pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2024 Pazar

2025 Beklentileri

Bu yazıda içinde bulunduğumuz aralık ayı itibarıyla yayınlanan yazılardan yola çıkarak sektörümüz için birkaç beklentimi yazdım.

Kanada (1)
Donald Trump’ın Kanada ve Meksika'dan yapılan ithalatlara %25 oranında genel bir tarife uygulama tehdidi, Kanada'daki özel orman arazisi ve kereste fabrikası sahipleri üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Bu durum, federal ve eyalet hükümetlerinden koruma talebinde bulunan Kanada Orman Sahipleri tarafından dile getirildi.

Önceki Trump Döneminde (2)
ABD ticaret ortamı, 2018'deki kapsamlı tarifeleri anımsatan bir şekilde yeniden bir sarsıntıya hazırlanıyor. O dönemde, Donald Trump yönetimi, ticaret açığını azaltmayı ve yerli sanayileri korumayı hedefleyen tarifeler uygulamıştı. Bu tarifeler arasında ithal çelikte %25, alüminyumda ise %10 oranında vergiler yer alıyordu.

Bu politikalar, büyük ölçüde Çin’i hedef alarak, zamanla 250 milyar dolardan fazla malı kapsayacak şekilde genişledi. Bu durum, tedarik zincirlerinde şok etkisi yaratarak yük taşımacılığı piyasalarını yeniden şekillendirdi. Şimdi, ufukta beliren yeni Trump tarifeleriyle birlikte sektör, daha da değişken bir küresel ortamda benzer zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

2018'deki tarifelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, işletmeler artan maliyetlerden önce ürünlerini ithal etmeye yöneldi ve benzeri görülmemiş ölçekte bir zamanından önce ithalat ve taşıma yaşandı. Taşımacılık ücretleri fırladı; yalnızca konteyner navlunu %70'ten fazla arttı. Bazı limanlar, sıkışıklık nedeniyle ciddi gecikmeler ve tıkanıklıklarla karşı karşıya kaldı.

Benzer bir senaryoyla karşı karşıya olabiliriz. Taşımacılık şirketleri, yeni tarifelerin şubat sonu veya mart başı gibi erken bir tarihte yürürlüğe girebileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, şirketlerin daha yüksek maliyetlerden kaçınmak için tekrar hızlı ithalat ve nakliyeye yönelmesine neden olabilir. Güney Kaliforniya limanlarında halihazırda mevcut olan iş gücü belirsizliği endişesiyle, bu limanlar yeniden artan faaliyet ve gecikmelerle karşılaşabilir.

2018 tarifelerinin beklenmedik sonuçlarından biri, kısa vadede taşımacılık sektörüne sağladığı faydaydı. Tarifeler yürürlüğe girmeden önce malları taşımak için yaşanan yoğunluk, sıkışık kamyon taşımacılığı kapasitesi, artan ücretler ve güçlü hacimler yarattı; bu da birçok taşımacılık şirketi için olağanüstü bir yıl anlamına geldi. Ancak bu canlanma, bir bedeli oldu. 2019'a gelindiğinde, talebin zayıflaması ve navlunların düşmesiyle birlikte yük taşımacılığı piyasaları yavaşladı. Geçmiş, bir rehber niteliği taşıyorsa, benzer bir yükseliş ve düşüş döngüsü 2025’te tekrar yaşanabilir.

Amerikan palet üreticileri için tarifeler yalnızca makroekonomik bir endişe olmaktan ibaret değil; aynı zamanda maliyetleri doğrudan etkiliyor. Birçoğu ithal edilen çiviler gibi bileşenler hâlihazırda yüksek tarifelere tabi. Bu tarifelerdeki olası artışlar, dar marjlarla çalışan bu sektörde maliyetleri daha da artırabilir. Eklenen her bir maliyet, muhtemelen tedarik zinciri boyunca üreticileri, perakendecileri ve nihai kullanıcıları etkileyerek aktarılacaktır.

Hurda Kağıt ve Oluklu Mukavva Kağıdına Etkisi (3)
Fastmarkets RISI "Tüketim malları üreticileri ve Çin'deki büyük ihracatçılar ve ithalatçılar, bu duruma seçimlerden önce bile hazırlıklıydı ve seçimlerden sonra hemen harekete geçtiler." Diyor.
Çin ve Güneydoğu Asya'daki büyük ihracatçılar, Trump'ın göreve başlamasından önce ürünlerini ABD'ye göndermek için üretim hızını artırdı. Geleneksel olarak yılın dördüncü çeyreği ambalaj sektöründe zayıf geçse de bu yıl kahverengi kâğıt ve karton gibi kâğıt esaslı ambalaj siparişleri Trump dönemine hazırlık yapmak amacıyla aniden arttı. Bu durum, hurda kâğıt talebini de artırdı.

Seçimden sonra ABD'ye mal ithalatında deniz nakliyat ücretleri hızla arttı. Çin'den ABD'ye yapılan sevkiyatlara %60'lık bir tarifenin uygulanma olasılığı belirsizliğini korusa da Çin'in kâğıt ambalaj talebinin Trump'ın göreve başlamasının ardından muhtemelen düşmesi bekleniyor.
Çin'in 2018'de hurda malzeme ithalatını yasaklayan politikası sonrası, Hindistan ve Güneydoğu Asya, ABD'den hurda kâğıt ihracatı için birincil destinasyonlar haline geldi. Bu ülkeler, geri kazanılmış kâğıdı işleyip Çin'e ambalaj üretimi için gönderiyor.

2024 yılının Ocak-Ekim döneminde, Hindistan, Malezya, Tayland ve Vietnam ABD'nin geri kazanılmış fiber ihracatının yaklaşık %40'ını aldı. Meksika ise %15 ile ikinci sırada yer alırken, Çin %10 ve Kanada yalnızca %5 oranında pay aldı.

Çin'in geri dönüştürülmüş fiber talebinin düşmesi durumunda Asya'nın ABD ihracatına olan talebinin de düşeceğini ve bunun kesinlikle ABD'nin hurda kâğıt pazarını etkilemesi beklenir. Aynı şekilde, gelişmekte olan ülkelerden (örneğin BRICS ülkeleri) ithal mallara uygulanacak tarifeler, ABD'ye ithal edilen malların yavaşlamasına ve kâğıt ambalaj talebinin zayıflamasına neden olabilir.

Meksika'nın tüketim malları üretiminin ABD talebine bağlı olduğundan, ABD'den kahverengi kâğıt ithalatını azaltacaktır. Kanada ve Meksika'dan yapılan ithalatın ABD pazarında kritik bir rol oynamadığı için tarifelerin fiyat artışları üzerinde doğrudan bir tehdit oluşturması beklenmiyor.
Tarifelerin geri dönüşüm sektörünü büyük ölçüde etkilemeyeceğini umuluyor. Ancak tarifelerin belirsizliği, planlama zorluklarına neden oluyor.

Kahverengi Kâğıt Fiyatları (4)
Oluklu mukavva kâğıdı sektöründeki fiyat artışlarının 2025 sonuna kadar etkisini sürdürmesi bekleniyor. Ancak analistlere göre, yeni tarife tehditleri gibi başka konular da önümüzdeki yıl için dikkati çekebilecek unsurlar arasında yer alıyor.

RaboResearch, 2024'ün dördüncü çeyreğine ilişkin Kuzey Amerika kahverengi kâğıt raporunu yayımladı ve bu rapor, Eylül 2026'ya kadar yıllık %11,4'lük bir fiyat artışı öngörüyor. Bu ise 2025 yılında farklı kahverengi kağıt türleri için metrik ton başına ortalama 60-80 dolarlık fiyat artışı duyurularıyla "yakından uyumlu." (Rapor alıp-alabileceğiniz toplam zam 80 dolar demiş oluyor.)

RaboResearch'e göre "70 dolarlık fiyat artışı oldukça yüksek ve kısmen önceki artışların tam olarak yansıtılmamış olmasından kaynaklanıyor” muş. Raporu hazırlayan analist "fiyat artışının kabul edilmesi oldukça olası. Ancak tam 70 dolar olarak mı kabul edileceği şüpheli, çünkü bu oldukça büyük bir artış. 45 veya 50 dolar olması mümkün” diyerek sınırı çizmiş.

Genel olarak, ABD’de kahverengi kâğıt üretiminin durağan veya hafif bir artış göstermesi bekleniyor. Rapor üretimde iki yıl boyunca sabit bir büyüme bekliyor. Ancak rapor, büyük birleşmelerin sektörde etkili olduğunu ve kahverengi kağıt üreticilerinin operasyonel varlıklarını dikkatlice incelediklerini belirtiyor. Bazı tesislerin kapatılması veya durdurulmasının gündemde olduğunu da belirtmiş.

Yorum
Yeni gümrük vergileri Kanada, Meksika ve Çin ile Asya ülkelerini olumsuz etkileyecek. Çin ve Asya’da kağıt talebi 2024 son çeyreğinde biraz artmış ama artık artması pek beklenmiyor.

Tarifelerin yılın ilk aylarında gemi trafiğini arttırması mümkündür.
ABD’de açıklanan kâğıt zammının ancak 40-50 doları tutar, kalan 20-30 dolarlık kısmı için üreticiler tekrar zam isteyeceklerdir.

Asya’ya ABD’den hurda ihracatı azalacağı için hurda fiyatının üzerinde baskı olur ve belki de 2019’da ABD’de görüldüğü gibi ambalaj atıkları toplanmamaya başlanır.

Ülkemizde Ne Olur?
Özetle oradakilerin benzeri olur. Maliyet artışları nedeniyle açıklanacak zammın bir kısmı tutabilir. Muhtemelen nakit akışı en sıkıntılı üretici kendi açıklayacağı zamdan en önce vaz geçer.

Dünyanın en büyük ekonomisinde iki yıl boyunca kâğıt üretiminin artması beklenmezken, ülkemizde kâğıt üretiminin artmasını beklemek hayaldir.

Kurlar kontrol altında ve Euro’nun zayıflaması varken içerde hurda kâğıdın toplanma motivasyonu düşer. Parası olan kâğıt üreticisi için hurda ithalatı şimdilik (en azından 2025’te) daha caziptir.

18 Kasım 2023 Cumartesi

Kim, Ne Yapmalı?

Kahverengi kâğıt yatırımları sürüyor, yılbaşında, ilk çeyrekte, ikinci çeyrekte devreye girecek yeni tesisler var. Çeşitli sektör toplantılarında, doğal olarak bu konu konuşulmakla beraber net bir fazla kapasiteden çıkış planı yok. Görebildiğim kadarıyla; gerektiği kadar üretim kesintisi yaparız diyebilen patronlar/yöneticiler var, eski teknolojili olanlar dursun diyen hesap-kitap bilmeyen yöneticiler var ve iki seneye işler düzelir diyen iyimserler var. Bu yazıda aklım erdiğince konuları tüm yönleriyle ele almaya çalışacağım.

İlk 9 ay
Açıklanan SKSV verilerine göre ilk 9 aydaki oluklu mukavva kağıtları üretim, ithalat ve ihracat rakamları şöyle gerçekleşmiş:

2023 tam yıl nasıl biter?
Tahminlerimle birlikte rakamları yıllığa taşıdığımda;
Oluklu mukavva kağıdı üretiminin geçen yılın 370 bin ton kadar altında kalacağını, ithalatın yıllık 85 bin ton kadar artacağını, buna karşılık bobin ihracatının %50 azalacağını ön görüyorum. Depremin de etkisiyle kapasite kısıldığından, esasen bu sene oluklu mukavva kağıdının fazla kapasitesini görmemişiz. Bir başka deyişle henüz fragmanı seyrediyoruz.

Eski teknolojili olanlar kapatsın
2023 yıl ortası itibarıyla, kurulmuş ve çalışır durumda olan (depremden etkilenen makineler çalışıyor kabul edilmiştir) oluklu mukavva sektörüne hurda esaslı kağıt üretmek amacıyla 26 kağıt makinesi bulunmaktadır. Bunlardan kapasitesi 100 bin tonun üzerindeki 10 makinenin toplam kapasitesi 3,1 milyon tonu aşmaktadır ve ülkemizin ihtiyacına fazlasıyla yetmektedir. (Esasen 10 makine bütün ülkeye yetip-artıyor ama 26 makine var ve 5-6 makine ise kuruluş aşamasında.) 2023 yıl ortasında montajı süren beş makinenin toplam kapasitesi ise 2 milyon tonu aşmaktadır.
Kapasitesi 100 bin tonun altında olan makine sayısı 16’dır ve kapasitelerinin toplamı bir milyon ton civarındadır. Yani 16 makinenin hepsi kapatılsa dahi oluklu mukavva kağıdı sektöründeki kapasite fazlalığına çare olmayacağı açıktır.

Kapasite kesintisi
Peki çare ne? Çare kapasite kesintisidir. 2023’de deprem nedeniyle zorunlu veya planlı yapılmış (yıl bitmediğine göre daha da yapılacak) duruşlarla kabaca 350-400 bin tonluk kesintinin gelecek yıl (2 milyon tonluk kapasitenin ancak yarısının devreye gireceği varsayımıyla) bir milyon tona kadar çıkması mümkündür.

Esas sorun finansman
Kapasite kesintisi şirketlere büyük bir finansal yük getirecektir. Finansal yük dolayısıyla bazı eski teknolojili makinelerin kapatmayı düşünülmesi mümkün olsa da esasen bu makinelerin ürettiği malı kime satacağı düğümü çözecektir. Entegre olanların işi nispeten daha kolaydır. Ürettiği kağıdı tamamen açık pazarda satmaya çalışacak şirketlerin durumu daha zor olacaktır.
Öte yandan kağıttaki arz/talep dengesi varken, kağıt üreticileri vadeli satış yapmamayı tercih eder ve müşterinin kendi evrakını kabul etmezlerdi. Halbuki kapasite dengesi bozulunca mecburen prensiplerinden esnemek zorunda kalacaklardır. Zaten Avrupalı rakipleri ülkemizdeki alıcılara çoktan açık hesap kağıt vermeye başladılar. İçerdeki üreticiler da yurt dışına uyacak ve finansman giderleri daha da artacaktır.

Fiyat düşmek satışları arttırır mı?
Talep düşük olduğu (ve olacağı) için fiyatın düşmesi kağıt satışını arttırmaz. Nitekim Avrupalılar kağıt fiyatının pratikte önümüzdeki üç yıl boyunca değişmeyeceğini öngörüyor. (1) 2023 son çeyreğinde 475 € kabul edilen TL2 fiyatı 2024, 2025 ve 2026’da sırasıyla 490, 493 ve 491 € olacağı tahmin edilmiş. Fiyatın büyük değişiklik göstermeyecek olması talep düşüklüğü ve kapasite ilavelerine bağlanıyor.
Yurt dışında kağıt fiyatı böyle tahmin edildiğine göre bizde de € bazında büyük değişiklik beklememek gerekir. Ülkemizdeki fiyat € bazında artarsa, ithal kağıt cenneti oluruz. Aynı yazıda oluklu fiyatlarında da benzeri bir hareket beklenmektedir.

İhracat yapalım
İlk 9 ayda kağıt ihracatı yarı yarıya azalmış. Para otoritesi şu veya bu nedenle TL’nin değer kaybına izin vermiyor, yani kur nedeniyle ihracat şansı sıfır. Yurt dışı pazarlarda da bizdeki kadar olmasa da kağıt kapasitesi ilaveleri ihracat yapmamızı engellediği gibi ithalatı arttırıyor. Ayrıca yine bizdeki kadar çok yüksek olmasa da oralarda da enflasyon var ve tüketicilerin reel harcanabilir gelirleri düşmüş durumda. Tüketici reelde geliri azaldığı için daha az para harcayabiliyor dolayısıyla ambalaj tüketimi de kağıt talebi de azalıyor. Özetle yeni bir pandemi veya benzeri önemli bir durum ortaya çıkmadıkça kağıt ihracatı hayal.

Bu zor durumdan çıkmak için
  • Önce bizi bu duruma getiren Ankara’nın her önüne gelene kağıt ve/ya ambalaj teşviki vermekten hemen vaz geçmesi gerekiyor. Yalnız fazla kapasite değil, nihai tüketicilerin değişen beklentileri, sürdürebilirlik kaygıları, iklim değişikliği ve çevre konuları da kişi başına ambalaj dolayısıyla kağıt tüketimini azaltacak. Sektörün içinde bulunduğu bu durumdan kaç yılda çıkabileceği hesaplanmalıdır. Sektör mensupları ile ilgili devlet daireleri ortak bir plan üzerinde mutabık kalmalıdır. Bu plana göre, süren yatırımların ötelenmesi, teşvik kapsamında olan yatırımlara yeniden bakılması, durum düzelene kadar sektöre finansal destek verilmesi ve hatta ihracatı teşvik veya ithalatı zorlaştırma  gibi hususlar ortak ve işbirliği içinde değerlendirilmelidir. Eğer sektöre finansal destek verilecekse, bu yalnızca belli grupları değil sektörün bütününü kapsamalıdır. Almanya’nın bütün kağıt sektörüne elektrik desteği iyi bir örnektir.
  • Hurda, kağıt ve ambalajla ilgili dernekler “şu kadar büyüdük, acayip iyiyiz” türünden geçmişteki konuları şov amaçlı böbürlenmeyi bırakıp-önümüzdeki sıkıntıları her ortamda dile getirmelidir.
  • Sektör oyuncuları “eski kapasiteler kapatsın” gibi hesaba dayanmayan söylemler yerine gelecek iki-üç yıl nakit akışını nasıl sürdüreceklerini makul mantıklı planlamalıdır. Hazır 2024 planları/bütçeleri yapılırken bu konu oldukça önemlidir.

Yararlanılan kaynak
(1) Paper Packaging Monitor Europe, 27 Eylül 2023, www.risiinfo.com 

16 Temmuz 2022 Cumartesi

Bir Yatırım Hikayesi

Sanırım 1997 yılıydı. Çopikas’ta çalışıyordum ve şirket olarak finansman sıkıntısı çekiyorduk. Ortaklardan bir bölümü, sermaye arttırmak yerine şirketi satıp-sektörden çıkmak istiyordu. 1995 gibi Kav Ambalaj, o yıllara göre astronomik fiyatla (50 milyon USD) Union Camp’e satılmıştı. Bu satışı gerçekleştiren (belki en önemli kişi olan) şirketin genel müdürü Cem Önen’e emekli olur-olmaz Çopikas’ta danışman olarak görev verilmişti.

Ortakların hayali o kadar yüksek fiyatla olmasa bile şirketi satmaktı. Yerli ve yabancı bir dizi alıcı adayı gelip-gitti. Bunlardan fiziksel olarak en yakını, komşu şehir Yozgat’ta kurulu Yimpaş idi. Yimpaş, esasen yeni bir fabrika kurmak istiyordu ve buna göre organize olmuştu. Geldiler, gezdiler, danışmanları vasıtasıyla değerleme yaptılar. Tam bir anlaşma sağlanacak gibiyken, danışmanları başa baş analizi istedi. “Yığın halinde, az çeşitlilikte üretim yapmıyoruz, kaldı ki sipariş üzerine çalışıyoruz. Başa baş analizi yapsak da doğru fikir vermez” dememe rağmen yönetim kurulunun isteği üzerine bir çalışma yaptım. Rakamları tam hatırlamıyorum ama üç bin iki yüz ton gibi oluklu mukavva ambalaj satışıyla şirket başa baş noktasına ulaşıyordu.

Yimpaş’ın danışmanı bu rakamı çok yüksek buldu ve iletişim koptu. Bence danışman doğru kişi değildi ve yeni makineler alınmasını arzu ediyordu.
Daha sonra Yimpaş, oldukça modern bir fabrika kurdu. O yıllar için süper sayılabilecek oluklu hattı, yalnızca açılış gününde birkaç saat üretim yapabildi. Şirket, yeterince organize olmadığından; o sırada fabrika müdürü olan bir arkadaşımın bilgilerine göre stok levhalar üretti. Bir kısım levha kutu haline de gelmiş olabilir.

Fabrika gerçekten çok az çalışıp-kapandı. Makineleri ikinci elden satıldı. Kaderin bir cilvesi, fabrikayı tasfiye ederlerken; stoklarındaki bobinlerin bir kısmını da Çopikas’a ben satın aldım.

Günümüze gelirsek
Bu günlerde sektörümüzde, iki yıllık dönemde sekizden fazla yeni oluklu fabrikasının kurulacağı konuşuluyor. Yatırım kararı alanlar, umarım makul-mantıklı planlama ve analizlerle bu kararlarını vermişlerdir. Yukarıdaki hikâyeden hareketle, yeni oluklu yatırımcılarına görüşlerimi paylaşmak isterim:

Yer seçimi
Çopikas’ın yeri hatalı seçilmişti. Üretilen malın, %80-85’i Bolu, Gebze, Eskişehir, Çerkezköy ve Bursa’ya gönderilirken; fabrika Çorum’daydı. Yimpaş’ın kurulduğu yer ise bir tık daha hatalı ve Çorum’a göre pazara daha uzak sayılırdı. O yıllarda şimdiki gibi geniş yollar, otobanlar yoktu.

Pazar analizi
Ellerinde bir Pazar analizi veya projeksiyon yoktu. Oluklu mukavva ambalajı, süpermarket gibi olacağını düşünüyorlardı. Grubun süpermarketlerine müşteriler akın ediyordu. Halbuki oluklu mukavvada müşteri size gelmiyor, sizin gidip sizden ambalaj alması için müşteriyi ikna etmeniz gerekiyor.

Danışman seçimi
Bir sektördeki danışman diğer sektörü bilmediği için işe yaramaz. Yimpaş’ın danışmanı da mutlaka başka sektörlerde çok iyi işler yapmıştı ama oluklu mukavva sektörü için doğru kişi değildi.

Makine seçimi
Tesise kurulacak makinelerin seçimi, Pazar/müşteri analizine bağlıdır. Satılacak ambalajların cinsleri, özellikleri, müşterinin beklentilerine göre belki de en modern makineler gerekmiyordur. Yeterli analiz yapılmadan makine alımına çıkarsanız, birkaç sene önce açılan fabrikada olduğu gibi; makine satıcıları aynı özellikteki makinelerden size iki-üç tane satarlar. İyi makineler almış olursunuz ama üretebileceğiniz ürün çeşitliliği azdır.

Vizyon
Yatırımcının vizyonu, oluklu şirketinin hızla para kazanmaya başlamasını sağlamalıdır. Yeni yatırımcılardan bir kısmı “üreteceğim kahverengi kağıdı satmakta zorlanacağım” diyerek ambalaja giriyormuş. Kahverengi kağıt, oluklu mukavvaya kıyasla daha ana sektördür. Ana sektördeki başarısızlığı (zira satılmayacağını düşünüyor) yavru sektör düzeltmez. Ayrıca kağıt satılmayacak kadar bollaşmışsa, oluklu mukavva fiyatları iyice dibe vurmuştur.
Yukarıdaki hikâyede ise Yimpaş kendi ürettiği ürünlerin (meşrubat, süt ürünleri vs) ambalajlarını yapmak istiyordu. Esasen bu fabrikaların ambalaj tüketimi çok azdı.

Organizasyon
Tepe yönetici (GM, CEO) ile satış yöneticisi en önemli üst yöneticilerdir. Bu kişiler vizyona uygun olarak en baştan seçilmelidir.
Şirketin organizasyonun, işleyişinin, stratejilerinin oluşturulması çok zaman alacaktır. Rakipten X’i ayartıp-almakla kısmi başarı sağlanır. Portföyünde A, B, C, gibi müşterileri olan satış müdürünü aldığınızda müşterilerin size gelmesi garanti değildir. Müşteri yeni kurulan bir fabrikaya kolayca meyletmez.

Sonuç
Pandemi dönemi, kağıt ve ambalaj tüketimini arttırdı. Şimdi dünyada enflasyonun arttığı, insanların harcanabilir gelirlerinin azaldığı yeni bir dönem var. Pandeminin getirdiği şartlar ortadan kalktığına göre kararları bir kez daha gözden geçirmek gerek.