enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2024 Pazartesi

Son Üç-Dört Haftada Yapılan Açıklamaların Piyasaya Etkileri

İlk çeyrek Omüd ve SKSV sonuçları
Kâğıt Vakfı (SKSV) 2024 yılının ilk 3 aylık üretim rakamlarını açıkladı. Oluklu mukavva kâğıdı üretimi geçen yılın aynı döneminde 572 bin ton imiş. Bu sene 686 bin tonu aşarak %20 büyüme kaydetmiş. 2023 ve 2024’de ilk çeyreklerindeki oluklu mukavva kâğıdı ihracat ve ithalatını hesaba dahil ettiğimde içerdeki kâğıt tüketimleri (2023 ve 2024) 669 ve 768 bin ton oluyor. İçerde tüketilen oluklu mukavva kâğıdı miktarındaki artış %14,8 oluyor. Buradan 2023 ilk çeyrekte bobin stoklarının fazla olduğu anlaşılıyor.
Omüd’ün bildirdiğine göre 2024’ün ilk üç ayında oluklu mukavva satışları %6,86 artışla 646 bin ton olmuş. Yukarıdaki kâğıt tüketimini (768 bin ton) dikkate aldığımda ise oluklu mukavva satış miktarının 646 olması gayet normal görünüyor.

Hurda esaslı kâğıda ithalat vergisi
Başlangıçta 200 USD/ton olarak duyurulan ithal kâğıda korunma önlemi 87 USD/ton olarak resmi gazetede yayınlandı. Takip eden yıllarda vergi birer dolar azalacak ve üç yılın sonunda önlem kalkacak. Ben ithalata vergi konulmasına taraftarım ancak konulan vergi tabir yerinde ise “dağ fare doğurdu” kabilindendir. Ülkemizin hurda esaslı kâğıt ithalatı 50 bin ton/ay seviyesindedir. İthalatın önünü kesmek istiyorsak 200 dolar seviyesinde kalmalıydı. Yurt dışındaki kâğıt fabrikaları fazla kapasitelerini vergiyi indirerek ülkemize satmaya devam ederler. Üstüne üstlük kur bu seviyelerde tutulduğu sürece 87 doların içerdeki kâğıt sanayiine faydası olmaz.

Elektrik zammı
Sanayinin kullandığı elektriğe zam yapılmamış gibi görünüyor. Bu iyi. Eğer sanayinin kullandığı elektriğe %20 zam gelirse, üretilen kâğıdın maliyeti kabaca %5 artacaktır.

Enflasyon
Haziran ayı tüketici enflasyonu İTO’ya göre %3,42 ve TÜİK’e göre %1,64 olarak açıklandı. Maalesef TÜİK rakamlarına hiç kimse itibar etmiyor. TÜİK kaç açıklarsa açıklasın, üretim yapan şirketlerin maliyetleri (enerji ve asgari ücret hariç) sanki İTO rakamları kadar artıyor.

Asgari ücret
Bu yazının hazırlandığı 7 Temmuz 2024 tarihine kadar asgari ücret artışı olmadı. İlgili devlet görevlilerine göre asgari ücret artışı olmayacak. Tahminimce sektörümüzdeki fabrikalar/şirketler, devlet resmen yapmasa dahi çalışanlarının ücretlerini arttırmak zorunda kalacaktır. Cüzi de olsa yapılacak ücret artışları, maliyetleri arttıracak.

Avrupalıların 60€ zamları
Geçen hafta Hamburger, DS Smith ve SCA hurda esaslı kâğıtlara ve kraft linere 60€/ton zam açıkladı. Muhtemelen diğer bütün üreticiler de benzeri zamları açıklamaya devam ederler. Eğer bu zam tutarsa, içerdeki kâğıt fiyatını da arttırabilir. Üreticiler açısından kâğıt talebinde bir canlanma-artış yok ama maliyet artışları devam ediyor. Yapılan açıklamalarda enflasyona bağlı maliyet artışlarından yakınılarak; fiyatı arttırmak zorundayız deniliyor. Esasen içerde durum onların açıklamalarından daha kötü olmakla beraber talep düşük maalesef.

Ekonomik durum
Yukarıdaki görseli Akbank’ın Ekonomik Araştırmalar raporunun giriş kısmından aldım. Rapor sektörel güven endekslerinin, reel kesim güven endeksinin ve kapasite kullanım oranlarının düştüğünden bahsediyor. Göstergeler böyle olunca genel olarak talebin düştüğünden, ambalaj talebinin azalmasından dolayısıyla oluklu mukavva kâğıdına olan talebin de düşük olduğunu; arkasında yukarıda sıralanan zaruretlerden biri  yoksa fiyat artışlarının tutmayacağını düşünüyorum.


İçerisi böyleyken dünyayı merak ederseniz, faydalı okuma:
A look at the global corrugated packaging industry
https://packagingeurope.com/comment/a-look-at-the-global-corrugated-packaging-industry/11517.article
European pulp and paper industry market outlook
https://www.resourcewise.com/forest-products-blog/european-pulp-and-paper-industry-market-outlook

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Yazılımın Hesaplayamadığı Sonuç

Oluklu mukavva sektöründe kullanılan yazılımlar, genel olarak belli bir miktarın (tonaj, milyon m2, milyon adet) üretileceği veya satılacağı mantığına dayanıyor. Bütçeye göre veya ay başında verilen miktar hedefine göre sabit maliyetler; m2’ye, kiloya veya adete indirgeniyor. Ayın sonunda verilen miktar hedefi tutsa da beklenen kârlılığa ulaşılamadığı zamanlar var.

Bu duruma şu husus neden oluyor:
Satış yöneticisi aldığı hedefe göre dönüp ekibine “-%X’e kadar satın” diyor. Miktarda geri kalma başladığında satış ekibinin de telaşı artıyor ve X artmaya (yani programın hesapladığından yapılacak indirim) başlıyor. Bu sırada gelen ihale veya blok sipariş “aman kaçırmayalım” denilerek alınıyor. Ayın sonuna gelindiğinde, satış ve üretim hedefleri yakalanmış olsa da beklenen kâra ulaşılmamış oluyor veya beklenen zarar artıyor.

Çopikas’ta ilk genel müdür olduğumda o zamanki satış direktörü, düşük fiyatlı iş alacağında kâğıttan yola çıkarak bazı hesaplar yapar, onayımı alırdı. Ay sonunda hiçbir zaman umut edilen kârı göremezdik. Sonra yazılım değiştirdik ama sonuç değişmedi. Zira ERP yazılımının adı ne olursa olsun, gelir tablosu mantığına göre çalışmaz. Alınacak düşük veya yüksek fiyatlı işin, ilave miktarın veya yapılmayacak işin gelir tablosuna nasıl etki yaptığını görmek isterseniz buyurun:


Hayali şirket
Maliyet yapısı yukarıdaki gibi olan ve ayda 2.500 ton mal satan orta ölçekli bir fabrikamız olsun. Gelir tablosu aşağıdaki gibi olacaktır. (Bütün rakamlar hayalidir ve güncel/gerçek rakamlarla alakası yoktur. Bu çalışmada fiyatlar TL/ton cinsindendir, gelir tablosundaki maliyet, ciro, indirim, kâr/ebit rakamları bin TL’dir.)
%11 fireyle çalışan fabrika, kutuyu ortalama 11.000 TL/ton ve hurdayı 1.225 TL/ton fiyatla satmaktadır. 2.500 ton satış yaptığında müşterilerine 100 bin TL (cirosunun %0,36’sı gibi) indirim yapmakta veya ciro primi ödemekte veya iade almaktadır.

Hammadde ve yardımcı madde kalemleri doğal olarak fire oranı dikkate alınarak (hammadde veya yardımcı madde maliyeti=miktar*birim maliyet*1,11) hesaplanmıştır. Gelir tablosuna göre şirket ebitte 2,3 milyon lira zarar etmektedir.

(Hurda Miktar Hesabı:
Fire %11 olduğuna göre, x hurda, m satış miktarı olmak üzere, x*100/(m+x)=11% formülünden x=0,1236 hesaplanır. Hurda miktarı*0,1236 şeklinde hesaplanmıştır.)


Fiyatı düşük olduğu için almadığımız işleri alalım
Satın alma fiyatları normalse, şirket zarar ettiğine göre ya satış fiyatı düşüktür ya da kurulmuş yapı (makine parkı, çalışan sayısı vb) miktara göre büyüktür. Satış fiyatını Pazar belirlediğine göre ilkin üretim kapasitesini zorlamak mantıklı gelir. Fiyatı düşük olduğu için o güne kadar alınmayan işler alındığında ise
Mevcut fiyat 11.000 TL/ton iken, önceden alınmamış olan 10.000 TL/ton fiyatlı 500 ton ilave sipariş alındığında; değişken maliyetler ilave miktarla çarpılarak hesaplanmıştır. Sabit maliyetler aynı kalırken belki biraz fazla mesai yapmak (200 bin TL kabul ettim) gerekecektir. Bu durumda ilave iş kendi başına kârlı olsa da zarardan kurtulmak mümkün görünmüyor. Son sütun öncekilerin toplamıdır.


Yarı mamul satışına abanalım
Ülkemizde en rağbet gören strateji yarı mamul satışına abanmaktır. 1.000 ton ilave levha satılırsa yardımcı madde giderleri (bin ton için) yarıya iner. Fire ve enerjiden de biraz düşme olur ama dikkate almadım ve sonuç
Levha fiyatını, mevcuttan %20 kadar düşük kabul ettiğimde; ham ve yardımcı madde ile nakliyenin bir kısmını kurtarsa bile hem kendi başına hem de toplamda zarardan kurtuluş yoktur. Bu stratejide fazla mesai miktarı artmıştır.


Az da olsa yüksek fiyatlı iş alınabilirse
Yukarıdaki iki duruma göre daha az (250 ton) ama fiyatı daha yüksek ilave iş alınabilirse, genel olarak durum iyileşmektedir. 13.000 TL’den giren 250 ton sipariş, ortalama satış fiyatını 182 TL arttırmakta ve dipteki ebit zararını 1,4 milyona çekmektedir.


Öyleyse ucuz fiyatlılardan vaz geçelim
Talebin düşük olduğu böyle dönemlerde belki en mantıklı strateji budur.
İhale, miktar takıntısı, vb nedenlerle alınmış ve fiyatı düşük kalmış işleri elimine etmek sonucu çok değiştirir. Tabloya göre ortalama fiyatı 8.000 TL/ton olan bin ton kadar iş yapılmazsa; yani 2.500 tondan 1.500 ton düşülse çok daha az zarar edilecektir. Dikkat edilirse küçülme durumunda sabit maliyetler aynı kalmıştır yani çalışan azaltma düşünülmemiştir.


Toparlarsak
Bu yazıyı, yeni alınacak iş, düşük fiyatlı işi yapmama, fiyat arttırma ve miktar arttırma seçeneklerini değerlendirmek üzere hazırladım. Tarif etmeye çalıştığım düşünme şekli, yeni makine alırsak veya mevcut makine/vardiya eksiltsek sonuçlar nasıl olur yorumunda kullanılabilir.

Eğer fiyat doğru değilse tonaj kâr etmeyi garanti etmez. Fiyat arttırmak mümkün değilse, bazen ucuzları elemek faydalıdır. Tek doğru reçete yoktur, hesap etmek şarttır.

5 Aralık 2021 Pazar

Tedarik Zinciri Problemi

Omüd’ün düzenlediği webinarda 23 Kasım 2021 günü Tedar Başkanı Tuğrul GÜNAL ile söyleşi yaptım. (Omüd Youtube kanalından izlenebilir.) Katılımcılardan gelen geri bildirimlerde, konuşmanın daha çok tedarik zincirinin önemi ve bu işi yapan bölümün nasıl organize edilmesi gibi hususlarda yoğunlaştığı oldu. Katılımcılar daha çok, tedarik zinciri neden kırıldı, ne kadar sürede tamir olur ve sektörümüzü nasıl etkileyecek gibi duymak istemişler. Bu türlü geri bildirimler alınca, biraz araştırdım ve böyle sorulara daha çok cevap veren kaynaklardaki yazıları buldum. Aşağıda ağırlıkla ilk kaynaktaki yazıdan tercüme ettiğim notlar (birebir tercüme değildir, italik yazılanlar) ile benim yorumlarımı okuyacaksınız.


Tedarik Zincirleri nasıl Kırıldı ve Yakın Zamanda Düzelmeyecek (1)

Bilgisayar çipleri, egzersiz ekipmanları, kahvaltılık mısır gevreği derken dünyada pek çok ürünün bittiği anlaşıldı. Bir tuşla sipariş verip-gelmesini beklerken; tuvalet kâğıdı alamamanın, perdelik kumaş için aylarca beklemenin veya yeni arabanın rengini seçememenin şokunu yaşadık.

Daha da önemlisi pandeminin başında koruyucu maske/malzeme yokluğu yaşadık. Doktorlar yeterli ilaç bulamadı ve Alaska’da insanlar kışlık giysi bulamadı/alamadı. Ve hatta uçaklar, uçuş sırasında ikram edilecek yiyecekler beklendiği için gecikti.

Bunlar Neden Oldu?

Pandemi global tedarik zincirinin her aşamasını bozdu. Malları üretildikleri, madenleri çıkarıldıkları veya tarımsal ürünleri yetiştirildikleri yerden alıp-tüketildikleri noktaya taşıyan, gerektiği yerde depolayan görünmez üretim, lojistik, nakliye yoluna tedarik zinciri denir. Zincirin sonunda, o mala/ürüne/madene parayı ödeyen tüketici veya bir şirket bulunur. Mal yokluğu, kıtlık, birçok malın fiyatının yükselmesine neden oldu.

Sıkıntı Ne Zaman Başladı?

Tedarik zinciri kırılmaları, pandeminin başlarına kadar uzanıyor. Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerin yanı sıra Vietnam gibi Güneydoğu Asya ülkeleri ve Almanya gibi dünyanın üretim kapasitesinin çoğunun bulunduğu ülkelerdeki fabrikalar; korona virüs vakalarının yayılmasından çok etkilendi. Birçok fabrika, işçiler hasta olduğu veya karantinaya alındığı için kapandı veya üretimi azaltmak zorunda kaldı. Buna karşılık nakliye şirketleri, dünya çapında mal taşıma taleplerinde düşüş olacağını düşünerek; programlarını kesti.

Öte yandan evde oturan ve devlet desteği alan Amerikalılar sipariş patlaması yarattılar: Ofis masa ve sandalyesi, yazıcı, spor/jimnastik ekipmanı, video oyun konsolu, ilave alan yaratmak için ahşap plaka, yeni bölümleri güzelleştirmek için boyadan başka, ebeveynler çocukları ile yemek yapmak için mikser/blender gibi mutfak aletleri de sipariş etti. Normal zamanlardaki talep seviyesine göre üretim yapan fabrikaların ilave talebe yetişmesi mümkün olmadı.

Fabrikalar Niçin Daha Fazla Üretmiyor?

Bazıları bunu denedi ve kendi problemleriyle karşılaştı. Fabrikalar ürettikleri ürün için çeşitli parçaları satın alırlar. Örneğin, Çin’de monte edilen bir bilgisayar için çipler Tayvan veya Malezya’dan düz panel göstericisi Güney Kore’den, düzinelerce başka elektronik parça dünyanın çeşitli yerlerinden, kullanılacak kimyasallar Çin’in başka yerlerinden veya Avrupa’dan alınmak zorundadır.

Hızla artan talep, malların taşıyacak sistemi tıkanmasına yol açtı. Çoğunlukla Çin’de yapılan çok çeşitli mallar depolarda ve limanlarda hızla birikti, çünkü yeterince boş konteyner ve çelik taşıma kasası yoktu.

Devasa Konteyner Gemilerine Ne Oldu?

En basit anlatımla, yanlış yerlerde sıkışıp-kaldılar. Pandeminin ilk aşamasında, Çin eldiven maske gibi koruyucu malzemelerden çok miktarda üretti ve bütün dünyaya gönderdi. Konteynerler gittikleri yerde boşaltıldılar ve buralardan Çin’e gidecek yeterli mal yüklemesi olmadığından mesela Güney Asya ve Batı Afrika gibi yerlerde boş konteynerler birikti. Aynı anda daha güçlü talebi olan Kuzey Amerika ve Avrupa için Çinli fabrikalar üretime devam ediyordu ama konteyner yoktu.

Boş konteyner olmaması ve yüklenecek mal miktarının çok olması, navlunları fırlattı. Pandemi öncesinde Şangay’dan Los Angeles’e konteyner gönderme ücreti 2.000 dolar idi. 2021’in ilk çeyreğinde aynı navlun 25.000 dolar olmuştu. Ayrıca çok sayıda dolu konteyner, gemilerde indirilmeyi-boşaltılmayı beklemek durumundaydı; yani tedarik zincirinde gecikmeler vardı. Target and Home Depot gibi dev şirketler dahi fabrikalarda üretilmiş ürünleri gemilere yüklemek için haftalar ve hatta aylarca beklemek zorundaydı.

Bu arada Kuzey Amerika ile Avrupa’daki limanlara ulaşan konteynerler, çok sayıda gemi olması, boşaltma yapılacak dokların yetmemesi nedeniyle beklemedeydi. Los Angeles ve Oakland limanlarına ulaşan düzinelerce gemi açıkta demir atıp, günlerce boşaltılmayı ve yeniden yüklenmeyi  bekliyordu. Ancak kamyon şoförleri ile dok işçilerinin bir kısmı karantinada olduğundan, az sayıdaki çalışanla indirme-bindirme operasyonlarının gecikmesi doğaldı. Süveyş Kanalı’nda bir geminin sıkışması ve sonrasında yeni Covid-19 dalgası nedeniyle Çin’deki önemli limanların kapanması görüldü.

Bazı şirketler, mevcut mal kıtlığını gidermek adına ilave siparişler verdiklerinden, limanların üzerine ilave baskı ve depolarda yeterli yer olmamasına neden oldular.

Eksik Tedarik Nedir?

Üretilen hemen her şeyin tedariki aksadı: Kimyasal malzemelerden, elektronik parçalara ve hatta koşu ayakkabılarına kadar. Herhangi bir şeyin eksik tedarik edilmesi başka şeylerin de eksik tedarikine yol açtı. Bir boya üreticisi, ürünlerini yapmak için 27 ayrı kimyasal maddeye ihtiyaç duyuyor. Bunlardan yalnızca birinin olmaması, konteyner gemisinin Kaliforniya limanlarından birinde beklemesine ve ona bağlı üretimlerin durmasına yol açıyor.

Bütün Bunlar Pandemi Kaynaklı mı?

Pandemi arz-talep dengesini çok volatil yaptı. Tedarik zinciri, yüksek talebe uyum sağlayamadı. Şirketler on yıllar boyunca maliyetlerini kontrol altında tutmak için lean üretim/stok modelleri uygulamışlardı yani stok tutmadıkları için malsız kaldılar.

Sıkıntı Ne Zaman Biter?

Kimse bilmiyor ama 2022 boyunca belki biraz daha uzun süre süreceği tahmin ediliyor. Mal kıtlığı ve tedarik zincirindeki gecikmeler nedeniyle bu yılki Christmas ve tatil sezonunda bazı mallar bulunamayacak. Pek çok şirket, mal yokluğundan etkilenmemek ve limanlardaki sıkışıklıklar nedeniyle çok önceden siparişler verdi ama bazı mallar yine de bulunamayacak.


ICCA Webinarından Notlar (2)

Oluklu mukavva sektörünü etkileyen global konular başlıklı webinardan aldığım notlar şöyle:

Ocak-Temmuz 2021’de geçen yılın aynı dönemine göre, kuzey Amerika limanlarında trafik %24 artış göstermiş, Asya limanlarında ise %9 artmış.

Ocak-Temmuz 2020’de ABD’de oluklu mukavva satışları %10 azalmışken, bir yıl sonra kurulu kapasitelerin üzerinde talep oluşmuş.

Karşılaştırılan iki dönem arasında, konteynerin dolu olduğu gün sayısı %16 artmış, gemilerin gecikmesi 3 kat artmış ve geminin zamanında limana ulaşması %70’lerden, %40’lara inmiş. Liman sıkışıklığı ve gecikmelerin normalleşmesi için, limanlarda daha geniş alana, ABD mal stoklarının talebi karşılayacak kadar artmasına, konteynerle yapılan ticaretin yavaşlamasına, konteyner depolama alanlarının boşalmasına, limanda boş konteyner olmasına, daha fazla şoför, gemi ve konteyner olmasına ve limanda daha fazla indirme-yükleme (kamyon, tren) rampa/dok yatırımına ihtiyaç var.

Bu yılın 40’ncı haftasında (4 Ekim) San Pedro, Los Angeles ve Long Beach limanlarında gemi bekleme süresi 62 haftaya çıkmış. Geçen yıl aynı günlerde bu süre 8 haftaymış ve yükselerek 2020’nin son haftasında 54 haftaya ulaşmış.

Okyanus taşımacılığında kapasite yetersiz, planlanan teslimat sürelerine güvenilmez, uzun taşıma süreleri, tahmin edilenden daha az konteyner/gemi kaydı yapılabiliyor, navlunlar uçmuş, taşıyıcılar ihalelere girmek istemiyor, alınmış ihale döneminde fiyatlar yükseliyor, yükleyenler çaresiz.

Global konteyner trafiği, 2022’de biraz yavaşlasa da sıkışıklığı devam edecek. Yükselen enflasyon, kısmen tedarik zinciri verimsizliğine rağmen trafik ortalama yıllık %5,2 artacak. Sipariş edilen gemi ve konteynerler, 2023’den itibaren büyük oran teslim edileceğinden, hayat normale dönecek. Yüksek navlunlar 2022’de de devam edecek.


Benim Yorumum

Oluklu mukavva talebi çok canlı. Artan mal ihracatı, boş kutu ihracatı, plastik ambalajdan oluklu mukavvaya kayan ambalajlar, değişen kutu boyutları gibi faktörlerle talep çok canlı. Canlılık yalnız bizde değil, her yerde var.

Bizdeki ekstra canlılık devalüe olan paramız, yabancı alıcıları cezbediyor. Eskiden Çin’den ABD’ye giden pizza kutuları artık ülkemizden talep ediliyor. Ekimde bir güneş paneli fabrikasını ziyaret ettim. İlave fabrika için makineler gelmiş ama kurulamamış, çünkü halen zemini düzenleniyor. 2022’nin bütün üretimini fabrikayı kuramadan satmışlar. Büyük ihtimalle Avrupalı alıcı, güneş panellerini Çin yerine Türkiye’den almak istemiş.

Birkaçı haricinde ülkemizdeki oluklu fabrikalarının bobin stokları yetersiz, kağıt fabrikaları aşırı dolu.

Artan enerji ve kimyasal maliyetleri hem kâğıt hem de kutu da fiyat artışına neden olacak.

Yıllık anlaşmayla bağlanan nişasta ve mürekkepte üreticiler maliyet artışı nedeniyle haklı olarak aralık için zam istedi ve aldı. Oluklu sektörü anlaşma harici bu zamları vermek zorunda kaldı.

Öte yandan nişasta kâğıt üretiminde de önemli bir girdi, nişasta olmazsa kağıdın mukavemet değerleri tutmaz. 2021’de mısır üretimi yetersiz olmuş. Nişasta üreticileri yeterli mısır bulamadıklarından, sabit fiyatla satış yapamayacaklar, yani fiyatı yabancı parayla her ay değişecek.

Yağışların başlamasıyla, atık kâğıt daha az toplanacak. Ayrıca Avrupa’da başlayan kapanmalar toplamanın azalmasına neden oluyor. Bu durumda atık kâğıt fiyatlarını arttıracak.

Önümüzdeki 3 ayda üst üste kâğıt ve kutu maliyetleri artmaya devam edecek. Kutu dahil her türlü malın alıcısına, şu günlerde yeni tedarikçi arayışına girmemelerini, mevcut tedarikçi ile anlaşma yolunu bulmalarını, iki tarafın da karşılıklı şeffaf davranmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Alıcıların, başka tedarikçilerden teklif istemesi, piyasadaki volatiliteyi arttırıyor. Kendine ilave sipariş geleceğini düşünen fabrika, ilave hammadde sipariş ediyor. Örneğin oluklu fabrikası, enerji, enflasyon, kur vs nedenlerle maliyet artıyor diyerek stok yapmaya başlıyor.


Kaynaklar

(1) https://www.nytimes.com/2021/10/22/business/shortages-supply-chain.html

(2) ICCA Webinar on Global Operational Issues Impacting the Corrugated Industry