27 Ağustos 2022 Cumartesi

EBSO Kağıt ve Kağıt Ürünleri Meslek Komitesi’nde 16 Ağustos 2022 günü yaptığım sunum

16 Ağustos günü EBSO kağıt ve Kağıt Ürünleri Meslek Komitesi’nin “sektörel konuları görüşelim, bilgi alış verişinde bulunalım” başlıklı toplantıda aşağıdaki sunumu yaptım. Orijinal sunuma göre refere ettiğim yazıların başlıklarını kaynaklara ekledim. Ülkemizde hızla değişen regülasyonlar, durumu biraz değiştirmiş olsa da sunumumu paylaşıyorum.

OCC, “old corrugated containers” anlamına gelmekle beraber yukarıdaki tabloda her türlü oluklu mukavva hurdası (oluklu hattı kırpıntısı, sargılık/ambalaj/torba kraftları vb); OCC kapsamında düşünülmüştür.

İşlerdeki azalmayı en hızlı olarak, levha (oluklu mukavva plaka) satın alıp-kutu yapan işletmeler fark eder. Hizmet verdikleri müşterilerin önemli kısmı, mikro işletmeler ve kobiler olduğundan; işler düşerken önce mikro işletmelerin işleri azalır.
Deneyimlerime göre bir-iki hafta içinde büyük oluklu mukavva alıcıları siparişlerini azaltır. Kahverengi kağıt fabrikasının işlerin düşmeye başladığını görmesi altı hafta sonrasına denk gelir.

Yukarıdaki tabloyu, önceden yayınladığım yazımdan (linki burada) ayrı olarak hesapladım. Yatırımda olan şirketlerin, bir şekilde yatırımlarını geciktireceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca toplantı sırasında yeni kurulacak kahverengi kağıt fabrikalarına hurda yetecek mi gibi bir soru gelmişti. Bunu da hesaplamaya çalışarak aşağıdaki tabloyu hazırladım:

Yukarıdaki hesabımın, milimetrik doğru olduğunu iddia edemem ama içerde şu anda toplanmayan (çöpe giden, yakılan vb) oluklu mukavva miktarının 674 bin ton olduğunu tahmin ediyorum. Bu demektir ki 2024’den itibaren, ülkemizin oluklu mukavva hurdası ithalatı artacaktır.


Sunumda ifade edilen konular, biraz moral bozucu. Sunumdan sonra bunu dile getirenler de oldu. Ancak benim oturduğum masadan işler böyle görünüyor.

Pandemi çalışanları iki şekilde etkiledi: İlki, “ölümlü dünya, bu kadar az paraya çalışmam ve minimalist yaşarım” diyenler ortaya çıktı. İkincisinde de ise “yapabileceğim çok sayıda açık iş var, en yüksek imkânı veren yerde çalışırım ve şöyle imkanlar da isterim” diyenler var. Her iki durumda da şirketler için doğru insanları bulmak ve elde tutmak zorlaştı. Önümüzdeki yıllarda iyi çalışanları bulmak, elde tutmak ve onları iş yerinde mutlu&verimli tutmak en önemli mesele olacak.

Refere edilen www.risiinfo.com da yayınlanan yazılar:
1-Paper demand continues to grow in Germany in H1 2022. 28 Temmuz 2022.
2-French P&B production rises in H1 2022 despite unprecedented input costs. 28 Temmuz 2022.
3-China’s top board producers taking massive downtime on persistent soft demand. 28 Temmuz 2022.
4-FINANCIAL ANALYSTS: Containerboard - The latest goings on [KeyBanc] 18 Temmuz 2022.

7 Ağustos 2022 Pazar

Nüfus, Milli Gelir ve Oluklu Mukavva

Oluklu mukavva tüketiminin artması, genellikle nüfus çokluğu ile ilişkilendirilir. Şu an için azsa bile zamanla yüksek nüfusun daha çok oluklu mukavva tüketeceği varsayılır. Katıldığım bir fuarda ülkesine yatırım yapmamızı isteyen bir Afrikalı nüfuslarının iki yüz milyona yakın olmasıyla övünmüştü.

Diğer taraftan, sık sık ülkemizdeki kişi başına oluklu tüketiminin Avrupa’ya göre düşük olduğu, daha oluklu mukavvaya girecek çok ürün olduğu vurgulanır. Medyada ambalajla ilgili bir dosya çalışması olsa bizim ne zaman Avrupa’yı yakalayacağımız önemli sorulardan biridir.

Tahminimce oluklu mukavva tüketiminin artmasına destek olan önemli unsur ise milli gelirdir. Bu yazıda milli gelir, nüfus ve oluklu mukavva tüketimini Türkiye-Almanya kıyaslamasıyla anlamaya çalışacağım.
Yukarıdaki tabloyu, kaynaklar bölümündeki dokümanlardan oluşturdum. Ülkemizin oluklu mukavva tüketimini Omüd’den değil Fefco’dan aldım. Anladığım kadarıyla Fefco, Omüd’den giden verilerde bazı düzeltmeler yaparak yayınlıyor. Bu nedenle oluklu mukavva tüketim rakamları alışıldığı gibi ton değil, milyon m2 cinsindendir.

1995’de Almanya bizden 5.112 milyon m2 daha fazla oluklu mukavva tüketiyormuş, 2020’de bu fark 6.197 milyon m2’ye ulaşmış. Yani Almanya’da oluklu mukavva tüketim hızı, nispeten Türkiye’den yüksek olmuş. Aradaki fark kapanmamış, tersine açılmış.

Milli gelirde ise fark daha büyük olmuş. Almanya 1995’de 2.418,5 milyar USD fazlayken; 2020’de fazlalığını 3.123,2 milyar USD’ye çıkarmış.
En ilginç bulgu ise nüfus sayısında görülüyor. 1995’de ülkemizin nüfusu, Almanya’dan 23,19 milyon kişi azmış, 2020’de nüfusumuz onları 1,1 milyon kişi geçmiş. İncelenen üç kriterden Almanya’yı geçebildiğimiz tek konu nüfus sayısında olmuş.

Konuya bir de grafiklerle bakalım:
Grafiğin sol ekseni milyar m2 cinsinden oluklu mukavva tüketimini, sağ eksen ise milyar USD cinsinden yıllık GSYİH (gayri safi yurt içi hasıla) rakamlarını gösteriyor. Ülkemizin oluklu mukavva tüketimi (turuncu), GSYİH’den (sarı) daha kararlı (yani dik) bir duruş sergilemiş. Almanya’nın ki de benzeri bir görünüm vermiş. (Gri renkli Almanya oluklu mukavva tüketimi eğrisi sanki 16.000 milyar m2’den fazlaymış görünmektedir. Tablodaki gibi 11.270 milyar m2’dir. Sanırım oldukça farklı bilgileri tek grafikte topladığımdan excel böyle yapmıştır. Ayrıca benim grafik bilgim yetersiz de gelmiş olabilir.)
Ülkemizin nüfusu (sarı) en hızla artan eğri olmuş. Buna karşılık Almanya’nın nüfusu neredeyse stabil kalmış ama oluklu mukavva tüketimi kararlı olarak artmaya devam etmiş.

Çıkardığım Sonuçlar
  • Nüfusun, oluklu mukavva tüketimine katkısı oldukça sınırlıdır.
  • Oluklu mukavva talebinin artması için insanların daha zengin olması gerekir. Ülkenin GSYİH’sı düşse bile ambalaj düşmüyor. İhracat ve zenginleşen bireylerin tüketim alışkanlıkları oluklu mukavvayı destekliyor.
  • Ülkemizin kişi başına oluklu mukavva kullanımının, Almanya’yı yakalaması pek mümkün görünmüyor.


Kaynaklar:
  • https://www.fefco.org/about-fefco/industry-statistics
  • https://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Germany
  • https://www.google.com/search?q=t%C3%BCrkiye%27nin+n%C3%BCfusu&rlz=1C1OKWM_trTR921TR921&oq=t%C3%BCrkiyenin+n&aqs=chrome.1.69i57j0i10i512l9.7846j0j15&sourceid=chrome&ie=UTF-8&safe=active
  • https://www.google.com/search?q=t%C3%BCrkiye%27nin+gayri+safi+milli+has%C4%B1las%C4%B1&safe=active&rlz=1C1OKWM_trTR921TR921&ei=uQHMYvKEFpSoxc8P45i66Ao&oq=t%C3%BCrkiye%27nin+gayri&gs_lcp=Cgdnd3Mtd2l6EAEYATIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgUIABCABDIFCAAQgAQ6BwgAEEcQsAM6CggAEOQCELADGAE6CAgAEIAEELEDOgsIABCABBCxAxCDAToFCC4QgARKBAhBGABKBAhGGAFQ7QxY7z9gjl9oAXABeACAAeoCiAHhEJIBBzAuOC4yLjGYAQCgAQHIAQ3AAQHaAQYIARABGAk&sclient=gws-wiz

16 Temmuz 2022 Cumartesi

Bir Yatırım Hikayesi

Sanırım 1997 yılıydı. Çopikas’ta çalışıyordum ve şirket olarak finansman sıkıntısı çekiyorduk. Ortaklardan bir bölümü, sermaye arttırmak yerine şirketi satıp-sektörden çıkmak istiyordu. 1995 gibi Kav Ambalaj, o yıllara göre astronomik fiyatla (50 milyon USD) Union Camp’e satılmıştı. Bu satışı gerçekleştiren (belki en önemli kişi olan) şirketin genel müdürü Cem Önen’e emekli olur-olmaz Çopikas’ta danışman olarak görev verilmişti.

Ortakların hayali o kadar yüksek fiyatla olmasa bile şirketi satmaktı. Yerli ve yabancı bir dizi alıcı adayı gelip-gitti. Bunlardan fiziksel olarak en yakını, komşu şehir Yozgat’ta kurulu Yimpaş idi. Yimpaş, esasen yeni bir fabrika kurmak istiyordu ve buna göre organize olmuştu. Geldiler, gezdiler, danışmanları vasıtasıyla değerleme yaptılar. Tam bir anlaşma sağlanacak gibiyken, danışmanları başa baş analizi istedi. “Yığın halinde, az çeşitlilikte üretim yapmıyoruz, kaldı ki sipariş üzerine çalışıyoruz. Başa baş analizi yapsak da doğru fikir vermez” dememe rağmen yönetim kurulunun isteği üzerine bir çalışma yaptım. Rakamları tam hatırlamıyorum ama üç bin iki yüz ton gibi oluklu mukavva ambalaj satışıyla şirket başa baş noktasına ulaşıyordu.

Yimpaş’ın danışmanı bu rakamı çok yüksek buldu ve iletişim koptu. Bence danışman doğru kişi değildi ve yeni makineler alınmasını arzu ediyordu.
Daha sonra Yimpaş, oldukça modern bir fabrika kurdu. O yıllar için süper sayılabilecek oluklu hattı, yalnızca açılış gününde birkaç saat üretim yapabildi. Şirket, yeterince organize olmadığından; o sırada fabrika müdürü olan bir arkadaşımın bilgilerine göre stok levhalar üretti. Bir kısım levha kutu haline de gelmiş olabilir.

Fabrika gerçekten çok az çalışıp-kapandı. Makineleri ikinci elden satıldı. Kaderin bir cilvesi, fabrikayı tasfiye ederlerken; stoklarındaki bobinlerin bir kısmını da Çopikas’a ben satın aldım.

Günümüze gelirsek
Bu günlerde sektörümüzde, iki yıllık dönemde sekizden fazla yeni oluklu fabrikasının kurulacağı konuşuluyor. Yatırım kararı alanlar, umarım makul-mantıklı planlama ve analizlerle bu kararlarını vermişlerdir. Yukarıdaki hikâyeden hareketle, yeni oluklu yatırımcılarına görüşlerimi paylaşmak isterim:

Yer seçimi
Çopikas’ın yeri hatalı seçilmişti. Üretilen malın, %80-85’i Bolu, Gebze, Eskişehir, Çerkezköy ve Bursa’ya gönderilirken; fabrika Çorum’daydı. Yimpaş’ın kurulduğu yer ise bir tık daha hatalı ve Çorum’a göre pazara daha uzak sayılırdı. O yıllarda şimdiki gibi geniş yollar, otobanlar yoktu.

Pazar analizi
Ellerinde bir Pazar analizi veya projeksiyon yoktu. Oluklu mukavva ambalajı, süpermarket gibi olacağını düşünüyorlardı. Grubun süpermarketlerine müşteriler akın ediyordu. Halbuki oluklu mukavvada müşteri size gelmiyor, sizin gidip sizden ambalaj alması için müşteriyi ikna etmeniz gerekiyor.

Danışman seçimi
Bir sektördeki danışman diğer sektörü bilmediği için işe yaramaz. Yimpaş’ın danışmanı da mutlaka başka sektörlerde çok iyi işler yapmıştı ama oluklu mukavva sektörü için doğru kişi değildi.

Makine seçimi
Tesise kurulacak makinelerin seçimi, Pazar/müşteri analizine bağlıdır. Satılacak ambalajların cinsleri, özellikleri, müşterinin beklentilerine göre belki de en modern makineler gerekmiyordur. Yeterli analiz yapılmadan makine alımına çıkarsanız, birkaç sene önce açılan fabrikada olduğu gibi; makine satıcıları aynı özellikteki makinelerden size iki-üç tane satarlar. İyi makineler almış olursunuz ama üretebileceğiniz ürün çeşitliliği azdır.

Vizyon
Yatırımcının vizyonu, oluklu şirketinin hızla para kazanmaya başlamasını sağlamalıdır. Yeni yatırımcılardan bir kısmı “üreteceğim kahverengi kağıdı satmakta zorlanacağım” diyerek ambalaja giriyormuş. Kahverengi kağıt, oluklu mukavvaya kıyasla daha ana sektördür. Ana sektördeki başarısızlığı (zira satılmayacağını düşünüyor) yavru sektör düzeltmez. Ayrıca kağıt satılmayacak kadar bollaşmışsa, oluklu mukavva fiyatları iyice dibe vurmuştur.
Yukarıdaki hikâyede ise Yimpaş kendi ürettiği ürünlerin (meşrubat, süt ürünleri vs) ambalajlarını yapmak istiyordu. Esasen bu fabrikaların ambalaj tüketimi çok azdı.

Organizasyon
Tepe yönetici (GM, CEO) ile satış yöneticisi en önemli üst yöneticilerdir. Bu kişiler vizyona uygun olarak en baştan seçilmelidir.
Şirketin organizasyonun, işleyişinin, stratejilerinin oluşturulması çok zaman alacaktır. Rakipten X’i ayartıp-almakla kısmi başarı sağlanır. Portföyünde A, B, C, gibi müşterileri olan satış müdürünü aldığınızda müşterilerin size gelmesi garanti değildir. Müşteri yeni kurulan bir fabrikaya kolayca meyletmez.

Sonuç
Pandemi dönemi, kağıt ve ambalaj tüketimini arttırdı. Şimdi dünyada enflasyonun arttığı, insanların harcanabilir gelirlerinin azaldığı yeni bir dönem var. Pandeminin getirdiği şartlar ortadan kalktığına göre kararları bir kez daha gözden geçirmek gerek.

19 Haziran 2022 Pazar

Oluklu Mukavva Kağıdında Yatırım Patlaması

Pandemi hem oluklu mukavva hem de kahverengi kâğıt sektörüne iyi geldi. 2020 ve 2021 yılları çok iyi geçti. 2022 ilk çeyrekten itibaren rüzgarlar ters esmeye başladı. Pandemi döneminin yarattığı taleple, çok sayıda kâğıt yatırımına karar verildi ve başlandı. Aşağıdaki tabloyu Aged’den (1) aldım.

Sektörde ise tabloda yer almayan bir kısmı başlamış olan Parteks, İlke, Gürsa ve Barem ’in de yatırımlarından bahsediliyor. Ben dahil bazı kişiler, yatırımların çok fazla olduğunu ve tabir yerinde ise kâğıtta fazlalık dönemine girmek üzere olduğumuzu düşünüyor. Yatırım yapanlardan bazıları ile konuştuğumda, kimsenin elinde hurda-kâğıt-oluklu dengesine ilişkin projeksiyon olmadığını anlıyorum. Bunun üzerine mevcut durumu tespit etmek için OMÜD ve SKSV’nin yıllık raporlarını inceledim.

SKSV’nin 2021 yılı raporundan (2) derlediğim alttaki tablonun yeşil dolgulu hücrelerini ben hesapladım ve/ya tahmin ettim. Bu yılın ilk çeyreğinde çıkardığı raporda, ülkemizde bu sene 3,3 milyon oluklu mukavva kâğıdı üretileceğini ama bunun 2024’te 3,8 milyon tona çıkacağını tahmin etmiş. Ben, SKSV tahminlerini esas alarak; ithalatın daha da azalacağını ama ihracatın artacağı varsayımı ile bu yıl içerde tüketilebilecek kâğıt miktarını 3,4 milyon ton ve 2024’te ise 3,93 milyon ton olabileceğini hesapladım.

Kâğıt tamam da, bu miktarı oluklu fabrikaları tüketebilecek mi acaba?

Omüd’ün 2020 faaliyet raporunu (3) alıp, 2021 gerçekleşen yıllık miktarı yukarıdaki gibi düzelttim. 2021, oluklu sektörü açısından beklenenden çok daha fazla büyümeyle tamamlandı. Tabloda bu nedenle, 2021-2022 büyümesi çok azmış gibi görünüyor. 2021’de 2,88 milyon ton oluklu mukavva satılmış, %10 fire ile bunun kâğıt gereksinimi 3,17 milyon ton oluyor. İkinci tabloya göre (SKSV) 2021’de içerde 3,38 milyon ton kahverengi kâğıt kullanıldığından; 3,38-3,17 m=217 bin ton kahverengi kağıt oluklu dışı (masura, torba, miğfer boru, köşebent, tek yüzlü,) kullanmış oluyor.

İki derneğin öngörüleri tutarsa, hiç sorun yok gibi görünüyor.  Sorun şu ki tahminlerde revizyon ihtiyacı var. Oluklu mukavva sektörü 2022 ilk çeyrekte %8,25 küçüldü. İkinci çeyrek ise pek iyi gitmiyor. Korkarım bu dönem de küçülmeyle bitecek. Omüd’ün verilerinde bu yıla %5 küçülme ve 2023 ile 2024’e %6,7 (=son 4 yılın ortalama büyümesi) büyüme girdiğimde tablo şu hale geliyor:

2024’ten itibaren oluklu mukavva kâğıdı fazlalığı görülüyor. Peki bu fazlalık doğru mu? Maalesef değil. 2024’te devreye girecek 8 makinenin, yapabileceği üretim miktarı (kapasite değil, konuştuğum uzmanın tahmini) 3 milyon tondur. Bunlardan ikisi yaklaşık 1 milyon ton 2024’ün ikinci yarısı devreye girebilir. Buradan hareketle, SKSV’nin 3,833 milyon tonluk üretim rakamı (benim hesabıma göre) 5 milyon tonu bulacaktır. 2025’te önceki yılın ikinci yarısı devreye giren makineyle oluklu mukavva kâğıdı üretimi 6 milyon tona ulaşacaktır. (İlke, Gürsa ve Barem yatırımları hesaba dahil değildir.)

Kahverengi kâğıt sektörünün (oluklu dışı sektörlerin yılda 0,5 milyon ton kahverengi kâğıt kullanacağını varsayarak) 2024’te 1 milyon ton ve 2025’te 1,8 milyon kadar fazlalığı oluşacaktır. 

Bunu ihracatla kapatmak mümkün mü?
Şimdilerde 200 bin ton/yıl kadar olan bobin ihracatını, anormal derecede arttırmak pek kolay olmasa gerek. Ayrıca hurda kâğıt konusunda dışa bağımlıyız. Kahverengi kâğıt üreticilerinin tarihsel olarak en kötü dönemi 2024’ten itibaren başlayacaktır. Bir taraftan hurda bulmak diğer taraftan de ürettikleri malı satmak gibi esaslı mücadele alanları olacak.

Referans verilen dokümanlar:
1-Aged, “Türkiye geri dönüşüm sanayi” başlıklı, 1/6/2022 tarihli yayını. www.aged.org.tr
2-SKSV, “Yıllık rapor 2021” www.sksv.org
3-Omüd, “Oluklu mukavva 2020, sektörel faaliyet raporu” www.omud.org.tr

1 Mayıs 2022 Pazar

ECT ve BCT Standardı var mı?

Aralıklarla, bu bloğu takip edenlerden veya genellikle oluklu mukavva alıcılarından; “ECT ve BCT nasıl tutar, kaç gram kâğıt kullanmak lazım, standardı var mıdır?” şeklinde sorular geliyor. Mümkün olduğunca hepsine cevap vermeye çalışıyorum. Kayıtlarıma baktım, üç ayrı kişi “standart var mı” sorusunu sormuş. Bu yazıda, konuya ilişkin görüşlerimi tekrar ifade etmeye çalışacağım.
Kısa cevap ECT veya BCT standardı yoktur. Elbette testlerin nasıl yapılacağına ilişkin standartlar mevcuttur. Sorulan, hangi değerin normal hangisinin düşük olduğuna ilişkin standart yoktur.

Soruların arkasında birkaç husus olduğunu düşünüyorum.
1) A üreticisinden şu gramajlı kağıtlarla üretilmiş kutudan ölçülen BCT değeri X iken diğerinden aynı gramajlarla daha düşük veya yüksek sonuç çıkması.
2) Şu gramajlı kağıtlarla ölçülen BCT’den fazlası veya azının kâğıt gramajıyla oynayarak yakalanabileceğinin düşünülmesi.
3) Yeterli seviyede bilgisi olmayan kişilerin (çoğunlukla satıcılar) müşteriye alenen yalan söylemesi. Bana yazan kişilerden biri, A şirketi temsilcisinin düşük gramajlı kağıtların daha yüksek BCT sağladığını sormuştu.

ECT’yi etkileyen faktörler
Kâğıt
Kâğıt üretim teknolojisi, üretimde kullanılan kimyasallar çok gelişti. Gramaj kendi başına belirleyici değildir. Yüksek mukavemetli ve düşük gramajlı bir ondüle kâğıdı ile yüksek gramajlı bir başka kâğıda göre daha yüksek ECT sağlanabilir. Genellikle SCT değeri yüksek olan kağıtlar daha iyi netice verir. (SCT hakkında daha detaylı bilgi, yazının altındaki linkte mevcuttur. Linkteki PDF dosya daha fazla bilgi vermektedir.)
Oluklu hattı
Ondüle makinesinin durumu, ondüle valsinin özellikleri (adım, take up, vs.), hattın yeniliği/bakım durumu ve menşei, üretim sırasında ECT’nin düşük çıkmasına neden olabilir. Bütün valsler (örneğin C dalga) aynı teknik özellikte değildir.
Aynı fabrika içinde, yan yana çalışan iki oluklu hattında; aynı kağıtlarla üretilen oluklu mukavvalarda farklı ECT ölçülmesi gayet normaldir.
Operatör
Makinede her şey iyi olsa da operatörün dahil olduğu işler ECT’yi düşürebilir: Yapıştırıcının jel pointi, hazırlama formülü, kâğıda ne kadar yapıştırıcı sürüldüğü, ondülenin basınç/frenleme nedeniyle ezilmesi mukavemeti olumsuz etkiler.

Mc Kee Formülü
5,876 bir sabit olmak üzere, ECT (kN/m veya kg/cm), U kutunun çevresi (2*en+2.boy, mm) ve d kutunun kalınlığı (mm)’dır.

BCT’yi etkileyen faktörler
Yukarıdaki formülden yola çıkarak, BCT’yi etkileyen en önemli faktör ECT değeridir. Kutunun ECT’si ne kadar yüksek ise ölçülecek BCT o derece yüksektir.
Formülün devamına göre, ECT aynı olmak üzere kutunun çevresi arttıkça BCT’si yükselir.
Levha
Oluklu mukavva levhada ölçülen ECT doğruyken, beklenen BCT düşük çıktığında levha kalitesine bakmak gerekir. Levhanın kambur olması, ondüle tepelerinin bir bölümünde yeterli yapıştırıcı olmaması, çeşitli nedenlerle ondülelerin bazılarının daha az yükseklikte olması, gibi hususlar BCT’yi düşürebilir.
Kutu makinesi
Oluklu hattından çıkan levhanın ECT’si yüksek olduğu halde kutu makinesi, levhanın üzerine baskı yaptığı için ECT bir miktar düşer. Besleme ünitesinden itibaren, baskı valsleri, iz üniteleri, katlama konveyörü, oluklu mukavvayı ezer ve mukavemeti düşürür. Zemin baskılı kutularda levhanın ezilmesine engel olmak zordur.
Dışsal faktörler
Kutu olmayı bekleyen levhaların, ortamdaki nemi alması gibi durumlar hem ECT’yi hem de BCT’yi düşürür.

Rule 41
Kâğıt gramajlarıyla ECT bağlantısını gösteren bir standart yoktur. TSE ve Avrupa normları, oluklu mukavva tip numarası belirleyip-bu tipin test değerleri şunlar olmalı demekle birlikte; o tipin kâğıt gramajlarını vermezler. Amerika’da ise durum biraz farklıdır.
Amerika’da iki ulusal nakliye kuruluşu Rule 41 ve Item 222’yi oluklu mukavva ambalajlar için hazırlamıştır. Rule 41’i National Railroad Freight Committee (Demiryolu Taşımacılık Komitesi), UFC (Uniform Freight Classification) adıyla hazırlamıştır. Item 222’yi ise National Motor Freight Traffic Association (Motorlu Yük Taşıyıcıları Biriliği) National Motor Freight Classification (NMFC, Karada Taşınan Yüklerin Sınıflandırması) başlığıyla çıkarmıştır. Adı geçen iki kural, taşınacak oluklu mukavva ambalajlı yükün ağırlığına ve ebatlarına göre, sahip olması gereken mukavemet özelliklerini belirlemektedir.
Başlangıçta, esas kriter patlama mukavemeti iken, 1990’da patlamaya alternatif olarak kenar ezilme değeri de eklenmiştir.

Özetle
BCT, müşteriye ve kutuya özeldir. Müşteri kutunun kullanım şartlarına göre BCT’yi belirler.
ECT, BCT’yi tutturmak için en önemli kriterdir. Kâğıt, kalınlık seçiminden; oluklu ve kutu makinesi üretim şartlarına kadar bir dizi faktör ECT’yi etkiler.

17 Nisan 2022 Pazar

İş Modeli Üzerine

Wikipedia’ya göre iş modeli, bir kuruluşun nasıl değer yarattığını ve sunduğunu açıklıyor. (1)  Bu kavrama ilk kez kafa yormam C48 kutuları (yaprak tütünlerin tasnif edilip- sigara fabrikasına gönderildiği aşamada kullanılan oldukça mukavim kutu modelidir) yüzünden oldu. Çorum’da çalışırken, C48 üretmeyi planladığımızda İzmir çevresindeki yaprak tütün işleme tesislerinin kutuyu takriben 16 birime (o zaman için DM veya U$) satın aldıklarını öğrendik.
O yıllarda tamamen ithal kağıtlarla üretilebilecek kutunun hem mukavemetini hem de birim ağırlığı çok önemliydi ve kutular çoğunlukla İtalya’daki bir üreticiden geliyordu. Neyse, kağıtları ithal ettik ve denemelere başladık ve İtalyan üretici fiyatı 11 birime düşürdü. Telaffuz edilen fiyat, hammadde maliyetinin biraz üzerindeydi ve oyundan düştük.

Rakibin fiyatı nasıl kırabileceği üzerine kafa yorarken, Çopikas satılmadan önce büyük makine arayışımız sırasında Almanya’da gördüğüm bir fabrikayı hatırladım. Binası hem dar hem de üçgen gibi kötü şekilli bu fabrikada dar ebatlı ve triplex çalışan 160 cm kadar genişliğinde bir oluklu hattı, bir tane 2 renkli Martin 1648 (160*480 cm) kutu makinesi ile 2 tane dikiş makinesi vardı. O yıllarda (1997 gibi) ilgim kutu makinesi üzerinde olduğundan ne üretiliyor, nasıl üretiliyor dikkat etmemiştim.

Almanya’daki şekilsiz fabrika bana rakibin şöyle yapmış olabileceğini düşündürdü: Dar ebat bir oluklu ile bir kutu makinesi, yüksek gramajlı ve dar ebatlı bobinleri muhtemelen grup içindeki kâğıt fabrikasından ucuza alma ve az sayıdaki çalışan ile az çeşitli kutu üretiyor olmalılar. C48 gibi standart ürünleri boş zamanlarında üretip stoka koyduklarından, fiyatı rahatlıkla kırabiliyorlar. Buna karşılık biz ise 2,5 m genişliğinde bobin alıp, mevcut çok çeşitli işlerimizin ancak %1-2’si olabilecek C48’de hiç rekabetçi olamadık.

Arya Kağıt
Mart ayının son günlerinde Denizli’de kurulu Arya Kâğıt’ı ziyaret ettim. Şirket sahibi Kasım Yavaşal’ı Dentaş günlerimden beri tanırım. Birkaç hafta önce bana bir kâğıt makinesi yaptığından bahsettiğinde, inanamadım. Makinenin video ve fotoğraflarını görünce merakım arttı ve gidip-ziyaret ettim. (2) numaralı kaynaktan Arya Kağıt tanıtım filmini izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kasım Bey tam anlamıyla baby boomer örneği sergilemiş. Kâğıt üretimi konusunda deneyimli birine bir makine çizimi yaptırmış, sonra makine parçalarını çeşitli kâğıt fabrikalarının çıkmalarından toplamış ve ortaya aylık kapasitesi 300 ton olan gri karton makinesi çıkmış. Hattın kurutma valslerini Uşak’taki tekstil fabrikalarından satın almış. Toplama bir kâğıt makinesi olmuş ama oldukça ucuza mal olmuş. Kendisine, “makineyi yaparken keşke yanına genç mühendis adaylarından stajyer alsaydın, gençlere çok faydası olurdu” dedim.
Üretilen gri karton, (resimde yok ama) ondüle mukavva (tek yüzlü), rolik (kumaş sarmak için) ve kâğıt köşebent halinde satılıyor.
Arya Kağıt’ın iş modelini, amaca uygun ve en az maliyetle kurulan gri karton makinesinin avantajı, çıkan bütün gri kartonu başka ürünlere dönüştürerek katma değer yaratma şeklinde özetlenebilir.

Benim anladığım
  • İş modeli yani nasıl para kazanılacağı kurgusu, çok önemli. Girişimci ve/ya yönetici, sektöre, yapılan işe ne kadar vakıfsa iyi kurgu yapabilir. Model yoksa, kurgu düşünülmemişse; para kazanmak teknolojiye yatırımdan geçiyor. 300 tonluk kâğıt makinesiyle, kurgu nedeniyle sürdürebilir iş sonuçları elde etmek mümkün oluyor. Diğer taraftan rekabetçi kahverengi kâğıt (oluklu mukavva üretiminde kullanılacak kâğıt) üretmek için 400 bin ton yetmiyor ve 600-700 bin tonların üzerinde kapasite yatırımı gerekiyor.
  • Diğer bir husus kapasite denkliği yani çıkan yarı mamulün hangi ürünlere ve nasıl dönüştürüleceği de önemli. Almanya’da gördüğüm üçgen biçimli binası olan fabrikada, dar ebat olukludan çıkan malı ile bir kutu makinesi eritebiliyor ama iki dikiş makinesi gerekiyordu. İlk makine büyük seçilince, çıkan yarı mamulü ürüne çevirecek kapasite de büyük olmak zorundadır. Ancak büyük kapasiteli fabrikalar, her zaman küçükler kadar kârlı (TL cinsinden değil, cironun yüzdesi cinsinden) olmayabilir.
  • İş modeline en iyi örneklerden biri, ülkemizdeki dar ebat oluklu yatırımlarının fazla olmasıdır. Pandemi döneminde kâğıt dengeleri değişti ama öncesinde, kurlar fazla oynaklık göstermediği dönemlerde yurt dışındaki dar ebat (kombine artığı) bobin stoklarını alıp-kutu üretmek oldukça revaçta idi. Yeni kâğıt kapasiteleri devreye girdiğinde ve Pandemi koşulları düzeldiğinde benzeri ortam tekrar oluşacak.
Kaynaklar
(1) https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C5%9F_modeli

6 Mart 2022 Pazar

Plastik ile Oluklu Mukavva/Kâğıt Kombine Ambalajlar

Kaynaklardaki ilk yazıyı, yayınlandığı günlerde okumuş ama pandeminin telaşı ile anlamını algılamamıştım. DS Smith ile Multivac, normale göre %85 daha az plastik kullanımı sağlayan yukarıdaki resimde görülen Eco Bowl adını verdikleri bir ambalaj geliştirmişler. Azalan plastiğin yerini oluklu mukavva almış.

Eco Bowl’un içindeki gıda maddesi tüketilince, gıdanın konulduğu hazneyi kaplayan ve ambalajı kapatan plastik kısım ile oluklu mukavva tava kısmı ayrı ayrı geri dönüşüme gönderilebiliyor.

Multivac ambalaj hattını, oluklu mukavva tavanın içine film yerleştirme, filme şekil verme, gıda maddesinin dolumu gibi işleri teknolojisi ile çözmüş. Buna karşılık, DS Smith uygun kalitede oluklu mukavva tavayı tasarlamış.

Eco Bowl’u daha iyi anlamak için (2)’deki videoyu, Multivac’ın yaptığı işleri anlamak için ise (3)’deki videoyu izlemekte yarar var.

Daha sonra, en yeni ambalaj teknolojilerini araştırdığım bir sırada (4)’deki GEA’ya rastladım. Benzeri bir çözümü sunan GEA, %80 plastik azalttığını ve oluklu mukavva tava kullandığını ifade etmiş.


Bu Çözümlerin Bana Düşündürdükleri

Plastik miktarını azaltıp, yerine oluklu mukavvayı koyarak ambalaj geliştirilmesi elbette çok güzel fikir. Başka sektörlerde de böyle çözümler ortaya çıkacaktır.

DS Smith’in tasarladığı tava oldukça zor bir dizayndır. Küçük boyutlu bir tavayı hassas şekilde üretip-hacim haline getirmek çok önemlidir. Oluklu mukavva üreticisinin makine parkının yanı sıra ustalığı da öne çıkacaktır.

Videolarda tam belli olmuyor ama tavalar sanki önceden hacim haline getirilmiş gibi görünmektedir. Dolayısıyla dolum makinesinin yanına gelecek tavalar, gıda ambalajı olacak kalitede, tozsuz, kırpıntısız, düzgün katlanmış olması gerekecektir.

DS Smith’in paylaşımlarında, Eco Bowl’un Amidori için geliştirildiği açıklanıyor. Amidori’nin adı daha sora Endori (www.endori.de) olmuş. (5)’deki yazıda ürünün 2019 sonlarından itibaren kullanımda olduğu ve %66 plastik azalttığı yazıyor (yani bilgilerde tutarsızlık var.) Endori’nin sitesinde diğer gıda maddelerinde de Eco Bowl’a geçtiğine ve hatta kullanıldığına ilişkin kayıt yok.

Multivac ve GEA’nın paylaşımlarında da oluklu mukavva ambalaj kullanıma ilişkin görüntü/video yok. Başlangıçta yazdığım gibi, fikir çok güzel olsa da böyle bir oluklu mukavva tavayı üretmek oldukça zor. Şu an için ne derece ekonomik olur bilemiyorum ama, oluklu mukavva yerine karton tava daha uygun olabilir.

Bu yazıyla fazla ilgisi yok ama; kâğıt ve plastiğin birlikte yer aldığı ve ayrı geri dönüşüm kutularına atılabildiği bir örneği ise (6)’da gördüm.

Plastik bardağın/kâsenin/kavanozun etrafına giydirilmiş kağıt kılıf bırakılan kilit mekanizmasına basılarak kolayca ayrıştırılabiliyor.

Sonuç

Plastiği geri kazanmak için ayrıştırmak ve ayrı toplamak gerek. Kâğıt ve oluklu mukavva zaten en çok geri dönüşen malzemelerdir.

Plastikle, kâğıdın veya oluklu mukavvanın kolayca ayrılması işin püf noktasıdır.

Son olarak, her ne kadar rakip gibi olsalar da plastik ve oluklu mukavva birlikte çalıştığında, tüketiciye daha sağlıklı/çevreci/geri dönüşen ambalajlar sunulacaktır.


Kaynaklar

  1. https://multivac-group.com/en/news-events/news-and-press-releases/detail/2020/06/1235-ds-smith-and-multivac-introduce-eco-bowl-an-innovative-cardboard-based-solution-for-fresh-food/
  2. DS Smith ECO Bowl - YouTube
  3. MULTIVAC Automation Solutions | MULTIVAC UK - YouTube
  4. https://www.gea.com/tr/articles/foodtray/index.jsp
  5. DS Smith and MULTIVAC's ECO Bowl concept proves to be perfect alternative for Germany-based food company Amidori's plastic packaging. www.risi.info’da yaınlanan 29 Haziran 2019 tarihli yazı
  6. https://www.greiner-gpi.com/en/Products/Decoration-technologies/K3-cardboard-plastic-combinations