte bahse konu olan kâğıt fabrikası). Peki, ABD oluklu mukavva endüstrisi, ekonomik büyümenin olduğu bir dönemde nasıl bu kadar çok kapasite fazlasıyla karşılaştı? Bu, bu yazının kapsamını aşıyor; ancak muhtemelen yerel talep, ihracat talebi/fiyatları ve kapatılan fabrikaların yaşı ile yatırım ihtiyaçları gibi birçok faktörün bir sonucu.

 

Amazon gibi firmaların kutulardan diğer ambalaj türlerine geçişinin yanı sıra kutu talebinin son yıllarda zayıf kalmasının diğer nedenleri neler? Mevcut konut satışları tarihsel olarak düşük. ISM imalat PMI (satın alma müdürleri endeksi) son 32 ayın 30’unda daralma bölgesinde. Tüketici paketli ürünleri (CPG consumer packaged goods) hacimleri 2022’den bu yana düşüşte. Son dönemde birçok halka açık büyük şirketin verilerine göre perakendecilerin ve restoran zincirlerinin aynı mağaza satışları neredeyse sabit kaldı. …

 

Bu sabah, paketli gıda şirketlerinin süregelen satış zayıflığının en son kanıtı iki büyük firmadan geldi. Conagra’nın organik satışları, Mayıs’ta sona eren çeyrekte %3,5 düştü; şirketin organik satışları son sekiz çeyreğin yedisinde düşüş gösterdi. Kellogg, Ferrero tarafından satın alınması kapsamında açıkladığı ön sonuçlara göre, 2. çeyrek net satışlarının geçen yıla göre yaklaşık %9, düzeltilmiş FAVÖK’ünün (EBITDA) ise yaklaşık %42 azaldığını duyurdu.

 

metin, çizgi, öykü gelişim çizgisi; kumpas; grafiğini çıkarma, diyagram içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

 

Paketli gıda dışındaki pek çok CPG şirketi de benzer şekilde satış/hacim zayıflığı yaşıyor. Bira talebi zayıf; bu durum Beer Institute ve NBWA (National Beer Wholesalers Association) verilerinden açıkça görülüyor. Gazlı içecek üreticileri Coca-Cola ve PepsiCo, 2025’in ilk çeyreğinde Kuzey Amerika’da %3 hacim düşüşü bildirdi. İçki/alkollü içecek sektörü geçen yıl nadir görülen bir satış düşüşü yaşadı. Ayrıca ev ve kişisel bakım ürünleri satan birçok firma 2025 1. çeyrekte sabit veya düşen hacim bildirdi.

 

Ve belki de söylemeye gerek yok ama, demografik eğilimler CPG şirketleri (ve birçok başka sektör) için çok önemlidir. Dallas Fed, iki gün önce yayımladığı bir çalışmada, 2021–2024 arasında artan izinsiz göçün ardından uygulanan daha sıkı göçmenlik politikalarının GSYH büyümesine önemli darbe vurabileceğini tahmin etti…

 

Bütün bunlardan bize ne derseniz?

İfade edilen görüşlerin hepsi bizde de geçerli, ilaveten yüksek enflasyon tüketicilerin harcayabileceği parayı korkunç derecede azaltırken; satıcıların fiyatlama davranışlarını bozuyor.

Bu ortam ise kayıt dışı ekonomiyi daha da arttırıyor ve merdiven altı üreticileri çoğaltıyor.

Sanki çok ihtiyaç varmış gibi, kamunun plansız şekilde destek verdiği yatırımlar kaynak israfı olarak tüketimin artmasını bekliyor.

 

Yazının kaynağı:

https://adamjosephson.substack.com/p/where-have-the-boxes-gone

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Son Üç-Dört Haftada Yapılan Açıklamaların Piyasaya Etkileri

İlk çeyrek Omüd ve SKSV sonuçları
Kâğıt Vakfı (SKSV) 2024 yılının ilk 3 aylık üretim rakamlarını açıkladı. Oluklu mukavva kâğıdı üretimi geçen yılın aynı döneminde 572 bin ton imiş. Bu sene 686 bin tonu aşarak %20 büyüme kaydetmiş. 2023 ve 2024’de ilk çeyreklerindeki oluklu mukavva kâğıdı ihracat ve ithalatını hesaba dahil ettiğimde içerdeki kâğıt tüketimleri (2023 ve 2024) 669 ve 768 bin ton oluyor. İçerde tüketilen oluklu mukavva kâğıdı miktarındaki artış %14,8 oluyor. Buradan 2023 ilk çeyrekte bobin stoklarının fazla olduğu anlaşılıyor.
Omüd’ün bildirdiğine göre 2024’ün ilk üç ayında oluklu mukavva satışları %6,86 artışla 646 bin ton olmuş. Yukarıdaki kâğıt tüketimini (768 bin ton) dikkate aldığımda ise oluklu mukavva satış miktarının 646 olması gayet normal görünüyor.

Hurda esaslı kâğıda ithalat vergisi
Başlangıçta 200 USD/ton olarak duyurulan ithal kâğıda korunma önlemi 87 USD/ton olarak resmi gazetede yayınlandı. Takip eden yıllarda vergi birer dolar azalacak ve üç yılın sonunda önlem kalkacak. Ben ithalata vergi konulmasına taraftarım ancak konulan vergi tabir yerinde ise “dağ fare doğurdu” kabilindendir. Ülkemizin hurda esaslı kâğıt ithalatı 50 bin ton/ay seviyesindedir. İthalatın önünü kesmek istiyorsak 200 dolar seviyesinde kalmalıydı. Yurt dışındaki kâğıt fabrikaları fazla kapasitelerini vergiyi indirerek ülkemize satmaya devam ederler. Üstüne üstlük kur bu seviyelerde tutulduğu sürece 87 doların içerdeki kâğıt sanayiine faydası olmaz.

Elektrik zammı
Sanayinin kullandığı elektriğe zam yapılmamış gibi görünüyor. Bu iyi. Eğer sanayinin kullandığı elektriğe %20 zam gelirse, üretilen kâğıdın maliyeti kabaca %5 artacaktır.

Enflasyon
Haziran ayı tüketici enflasyonu İTO’ya göre %3,42 ve TÜİK’e göre %1,64 olarak açıklandı. Maalesef TÜİK rakamlarına hiç kimse itibar etmiyor. TÜİK kaç açıklarsa açıklasın, üretim yapan şirketlerin maliyetleri (enerji ve asgari ücret hariç) sanki İTO rakamları kadar artıyor.

Asgari ücret
Bu yazının hazırlandığı 7 Temmuz 2024 tarihine kadar asgari ücret artışı olmadı. İlgili devlet görevlilerine göre asgari ücret artışı olmayacak. Tahminimce sektörümüzdeki fabrikalar/şirketler, devlet resmen yapmasa dahi çalışanlarının ücretlerini arttırmak zorunda kalacaktır. Cüzi de olsa yapılacak ücret artışları, maliyetleri arttıracak.

Avrupalıların 60€ zamları
Geçen hafta Hamburger, DS Smith ve SCA hurda esaslı kâğıtlara ve kraft linere 60€/ton zam açıkladı. Muhtemelen diğer bütün üreticiler de benzeri zamları açıklamaya devam ederler. Eğer bu zam tutarsa, içerdeki kâğıt fiyatını da arttırabilir. Üreticiler açısından kâğıt talebinde bir canlanma-artış yok ama maliyet artışları devam ediyor. Yapılan açıklamalarda enflasyona bağlı maliyet artışlarından yakınılarak; fiyatı arttırmak zorundayız deniliyor. Esasen içerde durum onların açıklamalarından daha kötü olmakla beraber talep düşük maalesef.

Ekonomik durum
Yukarıdaki görseli Akbank’ın Ekonomik Araştırmalar raporunun giriş kısmından aldım. Rapor sektörel güven endekslerinin, reel kesim güven endeksinin ve kapasite kullanım oranlarının düştüğünden bahsediyor. Göstergeler böyle olunca genel olarak talebin düştüğünden, ambalaj talebinin azalmasından dolayısıyla oluklu mukavva kâğıdına olan talebin de düşük olduğunu; arkasında yukarıda sıralanan zaruretlerden biri  yoksa fiyat artışlarının tutmayacağını düşünüyorum.


İçerisi böyleyken dünyayı merak ederseniz, faydalı okuma:
A look at the global corrugated packaging industry
https://packagingeurope.com/comment/a-look-at-the-global-corrugated-packaging-industry/11517.article
European pulp and paper industry market outlook
https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/european-pulp-and-paper-industry-market-outlook

15 Ekim 2023 Pazar

Avrupa Kahverengi Kâğıt ve Oluklu Mukavva Tahminleri

Risi’de 27 Eylül tarihli ve başlığı “Paper Packaging Monitor Europe” olan bir rapor okudum. Rapor, oluklu mukavva kağıtları ile karton sektöründe yeni yatırımları ve kapasite kısıntılarını özetledikten sonra önümüzdeki iki yıla ilişkin üretim ve satış miktarları ile fiyat beklentilerini özetliyor. Doğrusunu isterseniz kartonla ilgili kısımları fazla irdelemeden okurken, doğal olarak kahverengi kâğıt ve oluklu mukavva bölümleri daha çok ilgimi çekti. Aklımda kalanları ve bence önemli olan bölümlerini yorumsuz şekilde aşağıda paylaşıyorum.

Durum
  • Avrupa kâğıt talebi sıkıntı yaşamaya devam edecek. Tüketiciler ülke ekonomileri hakkında endişeli ve harcama yapmama eğiliminde. Enflasyon düşmüş olsa da halen yüksek.
  • Çin’in ihracat zayıf, ambalajlı mal üretimi düşük; bu durum Almanya gibi ihracat ağırlıklı ekonomilerde üretimin azalmasına neden oluyor.
  • Hizmetler sektörünün yavaşlıyor olması da bir başka endişe kaynağı. Bu sektörün yavaşlamaya devam etmesi özellikle karton ambalajı olumsuz etkileyecek.
  • İç talebin düşük olması ve ihracatın da kötülüğü, kâğıt üreticilerinin stoklarının artmasına ve kapasite kullanım oranlarının düşmesine yol açıyor.

Genel Tahminler
  • Rapor Batı Avrupa ülkelerinin oluklu mukavva satışlarının (yüklemelerinin) bu yıl %4,6 düşmesini, 2024 ve 2025’de ise %3,2 ve %2,7 oranında artacağını tahmin ediyor.
  • 2023’ün ilk 6 ayında oluklu mukavva satışlarının (geçen yılın ilk yarısına göre) 2,2 milyon m2 az olduğu hesaplanıyormuş. 2023’ün ikinci yarısında ise oluklu mukavva satışlarında 300 bin m2 artış olacağı hesap edilmiş.
  • Oluklu mukavva kağıtlarında da benzeri küçülmeler bekleniyormuş. Avrupa içindeki kahverengi kâğıt talebi 2023’de %7,6 küçülürken; 2024’de %4 ve 2025’de %1,9 artacakmış. Talepteki bu durum kahverengi kâğıt üretimi bu yıl %3,4 azaltırken, sonraki iki yıl da %2,6 ve %2,3 artıracakmış.
  • Talebin düşük olması nedeniyle kâğıt ve kutu fiyatlarının stabil kalması bekleniyormuş. Ayrıca kâğıt fabrikalarının kapasite kullanım oranlarının kısa dönemde düşmeye devam edeceği kesinmiş.

Ekonomik Görünüm
  • Ekonomik durumun esas göstergesi enflasyon Temmuz’dan Ağustos’a %5,3’den %5,2’ye düşse de pandemi öncesi döneme göre halen yüksek.
  • Temmuz’da sanayi üretimi %1,1 azalırken; dayanıklı tüketim malları üretimi %6,7 ve hızlı tüketim malları üretimi %0,6 azaldı.
  • Üretim miktar artışı %0,1 gibi gerçekleşti ve beklentilerden düşük. Satın alma müdürleri endeksi (PMI) üçüncü çeyrekte yavaşlamaya işaret ediyor. En büyük ekonomilerden ikisi Almanya ve İtalya, çok büyük olasılıkla resesyona girdiler.

Fiyat Tahminleri
Aşağıdaki tabloda verilen geçmiş dönem fiyatları Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere’deki rakamların ortalaması olarak hesaplanmış.
Hurda esaslı kâğıt fiyatları 13 ayda %59 kadar düşmüş. Bu seneki ve gelecek yılların fiyat tahminleri ise (€/ton, adrese teslim) şöyleymiş:
Batı Avrupa’da oluklu mukavva kâğıt fiyatlarının 2023’den 2025’e değişmesi beklenmiyor. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere kutu fiyatlarında da benzeri bir durum var.

6 Ağustos 2023 Pazar

İşlerin Azalmasına Amerikan Yorumu

Aşağıda Adam Josephson adlı yazarın, Freight Waves’de çıkan üç yazısını özetlemeye çalıştım. Oluklu mukavva ambalaj satışlarındaki azalmayı Amerikalılar nasıl yorumluyor diye merak ediyorsanız, lütfen okumaya devam edin.
İlk yazıya göre paketlenmiş gıda üreten şirketler (General Mills, Conagra ve McCormick) birbiriyle çelişen ifadeler olsa da dönem raporlarını sunarlarken (üçü de halka açık olmalı), satış miktarlarının azalmasını şöyle yorumlamışlar:
  • Amerikalılar daha da “fiyat hassas” hale geldiler
  • Marketler işletme sermayesini düzgün kullanmak adına, son sekiz çeyreğin altısında stok azalttılar
  • Nisan başındaki Paskalya tatilinden beri anormal derecede talep düşüklüğü var
  • Tüketiciler ucuz ürünlere kaymıyor, tersine genel olarak daha az gıda ürünü satın alıyor
  • Tüketiciler finansal baskı altındalar ve market markalı ucuz ürünleri alıyor
Aynı yazıya göre PepsiCo’nun hem market markalı rakibi olmadığından ve/ya az olduğundan hem de diğerlerinden farklı olarak miktarı düşmesine rağmen zam yaparak organik satış büyümesi sağladığından bahsediliyor. 
(Diğerlerinden farklı olarak ne yapmış? İşler azalsa da maliyet artışını fiyata yansıttığı için cirosu azalmamış.)

Yazar paketlenmiş gıda satışlarındaki azalmayı;
  • Kredi kart faizleri %20 olsa da kredi kart borçlarının rekor yüksek seviyeye çıkmış olması
  • Aşağıdaki grafiğe göre Amerikalıların enflasyondan arındırılmış gelirlerinin son iki yıldır düşüyor olması (dikkat edilirse Haziran’da ABD enflasyonu düşme eğilimine girdiği için ortalama reel haftalık gelirler artmaya başlamış.)
Nedenlerine bağlıyor ve (Ekim ayında öğrenci kredileri ödemeleri başlayana kadar) giderek daha çok Amerikalı finansal sıkıntıya düşecek diyor.
İkinci yazıda oluklu mukavva kutu talebi için “özellikle ticari malların talebine delalet eden önde gelen ekonomik gösterge” deniyor. Son dört çeyrektir kutu talebi düşük gidiyor diyerek; PCA (Packaging Corporation of America, Kuzey Amerika’daki üçüncü büyük kahverengi kağıt ve oluklu mukavva üreticisi)’nın kutu satış miktarı grafiği veriliyor.
Grafik önceki yılın aynı dönemine göre kutu satış miktarlarının ne kadar değiştiğini gösteriyor. Son kırmızı çizgiye göre 2022 ikinci çeyreğine kıyasla PCA’nın oluklu mukavva satış miktarı %9,8 azalmış.

Son yazı ise “kutu satışının niye düştüğünü halen anlamadıysanız” tadında kaleme alınmış. Tüketiciler için daha ucuz olan market markalı ürünlere kayıyor ve almak zorunda değillerse satın almıyorlar diyor. Buna karşılık markaların promosyonlu satışlarının, gerçekte sonraki satışlarını daha da daralttığı anlatılıyor. Yazar bütün bunlar orta ve alt gelirli Amerikalılar için bakalım yüksek gelir grubunda neler oluyor diyerek; Fransız lüks ürünleri satıcısı LVMH’nin 2023 ikinci çeyrekte satışlarının azaldığını ve özellikle Hennessy konyak satışlarının çok düştüğünden bahsediyor. Sonuçta önce fakirler enflasyonu hissediyor, daha sonra zenginler.
Talep düşük olunca, şirketler de maliyet azaltma yoluna gidiyor ve bu nedenle stokları azaltıyor zira paranın maliyeti yani faiz yüksek diyor.

Benim anladığım
  1. Enflasyon, tüketicinin net harcanabilir reel gelirini azaltıyor.
  2. Tüketici daha az ve daha ucuz malı alıyor.
  3. Üreticilere olan mal talebi düşüyor.
  4. Mal talebi düşünce kutu talebi de düşüyor.
  5. Paranın maliyeti yüksek olduğundan marketler/markalar stokları azaltmaya gidiyor. Yani döngü 3’ten tekrar başlıyor.
ABD’de durum böyleyse bizde nasıl derseniz?
Onlarda enflasyon, faiz ve oluklu mukavva miktar artışı sırasıyla %5, %5,5 ve -%10 iken bizde TÜİK’in açıkladığı son ayın enflasyonu %9,5 ikinci grafiği gözünüzde canlandırın. Yıllık 6-7’lik enflasyon bunlara neden oluyorsa, bizdeki %47,8 neler yapmaz. İsterseniz %47,8'i aklınızda bulundurup, Amerikalı yazan yerleri Türk diye tekrar okuyun.

5 Aralık 2021 Pazar

Tedarik Zinciri Problemi

Omüd’ün düzenlediği webinarda 23 Kasım 2021 günü Tedar Başkanı Tuğrul GÜNAL ile söyleşi yaptım. (Omüd Youtube kanalından izlenebilir.) Katılımcılardan gelen geri bildirimlerde, konuşmanın daha çok tedarik zincirinin önemi ve bu işi yapan bölümün nasıl organize edilmesi gibi hususlarda yoğunlaştığı oldu. Katılımcılar daha çok, tedarik zinciri neden kırıldı, ne kadar sürede tamir olur ve sektörümüzü nasıl etkileyecek gibi duymak istemişler. Bu türlü geri bildirimler alınca, biraz araştırdım ve böyle sorulara daha çok cevap veren kaynaklardaki yazıları buldum. Aşağıda ağırlıkla ilk kaynaktaki yazıdan tercüme ettiğim notlar (birebir tercüme değildir, italik yazılanlar) ile benim yorumlarımı okuyacaksınız.


Tedarik Zincirleri nasıl Kırıldı ve Yakın Zamanda Düzelmeyecek (1)

Bilgisayar çipleri, egzersiz ekipmanları, kahvaltılık mısır gevreği derken dünyada pek çok ürünün bittiği anlaşıldı. Bir tuşla sipariş verip-gelmesini beklerken; tuvalet kâğıdı alamamanın, perdelik kumaş için aylarca beklemenin veya yeni arabanın rengini seçememenin şokunu yaşadık.

Daha da önemlisi pandeminin başında koruyucu maske/malzeme yokluğu yaşadık. Doktorlar yeterli ilaç bulamadı ve Alaska’da insanlar kışlık giysi bulamadı/alamadı. Ve hatta uçaklar, uçuş sırasında ikram edilecek yiyecekler beklendiği için gecikti.

Bunlar Neden Oldu?

Pandemi global tedarik zincirinin her aşamasını bozdu. Malları üretildikleri, madenleri çıkarıldıkları veya tarımsal ürünleri yetiştirildikleri yerden alıp-tüketildikleri noktaya taşıyan, gerektiği yerde depolayan görünmez üretim, lojistik, nakliye yoluna tedarik zinciri denir. Zincirin sonunda, o mala/ürüne/madene parayı ödeyen tüketici veya bir şirket bulunur. Mal yokluğu, kıtlık, birçok malın fiyatının yükselmesine neden oldu.

Sıkıntı Ne Zaman Başladı?

Tedarik zinciri kırılmaları, pandeminin başlarına kadar uzanıyor. Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerin yanı sıra Vietnam gibi Güneydoğu Asya ülkeleri ve Almanya gibi dünyanın üretim kapasitesinin çoğunun bulunduğu ülkelerdeki fabrikalar; korona virüs vakalarının yayılmasından çok etkilendi. Birçok fabrika, işçiler hasta olduğu veya karantinaya alındığı için kapandı veya üretimi azaltmak zorunda kaldı. Buna karşılık nakliye şirketleri, dünya çapında mal taşıma taleplerinde düşüş olacağını düşünerek; programlarını kesti.

Öte yandan evde oturan ve devlet desteği alan Amerikalılar sipariş patlaması yarattılar: Ofis masa ve sandalyesi, yazıcı, spor/jimnastik ekipmanı, video oyun konsolu, ilave alan yaratmak için ahşap plaka, yeni bölümleri güzelleştirmek için boyadan başka, ebeveynler çocukları ile yemek yapmak için mikser/blender gibi mutfak aletleri de sipariş etti. Normal zamanlardaki talep seviyesine göre üretim yapan fabrikaların ilave talebe yetişmesi mümkün olmadı.

Fabrikalar Niçin Daha Fazla Üretmiyor?

Bazıları bunu denedi ve kendi problemleriyle karşılaştı. Fabrikalar ürettikleri ürün için çeşitli parçaları satın alırlar. Örneğin, Çin’de monte edilen bir bilgisayar için çipler Tayvan veya Malezya’dan düz panel göstericisi Güney Kore’den, düzinelerce başka elektronik parça dünyanın çeşitli yerlerinden, kullanılacak kimyasallar Çin’in başka yerlerinden veya Avrupa’dan alınmak zorundadır.

Hızla artan talep, malların taşıyacak sistemi tıkanmasına yol açtı. Çoğunlukla Çin’de yapılan çok çeşitli mallar depolarda ve limanlarda hızla birikti, çünkü yeterince boş konteyner ve çelik taşıma kasası yoktu.

Devasa Konteyner Gemilerine Ne Oldu?

En basit anlatımla, yanlış yerlerde sıkışıp-kaldılar. Pandeminin ilk aşamasında, Çin eldiven maske gibi koruyucu malzemelerden çok miktarda üretti ve bütün dünyaya gönderdi. Konteynerler gittikleri yerde boşaltıldılar ve buralardan Çin’e gidecek yeterli mal yüklemesi olmadığından mesela Güney Asya ve Batı Afrika gibi yerlerde boş konteynerler birikti. Aynı anda daha güçlü talebi olan Kuzey Amerika ve Avrupa için Çinli fabrikalar üretime devam ediyordu ama konteyner yoktu.

Boş konteyner olmaması ve yüklenecek mal miktarının çok olması, navlunları fırlattı. Pandemi öncesinde Şangay’dan Los Angeles’e konteyner gönderme ücreti 2.000 dolar idi. 2021’in ilk çeyreğinde aynı navlun 25.000 dolar olmuştu. Ayrıca çok sayıda dolu konteyner, gemilerde indirilmeyi-boşaltılmayı beklemek durumundaydı; yani tedarik zincirinde gecikmeler vardı. Target and Home Depot gibi dev şirketler dahi fabrikalarda üretilmiş ürünleri gemilere yüklemek için haftalar ve hatta aylarca beklemek zorundaydı.

Bu arada Kuzey Amerika ile Avrupa’daki limanlara ulaşan konteynerler, çok sayıda gemi olması, boşaltma yapılacak dokların yetmemesi nedeniyle beklemedeydi. Los Angeles ve Oakland limanlarına ulaşan düzinelerce gemi açıkta demir atıp, günlerce boşaltılmayı ve yeniden yüklenmeyi  bekliyordu. Ancak kamyon şoförleri ile dok işçilerinin bir kısmı karantinada olduğundan, az sayıdaki çalışanla indirme-bindirme operasyonlarının gecikmesi doğaldı. Süveyş Kanalı’nda bir geminin sıkışması ve sonrasında yeni Covid-19 dalgası nedeniyle Çin’deki önemli limanların kapanması görüldü.

Bazı şirketler, mevcut mal kıtlığını gidermek adına ilave siparişler verdiklerinden, limanların üzerine ilave baskı ve depolarda yeterli yer olmamasına neden oldular.

Eksik Tedarik Nedir?

Üretilen hemen her şeyin tedariki aksadı: Kimyasal malzemelerden, elektronik parçalara ve hatta koşu ayakkabılarına kadar. Herhangi bir şeyin eksik tedarik edilmesi başka şeylerin de eksik tedarikine yol açtı. Bir boya üreticisi, ürünlerini yapmak için 27 ayrı kimyasal maddeye ihtiyaç duyuyor. Bunlardan yalnızca birinin olmaması, konteyner gemisinin Kaliforniya limanlarından birinde beklemesine ve ona bağlı üretimlerin durmasına yol açıyor.

Bütün Bunlar Pandemi Kaynaklı mı?

Pandemi arz-talep dengesini çok volatil yaptı. Tedarik zinciri, yüksek talebe uyum sağlayamadı. Şirketler on yıllar boyunca maliyetlerini kontrol altında tutmak için lean üretim/stok modelleri uygulamışlardı yani stok tutmadıkları için malsız kaldılar.

Sıkıntı Ne Zaman Biter?

Kimse bilmiyor ama 2022 boyunca belki biraz daha uzun süre süreceği tahmin ediliyor. Mal kıtlığı ve tedarik zincirindeki gecikmeler nedeniyle bu yılki Christmas ve tatil sezonunda bazı mallar bulunamayacak. Pek çok şirket, mal yokluğundan etkilenmemek ve limanlardaki sıkışıklıklar nedeniyle çok önceden siparişler verdi ama bazı mallar yine de bulunamayacak.


ICCA Webinarından Notlar (2)

Oluklu mukavva sektörünü etkileyen global konular başlıklı webinardan aldığım notlar şöyle:

Ocak-Temmuz 2021’de geçen yılın aynı dönemine göre, kuzey Amerika limanlarında trafik %24 artış göstermiş, Asya limanlarında ise %9 artmış.

Ocak-Temmuz 2020’de ABD’de oluklu mukavva satışları %10 azalmışken, bir yıl sonra kurulu kapasitelerin üzerinde talep oluşmuş.

Karşılaştırılan iki dönem arasında, konteynerin dolu olduğu gün sayısı %16 artmış, gemilerin gecikmesi 3 kat artmış ve geminin zamanında limana ulaşması %70’lerden, %40’lara inmiş. Liman sıkışıklığı ve gecikmelerin normalleşmesi için, limanlarda daha geniş alana, ABD mal stoklarının talebi karşılayacak kadar artmasına, konteynerle yapılan ticaretin yavaşlamasına, konteyner depolama alanlarının boşalmasına, limanda boş konteyner olmasına, daha fazla şoför, gemi ve konteyner olmasına ve limanda daha fazla indirme-yükleme (kamyon, tren) rampa/dok yatırımına ihtiyaç var.

Bu yılın 40’ncı haftasında (4 Ekim) San Pedro, Los Angeles ve Long Beach limanlarında gemi bekleme süresi 62 haftaya çıkmış. Geçen yıl aynı günlerde bu süre 8 haftaymış ve yükselerek 2020’nin son haftasında 54 haftaya ulaşmış.

Okyanus taşımacılığında kapasite yetersiz, planlanan teslimat sürelerine güvenilmez, uzun taşıma süreleri, tahmin edilenden daha az konteyner/gemi kaydı yapılabiliyor, navlunlar uçmuş, taşıyıcılar ihalelere girmek istemiyor, alınmış ihale döneminde fiyatlar yükseliyor, yükleyenler çaresiz.

Global konteyner trafiği, 2022’de biraz yavaşlasa da sıkışıklığı devam edecek. Yükselen enflasyon, kısmen tedarik zinciri verimsizliğine rağmen trafik ortalama yıllık %5,2 artacak. Sipariş edilen gemi ve konteynerler, 2023’den itibaren büyük oran teslim edileceğinden, hayat normale dönecek. Yüksek navlunlar 2022’de de devam edecek.


Benim Yorumum

Oluklu mukavva talebi çok canlı. Artan mal ihracatı, boş kutu ihracatı, plastik ambalajdan oluklu mukavvaya kayan ambalajlar, değişen kutu boyutları gibi faktörlerle talep çok canlı. Canlılık yalnız bizde değil, her yerde var.

Bizdeki ekstra canlılık devalüe olan paramız, yabancı alıcıları cezbediyor. Eskiden Çin’den ABD’ye giden pizza kutuları artık ülkemizden talep ediliyor. Ekimde bir güneş paneli fabrikasını ziyaret ettim. İlave fabrika için makineler gelmiş ama kurulamamış, çünkü halen zemini düzenleniyor. 2022’nin bütün üretimini fabrikayı kuramadan satmışlar. Büyük ihtimalle Avrupalı alıcı, güneş panellerini Çin yerine Türkiye’den almak istemiş.

Birkaçı haricinde ülkemizdeki oluklu fabrikalarının bobin stokları yetersiz, kağıt fabrikaları aşırı dolu.

Artan enerji ve kimyasal maliyetleri hem kâğıt hem de kutu da fiyat artışına neden olacak.

Yıllık anlaşmayla bağlanan nişasta ve mürekkepte üreticiler maliyet artışı nedeniyle haklı olarak aralık için zam istedi ve aldı. Oluklu sektörü anlaşma harici bu zamları vermek zorunda kaldı.

Öte yandan nişasta kâğıt üretiminde de önemli bir girdi, nişasta olmazsa kağıdın mukavemet değerleri tutmaz. 2021’de mısır üretimi yetersiz olmuş. Nişasta üreticileri yeterli mısır bulamadıklarından, sabit fiyatla satış yapamayacaklar, yani fiyatı yabancı parayla her ay değişecek.

Yağışların başlamasıyla, atık kâğıt daha az toplanacak. Ayrıca Avrupa’da başlayan kapanmalar toplamanın azalmasına neden oluyor. Bu durumda atık kâğıt fiyatlarını arttıracak.

Önümüzdeki 3 ayda üst üste kâğıt ve kutu maliyetleri artmaya devam edecek. Kutu dahil her türlü malın alıcısına, şu günlerde yeni tedarikçi arayışına girmemelerini, mevcut tedarikçi ile anlaşma yolunu bulmalarını, iki tarafın da karşılıklı şeffaf davranmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Alıcıların, başka tedarikçilerden teklif istemesi, piyasadaki volatiliteyi arttırıyor. Kendine ilave sipariş geleceğini düşünen fabrika, ilave hammadde sipariş ediyor. Örneğin oluklu fabrikası, enerji, enflasyon, kur vs nedenlerle maliyet artıyor diyerek stok yapmaya başlıyor.


Kaynaklar

(1) https://www.nytimes.com/2021/10/22/business/shortages-supply-chain.html

(2) ICCA Webinar on Global Operational Issues Impacting the Corrugated Industry

14 Kasım 2021 Pazar

Kağıt ve Kutu Fiyatları Neden Artıyor?

9-10 Kasım günleri Afyon ve Konya’da kurulu 10 kadar müşteriyi ziyaret ettim. Görüşmeler sırasında bana kutu ve kağıt fiyatlarının neden arttığı, bundan sonra ne olacağı soruldu. Oluklu mukavva alıcılarının önemli bir kısmında, bu konuyla ilgili bilgi eksikliği olduğunu gördüm: Kağıt fiyat artışını bir şirketin marifeti olduğunu düşünen de vardı, sektördeki yabancı yatırımın artmasına da bağlayan da vardı. Müşterileri ziyaret eden bazı cahil satış temsilcilerinin de kulaktan dolma bilgilerle insanları yanlış düşünmeye ittiklerini gördüm. Ziyaretler sırasından dilim döndüğünce yanlış düşünceleri düzeltmeye çalıştıysam da kendimi bu yazıyı yazmak mecburiyetinde hissettim.

(Bu yazıda kağıt dediğimde oluklu mukavva kağıdını ve ambalaj veya kutu dediğimde oluklu mukavva kutuyu kastediyorum. Kaynaklardan derlediğim bilgilerden çıkarım ve yorumlarımı italik olarak yazacağım.)


Fiyatı Arttıran Faktörler

Hurda yetersizliği, enerji krizi, kırılmış tedarik zinciri, yetersiz iş gücü, artan kağıt ve kutu talebi, artan kimyasal madde fiyatları, kur artışı, gibi nedenlerle hem kağıt hem de kutu fiyatları artıyor. Şimdi detaylara bakalım:


Artan Kutu Talebi

  • Pandemi tüketim alışkanlıklarını değiştirdi, hijyen nedeniyle artık daha fazla ambalaj (kutu, kağıt torba, karton kutu) kullanılıyor.
  • Tek kullanımlık miktarların satın alma isteği, karbon ayak izini azaltmak için deterjan kutusunun içindeki boşlukları azaltma gibi nedenlerle kutu boyutları küçülüyor. Yeni boyutlar ilave ambalaj talebi anlamına geliyor.
  • Kırılan tedarik zincirleri nedeniyle daha fazla sayıda taşıma ve ilave depolama gerekiyor, yani daha fazla kutu.
  • E-ticaret üzerinden yapılan satışlar, mevcuda ilaveten %20-35 daha fazla oluklu mukavva kutu gerektiriyor.
  • Tek kullanımlık plastik ambalajlara gelen yasaklar, kutu ve kağıt esaslı ambalaj talebini arttırıyor. (1)


Yetersiz Hurda Kağıt

E-ticaret bir taraftan daha fazla kutu kullanımını gerektirirken, diğer taraftan evlere teslim edilen kutular yeterince geriye dönmüyor ve çöplere karışıyor. DS Smith, 2017’den 2020’ye kağıt ambalajların İngiltere’deki geri dönüş oranının %15 azaldığını söylüyor (2)

Geçen yıllarda ABD en büyük hurda ihracatçısı idi. Ancak kurulmakta olan 6 büyük kağıt makinesinin kapasitesi 3,1 milyon ton ve tümü de hurda kağıt kullanacak. Bu durumda ABD bırakın hurda ihraç etmeyi kendisi ithal eder duruma gelecek. (3)

Şu sıralar çeşitli nedenlerle Çin biraz yavaşlamış durumda, ekonomisi 2019 seviyesine döndüğünde hurda ve hurda esaslı kağıt fiyatlarını çok merak ederim.


Enerji Krizi

Çin kömürden-doğal gaza geçmeye karar verdiğinden, doğal gaz talebi ve fiyatı arttı. Kömür yakan kazanların Mart-2023’e kadar doğal gaza geçmesine karar verdi. Büyük kağıt üreticilerinin tümü henüz bu dönüşümü sağlamadı (4) Çin ayrıca şirketlerine

tüketilen enerji / yaratılan milli hasıla (GDP)

şeklinde bir hedef vermiş. Fabrikalar, oranı tutturmak üzere üretim kesintilerine gitmek zorunda kalıyormuş.

Son senelerin en soğuk kışı yaşanan Avrupa’da 2021 ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre doğal gaz tüketimi %7,8 artmış. Gaz tedarikçilerindeki bakım duruşları nedeniyle Avrupa yeterince gaz alamamış ve rezervleri normalin %20 altına inmiş. İkinci çeyrekte ekonomiler toparlanırken daha fazla gaz talebi açığa çıkmış. Değişen iklim koşulları, yaz aylarında rüzgar enerjisi üretimini iyice azaltmış, yani yeterli rüzgar esmemiş.

Arz kaynaklı nedenlerin başında ise esas tedarikçi Norveç’in arıza-bakım duruşları nedeniyle gazı kesmesi olmuş. Diğer tedarikçi Rusya ise Asya ülkelerinden gelen talebe daha çok gaz vermeye başlamış. Analistler soğuk kış günleriyle birlikte gaz fiyatlarının daha da artacağını, sabit fiyatlı kontratlara güvenilemeyeceğini düşünüyormuş. (5)

Buna karşılık elektrik üretimi %70 oranında kömüre bağlı olan Hindistan’da kömür yokluğu nedeniyle devlet topraklarından çıkan tüm kömürü termik santrallere gönderme kararı almış. Kömürü biten küçük kağıt-karton fabrikaları durmaya başlamış. (6) Kömür yetmezliğinin arkasında iki neden varmış: Artan petrol fiyatları, navlunu çok pahalı yaptığından yeterince ithal edilemiyormuş. Ayrıca Ağustos-Eylül dönemi yoğun muson yağmurları kömür üretimini engellemiş.

Özetle doğal gaz talebi ve fiyatları artıyor ve artmaya devam edecek. Bir ülkede kömürden vaz geçiliyor, fiyatının düşmesi beklenir ama alternatif olduğu için kısa dönemde fiyatı artıyor. Ayrıca diğer ülke ithal etmeye kalksa, yüksek navlun ödemek zorunda çünkü petrol de artmış.


Kimyasal Madde

Yukarıdaki enerji problemleri, üretimlerde kesintiye neden oluyor. Çin veya Hindistan’dan ithal edilen ham madde ve kimyasalların daha az üretilmesine ve piyasada bulunmamasına neden oluyor. Arz-talep kanunu nedeniyle, tedariki zorlaşan malın fiyatı artıyor.


Nişasta

Kağıt ve oluklu mukavvada kullanılan nişasta, geçmiş yıllarda hep yıllık bağlantılarla ve yıllık sabit fiyatla satın alınır idi. Ancak bu sene mısır üretimi az olmuş ve şimdi yeterli mısır olmadığından, nişasta fiyatı belki de her ay değişecek.

Yani kağıt ve kutu maliyeti belki her ay artacak.


Gemi-Konteyner Konusu


Fotoğraf (7) nolu kaynağa aittir. 10 Ekim 2021'de malını boşaltmak için Los Angeles ve Long Beach limanlarında bekleyen gemi sayısı 70 tane imiş.

Mal akışı halen normale dönmediğinden, kaynağından zamanında yola çıkamayan mallar, gittikleri yerde de zamanında varamıyor ve hızlıca boşaltılamıyor. Bu durum, normalde ithal edilmiş olan mal zamanında gelmediğinden bir başka kaynaktan bulunabilirse tekrar satın alınıyor. Böylece ilave talep oluşuyor.

Kamyon şoförü ve tır bulunamaması da mal akışının halen normalleşmediğinin bir göstergesi. Normale göre bir başka kaynaktan satın alınan mallar, daha fazla taşınmış oluyor.


Yetersiz İşgücü

Aşısız olduğundan çalışamama, filyasyon nedeniyle evde olma veya hasta olduğundan çalışamayanlar var. (8)

Pandeminin başlangıcında kapanmalardan yeterince çalışan bulunamaması daha büyük bir sorun idi. Şimdi ise yüksek sipariş seviyesini karşılamak üzere konulan yeni kapasiteleri doldurmak gerekiyor. Hayat pahalılığı, ücret seviyesini yetersiz kıldı. Sanırım bazı çalışanlar, alacağı ücretin bir kısmını yolda harcayacağına, belli günlerde garson/kurye gibi kayıt dışı çalışmayı tercih ediyor veya zorunda kalıyor. Kayıt dışı çalıştırmaya-iş yapmaya engel olunsa; ücretler genel seviyesi artacak ve çalışan bulmak kolaylaşacaktır.


Yetersiz Kraft Liner ve Oluklu Mukavva Kağıdı

ABD istatistiklerine göre geçen yılın ilk 9 ayına göre bu yıl ülkemize %39,4 daha az Kraft liner ihraç edilmiş. (9)

Selüloz ve Kağıt Vakfı istatistiklerine göre, ülkemizin ilk 9 aydaki toplam Kraft liner ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre %24,7 azalmış. Geçen yıl ilk 9 ayda 228 bin ton olan toplam Kraft ithalatımız bu yıl 171 bin tona inmiş.

Amerikan iç talebi çok canlı ve içerdeki kağıt fiyatları daha yüksek olduğundan kraftı ihraç etmek yerine içerde tüketmeyi tercih ediyorlar. Ülkemizin alamadığı kraftın yerine test liner cinsi kağıtlar ikame ediliyor. Bu durumda 228-171=57 bin ton kağıt talebi ortaya çıkmış oluyor.

Gerçekten gerekmiyorsa Kraft takıntısından kurtulmak gerekiyor. 57 bin ton Kraft yerine yüksek mukavemetli test liner kullanılabildiğine göre daha çevrilecek çok miktar var.

Peki dışarıya satılan kağıt miktarı artmış mı? Hayır artmamış. Oluklu mukavva kağıdı ihracatımız geçen yıl (ilk 9 ay) 151 bin ton iken bu sene 148 bin tona inmiş.

Acaba kağıt üretimimi azalmış? Hayır tersine 41 bin ton artmış. Geçen yıl oluklu mukavva kağıdı üretimi 1.871 bin ton iken bu yıl 1.912 bin tona çıkmış. Üretilen oluklu mukavva kağıtları, sektörün ihtiyacını karşılamıyor, talep daha fazla. 


Kur ve Enflasyon Artışı

Kurlar artınca ithal edilen bütün yedek parça, malzeme ve ham maddelerin maliyeti artıyor. Dolayısıyla üretilen kağıdın ve kutunun fiyatı da artıyor. Enflasyon yükselince içerden temin edilen mal ve hizmetlerin maliyeti artıyor ve fiyatlar yine yükseliyor.


Sonuç

Müşterilerden biri, kağıt ve kutu sektörünün fırsatçılık yaptığını düşündüğünü belirtti. Böyle bir şey yok, eğer haklı olsa şirket karlılıklarında anormal artış görünürdü. Borsa İstanbul’a kote üç oluklu mukavva şirketinin son açıklanan finansallarına göre esas faaliyet kar marjı ortalaması %12,7. Buna karşılık uluslar arası bir şirketin kar marjına baktım. (10) Smurfit Kappa’nın CEO’su ebitda %10 artarak, %17 oldu diyor.

Fırsatçılık falan yok. Bizdeki problem, enflasyon: Enflasyon hem rakamları büyütüyor hem de sektöre hemen her ay fiyat ayarlaması yaptırıyor. Bu sene yurt dışında kağıt ve kutu fiyatları beş kez arttı. Türkiye’de ise dokuz kere artmak zorunda kaldı. Avrupa’da enflasyon %3,4 ile son 13 yılın zirvesine çıkmış, bizim ÜFE oranı ise %44. Artan maliyetler elbette fiyatları arttıracak.


Kaynaklar

  1. https://www.france24.com/en/europe/20211011-france-to-ban-plastic-packaging-for-fruit-and-vegetables-from-january-2022
  2. https://www.cityam.com/full-blown-recycling-crisis-looms-over-uk-ds-smith-boss-warns/
  3. https://www.fastmarkets.com/article/4011958/occs-11-month-price-run-finally-ends-all-average-rcp-prices-remain-up
  4. China P&B prices mixed as big industrial shuts choke both supply and demand (www.risiinfo.com, 2/10/2021)
  5. Fastmarkets RISI Viewpoint: Increasing natural gas prices and its impact on paper and board producers. (www.risiinfo.com, 27/9/2021)
  6. Indian P&B mills’ coal stocks low as imports get scarce and domestic supply falls short. (www.risiinfo.com, 29/10/2021)
  7. https://edition.cnn.com/2021/10/18/business/container-port-record-backlog/index.html
  8. Domestic liner prices hold, export up; boxmakers worry intensely of delays, labor hurting 4Q output. (www.risiinfo.com, 15/10/2021)
  9. US export KLB prices look set to mostly rise again, with questions, uncertainty looking ahead (www.risiinfo.com, 12/11/2021)
  10. Fastmarkets RISI ICC: Smurfit Kappa’s ‘never say never’ approach to see more M&As, ‘opportunities’. (www.risiinfo.com, 9/11/2021)

2 Haziran 2019 Pazar

Kitaba Giremeyen Yazı

 Yukarıda resmi görülen "İLK İŞİM" kitabı için hazırladığım yazı, çok başvuru olması ve yazarlar arasında cinsiyet dengesi düşünceleriyle kitapta yer edinemedi. Hiper enflasyon ortamında, ilk iş deneyimimden bir demet anı olarak sunuyorum. Çocuğunuzu korumacı değil, hayata hazırlamak istiyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim.


Emek Bakkaliyesi
İlkokul dörde giderken bakkal dükkanı açtık. Babam aslen iyi bir berber olmasına rağmen, hep daha kolay ve de hızlı para kazanma yollarına sapardı. Bu amaçla susamdan tütüne, pamuktan zeytine pek çok tarım konusunu da denedi. İki kez Almanya’ya işçi olarak gitmeyi denedikten sonra, bakkal olmaya karar verdi. Ben de otomatik olarak bakkal çırağı oldum. 1972-1979 yılları arasında okul dışındaki tüm zamanım ve yaz tatillerim bakkalda geçti. Benim ufağım ilkokula yeni başlamıştı ve en küçüğümüz henüz bebekti.

İlk çalışma günümüz bir Perşembe idi. O gün Torbalı ilçesinde Pazar kurulur, çevre köy ve kasabalardan gelenler haftalık alışverişlerini yaparlar. Dükkanımız köy dolmuşlarının yolcu boşalttığı sanayi sitesinin meydanından, pazarın kurulduğu alana giden yolun ortalarında oldukça mevki sayılan bir yerdeydi. Köylüler dolmuşa daha yakın olduğumuzdan pil, makarna, deterjan ve plastik bidon gibi ihtiyaçlarını bizden almayı tercih ederdi. Özellikle babamın arkadaşları veya berberlik zamanından bir şekilde bağlantılı olduğu Çamlıca ve Karaot gibi köylerden daha çok müşterimiz vardı.

İlk günün telaşıyla 100 lira kaybettik. O zaman için 100 lira en büyük banknottu. Acemiliğimizden, kaybettik sandığımız parayı kese kağıtlarının altına tıkıştırdığımız sonradan belli oldu. Çok iptidai şartlarla işe başladığımızdan henüz bir tezgah ve kasamız yoktu. Düzensizlik, gereksiz beklemelere ve servisin gecikmesine neden oluyordu.

Daha sonra, bakkalın ortasına bir vitrinli bölme geldi. Bir tarafında kasa, vitrinin üzerinde çerezlerle dolu kavanozlar. Ülkemizde henüz ambalajlı yiyecekler çok azdı. Hemen her şey, naylon torbaya veya kese kağıdına konulur, terazide tartılır ve tutarı hesaplanırdı.

Gün geçtikçe ciroyu arttıracak kalemler düşünmeye başladık. Plastik bidonların yanına cam kavanozlar ilave edildi. Sac kovalar, alüminyum tencereler, çalı süpürgeleri, badana fırçaları, çivi..vs. Biraz hırdavatçı, biraz bakkal ve hatta züccaciyeci. Anlıyordum işler pek iyi değildi, babam arayış içindeydi. Sanayi sitesindeki esnafın teşvikiyle, çok miktarda şarap aldı. O yıllarda sanayi esnafından bazıları satın aldıkları şarapları, dükkanın arkasındaki depoda içerdi. Bazı komşulardan olumsuz söylemler gelse de devam ettik.

Bir iki lokantaya kuru fasulye, pirinç ve konserve vermeye başladık. Lokantacılar, hafta içinde veresiye aldıkları malları genellikle Cuma sabahı öderdi. Fasulye başlangıçta karlı gibi göründüğünden, diğer müşterilere özellikle Perşembe’leri satmayı düşündük. Nasıl olsa ben bakkalın önündeki plastik ve camlarla ilgileniyordum ve kuru fasulye de satabilirdim. Bağıra-çağıra satmayı öğrendim. İlk başlarda sesim çok kısık ve titrekti. Ne kadar çok bağırırsam, yoldan geçenlerin dikkatini o kadar çok çekebiliyordum. İyi zamanlarda pazarın kurulduğu günlerde bir çuval (100 kilo kadar) fasulye satılıyordu.

Satın alma fiyatını düşürmek için babam, İzmir’den biraz çöplü fasulye alır, Çarşamba akşamı bütün aile onu ayıklardık. Duruma göre 2-3 kilo çöp çıkar ama kalan temiz malı daha iyi fiyata satardık. Ucuza almak adına bir keresinde Tire’deki konserve fabrikasına gittik. Konserve yaz mevsiminde üretilip-teneke kutularda ambalajlanıyor ve yıl boyunca da toptan olarak fabrikadan satılıyordu. Babam bazı hesaplar yaptı, lokantacıların börülce, türlü, vb taleplerine göre bir kamyona yakın konserve aldı. Konserveler tahmininden daha hızlı şekilde tükendi. Tekrar fabrikaya gittiğimizde konserve kalmamıştı. Çaresiz İzmir veya Torbalı’daki toptancılardan daha pahalıya aldık.

Siyah beyaz da olsa televizyonlar yaygınlaşıyordu. TV reklamlarının etkisiyle Sana Yağı ile Omo daha çok rağbet görüyordu. Birbirine yakın tarihlerde bu ürün gruplarını dükkanlarda yerleşim-sıralama ve kalite açısından kontrol etmek üzere iki profesyonel geldi. Biri deterjanları raflarda nasıl sıralamam gerektiğini gösterdi. Diğeri ise margarinleri açıkta bıraktığımızı (buz dolabımız yoktu) görünce birini açıp-tadını kontrol etti ve toptancıya iade etmemizi istedi. Çünkü bozulmuştu. İlçemizden olmayan, uzmanların bizim işimizi bizden iyi yapması mahcubiyetimizi arttırdı.

İlk günlerin heyecanı yavaşça kayboldu. Elde edilen ciro, aynı miktarda malı yerine koymaya yetmiyordu. O zaman bilmiyordum, ama hiper enflasyon yaşadığımızı şimdi daha iyi anlıyorum. 1974’deki Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ABD ambargosuyla karşılaştık. Petrole bağlı ürünler, deterjanlar, margarinler, filtreli sigaralar piyasadan kalktı. Toptancılar, deterjan ve margarinden birer koli vermek için şu kadar alış veriş yapmamızı şart koşardı. Bizde bu malları yalnızca düzenli müşteriye verirdik.

Enflasyon o kadar yükseldi ki, fasulyenin fiyatı haftalık değişmeye başladı. 950 liraya aldığımız fasulyeden elde edilen ciro bin liraydı. Bir hafta sonra toptan fiyatı 10 lira 25 kuruş olduğundan eldeki bin lira bir çuval almaya yetmiyordu. Enflasyon bizi küçülmeye zorluyordu. Ayrıca hızla artan fiyatları, müşterilere izah etmekte zorlanıyorduk. Küçük bir ilçede, insanın adının kazıkçıya çıkması çok kötüydü. Elinde eskiden kalma malı olan daha ucuza satabiliyordu. Bunun için stokları şişirmek lazımdı ama bizde para yoktu.

İlk defa tefeciden 10 bin lira para aldık. Üç ay sonra 13 bin lira ödeyecektik. Enflasyonun nasıl çalıştığını anlamamıştık. Eskiden olduğu gibi yüzde 10 kadar kar marjı yeterli sanıyor-buna göre fiyatlandırıyorduk. Bakkalın satılacak mallarla dolu olması, bizim motivasyonumuzu arttırmıştı. Parayı geri ödeyene kadar, birkaç kez çevirmeyi başardık. Ödeme günü gelince çok zor da olsa geri ödedik.

Sonra tekrar, birkaç ay sonra bir kez daha derken tefeci bakkalı komple almak istedi. Fahiş faizle alınan parayla iş yapabilmemiz adamı etkilemişti. Babamla anlaşamadılar. Sonra bir başka alıcı çıktı, o da almadı. Ruh halimiz, bakkalı satıp-kurtulmak şekline dönmüştü. Babam dükkanı sen idare et, biz annenle tütün ekelim dedi. Tütün, o yıllarda tamamen insan gücüne dayalı, başlangıcıyla bitişi arasında bir yıldan uzun zaman geçen bir üründü. Eski yılın mahsulünü satıp-elinize para geçmeden, yeni yılın fidanlarını dikmek gerekirdi. Yani uzun süreli para bağlamak demekti. O zaman görememiştim ama enflasyonist ortamda bu da çok yanlış bir karardı. Tütün, bakkalın sermayesini biraz daha emdi. Dükkanda ekmek, şeker, çay gibi yalnızca günlük ihtiyaçları satar hale gelmiştik. Zira sermaye erimişti.

Pamuk işlemek için güney doğudan gelen aileler bizim caddenin başlarında bir yerde kalmaya başladı. Çok çocuklu olduklarından ekmek tüketimleri de fazlaydı. Sırf onlara daha çok ekmek satmak için bakkalı daha erken açmaya başladım. Günlük ekmek satışı 50’lerden 100’e kadar çıktı. Pamuk işçilerinin tüketim alışkanlıklarına göre, patates, kuru soğan ve Vita (açık nebati yağ) da satmaya başladım. Pamuk sezonu bitince işler yine dip yaptı.

Yıl 1978’e gelmiş ve ben liseyi bitirmiştim. İlk yıl eczacılık bölümünü kazandım ama gitmedim. Bunun yerine hafta sonları dershaneye gitmeye ve hafta içinde bakkalı çalıştırmaya devam ettim.

Dükkan binasının sahibi olan toptancıdan vadeli mal talep ettim. Hayatta kendi başıma aldığım ilk, önemli kararlardan biriydi. Muzaffer Amca, sanıyorum 15-20 bin liralık açık hesap mal verdi. Yine bir canlanma yaşadık. Dükkandaki hareketi gören tefeci yine alıcı oldu. Üniversite sınav sonuçları açıklandığında, endüstri mühendisliğini kazanmıştım. Bakkalı devretmek için bu da iyi bir bahane oldu. Dükkanı sattık, babam çırçır fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Ben de okula. Yedi yıllık inişlerle-çıkışlarla dolu ticari hayatımız bitmişti. Hayatta daha deneyimli ama daha fakirdik.

İlk işimin faydalarını, yönetici olduktan sonra daha çok anladım. Halen satışın en önemli iş olduğunu ve doğru fiyattan satmanın çok satmaktan daha karlı olduğunu düşünürüm.