22 Ekim 2022 Cumartesi

Yatırım Yapma Kararı

12 Ekim 2022 günü başlayan Avrasya Ambalaj Fuarı sırasında, önceden Oluklu Mukavva Ambalaj Sektörüne Giriş kitabımı alan bir meslektaşımız; yatırım yapma/yapmama üzerine bir soru sordu. Kendisine gelir tablosundan yola çıkarak bir şeyler söyledim. Sonra düşündüğümde, eksik ifadelerim olduğuna kanaat getirerek; bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Gelir Tablosuna Göre
Gelir tablosuna bakarak, yatırım kararı verilecekse; VÖK+Amortisman+Kıdem (18+15+11) kadar kullanılabilir fon olduğu görülür. Bu rakam kadar meblağ yatırıma yönlendirilebilir.
Fuar sırasında söylemeyi atladığım husus ise gelir tablosunun kullanım esaslı olmasıdır. O dönem o ay veya yıl, kesilen faturadan başlayarak; ne zaman depoya girdiği belli olmayan malzemelerin kullanıldığı varsayılır yani paranın geliş ve çıkış tarihi/dönemi belli değildir.

Nakit Akışına Göre
Çok kaba anlatımla, nakit akışı şirkete girecek ve çıkacak paraların vadesine göre hazırlanan bir tablodur. Kaynaklardaki ilk linkte (1), nakit akışının önemini anlatan güzel bir yazı bulunuyor.
Genellikle aylık hazırlanır ama istenirse haftalık ve hatta günlükte hazırlanabilir. Bu ay yapılan satışın ödemesi, 2 ay sonra alınacaksa alınacağı aya yazılmalıdır. Benzer şekilde bu ay alınan hammaddenin ödemesi bir ay sonra yapılacaksa, bir ay sonraya yazılmalıdır.
Ülkemizde vadeli çek kullanımı yaygın olduğundan, nakit akış tablosunu yaparken kafa karıştırır. Tahsil edilen çekler, tedarikçilere verilebiliyorsa üzerindeki ödeme tarihine bakmadan nakitmiş gibi yazmak gerekir. Eğer alınan çekler, tedarikçiye verilmiyor ve tarihinde nakde dönüyorsa bu zaman çekin üzerindeki vadeye göre nakit akış tablosuna konulması gerekir.
Basit bir nakit akış tablosu yukarıdaki gibidir. Varsa başka giriş ve çıkış kalemleri mesela banka masrafları, dönem sonu taksit ve faizleri,… tabloya eklenmelidir. Yatırım kararı açısından bakıldığında belli bir dönem sonunda oluşan nakit fazlalığı, yatırıma yönlendirilebilecek para anlamındadır. Bahse konu dönem, aylık veya üç aylık olabilir. Yatırım ödemesi konulduğunda nakit akışı sürdürülebilir durumda ise yatırım yapmak mantıklı olur. Bazen nakit akışı sürdürülebilir olmasa da banka kredisi veya zamanından önce tahsilat bekleniyorsa yatırım yapılabilir.
Çoğu orta ölçekli işletme nakit akışı tablosu yapmaz. Ancak dünya genelinde sıkılaşan finansal koşullar, azalan işler nedeniyle müşterilerin daha az ve geç ödemesi bu tabloyu zorunlu kılmaktadır.

Yabancılara Göre
Şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım yöntem, yerli iş insanlarına uymaktadır. Yabancılar ise yatırım yapıp-yapmamaya daha bilimsel hesaplamalarla yaklaşmaktadır. Benim bildiğim en çok kullanılan yaklaşım şöyledir:
ROI (return on investment)
Bu yatırımdan elde edilecek net karın, yatırım maliyetine (makine fiyatı, montaj, işletmeye alma giderleri vb dahil) bölünmesiyle hesap edilir ve yatırımın kaç yılda kendini ödediğine bakılır. (2) Gelecek aylarda/yıllarda yatırımın sağlayacağı faydaların (fire azalması, kar artışı) bugünkü değere indirgenmesi gereklidir.

Yorum
Yazıyı gereksiz yere uzatmamak için yabancıların nasıl hesapladığının detayına girmiyorum. Özetle yabancı, ne kadar para yatırıyorum, kaç zamanda yatırdığım paranın karşılığını alıyorum diye bakar. Sermayesi zayıf yerli şirketler ise daha çok yatırım kredisini ödeyip-ödeyemeyeceği ile ilgilenir.

8 Ekim 2022 Cumartesi

Taş Kâğıt Geri Dönüşüm Sorunları Yaratacak

Çeşitli kaynaklarda (bana göre çoğu reklam amaçlı) yapılan haber ve paylaşımlarda taş kâğıt üretimine girileceği, ormanların kurtulacağı, memleketin taşının kâğıt olacağı, anlatılıyor. Haberlerde bahsedilen Özbekistan’daki tesisi geçen yıl gezmiştim. Bildiğimden farklı bir şey var mı diye Google’a baktım. İncelediğim sitelerin bir kısmı (Google sayfalar dolusu kaynak listeliyor) kaynaklar bölümünde bulunuyor.

Taş Kâğıt Nedir?
Biyo-plastik kâğıt, mineral kâğıt veya zengin mineral kâğıt olarak da adlandırılan taş kâğıt ürünleri, yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) tabakası ile bağlanmış kalsiyum karbonattan üretilen güçlü ve dayanıklı kâğıt benzeri malzemelerdir. Selüloz bazlı kağıtla aynı uygulamaların çoğunda kullanılırlar.


Özellikleri
Taş kâğıdın yoğunluk aralığı 1.0-1.6g/cm3 olup, bu normal kâğıda eşit veya biraz daha yüksektir ve bir şekilde haşlanmış yumurtanın dış zarına benzer bir dokuya sahiptir.
Selüloz liflerinden yapılmadığı için taş kâğıdı, çoğu geleneksel üründen daha pürüzsüz bir yüzeye sahip olabilir ve ek kaplama veya laminasyon ihtiyacını ortadan kaldırır. Kalsiyum karbonat taş ocaklarından çıkarılır veya kireçtaşından çökeltilir. Taş kâğıt üretiminde asit, ağartıcı veya optik parlatıcı kullanılmaz. Yeni taş kâğıda geri dönüştürülebilir, ancak yalnızca özel kentsel tesislerde ayrı olarak geri dönüştürülebilirse (yani mevcut kullanılmış kağıtlardan ayrı toplanmalı ve geri dönüştürülmeli.) Taş kâğıt ürünleri, mürekkep püskürtmeli veya katı mürekkepli yazıcılarla (örneğin ofset, tipo, gravür, fleksografik) uyumludur, ancak çok yüksek sıcaklıktaki lazer yazıcılara iyi yanıt vermez.


Sürdürülebilirlik
Avrupa'da kitap basımı gibi uygulamalar için taş kâğıt ve geleneksel kâğıt arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Taş kâğıt, Avrupa'da kaplamalı ve kaplamasız grafik baskı işlerinin yerini alırsa, mevcut Avrupa tüketimine kıyasla (%100 selüloz esaslı kâğıda göre) CO₂ emisyonlarını %25 ila %62, su tüketimini %89 ila %99,2 ve ağaç kullanımını %100 azaltabilir. Taş kâğıdın geri dönüştürülmüş kâğıda göre çevresel faydaları çok daha az önemlidir.


Yukarıdaki üç paragrafı ilk sıradaki Wikipedia’dan tercüme ettim. Anladığım kadarıyla, taş kâğıt esasen ve yalnızca defter, kitap, dergi gibi işlerde kullanılabilir. Ambalaj olarak yalnızca alışveriş torbası olabileceğinden bahseden kaynaklar var ama üretene rastlamadım.


Bana göre en büyük sorun: Geri dönüştürememe
İkinci paragrafta yazdığı gibi, taş kâğıdın geri dönüştürülmesi için diğer kağıtlardan ayrı toplanması (selüloz esaslı olanlarla karışmaması) gereklidir. Ülkemiz dahil pek çok batı ülkesinde de halen içi plastik kaplı kâğıt bardaklar da tetrapak tabir edilen 2-3 katlı kompozit içecek ambalajları da ayrı şekilde toplanmadığından; taş kâğıt hurda esaslı kâğıt üreticilerinin başına bir bela olmaya adaydır.
Okunmuş dergi/kitap gibi kağıtlar, hijyenik kâğıt üreten, ofsete yönelik karton üreten veya yumurta viyolü üreten fabrikaların tercih ettiği malzemelerdir. Bu fabrikalar, alacakları hammaddenin içinde taş kâğıt olduğunu bilmeyeceklerinden; makine ve ekipmanlarında büyük hasarlar görebilecektir.
Toplama ayırma tesisleri, taş kâğıt getiren kaynaklardan alım yapmayacak; taş kâğıt esaslı malzemeler toplanmayacak ve çöpe gidecektir. Yani çıkan çöp miktarı artarken, istenmeyen malzemenin yanında bir kısım faydalı elyaf da çöpe gidecektir.


Ekonomisine dikkat
Kaynaklarda vermiyorum ama biri Adana’da diğer Karadeniz Bölgesi’ndeki kalkınma ajanslarınca hazırlanmış taş kâğıt yatırım fizibilitelerine rastladım. Gördüğüm raporların içlerinde bir şey yoktu, kulaktan dolma saçmalıklar yazılmıştı. Ayrıca verilen üretim, kapasite, satış rakamları tam anlamıyla uçmuştu. Raporlardan birinde, taş kâğıdın oluklu mukavva kutu ve levha üretiminde de kullanılacağı gibi mesnetsiz ifadeler vardı.
Biz çok zengin bir ülke değiliz. Kaynaklarımızın saçma projelerde israf olmamasına dikkat etmeliyiz. Yatırım projelerini hazırlayan uzmanlardan, teşvik edilecek projelerin seçimine kadar itinalı davranmak gereklidir.


Sonuç
Bana göre taş kâğıt, devlet teşviki/desteği alıp-basına demeç/fotoğraf vermek için güzel bir numaradır. Ülkemize katkısı olacağına inanmıyorum. Dahası selüloz esaslı kağıtların toplanması ve geri dönüşümünü baltalayacaktır.


Kaynaklar
https://en.wikipedia.org/wiki/Stone_paper
https://www.karststonepaper.com/bookmark/stone-paper-101/
https://stone-paper.nl/recycling
https://www.rockpapersz.com/page/recycle-ways-of-stone-paper

Taş Kâğıda Benim Gibi Endişe ile Bakan Yazılar
https://www.popularmechanics.com/science/environment/a29995514/stone-paper-environmental-impact/

27 Ağustos 2022 Cumartesi

EBSO Kağıt ve Kağıt Ürünleri Meslek Komitesi’nde 16 Ağustos 2022 günü yaptığım sunum

16 Ağustos günü EBSO kağıt ve Kağıt Ürünleri Meslek Komitesi’nin “sektörel konuları görüşelim, bilgi alış verişinde bulunalım” başlıklı toplantıda aşağıdaki sunumu yaptım. Orijinal sunuma göre refere ettiğim yazıların başlıklarını kaynaklara ekledim. Ülkemizde hızla değişen regülasyonlar, durumu biraz değiştirmiş olsa da sunumumu paylaşıyorum.

OCC, “old corrugated containers” anlamına gelmekle beraber yukarıdaki tabloda her türlü oluklu mukavva hurdası (oluklu hattı kırpıntısı, sargılık/ambalaj/torba kraftları vb); OCC kapsamında düşünülmüştür.

İşlerdeki azalmayı en hızlı olarak, levha (oluklu mukavva plaka) satın alıp-kutu yapan işletmeler fark eder. Hizmet verdikleri müşterilerin önemli kısmı, mikro işletmeler ve kobiler olduğundan; işler düşerken önce mikro işletmelerin işleri azalır.
Deneyimlerime göre bir-iki hafta içinde büyük oluklu mukavva alıcıları siparişlerini azaltır. Kahverengi kağıt fabrikasının işlerin düşmeye başladığını görmesi altı hafta sonrasına denk gelir.

Yukarıdaki tabloyu, önceden yayınladığım yazımdan (linki burada) ayrı olarak hesapladım. Yatırımda olan şirketlerin, bir şekilde yatırımlarını geciktireceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca toplantı sırasında yeni kurulacak kahverengi kağıt fabrikalarına hurda yetecek mi gibi bir soru gelmişti. Bunu da hesaplamaya çalışarak aşağıdaki tabloyu hazırladım:

Yukarıdaki hesabımın, milimetrik doğru olduğunu iddia edemem ama içerde şu anda toplanmayan (çöpe giden, yakılan vb) oluklu mukavva miktarının 674 bin ton olduğunu tahmin ediyorum. Bu demektir ki 2024’den itibaren, ülkemizin oluklu mukavva hurdası ithalatı artacaktır.


Sunumda ifade edilen konular, biraz moral bozucu. Sunumdan sonra bunu dile getirenler de oldu. Ancak benim oturduğum masadan işler böyle görünüyor.

Pandemi çalışanları iki şekilde etkiledi: İlki, “ölümlü dünya, bu kadar az paraya çalışmam ve minimalist yaşarım” diyenler ortaya çıktı. İkincisinde de ise “yapabileceğim çok sayıda açık iş var, en yüksek imkânı veren yerde çalışırım ve şöyle imkanlar da isterim” diyenler var. Her iki durumda da şirketler için doğru insanları bulmak ve elde tutmak zorlaştı. Önümüzdeki yıllarda iyi çalışanları bulmak, elde tutmak ve onları iş yerinde mutlu&verimli tutmak en önemli mesele olacak.

Refere edilen www.risiinfo.com da yayınlanan yazılar:
1-Paper demand continues to grow in Germany in H1 2022. 28 Temmuz 2022.
2-French P&B production rises in H1 2022 despite unprecedented input costs. 28 Temmuz 2022.
3-China’s top board producers taking massive downtime on persistent soft demand. 28 Temmuz 2022.
4-FINANCIAL ANALYSTS: Containerboard - The latest goings on [KeyBanc] 18 Temmuz 2022.

7 Ağustos 2022 Pazar

Nüfus, Milli Gelir ve Oluklu Mukavva

Oluklu mukavva tüketiminin artması, genellikle nüfus çokluğu ile ilişkilendirilir. Şu an için azsa bile zamanla yüksek nüfusun daha çok oluklu mukavva tüketeceği varsayılır. Katıldığım bir fuarda ülkesine yatırım yapmamızı isteyen bir Afrikalı nüfuslarının iki yüz milyona yakın olmasıyla övünmüştü.

Diğer taraftan, sık sık ülkemizdeki kişi başına oluklu tüketiminin Avrupa’ya göre düşük olduğu, daha oluklu mukavvaya girecek çok ürün olduğu vurgulanır. Medyada ambalajla ilgili bir dosya çalışması olsa bizim ne zaman Avrupa’yı yakalayacağımız önemli sorulardan biridir.

Tahminimce oluklu mukavva tüketiminin artmasına destek olan önemli unsur ise milli gelirdir. Bu yazıda milli gelir, nüfus ve oluklu mukavva tüketimini Türkiye-Almanya kıyaslamasıyla anlamaya çalışacağım.
Yukarıdaki tabloyu, kaynaklar bölümündeki dokümanlardan oluşturdum. Ülkemizin oluklu mukavva tüketimini Omüd’den değil Fefco’dan aldım. Anladığım kadarıyla Fefco, Omüd’den giden verilerde bazı düzeltmeler yaparak yayınlıyor. Bu nedenle oluklu mukavva tüketim rakamları alışıldığı gibi ton değil, milyon m2 cinsindendir.

1995’de Almanya bizden 5.112 milyon m2 daha fazla oluklu mukavva tüketiyormuş, 2020’de bu fark 6.197 milyon m2’ye ulaşmış. Yani Almanya’da oluklu mukavva tüketim hızı, nispeten Türkiye’den yüksek olmuş. Aradaki fark kapanmamış, tersine açılmış.

Milli gelirde ise fark daha büyük olmuş. Almanya 1995’de 2.418,5 milyar USD fazlayken; 2020’de fazlalığını 3.123,2 milyar USD’ye çıkarmış.
En ilginç bulgu ise nüfus sayısında görülüyor. 1995’de ülkemizin nüfusu, Almanya’dan 23,19 milyon kişi azmış, 2020’de nüfusumuz onları 1,1 milyon kişi geçmiş. İncelenen üç kriterden Almanya’yı geçebildiğimiz tek konu nüfus sayısında olmuş.

Konuya bir de grafiklerle bakalım:
Grafiğin sol ekseni milyar m2 cinsinden oluklu mukavva tüketimini, sağ eksen ise milyar USD cinsinden yıllık GSYİH (gayri safi yurt içi hasıla) rakamlarını gösteriyor. Ülkemizin oluklu mukavva tüketimi (turuncu), GSYİH’den (sarı) daha kararlı (yani dik) bir duruş sergilemiş. Almanya’nın ki de benzeri bir görünüm vermiş. (Gri renkli Almanya oluklu mukavva tüketimi eğrisi sanki 16.000 milyar m2’den fazlaymış görünmektedir. Tablodaki gibi 11.270 milyar m2’dir. Sanırım oldukça farklı bilgileri tek grafikte topladığımdan excel böyle yapmıştır. Ayrıca benim grafik bilgim yetersiz de gelmiş olabilir.)
Ülkemizin nüfusu (sarı) en hızla artan eğri olmuş. Buna karşılık Almanya’nın nüfusu neredeyse stabil kalmış ama oluklu mukavva tüketimi kararlı olarak artmaya devam etmiş.

Çıkardığım Sonuçlar
  • Nüfusun, oluklu mukavva tüketimine katkısı oldukça sınırlıdır.
  • Oluklu mukavva talebinin artması için insanların daha zengin olması gerekir. Ülkenin GSYİH’sı düşse bile ambalaj düşmüyor. İhracat ve zenginleşen bireylerin tüketim alışkanlıkları oluklu mukavvayı destekliyor.
  • Ülkemizin kişi başına oluklu mukavva kullanımının, Almanya’yı yakalaması pek mümkün görünmüyor.


Kaynaklar:
  • https://www.fefco.org/about-fefco/industry-statistics
  • https://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Germany
  • https://www.google.com/search?q=t%C3%BCrkiye%27nin+n%C3%BCfusu&rlz=1C1OKWM_trTR921TR921&oq=t%C3%BCrkiyenin+n&aqs=chrome.1.69i57j0i10i512l9.7846j0j15&sourceid=chrome&ie=UTF-8&safe=active
  • https://www.google.com/search?q=t%C3%BCrkiye%27nin+gayri+safi+milli+has%C4%B1las%C4%B1&safe=active&rlz=1C1OKWM_trTR921TR921&ei=uQHMYvKEFpSoxc8P45i66Ao&oq=t%C3%BCrkiye%27nin+gayri&gs_lcp=Cgdnd3Mtd2l6EAEYATIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQ6BwgAEEcQsAM6CggAEOQCELADGAE6CAgAEIAEELEDOgsIABCABBCxAxCDAToFCC4QgARKBAhBGABKBAhGGAFQ7QxY7z9gjl9oAXABeACAAeoCiAHhEJIBBzAuOC4yLjGYAQCgAQHIAQ3AAQHaAQYIARABGAk&sclient=gws-wiz

16 Temmuz 2022 Cumartesi

Bir Yatırım Hikayesi

Sanırım 1997 yılıydı. Çopikas’ta çalışıyordum ve şirket olarak finansman sıkıntısı çekiyorduk. Ortaklardan bir bölümü, sermaye arttırmak yerine şirketi satıp-sektörden çıkmak istiyordu. 1995 gibi Kav Ambalaj, o yıllara göre astronomik fiyatla (50 milyon USD) Union Camp’e satılmıştı. Bu satışı gerçekleştiren (belki en önemli kişi olan) şirketin genel müdürü Cem Önen’e emekli olur-olmaz Çopikas’ta danışman olarak görev verilmişti.

Ortakların hayali o kadar yüksek fiyatla olmasa bile şirketi satmaktı. Yerli ve yabancı bir dizi alıcı adayı gelip-gitti. Bunlardan fiziksel olarak en yakını, komşu şehir Yozgat’ta kurulu Yimpaş idi. Yimpaş, esasen yeni bir fabrika kurmak istiyordu ve buna göre organize olmuştu. Geldiler, gezdiler, danışmanları vasıtasıyla değerleme yaptılar. Tam bir anlaşma sağlanacak gibiyken, danışmanları başa baş analizi istedi. “Yığın halinde, az çeşitlilikte üretim yapmıyoruz, kaldı ki sipariş üzerine çalışıyoruz. Başa baş analizi yapsak da doğru fikir vermez” dememe rağmen yönetim kurulunun isteği üzerine bir çalışma yaptım. Rakamları tam hatırlamıyorum ama üç bin iki yüz ton gibi oluklu mukavva ambalaj satışıyla şirket başa baş noktasına ulaşıyordu.

Yimpaş’ın danışmanı bu rakamı çok yüksek buldu ve iletişim koptu. Bence danışman doğru kişi değildi ve yeni makineler alınmasını arzu ediyordu.
Daha sonra Yimpaş, oldukça modern bir fabrika kurdu. O yıllar için süper sayılabilecek oluklu hattı, yalnızca açılış gününde birkaç saat üretim yapabildi. Şirket, yeterince organize olmadığından; o sırada fabrika müdürü olan bir arkadaşımın bilgilerine göre stok levhalar üretti. Bir kısım levha kutu haline de gelmiş olabilir.

Fabrika gerçekten çok az çalışıp-kapandı. Makineleri ikinci elden satıldı. Kaderin bir cilvesi, fabrikayı tasfiye ederlerken; stoklarındaki bobinlerin bir kısmını da Çopikas’a ben satın aldım.

Günümüze gelirsek
Bu günlerde sektörümüzde, iki yıllık dönemde sekizden fazla yeni oluklu fabrikasının kurulacağı konuşuluyor. Yatırım kararı alanlar, umarım makul-mantıklı planlama ve analizlerle bu kararlarını vermişlerdir. Yukarıdaki hikâyeden hareketle, yeni oluklu yatırımcılarına görüşlerimi paylaşmak isterim:

Yer seçimi
Çopikas’ın yeri hatalı seçilmişti. Üretilen malın, %80-85’i Bolu, Gebze, Eskişehir, Çerkezköy ve Bursa’ya gönderilirken; fabrika Çorum’daydı. Yimpaş’ın kurulduğu yer ise bir tık daha hatalı ve Çorum’a göre pazara daha uzak sayılırdı. O yıllarda şimdiki gibi geniş yollar, otobanlar yoktu.

Pazar analizi
Ellerinde bir Pazar analizi veya projeksiyon yoktu. Oluklu mukavva ambalajı, süpermarket gibi olacağını düşünüyorlardı. Grubun süpermarketlerine müşteriler akın ediyordu. Halbuki oluklu mukavvada müşteri size gelmiyor, sizin gidip sizden ambalaj alması için müşteriyi ikna etmeniz gerekiyor.

Danışman seçimi
Bir sektördeki danışman diğer sektörü bilmediği için işe yaramaz. Yimpaş’ın danışmanı da mutlaka başka sektörlerde çok iyi işler yapmıştı ama oluklu mukavva sektörü için doğru kişi değildi.

Makine seçimi
Tesise kurulacak makinelerin seçimi, Pazar/müşteri analizine bağlıdır. Satılacak ambalajların cinsleri, özellikleri, müşterinin beklentilerine göre belki de en modern makineler gerekmiyordur. Yeterli analiz yapılmadan makine alımına çıkarsanız, birkaç sene önce açılan fabrikada olduğu gibi; makine satıcıları aynı özellikteki makinelerden size iki-üç tane satarlar. İyi makineler almış olursunuz ama üretebileceğiniz ürün çeşitliliği azdır.

Vizyon
Yatırımcının vizyonu, oluklu şirketinin hızla para kazanmaya başlamasını sağlamalıdır. Yeni yatırımcılardan bir kısmı “üreteceğim kahverengi kağıdı satmakta zorlanacağım” diyerek ambalaja giriyormuş. Kahverengi kağıt, oluklu mukavvaya kıyasla daha ana sektördür. Ana sektördeki başarısızlığı (zira satılmayacağını düşünüyor) yavru sektör düzeltmez. Ayrıca kağıt satılmayacak kadar bollaşmışsa, oluklu mukavva fiyatları iyice dibe vurmuştur.
Yukarıdaki hikâyede ise Yimpaş kendi ürettiği ürünlerin (meşrubat, süt ürünleri vs) ambalajlarını yapmak istiyordu. Esasen bu fabrikaların ambalaj tüketimi çok azdı.

Organizasyon
Tepe yönetici (GM, CEO) ile satış yöneticisi en önemli üst yöneticilerdir. Bu kişiler vizyona uygun olarak en baştan seçilmelidir.
Şirketin organizasyonun, işleyişinin, stratejilerinin oluşturulması çok zaman alacaktır. Rakipten X’i ayartıp-almakla kısmi başarı sağlanır. Portföyünde A, B, C, gibi müşterileri olan satış müdürünü aldığınızda müşterilerin size gelmesi garanti değildir. Müşteri yeni kurulan bir fabrikaya kolayca meyletmez.

Sonuç
Pandemi dönemi, kağıt ve ambalaj tüketimini arttırdı. Şimdi dünyada enflasyonun arttığı, insanların harcanabilir gelirlerinin azaldığı yeni bir dönem var. Pandeminin getirdiği şartlar ortadan kalktığına göre kararları bir kez daha gözden geçirmek gerek.

19 Haziran 2022 Pazar

Oluklu Mukavva Kağıdında Yatırım Patlaması

Pandemi hem oluklu mukavva hem de kahverengi kâğıt sektörüne iyi geldi. 2020 ve 2021 yılları çok iyi geçti. 2022 ilk çeyrekten itibaren rüzgarlar ters esmeye başladı. Pandemi döneminin yarattığı taleple, çok sayıda kâğıt yatırımına karar verildi ve başlandı. Aşağıdaki tabloyu Aged’den (1) aldım.

Sektörde ise tabloda yer almayan bir kısmı başlamış olan Parteks, İlke, Gürsa ve Barem ’in de yatırımlarından bahsediliyor. Ben dahil bazı kişiler, yatırımların çok fazla olduğunu ve tabir yerinde ise kâğıtta fazlalık dönemine girmek üzere olduğumuzu düşünüyor. Yatırım yapanlardan bazıları ile konuştuğumda, kimsenin elinde hurda-kâğıt-oluklu dengesine ilişkin projeksiyon olmadığını anlıyorum. Bunun üzerine mevcut durumu tespit etmek için OMÜD ve SKSV’nin yıllık raporlarını inceledim.

SKSV’nin 2021 yılı raporundan (2) derlediğim alttaki tablonun yeşil dolgulu hücrelerini ben hesapladım ve/ya tahmin ettim. Bu yılın ilk çeyreğinde çıkardığı raporda, ülkemizde bu sene 3,3 milyon oluklu mukavva kâğıdı üretileceğini ama bunun 2024’te 3,8 milyon tona çıkacağını tahmin etmiş. Ben, SKSV tahminlerini esas alarak; ithalatın daha da azalacağını ama ihracatın artacağı varsayımı ile bu yıl içerde tüketilebilecek kâğıt miktarını 3,4 milyon ton ve 2024’te ise 3,93 milyon ton olabileceğini hesapladım.

Kâğıt tamam da, bu miktarı oluklu fabrikaları tüketebilecek mi acaba?

Omüd’ün 2020 faaliyet raporunu (3) alıp, 2021 gerçekleşen yıllık miktarı yukarıdaki gibi düzelttim. 2021, oluklu sektörü açısından beklenenden çok daha fazla büyümeyle tamamlandı. Tabloda bu nedenle, 2021-2022 büyümesi çok azmış gibi görünüyor. 2021’de 2,88 milyon ton oluklu mukavva satılmış, %10 fire ile bunun kâğıt gereksinimi 3,17 milyon ton oluyor. İkinci tabloya göre (SKSV) 2021’de içerde 3,38 milyon ton kahverengi kâğıt kullanıldığından; 3,38-3,17 m=217 bin ton kahverengi kağıt oluklu dışı (masura, torba, miğfer boru, köşebent, tek yüzlü,) kullanmış oluyor.

İki derneğin öngörüleri tutarsa, hiç sorun yok gibi görünüyor.  Sorun şu ki tahminlerde revizyon ihtiyacı var. Oluklu mukavva sektörü 2022 ilk çeyrekte %8,25 küçüldü. İkinci çeyrek ise pek iyi gitmiyor. Korkarım bu dönem de küçülmeyle bitecek. Omüd’ün verilerinde bu yıla %5 küçülme ve 2023 ile 2024’e %6,7 (=son 4 yılın ortalama büyümesi) büyüme girdiğimde tablo şu hale geliyor:

2024’ten itibaren oluklu mukavva kâğıdı fazlalığı görülüyor. Peki bu fazlalık doğru mu? Maalesef değil. 2024’te devreye girecek 8 makinenin, yapabileceği üretim miktarı (kapasite değil, konuştuğum uzmanın tahmini) 3 milyon tondur. Bunlardan ikisi yaklaşık 1 milyon ton 2024’ün ikinci yarısı devreye girebilir. Buradan hareketle, SKSV’nin 3,833 milyon tonluk üretim rakamı (benim hesabıma göre) 5 milyon tonu bulacaktır. 2025’te önceki yılın ikinci yarısı devreye giren makineyle oluklu mukavva kâğıdı üretimi 6 milyon tona ulaşacaktır. (İlke, Gürsa ve Barem yatırımları hesaba dahil değildir.)

Kahverengi kâğıt sektörünün (oluklu dışı sektörlerin yılda 0,5 milyon ton kahverengi kâğıt kullanacağını varsayarak) 2024’te 1 milyon ton ve 2025’te 1,8 milyon kadar fazlalığı oluşacaktır. 

Bunu ihracatla kapatmak mümkün mü?
Şimdilerde 200 bin ton/yıl kadar olan bobin ihracatını, anormal derecede arttırmak pek kolay olmasa gerek. Ayrıca hurda kâğıt konusunda dışa bağımlıyız. Kahverengi kâğıt üreticilerinin tarihsel olarak en kötü dönemi 2024’ten itibaren başlayacaktır. Bir taraftan hurda bulmak diğer taraftan de ürettikleri malı satmak gibi esaslı mücadele alanları olacak.

Referans verilen dokümanlar:
1-Aged, “Türkiye geri dönüşüm sanayi” başlıklı, 1/6/2022 tarihli yayını. www.aged.org.tr
2-SKSV, “Yıllık rapor 2021” www.sksv.org
3-Omüd, “Oluklu mukavva 2020, sektörel faaliyet raporu” www.omud.org.tr

1 Mayıs 2022 Pazar

ECT ve BCT Standardı var mı?

Aralıklarla, bu bloğu takip edenlerden veya genellikle oluklu mukavva alıcılarından; “ECT ve BCT nasıl tutar, kaç gram kâğıt kullanmak lazım, standardı var mıdır?” şeklinde sorular geliyor. Mümkün olduğunca hepsine cevap vermeye çalışıyorum. Kayıtlarıma baktım, üç ayrı kişi “standart var mı” sorusunu sormuş. Bu yazıda, konuya ilişkin görüşlerimi tekrar ifade etmeye çalışacağım.
Kısa cevap ECT veya BCT standardı yoktur. Elbette testlerin nasıl yapılacağına ilişkin standartlar mevcuttur. Sorulan, hangi değerin normal hangisinin düşük olduğuna ilişkin standart yoktur.

Soruların arkasında birkaç husus olduğunu düşünüyorum.
1) A üreticisinden şu gramajlı kağıtlarla üretilmiş kutudan ölçülen BCT değeri X iken diğerinden aynı gramajlarla daha düşük veya yüksek sonuç çıkması.
2) Şu gramajlı kağıtlarla ölçülen BCT’den fazlası veya azının kâğıt gramajıyla oynayarak yakalanabileceğinin düşünülmesi.
3) Yeterli seviyede bilgisi olmayan kişilerin (çoğunlukla satıcılar) müşteriye alenen yalan söylemesi. Bana yazan kişilerden biri, A şirketi temsilcisinin düşük gramajlı kağıtların daha yüksek BCT sağladığını sormuştu.

ECT’yi etkileyen faktörler
Kâğıt
Kâğıt üretim teknolojisi, üretimde kullanılan kimyasallar çok gelişti. Gramaj kendi başına belirleyici değildir. Yüksek mukavemetli ve düşük gramajlı bir ondüle kâğıdı ile yüksek gramajlı bir başka kâğıda göre daha yüksek ECT sağlanabilir. Genellikle SCT değeri yüksek olan kağıtlar daha iyi netice verir. (SCT hakkında daha detaylı bilgi, yazının altındaki linkte mevcuttur. Linkteki PDF dosya daha fazla bilgi vermektedir.)
Oluklu hattı
Ondüle makinesinin durumu, ondüle valsinin özellikleri (adım, take up, vs.), hattın yeniliği/bakım durumu ve menşei, üretim sırasında ECT’nin düşük çıkmasına neden olabilir. Bütün valsler (örneğin C dalga) aynı teknik özellikte değildir.
Aynı fabrika içinde, yan yana çalışan iki oluklu hattında; aynı kağıtlarla üretilen oluklu mukavvalarda farklı ECT ölçülmesi gayet normaldir.
Operatör
Makinede her şey iyi olsa da operatörün dahil olduğu işler ECT’yi düşürebilir: Yapıştırıcının jel pointi, hazırlama formülü, kâğıda ne kadar yapıştırıcı sürüldüğü, ondülenin basınç/frenleme nedeniyle ezilmesi mukavemeti olumsuz etkiler.

Mc Kee Formülü
5,876 bir sabit olmak üzere, ECT (kN/m veya kg/cm), U kutunun çevresi (2*en+2.boy, mm) ve d kutunun kalınlığı (mm)’dır.

BCT’yi etkileyen faktörler
Yukarıdaki formülden yola çıkarak, BCT’yi etkileyen en önemli faktör ECT değeridir. Kutunun ECT’si ne kadar yüksek ise ölçülecek BCT o derece yüksektir.
Formülün devamına göre, ECT aynı olmak üzere kutunun çevresi arttıkça BCT’si yükselir.
Levha
Oluklu mukavva levhada ölçülen ECT doğruyken, beklenen BCT düşük çıktığında levha kalitesine bakmak gerekir. Levhanın kambur olması, ondüle tepelerinin bir bölümünde yeterli yapıştırıcı olmaması, çeşitli nedenlerle ondülelerin bazılarının daha az yükseklikte olması, gibi hususlar BCT’yi düşürebilir.
Kutu makinesi
Oluklu hattından çıkan levhanın ECT’si yüksek olduğu halde kutu makinesi, levhanın üzerine baskı yaptığı için ECT bir miktar düşer. Besleme ünitesinden itibaren, baskı valsleri, iz üniteleri, katlama konveyörü, oluklu mukavvayı ezer ve mukavemeti düşürür. Zemin baskılı kutularda levhanın ezilmesine engel olmak zordur.
Dışsal faktörler
Kutu olmayı bekleyen levhaların, ortamdaki nemi alması gibi durumlar hem ECT’yi hem de BCT’yi düşürür.

Rule 41
Kâğıt gramajlarıyla ECT bağlantısını gösteren bir standart yoktur. TSE ve Avrupa normları, oluklu mukavva tip numarası belirleyip-bu tipin test değerleri şunlar olmalı demekle birlikte; o tipin kâğıt gramajlarını vermezler. Amerika’da ise durum biraz farklıdır.
Amerika’da iki ulusal nakliye kuruluşu Rule 41 ve Item 222’yi oluklu mukavva ambalajlar için hazırlamıştır. Rule 41’i National Railroad Freight Committee (Demiryolu Taşımacılık Komitesi), UFC (Uniform Freight Classification) adıyla hazırlamıştır. Item 222’yi ise National Motor Freight Traffic Association (Motorlu Yük Taşıyıcıları Biriliği) National Motor Freight Classification (NMFC, Karada Taşınan Yüklerin Sınıflandırması) başlığıyla çıkarmıştır. Adı geçen iki kural, taşınacak oluklu mukavva ambalajlı yükün ağırlığına ve ebatlarına göre, sahip olması gereken mukavemet özelliklerini belirlemektedir.
Başlangıçta, esas kriter patlama mukavemeti iken, 1990’da patlamaya alternatif olarak kenar ezilme değeri de eklenmiştir.

Özetle
BCT, müşteriye ve kutuya özeldir. Müşteri kutunun kullanım şartlarına göre BCT’yi belirler.
ECT, BCT’yi tutturmak için en önemli kriterdir. Kâğıt, kalınlık seçiminden; oluklu ve kutu makinesi üretim şartlarına kadar bir dizi faktör ECT’yi etkiler.