18 Kasım 2013 Pazartesi

RockTenn


 
7 Kasım 2013 akşamı, Korab’ın, RockTenn’in temsilciğini alması nedeniyle düzenlenen kokteyle katıldım. RockTenn’in oluklu mukavva ambalaj bölüm başkanı, bay Jim Porter’in sunumu öğretici idi. Benim açımdan çok faydalı geçen etkinlikten, derlediğim bilgiler şöyledir:
RockTenn
ABD, Kanada, Meksika, Şili, Arjantin ve Çin’de üretim faaliyetleri olan kuruluş, 26 binden fazla kişiyi çalıştırıyormuş. 8,5 milyon tonluk kağıt/selüloz kapasitesinin yanında 930 milyon m2 konverting kapasitesi varmış.
Şirket, kuzey Amerka’daki
2’nci en büyük oluklu mukavva kağıdı ile oluklu mukavva ambalajı üreticisi,
2’nci en büyük karton üreticisi,
En büyük beyaz kraft üreticisi,
En büyük pre-printli kağıt üreticisi,
En büyük display üreticisi,
Önde gelen hurda kağıt toplayıcısı
Durumundaymış.

RockTenn’in web sayfasına www.rocktenn.com bakılabilir.
Sunumunun ikinci bölümünü, global oluklu mukavva kağıt sektörüne ayıran Jim Porter, çok önemli ve faydalı bilgiler verdi. Ancak sunum sırasında, slaytlarda çok az rakam verilmiş olması grafiklerin anlaşılırlığını azalttı.

Toplantı sonunda bize verilen, tercüme edilmiş sunumda anlam karmaşası vardı. Örneğin “containerboard” kelimesi; “oluklu mukavva kağıdı” olarak tercüme edilmesi gerekirken “oluklu mukavva ambalaj” şeklinde tercüme edilmiş. Bu nedenle, Korab’dan orijinal sunumu istedim ve yorumladım. (Verilen rakamlar “short ton”dur, 1 short ton=0,9071 ton.)

·         2013-2018 yılları arasında, dünyanın ekonomik büyümesi 2,5-4,5% arasında olurken, oluklu mukavva kağıtlarına olan talep 32 milyon ton artacak. Bugün 160 milyon ton olan toplam oluklu mukavva kağıt tüketimi, 2018’de 192 milyon tona ulaşacaktır.

·         32 milyon tonluk artış yalnızca hurda esaslı kağıtlarda olacak. Şimdilerde 40 milyon ton seviyesinde olan virjin kağıt (KL, NCCS, WTKL) talebi çok az artışla 42 milyon tona çıkacak. Buna karşılık hurda esaslı oluklu mukavva kağıtları 120 milyon tondan 152 milyon tona çıkacaktır.

·         2013-2016 döneminde, virjin kağıt üretim kapasitesi, tüketimden fazla artacak. Virjin kağıtların talep artışı Meksika ile (Türkiye dahil) Orta Doğuda 10%’dan fazla artacak. Bu iki bölgede, üretim kapasitesi çok çok az artacağından, Amerikan kraftının iyi müşterisi olmaya devam edecekler.

·         Yine 2013-2016 döneminde, hurda esaslı oluklu mukavva kağıt kapasitesi, ABD, doğu Avrupa ve Orta Doğuda (esas olarak Türkiye’de) çok artarken; talep aynı miktarda artmayacak. Bu bölgeler, hurda esaslı kağıdı ihraç etmek durumunda kalacak.

·         2013’den itibaren, hurdanın maliyeti ormandan daha yüksek olacaktır. Burada “orman”dan kast edilen, selüloz üretilebilecek ağaçlar anlamındadır. Hurda ile ormanın maliyeti 2013’de 122 $/ton’dur (birbirine eşittir.) 2015 sonunda hurda 192$’a kadar çıkarken, orman ancak 134 $ olacaktır. Bunun anlamı, hurda esaslı kağıtlarla, virjin kağıtlar arasındaki fiyat makasının kapanacağıdır. Test liner fiyatı, giderek krafta yaklaşacak demektir.

·         Bu gün itibarı ile en önemli üç bölgenin oluklu mukavva kağıdı üretim kapasite bilgileri şöyledir: Kuzey Amerika’da 42,2 milyon ton kağıt üretim kapasitesi var. Bunun yalnızca 35%’i hurda esaslıdır. Kuzey Amerika’nın ortalama oluklu mukavva kağıt maliyeti (paçal bütün oluklu kağıtları) 329 $/tondur. Avrupa’nın kurulu oluklu mukavva kağıt kapasitesi 37,9 milyon ton iken bunun 78%’i hurda esaslıdır. Avrupa’nın paçal kağıt maliyeti 409 $/tondur. Görüldüğü gibi, Avrupa’nın hem maliyeti yüksek hem de kapasitesinin çoğunluğu hurdaya dayalıdır. Çin’de is durum Avrupa’dan bile kötüdür. 92,7 milyon ton paçal kağıt kapasitesinin, 93%’ü hurda esaslıdır. Ve ortalama kağıt maliyeti 419 $’dır. Bu rakamlar, Amerikalıların kesin avantajlı olduğunu gösteriyor. Tahminim, IP dışındaki kağıt üreticilerinin de ülkemizde yatırım yapacağıdır.

·         ABD’nin oluklu mukavva kağıt üretimi34,5 milyon tondan (2012), 2016’da 37 milyon tona çıkacaktır. Yine 2012’de 6 milyon ton olan oluklu mukavva kağıt ihracatı 2016’da 8 milyon tona ulaşacaktır. Aşağıdaki şekilde olduğu gibi, dünyanın bütün ülke ve kıtaları, kuzey Amerikan kraftını ithal etmek zorunda olacaklardır. Şimdilerde kendine yeten Avustralya gibi bazı ülkelerde net alıcı olacaktır.

 
 
 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Küçük işletmeler ne yapmalı?


Ülkemizde çok sayıda, safiha işletmesi,  dar ebat oluklu işletmesi ve kapasitesi 40-50 bin ton gibi olan kağıt fabrikaları var. Bunların karşısında ise modern teknoloji ile donatılmış oluklu fabrikaları ile 400 bin tona kadar ulaşan yeni kağıt makineleri var.
İşin doğası gereği, bir süre sonra; modern olanlar ile küçük olanlar arasındaki rekabeti modernler kazanacaktır. Küçük olan her türlü (atölye, oluklu fabrikası ve kağıt fabrikası) işletme, orta vadede risk altında görünmektedir. Bu işletmelerin sahipleri ne yaparlarsa ayakta kalabilirler? Ben, bir küçük işletme sahibi olsam şöyle davranırdım:
Öncelikle “tamam mı? devam mı?” sorusuna cevap verirdim. Tamam ise, işletmeyi tasfiye etme planı yapar ve uygulardım.

Ortak iş yapmayı bilmiyoruz
Devam ise önümdeki en önemli sorun, birlikte iş yapma kültürü olurdu. Ülkemizde ortaklık yaparak büyüme çok yaygın değil. “Gemisini yürüten kaptan”, “Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın”,…gibi ata sözleri ve deyişler; tek başına olmayı pekiştirmiş. Bir şeyin tamamının sahibi iken, bir parçasının sahibi olmak pek bize uymuyor. Ancak, küçük işletmelerin ayakta kalmasının bir yolu, birleşmekten geçiyor. Başlıca alternatif stratejiler şunlar olabilir:
1)Satın almalar ile büyüme
2)Birleşerek büyüme
3)Uzun vadeli anlaşma
4)İşi farklılaştırarak, ayakta kalma

5)Profesyonel destek alma

Satın almalar ile büyüme
Mevcut işletme imkanlarının buna yetmeyeceğini varsayarak, üzerinde durmuyorum.

Şemsiye yapılar
1999’da veya 2000 yılında, Sayın Cem ÖNEN’in bu yönde bir projesi var idi. Projeye göre ayda 1.000 ton gibi oluklu mukavva üreten orta ölçekli işletmeler, bir şemsiye şirket altında toplanacaklar idi. Şemsiye şirket, ortak satın alma yolu ile tasarruf sağlarken; Türkiye çapında servis verme hedefi ile büyük ihaleleri alabilecek idi. Mevcut orta ölçekli işletme sahipleri, şemsiye şirketin yönetim kurulunda olacaklar, işin başında da bir profesyonel yönetici olacak idi. Bu teklifin götürüldüğü İstanbul’daki işletmelerin büyük çoğunluğu artık yoklar. İşletme sahiplerinden biri, bana “benden daha iyi nasıl alacak, işimi benden iyi mi biliyor” şeklinde yakınmış idi. Geçen zaman, Cem beyin tespitini haklı çıkardı.
Yok olmamak için, ilk çözüm, kendinden daha büyük bir yapının parçası olmaktır. Bu bir şemsiye şirket olabileceği gibi, benzer işletmelerin birleşmesi de olabilir. Kağıt fabrikası ile oluklu işletmesi birleşmesi de, oluklu işletmesi ile safiha atölyesinin birleşmesi de söz konusu olabilir. Birleşmelerin başarılı olabilmesi için, daha profesyonel olarak yönetilmesi esastır.
Sanıyorum, profesyonel yönetime geçiş çok sıkıntılı olacaktır. Düne adar kendimin yönettiği şirket, profesyonel biri tarafından farklı şekilde yönetilirken, kenarda durmak insanı zorlar. Yukarıdaki projenin götürüldüğü şirketlerden biri, profesyonel yönetime geçmeyi denedi, ancak başaramadı. Kurumsallaşma, kendi prensiplerinin en iyisi olduğunu düşünmekten vazgeçip; işletmenin yeni birisi tarafından yeni yöntemlerle yönetilmesini kabul etmekle başlıyor.
Akraba ile çalışıyor olmak, birleşmelerin önündeki bir diğer engeldir. İş küçükken, akrabaları çalıştırmak cazip görünse de, iş büyüdükçe akrabalar baş ağrısıdır. Aydın’da çalışırken, şirkete en büyük zararı akrabaların verdiğini gördüm.

Uzun vadeli anlaşma
Önümüzdeki yıl, kağıt üreticileri ile oluklu fabrikaları arasında, yıllık bağlantılar göreceğimizi düşünüyorum. Kısa dönemde ayakta kalmak için, işini (=siparişi) garantiye almak şarttır. Kağıt, oluklu ve safiha atölyesi arasında uzun vadeli anlaşmalar düşünülmesinde fayda var.
Uzun vade, işletmelerin birbirine güvenmesi ve yazılı kurallara göre hareket etmesini sağlayacaktır. İyi planlanmış-yazılı kurallar, bir kez daha profesyonelleşmeyi (veya profesyonel destek almayı) vurgulamaktadır.

İşi farklılaştırarak, ayakta kalma
Özellikle atölyelerin, mevcut yapıları ile ayakta kalmaları, rakiplerinden farklı olmasından geçiyor. Şimdi satılan ürünün yanına bazı tamamlayıcı hizmet ve ürünlerin konulması suretiyle farklılık yaratılabilir. Dolum/ambalajlama işçiliği, stoklama, kargolama, irsaliye kesimi,…gibi bazı hizmetler ilk akla gelenlerdir.
İşi farklılaştırma konusunda aşağıdaki 2 link çok faydalı olabilir:
www.packsend.com.au
Bennett Packaging, ambalaj dizaynı, kutu üretimi (oluklu hattı yoktur), kutuların doldurulması ve palete dizme (3 kutu şundan, 5 kutu bundan şeklinde) işlerini yapmaktadır. Müşteriye özel tasarımlara ağırlık vermektedir.
Pack&Send, “her şey her yere gider” sloganı ile hareket ediyor. Kırılacak eşyalar, elektronik vb hassas ürünleri düzgünce paketleyip-istenilen adrese gönderiyor. Kutuları hazır alıp-nakliye üzerine ağırlık vermiş görünüyor.

Profesyonel destek alma
Küçük işletme sahipleri, kendilerinden daha tahsilli birini istihdam etmekten çekiniyor gibi. Profesyonel destek, birini tam zamanlı çalıştırmadan da alınabilir. Danışmanlar için, olumsuzluk yükleyecek fıkralar olmasına rağmen, iyi planlanırsa; “doğru” danışman çok fayda sağlayabilir. Danışman kullanmak için çok büyük olmak şart değildir. Yakın zaman önce kurulan, kendi dahil 3 kişi çalıştıran bir atölyeye nasıl bir danışman bulması gerektiğini anlatmıştım. Danışmandan istifade etmek için, projeyi tanımlamak ve zaman sınırı koymak işin olmazsa olmazıdır.

Yakından tanıdığım bir atölye sahibi, 3 renkli, in-line kutu makinesi satın aldı. Merakımdan sorduğumda, alım kararını, “biz artık büyüdük, böyle bir makine lazım” diyerek özetledi. Bir süre sonra, makineyi ancak haftada bir gün çalıştıracak kadar siparişi olduğunu açıkladı. Tahminimce, o işletme bu makine yüzünden batacaktır.
Makine satın almak, büyümek değildir. Büyümek, şu an ki Pazar payınız X% ise, 5 yıl sonra da X% civarında olmaktır.
Hatalı yatırım kararları, işletmelerin ömrünü kısaltmaktadır. Orta ölçekli bir oluklu fabrikası sahibi, birkaç yıl içinde işi çocuğuna bırakmak istemektedir. Yeni makineler alarak, kendince 5 yıllık kapasite planı yapmıştır. Danışmanlık hizmeti almayacak kadar, işi çok iyi bildiğini düşündüğü için; eski teknolojiye haiz makineleri almıştır. Bu işletmenin, önümüzdeki dönem bir kağıt fabrikasının eline geçeceğini tahmin ediyorum.

Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için örnek çalışma programı
1)Durum tespiti yapın. Ne kadar büyüksün? Müşteri ve tedarikçilerde gözlenen trendler. İş nereye doğru gidiyor? (Gerekirse en başından profesyonel destek almayı düşünmeli.)
2)Kendi başına yapabileceklerini planla.
3)Birleşme imkanları araştır. Birleşmeler aynı sektörde, birbirini tamamlayan sektörlerde (kağıt ve oluklu gibi) veya sinerji yaratacak sektörlerde (kağıt fabrikası ile köşebent üretimi gibi) olabilir.
4)İşi farklılaştırma alternatifleri araştır.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Oluklu Mukavva Sektörünün 2015 ve sonrası üzerine

Geçtiğimiz 2-3 yıl içinde şu trendleri yaşadık/yaşıyoruz:
Modern Ambalaj, hızla büyümeye devam ediyor. Büyüyen pazardan daha çok pay alıyor.

Ağırlıklı olarak yabancı sermayeli kuruluşlar, küçülüyor, fabrika kapatıyor ve yeniden yapılanmalara gidiyor.

Ambalajla hiç ilgisi olmayan işleri yapan bazı gruplar; durduk yerde kağıt ve/ya ambalaj üretimine soyunuyor.

Kayseri, Konya/Karaman ve Antep/Maraş gibi yerlerde üretici sayısında ve ambalaj tüketiminde artış var.

Pazarın büyümesi
Oluklu mukavva ambalaj pazarı (önümüzdeki yıllarda ülkemizin 5%’den az büyüyeceği varsayımı altında) 3,5-4% gibi büyüyecektir. Bu durumda, Pazar 2015’de 2 milyon tona ulaşacaktır:

Yıllar  Bin ton
2013 1.850
2014 1.920
2015 2.000

Büyük oyuncular
Modern, 2015 sonunda +20% Pazar payı ile liderliğini sürdürecektir. IP, Mondi ve Dunapack üçlüsü, toplamda 40% Pazar payına ulaşacaktır. Dolayısıyla top-4 pazarın 60%’ına sahip olacaktır.

Piyasaya yeni giren veya girmeyi düşünen Rondo, Saica gibi yabancılar en çok ikişer fabrikaları ile fazla varlık gösterememiş olacaklardır.

Hangi trendleri göreceğiz?
Oluklu mukavva kağıt üretim kapasitesi +2,6 milyon tona ulaşmış olacağından kağıdı satmak önemli bir husus olacaktır. Oluklu mukavva kağıt fiyatlarında düşme ihtimali yüksektir. Düşmenin ne kadar olacağı, içeriden ne kadar hurda toplanacağı ile ilgilidir. Ülkemiz her halükarda hurda ithal ediyor olacaktır. Eğer kurlarda mevcut durum sürer ise hurda ithalatımız daha da artacaktır.

Türkiye, net oluklu mukavva kağıtları ihracatçısı durumuna gelecektir. Buna karşılık Rondo ve Saica gibi fazla kağıdını tüketecek fabrikaları satın alanlar hangi stratejileri geliştireceklerini çok merak ediyorum.

Yalnızca kağıt üreten kuruluşlar, mutlaka oluklu fabrikası kuracak ve/ya oluklu grupları ile partnerlik anlaşması yapacaktır.

Şimdilik İstanbu’da iki tane sheet feeder (yalnızca oluklu mukavva üretip-satan, kutu üretmeyen fabrika) bulunmaktadır. 2015 sonunda, en az 10’a yakın sheet feederimiz olacaktır. İstanbul dışındaki, büyük merkezlerde de sheet feederler kurulacaktır.

Sheet feeder sayısı, levha işleyen atölye sayısını tetikleyecektir. Beklenenin tersine atölye sayısı azalmayıp-artacaktır.

Atölyelerden bazıları, farklı servisler (depolama, ambalajlama, vb) vererek daha büyüyecektir.

Oluklu fabrikalarının rekabetçi olması, teknolojiye dayanacaktır. Eski makineler çıkarılıp-yeni teknolojililer devreye alınacaktır. Bu nedenle, büyük makine üreticilerinin mevcut acentelerini bırakıp-kendi organizasyonlarını kurmaları olasıdır.

BRC, clean room, FSC,… gibi sertifikalara sahip fabrika sayısı şimdilerde 10’dan az iken, patlama yaşanacaktır. Bazı atölyelerin dahi mesela BRC aldığı görülecektir.

Eski kağıt makinelerine sahip kuruluşlar, başlangıçta kendi (ikinci el) olukluları ile mutlu olurken; 2015’de rekabetçi olamadıklarını göreceklerdir. Bazılarının kapanması olasıdır. Kalanlar ise, mutlaka yatırım yapacaklardır.

Ana müşterisi kendi grubu olan hiç oluklu fabrikası kalmayacaktır. Ülker, bunu herkesten önce görmüş ve Tire Kutsan’ı satmıştır. Aynı holding içinde olma, akraba olma gibi satın alma tercihi hususlar “out” olacaktır.

Dalga cinslerinde incelme ve kaymalar yaşanacaktır. Yeni B (mevcuttan daha ince) kullanılmaya başlanacaktır. CB ve C dalgaların kullanımı azalıp, EB ve B dalagalar artacaktır. Mevcut durumdaki EB’ler EF’ye dönecektir.

2012’de 528 gr/m2 olan ortalama ağırlık, 510’un altına düşecektir.

2012’de faaliyette bulunan 91 kuruluş, 116 fabrika ve 122 oluklu hattı ile 1.772 bin ton oluklu mukavva üretmiştir. 2015’de 85 kuruluş, 110 fabrika ve 115 oluklu hattı olacağını tahmin ediyorum. Kurulu, fabrika ve hat sayılarında azalma olmasına rağmen; daha geniş oluklu hatları devreye girerek, verimliliği arttıracaktır.

80’den fazla sayıdaki oluklu hattı 2 metreden daha dardır. Bunların sayısının 50 civarına düşeceğini tahmin ediyorum.

Bakalım, öngörülerim ne kadar gerçekleşecek?

30 Eylül 2013 Pazartesi

Oluklu mukavva sektöründe kullanılan kağıt miktarları

Omüd’ün yayınladığı 2012 raporuna göre, kullanılan kağıt cins ve miktarları şu şekildedir:

 
Omüd raporundaki rakamların eksik olması, yayınlanan bilginin kullanılmaz olmasını getiriyor. Niçin Omüd, eksik bilgileri tamamlama yoluna gitmez anlamış değilim. Öte yandan Omüd’ün ilk kuruluşundaki kağıt ayrımlarının halen kullanılmaya devam edilmesi de ayrı bir sorun.  Halen beyaz ve esmer test liner kullanımları birlikte toplanmaktadır. Yukarıdaki tabloyu nasıl daha faydalı hale getirebilirm diye düşündüm, sonuçlar aşağıdadır.
 
Selüloz ve Kağıt Sanayii Vakfı ( www.sksv.org ) raporuna göre, 2012’de ülkemizin oluklu mukavva kağıt kullanımı 2.121 bin tondur.


bin ton
üretim
1.483
ithalat
721
ihracat
83
2.121

Buna karşılık RISI ( www.risiinfo.com ), 2013 mayısında Paris’te gerçekleştirilen  ICCA Global Summit’de ülkemizin oluklu kağıdı tüketimini 2,1 milyon ton olarak sunmuştur.
 

RISI’nin kağıt cinslerini bu kadar hassas tahmin etmesi (hesaplaması) takdire şayandır.

Yukarıdaki alıntılardan sonra, en iyi kağıt ayrımı RISI’dedir. Omüd’de aşağıdaki  şekilde yapsa iyi olur.
KL, esmer
Beyaz KL, kromo karton ve kuşeli olanlar dahil
Test Liner, yalnızca esmer olanlar, TL1, TL2, TL3 ve imitasyon KL dahil
Beyaz Test Liner, kuşeliler dahil
NSSC
Fluting, şrenz, high performance, extra, vb isimliler dahil

Omüd’ün rakamlarından yola çıkarak; ülkemizin kağıt kullanımıhesaplamak için iki hususa açıklık getirmek gerekir:
Bunlardan ilki, üye olmayanların kağıt kullanım yüzdeleridir. Benim tahminim


Üye olmayanların kullanım oranları
kağıt
%
KL
7
Beyaz KL
0,2
TL
36,5
Beyaz TL
5
NSSC
0,5
FL
50,8
100

Şeklindedir.
İkinci husus ise, Kağıt vakfına göre kullanılması gereken bütün kağıdın ne kadarının stokta kaldığı ile ilgilidir. 100 bin ton kadar kağıdın stoklarda (kağıt fabrikalarında veya oluklu fabrikalarında) artmış olduğunu varsayıyorum.
Bu iki kabulden sonra,


bilinen 79%
bilinmeyen 21% tahmini
OMÜD toplamı
Üye olmayanlar
Türkiye toplamı
Türkiye toplamı
kağıt
bin ton
bin ton
bin ton
bin ton
bin ton
%
KL
241
64
305
38
343
17,0
Beyaz KL
38
10
48
1
49
2,4
TL
195
55
250
200
450
22,2
Beyaz TL
90
28
118
27
145
7,2
NSSC
147
39
186
3
189
9,3
FL
418
151
569
278
847
41,9
1.129
347
1.476
548
2.024
100,0

Ülkemizin oluklu mukavva kağıdı kullanımını 2.024 bin ton olarak hesaplıyorum. Beyaz TL’ye ilişkin 145 binlik tahmin, SPC’den Yasemin Akyazan hanıma aittir. Onun tahminine göre ülkemize 70 bin ton kadar ithal beyaz TL girmektedir.
Bazı sonuçlar ve yorum:
Yukarıdaki tabloda, NSSC, RISI’den hayli yüksek çıkmıştır. Bunun nedeni, bazı high performans flutinglerin de NSSC olarak bildirilmiş olduğunu düşünüyorum.
RISI’nin kullanım yüzdelerini genel olarak daha doğru buluyorum.

 

16 Eylül 2013 Pazartesi

Çalışanlar ne ister?
Gallup’un 114 ulustan, çeşitli sektörlerdeki 10 milyondan fazla çalışan ve yönetici ile yaptığı mülakatların sonuçları kitap haline getirilmiş. Orijinal kitabın linki:
http://businessjournal.gallup.com/content/25402/Book-Center.aspx
iken, Türkçe’ye çevrilmiş kitap aşağıdaki linkten görülebilir:
http://www.idefix.com/kitap/basarili-yonetimin-12-temel-ilkesi-rodd-wagner/tanim.asp?sid=JYQNI00WLY6Y5BWB4UDQ

Çalışma,
• Çalışanların, iş yerine bağlılığı nasıl arttırıla bilir?
• İş yerinde motivasyon nasıl arttırıla bilir?
• Devamsızlık nasıl azaltılır ve verimlilik nasıl artar?
• İş kazaları, kayıp günler nasıl azaltıla bilir?
Konularını araştırmış. Röportajlar sonunda yukarıdaki sorulara cevap veren 12 ilke belirlenmiş:




Kitabın adı, orijinaline uygun olarak “başarılı yönetimin 12 temel ilkesi” olarak çevrilmiş ama ben olsam, yazımın başlığındaki gibi “çalışanlar ne ister” şeklinde çevirirdim. 12 temel ilkeye ilişkin benim yorumlarım ise:
1)İş yerinin benden ne beklediğini biliyorum.
Normal olarak, çalışanların ne yapması gerektiğinin önceden açıklandığı kabul edilir. Buna rağmen araştırmaya katılanların ancak yarısı, “görevimi biliyorum” demiş. Bu ilkenin diğer boyutu ise, ekibin içindeki bireylerin koordinasyonu ile ekiplerin aralarındaki koordinasyonun önemidir. Ayrıca değişen şartlar altında, çalışanlardan beklentilerin de değiştiğini; kendilerine anlatabilmek (yani koordinasyonu sağlayabilmek) çok kritik olmaktadır.
2)İşimi düzgün yapabilmek için, gereken alet-edavat ve malzemelere sahibim.
Çalışma alanı yapılan işe uygun, ilgili araç-gereç elimin altında. Araştırmaya katılan Amerikalıların üçte ikisi, “işimi yapmak için yeterli araç-gereç yok, bu nedenle eve stresli dönüyrum” demiş.

3)Hergün, işimi en iyi şekilde yapma imkanım var.
Batı toplumu, farklı kişilerin eğitilip-aynı işi yapmak üzere iyi bir çalışan olduğunu iddia etse de, insanlar aynı değildir. Fiziksel, mental ve yetiştikleri çevrenin özelliklerini taşırlar. Yönetim, çalışanlarının niteliklerini keşfetmeli ve doğru işlerde çalıştırmalıdır. Her üç çalışandan ancak biri, “hergün, işimi en iyi şekilde yapıyorum” demiş.

4)Son yedi gün içinde, işimi iyi yaptığım için teşekkür edildim.
Gallup’un çalışmasına göre, insanlar yeterince takdir edilmemekten muzdarip. Gallup, eğer organizasyonda “eline sağlık, iyi iş çıkardın” gibi bir kültür varsa, verimlilik minimum 10% artıyor şeklinde açıklıyor.

5)Amirim (veya bir başkası) benimle ilgileniyor.
Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlar ne kadar tek başlarına da çalışıyor olsalar; tercihan amirlerinin kendilerine özen göstermesini, sorunları ile ilgilenmelerini istiyor. Bu durumun, çalışanın iş değiştirmesini engelleyen önemli bir faktör olduğu vurgulanıyor. Çalışan olduğu için değil, insan olduğu için ilgi bekliyor.

6)İş yerindeki biri, gelişmemi (öğrenmemi, tecrübe sahibi olmamı) teşvik ediyor.
Ustam, bildiklerini bana öğretmek istiyor. Klasik usta-çırak ilişkisi yeterli değil. Baka baka öğrenme çok uzun ve verimsiz bir süreç. Bu sürecin kısalması için, ustanın düzgün iletişim kurması da şart.

7)Görüşlerim dikkate alınıyor.
Yönetim, çalışanların “insan” olduğunu unutmamalı, onları “makine” olarak kabul etmemeli ve çalışanları dinlemelidir. Çalışanlar, yaptıkları işe hakimdir ve bazen çok faydalı fikirler verebilirler.

8)Yaptığım iş şirketin misyonu ile uyumludur ve önemlidir.
Çalışanlar, çalıştıkları kuruma nasıl bir etkileri olduğunu bilmek ister. Yaptıkları işin, şirketin varlık nedeni ile uyumlu olduğunu umarlar. Yönetim, şirketin misyonunu çalışanlarına açıklamalıdır. Ve hatta işlerin, misyonla bağlantısını da kurmalıdır.

9)Arkadaşlarım kaliteli iş yapmaya özen gösterir.
Ekip içinde herkes benzer önceliklere sahip olmalıdır. Aynı ekipte hem iyi çalışanlar hem de kötüler varsa, iş sonuçları sık sık dalgalanma gösterir. Yönetim, herkesi aynı doğrultuda, aynı kalite düzeyinde çalışmaya yönlendirmelidir.
10)En iyi arkadaşım, iş yerimdendir.
İş yerindeki arkadaşlık ortamı, verimliliği arttırmaktadır. Çalışanlar, birbirinden kopuk iseler, iş değiştirme hızı yüksek olabilir. Yönetim, kimin kimle iyi arkadaş olduğunu bilemeye bilir. Buna karşılık yönetim, insanların iş dışında da bir araya gelmesini teşvik edebilir.

11)Son altı ay içinde, şirketten biri, gelişmem/öğrenmem hakkında benimle konuştu.
Performans değerlendirme, çalışanların gelişmeleri için yeterli değildir. Çalışanlar, yöneticilerinden düzenli geri bildirim almak istiyor. Bu bildirim, kişiye özel, potansiyelini arttırıcı, ihtiyaçlarını gözeten ve durumunu değerlendiren olmalıdır.

12)Son altı ay içinde, iş yerimde öğrenme ve gelişme imkanı buldum.
İnsanlar, öğrenmek ve gelişmek arzusundadır. Bir üst pozisyona geçmenin yanında, altı ay öncesine dek bilmediğim bir şey öğrendim.

Kitabın sondan önceki bölümü, “ücret problemi” olarak ayrılmış. Yazarlar, ücretin yukarıdaki 12 faktöreden ayrı olarak ele alınması gerektiğini ele alırlarken; “ücret” çalışanın devamlılığına, şirkete bağlılığına ve verimliliğine çok az etkilidir diyorlar. Araştırmadan çıkan ücretle ilgili sonuçlar ise:
1)Normalden yüksek ücret, çalışanı şirkete bağlılığını arttırmıyor ve motivasyonuna katkısı az.
2)Hem iyi çalışanlar hem de kötü çalışanlar, ücret artışını hak ettiklerini düşünüyor. Zira, yıl içinde yeterince geri bildirim almamışlar.
3)Çok küçük artışlar, motivasyonu bozuyor. Çalışanlar bunu, “sen bu artışı da hak etmedin ama...” şeklinde anlıyor.
4)Ücret, yalnızca faturaları ödemeye yaramaz, öncelikle bir statü sembolüdür. 5)Ücret kıyaslamaları, çalışanlar arasında derin gönül yaralarına yol açar. Aynı işi yapanlar arasındaki büyük farklar, huzursuzluk kaynağıdır.
6)Ücretler genellikle gizli tutulur. Ancak, ücret artışının hangi kriterlere göre yapıldığı bilinmelidir.

Kitabın sonunda, “iyi yönetimin kalbi” bölümünde, yukarıdaki prensipleri uygulayan yöneticilerin de, kendilerine aynı prensipleri uygulayan üstlere ihtiyacı olduğu belirtilmiş. Bütün seviyelerdeki yöneticiler benzer şekilde davranmalı.