18 Eylül 2016 Pazar

Dijital Baskıya Nasıl Girmeli?

Bu konuyu ilkin dijital baskı başlığı ile 12 Ocak 2014 tarihinde yazdım. Haziran başında gittiğim Drupa fuarında, hemen her türlü malzeme üzerine dijital baskı yapıldığını gördüm.

İki tür makine yaklaşımı belirgin hale gelmiş: Barberan ve HP gibi şirketler, bir hat ile (belki biraz pahalı) ama uzun vadeli çözümler sunuyorlar.
Karşılarında ise Xante ve Wonder gibi nispeten daha küçük ve ucuz ama baskı kalitesi (ilk gruba göre) biraz daha düşük olan makineler öneriyorlar.
Fuardaki dijital teknolojiler hakkında en kapsamlı (en iyi değerlendiren ama yalnızca büyük makineleri açıklayan) yazıyı International Paper Board dergisinin Temmuz 2016 sayısında, ‘The World has gone Digital Crazy!’ başlığı altında okumak mümkündür. Bu yazının internet linki, yazımın altındadır.

Baskı kalitesi, hem kullanılan kağıdın hem de kullanılan mürekkebin etkisinde iken; makinedeki ink jet sayısından da etkilenmektedir. Nitekim baskı kalitesi konusunda çok iddialı olan Barberan, Jetmaster’ına CMYK’ya ilave 2 renk daha koymuş.
Sektörümüze Etkileri
Dijital baskının ilk ortaya çıkış amacı (veya sizin beklentiniz), hem ofsete en yakın alternatif olmak hem de hızlı olmak ise sanki ikinci grubun yaklaşımı biraz daha doğru gibi. Buna karşılık bu türlü (yani Xante veya Wonder gibi) makinelerin, yüksek baskı kalitesinde yoğun baskılar yapamadığı da bilinen bir gerçek. Ülkemizde de bulunan bir yabancı grup, ellerinde 4 tane küçük/ucuz makine varken, HP ile görüştüğünü anlatmıştır.
Hemen tüm makine üreticileri, mürekkebi benden alacaksın derken; HP (konuşabildiğim üreticiler arasında) makineyi satmak yerine kiralamayı da öneren tek şirket idi.
Ayrıca HP, preprint baskı anlayışını da dijital hale getirmiş ve satmış durumda. HP, dijitali diğer baskı yöntemlerine uygulamış olması onu biraz daha öne geçirmiş gibi görünüyor.
Fuarda karşılaştığım ziyaretçilerin büyük çoğunluğu ofset baskı işletmeleri idi. Bu kişiler, dijital baskının kendi işlerinin önemli bir kısmını bitireceğini, oluklu fabrikaları ise yeni bir iş imkanını anlamış durumdalar. Bu nedenle de teklif alan ofsetçileri de oluklu fabrikalarını da gördüm.
Oluklu mukavva fabrikaları (daha doğrusu, orta ve küçük ölçekli olanları) ofset baskılı işleri almak ve dijital olarak üretme imkanına kavuşacaklar.
Benzeri iş hacmindeki bazı fabrikaların, display/stand adlarla anılan rafların üretimine kayması olasıdır.
Mevcut durumda az adetli olduğu için fahiş fiyata satılan bazı ofset ambalajlar, hızla dijitale dönecek ve ucuzlayacaktır.
Fuarla aynı günlerde BHS ile Screen Graphic and Precision Solutions şirketleri, oluklu hattında dijital baskı yapma amaçlı teknoloji geliştireceklerini açıkladılar. Konuya ilişkin duyuru, yazımın altındaki ikinci linktedir.
Bu girişim, dijital baskının daha da hızlanması anlamına gelir ki; sanki preprint teknolojisi olukluya taşınmış gibi (belki de daha fazlası) olacaktır.
Konuya İlişkin Endişem
‘High graphics’ makinelerde olduğu gibi, oluklu fabrikalarının dijital baskı makinelerinden üçer-beşer alıp, kutuyu doğru fiyatta satmaması/satamamasıdır. Yüksek kaliteli baskı yapan makineler sektörde çoğaldıkça, bu ürünlerin karlılıkları dramatik olarak azalmıştır.
Peki Ne Yapmalı?
Pazardan emin değilsek, ucuz makinelerden bir tane alıp-pazarı test etmek mantıklı bir çözüm gibidir.
Müşteri ile iyi bir kontratınız varsa, daha pahalı çözümlere yönelmek daha akıllıcadır.
Ya da BHS ile Screen’in çözümünü de bekleyebilirsiniz.

Yazıda atıfta bulunulan adresler:
http://www.thepackagingportal.com/features/the-world-has-gone-digital-crazy
http://www.screen.co.jp/ga_dtp/en/news/2016/06/gpn160601e.html

21 Ağustos 2016 Pazar

Büyümek Zorundasınız

Geçtiğimiz günlerde Jack ve Suzy Welch’in yazdığı “Gerçek Hayatta MBA” adlı kitabı okudum. Aşağıdaki yazıda kitabın “Büyümek Zorundasınız” başlıklı bölümünde dile getirilen görüşleri, özetleyerek yorumlamaya çalışacağım.

Yazarlar, mealen kitabı bu bölümünden okumaya başladıysanız, lütfen geri dönün ve baştan başlayarak okuyun diye yazmışlar. Bende aynı görüşten hareketle, en iyisi kitabı alın ve okuyun diyerek başlıyorum.

Büyümek İçin
Öncelikle yapılması gerekenler şöyle özetlenmiş:
“Misyon ve değerler uyumlaştırılmalıdır.
Performans ve inovasyonu teşvik eden türde liderlik benimsenmelidir.
Veriler manyakça öğütülerek performansa katkı sağlanmalıdır.
Strateji oluşturma sürecinde hızlı ve çevik olunmalıdır.
Modern bir sosyal yapı yerleştirilmelidir.
Üretken şekilde endişelenilmelidir. Elbette bu faaliyetler büyümeyi destekler!”
  • Yeni birilerini işe alın ve onların farklı görüşlerini değerlendirin: İşinizle hiç alakası olmayan sektörlerden gelenler, umulmayan katkıları sağlayabilir. Oturmuş ekipler iyidir ama bir süre sonra herkes aynı bakış açısına sahip olur. Arada bambaşka sektörlerden yeni insanları işe almak ve onların görüşlerinden yararlanmak gerekir.
  • Kaynaklarınızı çeşitli projeler arasında kırpıştırmayın, inandığınız projeye daha çok kaynak ayırın: Pazarlama, yeni ürün,…gibi çeşitli projeler söz konusu olduğunda, bütçe projeler arasında pay edilir. Bunun yerine en önemli gördüğünüz projeye daha çok (belki de bütçenin tamamını) ayırın ve o projenin gerçek anlamda katkı yapmasını sağlayın.
  • İnovasyon herkesin işidir, süper buluşlar yerine düzenli iyileşme adımları: Büyük buluşlar/icatlar iyidir ama kurum içinde her yıl yeni buluş yapılması pek mümkün olmaz. Dolayısı ile herkesin yaptığı işte düzenli iyileştirme yapıyor olması çok önemlidir. Stok sayımındaki hata sayısının düzenli azalması, raporun her ay birkaç saat daha erken çıkması,…gibi küçük ama sürekli iyileştirmeler büyük katkılar sağlar.
  • Büyüme motorlarında en iyi çalışanlarınızı görevlendirin: Yeni ürün geliştirme, yeni müşteri edinme, teknoloji,…vs gibi büyümenizi sağlayacak motorlardaki yöneticileriniz yapmaları gereken işe uygun olmalıdır. Bazen başka bir görevdeki yönetici, olduğu yerde iyi olabilir ama diğer bir görevde daha faydalı olabilir. Kaydırmalar yapmayı düşünmek gerekir.
  • Büyümeye bağlı ödüllendirme yapın: Ödül/prim sistemi, kurulduğu dönemdeki önceliklere göre yapılanmıştır. Yeni bir büyüme döneminde, yeni dönemin dinamiklerine göre tekrar kurgulanmalıdır.
  • Ayak direyenlere dikkat: Eski köye yeni adet, bu iş ancak böyle yapılır,…gibi tutum sergileyen (kurumun istediğiniz yönde gelişmesini engelleyen) kişiler olabilir. Büyümek istiyorsanız, önlem almalısınız. Öncelikle doğru davranış modelini açıklamanız, sonra uyarmanız, düzelmiyorsa görevden almaya kadar gitmeniz gerekebilir.


Welch’lerin görüşlerinde olduğu gibi tavsiyeler çoğunlukla yığın üretilmiş hızlı tüketim mallarına sanki daha çok uyuyor. Halbuki ambalaj sektörü ise daha çok sipariş almaya dayanıyor. Bu nedenle de bizim sektörümüze çok uymazmış gibi görünse de oldukça eğitici bulduğum bir kitap.

10 Temmuz 2016 Pazar

Yeni Makine Maliyet Avantajı Sağlar Mı?

Ülkemizde yatırım yapan (daha doğrusu bir yerleri satın alan) Avrupalı şirketler hemen bir iyileştirme programına başlama eğilimindedir. Bu durumu bizzat Çopikas'da çalıştığım dönemde yaşadım. Yeni makinelerle çalışmak, yeni teknolojiyi kullanmak, teknik kökenden gelen yöneticiler için hep heyecan verici olmuştur. Bende de oldu. Ancak yeni teknolojinin her zaman beklenen katkıyı yapması hususunda tereddütlerim vardı. Geçtiğimiz günlerde, Toyo Ink Genel Müdürü Yakup Benli'den dinlediğim bir anekdot; konu üzerinde biraz daha düşünmeme neden oldu. Önce anekdotu nakledeyim: Yakup Bey'in geçmişte çalıştığı bir şirkette, yeni makine almak istediklerinde Amerikalı yönetim kurulu üyesi yatırım kararına karşı çıkarak, mealen "bu fabrika teknoloji müzesi değil, elinizdeki makinelere daha düzgün kullanın" demiş.
Şimdi buyurun, yeni teknolojinin maliyet avantajı sağlaması üzerine düşüncelerimi size bir anlatayım.

Teknoloji Ne Demektir?


"Teknoloji: Bir sanayi alanında gücü ve bilgiyi biriktirme, denetleme, işleme, iletme gibi amaçlarla oluşturulan makinelerin, araç gereçlerin, aygıtların, yöntemlerin vb. tümünü kapsayan uygulama bilgisi"

Bizde teknoloji deyince hep yeni çıkan bir makine anlaşılır. Makine satıcılarının abartılı reklamları bizi böyle düşünmeye itmektedir. Halbuki teknoloji, bilimi uygulama demektir. Yeni makineyi almak, onu gerektiği gibi kullanmamızı garantilemez. Öte yandan teknoloji yalnızca makine değil, bazı durumlarda makinenin daha verimli çalışması için bir parça konveyör olabilir.


Peki Maliyet?


"Maliyet: Bir mal elde edilinceye kadar harcanan değerlerin toplamı."

Konumuz ambalaj olduğuna göre maliyet kalemlerini tek tek irdeleyelim:
Hammadde maliyeti, kağıt ve nişasta (kostik, boraks dahil) maliyetidir. Hammaddelerin, şirkete gelişinde ödenen nakliye ve ithalat masrafları ile imalat sırasında oluşan fireler dahildir.
Yardımcı madde maliyeti, mürekkep, tutkal, palet, streç, vs tüm yardımcı madde giderlerini kapsar. Bu malzemelerden fire olanlar ile varsa nakliye/ithalat giderleri dahildir.
Enerji maliyeti, oluklu ve kutu üretiminde kullanılan her türlü enerji kalemidir.
Nakliye, malın müşteriye teslimi sırasında oluşan giderlerdir.
Personel, hem doğrudan işçilik (üretimde çalışan kişiler) hem de satış ve diğer personel giderleridir. Sigorta, yemek, servis, vergiler dahildir. (Giydirilmiş tabir edilmektedir.)
Bakım onarım maliyeti, değişen parçalardan, dışarıdan alınan servis hizmetlerine dek tesisi çalışır tutmaya yarayan tüm giderlerdir.
Genel gider, ofis, iletişim ve bilgisayar gibi geriye kalan giderlerdir.

Ortalama bir oluklu mukavva ambalaj şirketinde (KDV hariç ayda 7 milyon TL kadar ciro yapan) giderlerin dağılımı ve ortalama tahminlerim aşağıdaki gibidir. 
İlk sütun giderin tahmini aralığı, son sütun ise kabul edilen ortalamaları göstermektedir.

% ort. %
Hammadde 65 - 72 69
yardımcı madde 6 - 8 7
Enerji 2 - 5 3
Nakliye 4 - 9 7
Personel 8 - 12 10
bakım-onarım 1 - 3 2
genel gider 2 - 3 2
100

Yeni Teknoloji Hangi Maliyetleri Etkiler?

Her türlü amortismanlar ile finansmanla ilintili her türlü gider, yukarıdaki tabloya dahil değildir. Tablo, maliyet toplamı 100 olacak şekilde hazırlandığından, listelenen gider kalemlerinin ciroya oranı ile karıştırılmaması gerekir.

Ülkemizde makine yatırımları, çoğunlukla hız artışı (yani daha az işçilik), miktar artışı veya hızlı teslimat için yapılsa da bu kalemleri detaylı etüt etmekte yarar var.

Hammadde maliyeti: Yeni teknoloji hammadde maliyetini; fire azaltmak suretiyle etkileyebilir. Ayrıca düşük gramaj kullanma etkisi de söz konusudur. Bu çalışmada düşük gramajı bir kenara bırakıp, fire azaltma etkisini hesaplayalım. Mevcut durumda fire 11% ve yeni yatırımla 10% olacaksa, yeni hammadde maliyeti (1,10/1,11)*69=68,37 olacaktır.

Yardımcı madde maliyeti, fire kadar azalacaksa aynı formül ile 6,94 olarak hesaplanabilir.

Enerji, nakliye ve genel gider yeni makine yatırımından fazla etkilenmeyen kalemlerdir. Bazı kutu makineleri, eskilerinden daha fazla enerji tüketir. Bu etkiyi yok varsayıyorum.

Personel maliyeti, ya çalışan sayısının azaltılması ya da hız artışı şeklinde etkileneceğinden daha detaylı şekilde analiz edilmelidir. Yeni teknoloji çalışanların 10%'unu azaltacaksa, kabaca personel gideri 0,5 ila 0,8 puan kadar (ortalama 0,7 puan) azalacaktır.

Bakım onarım giderinin, yeni yatırımla azalması mümkündür ama sıfırlanması söz konusu değildir. 10% azalsa 0,2 puan avantaj anlamı çıkmaktadır.

Yeni maliyet yapısını alt alta yazdığımızda,
%
Hammadde 68,37
yardımcı madde 6,94
Enerji 3
Nakliye 7
Personel 9,3
bakım-onarım 1,8
genel gider 2
98,41

Yatırımın Maliyet Tarafı

Böyle bir yatırım maliyet yapısını 1,59% iyileştirecektir.
Bu sonuçları sağlayan yatırımın tutarı 3 milyon € kadar ise, şirketin gelir tablosuna yansıyan 2 maliyet unsuru şöyle hesaplanabilir:

Amortisman, makine ömrü 10 yıl kabulü ile 3 milyon € * 3,3(kur) / 120 ay = 82.500 TL/ay.
Finansman gideri, kabaca 3 milyon € * 3,3 * 15% / 12 ay = 123.750 TL/ay.
İlkinin ciroya oranı 1,18% iken ikincinin 1,77%'dir. Yani dipteki kar 2,95% azalacaktır.

Sonuç ve Yorum

3 milyon €'luk yatırımdan elde edilecek avantajları (1 puan fire, 10% daha az çalışan) çok iddialı olarak tahmin ettiğimiz bu örnekte, maliyet yapısı 1,59 puan iyileşirken gelir tablosu bunun iki katı kadar kötüleşmektedir. Yakup Bey'in Amerikalısı haklı görünmektedir.
Hesap ortada iken Avrupalıların bu kadar yenileme yatırımı yapmasının arkasındaki motivasyon, herhalde oradaki personel giderinin bizden çok yukarıda olması vardır.

15 Mayıs 2016 Pazar

Oluklu Mukavva Ambalaj Sektörü 2015'i Nasıl Bitirdi?

Milliyet Gazetesi'nin 28 Mart 2016 tarihli sayısında, Sayın Güngör Uras'ın "Borsa Şirketlerimiz 2015'i İyi Geçirmiş" başlıklı yazısını oldukça geç okuma imkanım oldu. Aşağıda linkini verdiğim yazıda, borsamızdaki imalat şirketlerinin 2015/2014 finansal sonuçları analiz edilmiş ve sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. (Sanırım değerlendirmeye tabi tutulan şirketlerin toplam rakamları, 164'e bölünerek tabloya alınmış.)
Çok güzel ve anlaşılır hazırlanmış tablo, borsadaki imalat şirketlerinin iş sonuçlarının çok iyi olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Acaba, oluklu mukavva şirketlerinde durum ne diye düşünerek; aynı tabloları borsaya kote 3 şirketin yayınlanmış tablolarından yola çıkarak ben de hazırladım.

 
2014
2015
değişim (%)
Öz Sermaye
252,6
252,6
0,0
Toplam Varlıklar
784,2
937,7
19,6
Toplam Borçlar
345,3
494,9
43,3
Kısa Vade
308,9
453,5
46,8
Uzun Vade
36,4
41,4
13,8
Satış Gelirleri
1.112,3
1.134,7
2,0
Satışların Maliyeti
914,4
968,0
5,9
Faaliyet Giderleri
151,3
168,6
11,4
Faaliyet Karı
72,8
27,3
-62,4
Net Dönem Karı
22,9
1,7
-92,7

İlk göze çarpan bir kaç konu:
  • Oluklu mukavva ambalaj şirketlerinin borçlarında (bir yıl içinde) ciddi bir artış olmuş.
  • Cirolar 2% artarken, satışların maliyetinde 6% kadar ve faaliyet giderlerinde 11% kadar artış olmuş. Herhalde ilave satış yapılırken ya fiyatlar çok düşük olmuş ya da yeni müşterilerin sisteme girişi çok pahalı gerçekleşmiş.
  • Faaliyet karı 62% kadar azalırken, net kar 93% kadar azalmış.
Özetle, oluklu mukavva ambalaj sektörü (yani borsadaki 3 şirket) 2015'i iyi geçirmemiş.
Oransal analize bakarsak:
ORANLAR (%)
2014
2015
Öz Sermaye / Varlıklar
32,2
26,9
Toplam Borç / Öz Sermaye
136,7
195,9
Toplam Borç / Toplam Varlıklar
44,0
52,8
Toplam Borç / Satış Gelirleri
31,0
43,6
Net Kar / Satış Gelirleri
2,1
0,1
Net Kar / Öz Sermaye
9,1
0,7
  • Varlıkların finansmanında öz sermayenin oranı, gazetedeki analize göre oldukça düşük.
  • Şirketler öz sermayelerinin neredeyse iki katı borçlanmış durumda.
  • Toplam borçlar, cironun ancak 44%'üne ulaşıyor ki bu yukarıdaki analizden daha iyi bir netice demektir.
  • Karlılık oranları oldukça düşük.
Oranlar, analiz tamam da neden böyle olmuş derseniz?
2015 oluklu mukavva sektörü açısından olağan üstü sayılabilecek olayların üst üste geldiği bir yıl olduğunu hatırlamak gerekir.
Borsaya kote olan şirketlerde çalışanlar sendikalı olduğundan, toplu iş sözleşmeleri ciddi maliyet artışı getirmiştir. Borsada olmayan ve sendikalaşma bulunmayan şirketler bu durumdan olumlu etkilenmişlerdir. Sendikalı olanlar (yani yukarıdaki 3 şirket) açısından haksız rekabet söz konusudur.
Ayrıca borsada işlem gören şirketlerin verileri yayınlanırken, borsada olmayanların verilerinin yayınlanmıyor olması da bir başka haksız rekabet konusudur. Belli büyüklükteki tüm şirketlerin tablolarının yayınlanmasına (bu konuda bir yasal düzenlemeye) şiddetle ihtiyaç vardır.
Devreye giren iki yeni oluklu fabrikası, yüksek teknolojileri ile rekabette öne geçmiş, analize konu şirketlerin dengesini bozmuştur. Ülkemizin toplam kurulu kapasitesindeki bu ani artış, GSYH büyüme oranının hem düşük hem de büyümenin imalat sanayinden ziyade inşaat gibi sektörlerden kaynaklandığı bir yıla denk geldiğinden çifte etki yaratmıştır. (Eğer ülkemizin  büyümesi daha fazla olsa, yeni fabrikaların etkisi bu derecede hissedilmez idi. Gerçekte iki fabrika arz talep dengesini bu kadar bozamaz.)
Türkiye oluklu mukavva kağıdını üretimini önemli ölçüde arttıran bir kağıt fabrikasının devreye girmesi de kağıt piyasasındaki dengeleri değiştirmiştir. Yeni fabrika, mevcut (ve fazla büyümemiş olan) pazardan pay aldığından; kağıt fiyatlarını doğrudan, oluklu mukavva fiyatlarını dolaylı etkilemiştir.
Hem kağıt hem de kutu üreten ama borsada olamayan bazı oyuncular, bazen kağıtta bazen de kutuda fiyat rekabetine girdiğinden açık ara öne geçmişlerdir.

Özetle, 2015 oluklu mukavva denizinde büyük fırtınaların koptuğu bir yıl olmuştur. 2016 yılı, inşallah denizin durulduğu ve taşların yerine oturduğu bir yıl olacaktır. Kişisel tahminim, "aynı analizi 2016 sonuçlarıyla yaparsam çok daha iyi oranları hesaplarım" şeklindedir.

Yukarıda bahsedilen yazının linki:
http://www.milliyet.com.tr/borsa-sirketlerimiz-2015-i-iyi/ekonomi/ydetay/2216796/default.htm



17 Nisan 2016 Pazar

Büyük Değişim

Geçen ay kağıt esaslı ama köşebent gibi oluklu mukavva dışındaki ambalaj üreticilerinden bir kaçını ziyaret ettim. Bu tür ziyaretlerde hep olduğu gibi, geçen yıl nasıldı, bu yıl nasıl olacak gibi konuşmalar geçti. 2016'nın canlı bir yıl olmayacağını, gerçek büyümenin (=oluklu mukavva sektörü büyümesi) 2017'den itibaren olacağını tahmin ediyorum dedim. Buna karşılık bir şirket ortağı, "son 3-4 senedir, bu sene olmadı, seneye işler iyi olur inşallah diyoruz ama gelecek senenin sonunda da aynı noktada olduğumuzu görüyoruz" şeklinde bir özet yaptı. Yaptığı özet esasen, çok sayıdaki orta ve küçük işletmenin durumunun tespitidir.

İş sahibinin bu şekilde düşünmesinde yapılan yatırımın, planlanan (veya umulan) geri dönüş süresine uyulamayışı sanırım en önemli etkendir. Öte yandan ülkemizin normal temposunun altında büyümesi ve yabancı finansman girişinin azalması gibi faktörler de ekonomik gelişmenin yeterince iyi hissedilmemesine neden olmaktadır.

Bütün bunlar, ilk aşamada akla gelen doğru saptamalar olsa da gerçek neden "büyük değişim" biraz daha derinde ve daha büyük etkendir.

Büyük değişimi bazı örneklerle açıklamak daha kolay olacaktır. Benim ziyaretlerimle hemen hemen aynı günlerde Bobst'dan Hagop M. Tavitian Kaplamin'i ziyaret ettiğinde makinelerin verimliliği üzerine konuştuk. Hagop'un sorumlu olduğu bölgelerde verimliliğin nasıl farklı gözlediğini şöyle açıkladı. Hagop ayda 4.000 ton gibi oluklu mukavva kutu üreten bir fabrikanın, Avrupa'da (sanırım İspanya veya İtalya'yı kastetti) 70-80 kişi çalıştığını, buna karşılık Arap ülkelerinde aynı üretimin 300-350 kişi ile yapılabildiğini anlattı. Avrupa'da bu verimliliğin sağlanması için, fabrika müdürünün günde birkaç saat forklift operatörü gibi çalıştığını anlattı. Arap ülkelerinde ise insan gücü halen çok ucuz olduğundan otomasyonun zayıf olduğunu, prefeeder yerine 2-3 kişi istihdam edildiğinden bahsetti.

Çalışan kişi sayısı bakımından benzeri bir örneği ise bizzat 1999'da gözlemlemiş idim. O vakitler, DS Smith'in İtalya'daki Lucca fabrikası kişi başına verimlilik bakımından grubunun en iyi fabrikası idi. Ayda yaklaşık 4.600 ton kutuyu, toplam 120 kişi ile üretirler ve tüm DS Smith'e örnek olurlar idi. (Satış ve bakım onarım komple outsource edilmiş idi.) Demek ki 17 yıllık zaman içinde bir Avrupa fabrikası çalışan sayısını 30% kadar azaltmayı başarmış.

İster istemez ülkemizdeki durumu düşündüm. Aynı ölçekteki (=4.000 ton/ay, ortalama teknolojili) bir fabrika, ülkemizde 180-190 kişi çalışmaktadır. (Hizmet verilen sektörler, üretilen ambalaj tipleri, bu sayıyı çok etkilemektedir.) Çalışan kişi sayısı bakımından Avrupa'nın yaklaşık iki katı, Arap ülkelerinin ise yarısı kadar. İşte ülke olarak tam bulunduğumuz yer orasıdır.

En yeni teknolojiyi getirmekle, en verimli örneklerden olamıyoruz. Yatırımcı ise (yukarıdaki iş ortağı gibi) her yıl beklentisinin daha az karşılandığını düşünüyor. Bunlara her konuda yaşadığımız "büyük değişim"ler neden oluyor. Peki nasıl değişimler yaşıyoruz ve işlerimizi nasıl etkiliyorlar?

Teknoloji
Her alanda kullanılan teknoloji her gün ileri gidiyor ve daha dijital hale geliyor. İş olarak benimsediğimiz eylemler, bilgisayar/robot tarafından yapılır hale geliyor ve ortadan kalkıyor. Orta yaşın üzerindeki insanların havsalasının almadığı bir durum ortaya çıkıyor. Teknolojiye karar vermesi gereken yöneticiler, onu yeterince anlamadığı için hatalı karar veriyor. (Buradaki teknoloji kavramı, akıllı telefondan çok daha fazlasıdır.) Önümüzdeki beş yıl için seçilen teknoloji, bir yıl geçmeden (başlangıçta hatalı seviye seçildiğinden ve/ya ilerlemenin hızlanmasından) demode hale gelebiliyor.

Yatırımcı
Değişen teknoloji, yatırımcıyı daha bir önceki yatırımın geri dönüşünü tamamlamadan yeni yatırıma zorluyor. Zaten yeterli sermaye birikimi olmadığından, yatırım erteleniyor ve rekabette geri kalınıyor.
Küçük olsun hepsi benim olsun kafasındaki yatırımcı, ortaklık kurmayı ve daha büyük bir yapının parçası olmayı tercih etmiyor ve sermaye birikimi yok olup gidiyor.
Ülkemizin bir büyük planlamaya ihtiyacı olduğu anlaşılıyor. Ülke olarak rekabetçi olamayacağımız sektörlerdeki yatırımların engellenmesi ve kaynakların başka stratejik sektörlere yönlendirilmesi gerekiyor. Küçük sermayedarların birleşip daha büyük yatırımlar yapma anlayışına geçmeleri sağlanmak durumunda.

İnsan Gücü
Ülkemizde yeterince işsiz olmasına rağmen, düzenli çalışacak insan sayısı çok az olarak görünüyor. Yeni yetişen gençler, TV dizilerindeki gibi yaşama ve kısa sürede zengin olma hayali kuruyor. Bir önceki nesil için gayet uygun olan işler, bu nesle angarya/ağır/kazancı az geliyor. İş gücünün bu tutumu, yatırımcıyı otomasyona/robotlaşmaya zorluyor.
Asgari ücret seviyesi, genellikle yatırımların yapıldığı büyük şehirler için "geçinilemez" olduğundan; çalışan sirkülasyonu devam ediyor ve mevcut teknoloji bile düzgün kullanılamamış oluyor.

Rekabet
Yeni kurulan her fabrika, mevcut pazardan pay almaya çalışıyor. Artan rekabet, fiyat üzerinde bir baskı oluşturuyor.
Ayrıca, hayatın doğal akışında az teknolojili ürünlerin fiyatları düşmeye mahkum. Ambalaja oranla daha yüksek teknolojili ürünlerde (elektronik cihazlar gibi) bile reel fiyatlar yıldan yıla düşmesinden bunu görebiliyoruz.
Yatırımcı, rekabette öne geçmeyi halen bölgesel teşvik, ucuz iş gücü, grup şirketine pahalıya satma gibi kalıcı olmayan çözümlerden bekliyor. Halbuki yeni ürün geliştirme, pazarda farklılaşma gibi konulara ağırlık vermesi gerekiyor.
Buna karşılık müşteri, yoğun rekabetten daha düşük fiyat elde etmeye çalışıyor. Mevcut tedarikçisinin zaman içinde kendisi için geliştirdiği ürün ve hizmetleri bir kaç kuruş ucuz almak için göz ardı ediyor.

Müşteri
Müşteri beklentileri sürekli değişiyor ve (ambalaj üreticileri açısından) giderek daha da zorlaşıyor. İşe yeni başlayanlar için değişen müşteri beklentilerini anlamak daha kolay. İşe başlayalı 15-20 yıl olmuş kişiler için beklentilerdeki değişimi anlamak daha zor.
Ayrıca müşteri, yukarıdaki gibi liyakatsiz davrandığı sürece ambalaj sektörünün ürün geliştirmesini engellemiş oluyor.

Yeni Normal
Sanıyorum pek çok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bir yeni normal oluşuyor. Eskiden örneğin 50 M TL yatırımla, 200 kişi çalıştırmak ve 5% kar elde etmek mümkünken; artık 200 M TL yatırımla, 100 kişi çalıştırmak ve 1% kar elde etmek normal oluyor. (Verilen rakamlar örnek olsun şeklindedir, tutarlı olması beklenmemelidir.)
Elbette bu büyük değişimi yaşamak ve gerekenleri yapmak da mevcut yöneticilere/yatırımcılara düşüyor. Hepimize kolay gelsin.